banner136
banner191
banner162

Kuruçay: “Kahramanmaraş’ta deprem olursa Gölcük’tekinden daha aşağı olmaz”
banner167

17 Ağustos 1999’da merkez üssü Gölcük olan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, 1939 Erzincan afetinden sonra Türkiye’nin en büyük ikinci felaketi oldu. Resmi verilere göre, Marmara Depremi'nde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti. Jeoloji Mühendisi Mehmet Kuruçay, derin acılar ve izler bırakan felaketin 22.yıldönümünde açıklamalarda bulundu.

Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğunun bulunduğu 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde büyük bir deprem olma olasılığının her zaman var olduğunu dile getiren Kuruçay, “Biz bu depremleri yaşadık, ülke olarak çok ağır bedeller ödedik. Geçmişte yaşadığımız büyük depremlerden ders alınması, tecrübe kazanılması gerekirken maalesef hiç ders alınmadı. Varto, Erzincan, Adapazarı, Gölcük, Adana, Van, İzmir gibi depremlerin hepsi işaret ettiğimiz tehlikeli faylar üzerinde gerçekleşti” dedi.

Kahramanmaraş’a 8 kilometre mesafede bulunan Doğu Anadolu Fayı’ndaki olası depremin en fazla 2 saniye içinde şehre ulaşacağını belirten Kuruçay, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin en önemli aktif faylarından biri olan Doğu Anadolu fayı Kapıçam civarından geçmektedir. Türkoğlu üzerinden gölbaşına uzanan bu hat doğu istikametinde devam etmektedir. Kahramanmaraş bu fay hattına 7-8 km yani kuş uçuşu mesafededir. Yani Kapıçam civarında meydana gelecek bir deprem en fazla 2 saniye içinde şehir merkezine ulaşacak ve tüm şehri etkileyecektir. Kahramanmaraş birinci derecede deprem kuşağında yer alıyor. Biz sağlam zeminde sağlam binaları inşa etmek zorundayız. Bina yapacağımız yerin tüm zemin parametrelerini doğru tespit ederek zemine taşıyamayacağı yükü yüklememeliyiz. Zemin etütlerini sadece prosedür gereği olarak yaptırmamalıyız. Masrafından kaçmayarak çok hassas yaptırmalıyız.

Eğer yapının tüm parametrelerini doğru hesaplamayıp, para uğruna yanlış yerde yanlış bina üretirseniz ve o bina depremde yıkılıp insanlar ölürse katili siz olursunuz. Katil olmak sadece silahla adam vurana denmez. Bunu yapanda katildir. Marmara depreminde insanların katili o binaların yanlış yerde yanlış yapan insanlardır. Bizde de yarın bir gün böyle bir deprem yaşandığı takdirde bunun sonucu ölecek insanların katili bu binaların yanlış yerde yanlış yapan insanlardır. Sağlam zeminde sağlam binalar yapmayanlar ölen insanların katilidir.”

Doğu Anadolu Fayı’nda yaklaşık 400 yıldır kırılmayan bir segmentin varlığına dikkati çeken Jeoloji Mühendisi Mehmet Kuruçay, “Doğu Anadolu Fay hattında yaklaşık 400 yıldan beri kırılmayan bir segment var. Bu segment kırıldığında yaklaşık en az 7 şiddetinde bir deprem oluşturma ihtimali bütün bilim adamları tarafından kabul görmüş bilimsel bir gerçektir. Dolayısıyla biz birinci derece deprem bölgesi içerisindeyiz. Kentimizin bu tehlikeli özelliğini her zaman aklımızda tutmak zorundayız. Depremin masum bir doğa olayı olduğunu bina olmayan, yapı olmayan kısaca insanların inşa etmediği hiçbir yapı olmayan yerde deprem hiçbir hasar meydana getirmez. İnsanları deprem değil, yıkılan binalar öldürür.

Toplamda 470 km olan bu fayın 100 km’lik bir bölümünden söz ediyoruz. Aktif faylarda sürekli olarak bir enerji birikimi olur. Arap levhasının Anadolu levhasını sıkıştırmasıyla meydana gelen enerji sürekli birikmektedir. Türkiye’deki tüm bilim adamları şunu ifade ediyor: Gölbaşı- Türkoğlu arasında bir deprem olursa bu deprem 7 şiddetinden aşağı olmayacak. Bu sadece bizim görüşümüz değil tüm bilim adamlarının görüşü” şeklinde konuştu. Dolayısıyla verilen tarihler her zaman için yaklaşık verilerdir. Tam tarih verebilmek pek mümkün değildir. Buna göre biz diyoruz ki bu yaklaşık 400 yıllık birikme mutlaka boşalacaktır. Bu 10 dakika sonra mı olur, 10 yıl sonra mı olur bilemiyoruz ama şunu biliyoruz ki deprem mutlaka olacaktır. Çünkü depremin ne zaman olup olmayacağını tahmin edebileceğimiz bir teknoloji henüz geliştirilemedi. Kahramanmaraş’ta bir deprem olursa Gölcük veya Düzce depreminden daha aşağı olmayacaktır. Onların yaşadığı ne sıkıntılar varsa bizde aynı şeyleri yaşayacağız. Bizim o depremlerden ders almamız gerekir. O depremlerdeki gibi insanlarımız ölmesin. Bu kadar hasar olmasın. İnsanlarımız öldükten sonra değil de ölmeden önce tedbirimizi alalım” ifadelerini kullandı.