banner136
banner191

Gücünü Cehaletten Alan Cesaret

“Coşkun, durgun. adları boylarından uzun.

İri, ufak. ki sözleri, eserlerinden parlak.

Sönük, çürük. rozetleri, yüreklerinden büyük.

Anlamamış, anlamayacak ne olduğunu, Dolduramamış, dolduramayacak koltuğunu.

Yamuk, eğri, maskara. elleri, eldivenlerinden kara.

Sabahlar bilir, öğlenler, ikindiler, akşamlar bilirim. Ve günlerin gecelerin dışında yaşayan adamlar bilirim.”

Yukarıdaki ifadeler Arif Nihat Asya’nın Adamlar Bilirim şiirinin mısralarından alıntı ifadeler derlemesidir. Derinliğinde boğulacak kadar geniş anlamlar deryası gibi ifadeler. Şiirde anlatılan karakter gelişimine sahip olan veya olmayan kişilikte yetişmek, yetişme sürecinin tamamının etkilediği bir bütündür. Yetiştiği aile ortamı ve ilk eğitim olan aile eğitimi, okul öncesi ve ilkokul sürecinde aldığı eğitimin yanında çevre ve akran eğitimi, sonrasında biraz daha akademik yöne evrilen eğitimlerin yanında ergenlik ve olgunlaşma yönü ağır basan gençlik dönemi eğitimi, sonrasında daha çok yükseköğrenim hayatını belirleyen ortaöğretim eğitim süreci ve nihayetinde üniversite eğitimi ve üniversite eğitiminin kişinin yaşamına, ufkuna, vizyonuna kattıklarıyla büyük oranda nihai genişliğini bulan beyin ile son şekillerini alan karakter ortaya çıkmış oluyor. Daha ileri yüksek lisans, doktora vb. eğitimlerle geliştirme süreci veya mesleki ve yaşamsal tecrübelerle alanlarında uzmanlaşan kişilerin hayatlarında bilinç düzeyi, bakış açısı, ufuk ve vizyon yollarını aydınlatan lambalar gibi kendini belli ederken, diğerlerinde ampulün boşluğu ve ışıksızlık bariz bir şekilde görülebilmektedir.

Uzun yıllarını eğitime ve kendini yetiştirmeye, geliştirmeye harcamış insanlar, emekler harcamış insanlar, paralar harcamış insanlar, herkes güzel yılları eğlenerek harcarken çalışarak geçirmiş insanların dolu başaklar gibi boyunları bükük, gönülleri engin ve dolulukları yüzlerine, sözlerine ve davranışlarına yansımaktadır. Diğer taraftan boşluğu boyunlarından aşan insanların her konuda ahkâm kesebilmesi, her konuda kesin ve kati fikir belirtebilmesi, her olayda yorumlar, analizler, üst düzey gibi sunduğu çıkarımlar yapabilmesi ya dilinin kemiksiz olmasından ya da cehaletin özgüvenindendir.

İki kelimeyi bir araya getiremeyecek diye tabir edilebilecek, düşündüğünü ifade edemeyecek sığlıkta ancak sadece duydukları ile yaşayan ve davranış geliştiren, laf ve dedikodularla yaşamını, yolunu ve işini günübirlik şekillendiren insanların özgüveni bazı zamanlarda bakıyoruz ki dolu başak örneğine benzettiğimiz, derinliğine ömrü boyunca ulaşamayacağı çoğu insanda bulunmamaktadır. Bunu da ancak cehaletten doğan cesaret olarak ifade edebiliriz. Günümüzün sosyal medya argümanları tamamen bilinçli bir şekilde bu cehaletin cesaretini desteklemek için kurgulanmış gibi boş ve ağırlıksız kişilik ve karakterlerin cahillik kaynaklı özgüvenleri ile toplumu karıştırmakta, fitne ve yalanlarla günübirlik yaşamını şekillendiren bu insanları kullanarak toplumları zifiri hale getirmektedir.

Cahil özgüveni diye tanımlanabilecek bir özgüven olmasın, özgüveni yüksek olmasın da varsın İmam-ı Azam’ın dürüstlüğü olsun yeter ve bu dürüstlük çağımızın tabiri ile enayilik olarak da görülmesin ve değerlendirilmesin. Hz. Ali’nin cesaret ve bağlılığı olmasın geleceği düzgün, paralı, lüks olsun anlayışıyla şekillenen karakterler toplumda çoğalmaktadır.

Siyasetin içerisinden birisi “Bazı insanlarda öyle bir gereksiz ve boş özgüven var ki hiçbir şeyden, işin içinden haberi yok ama Amerika’yı tek başına yönetirim zannediyor.” Diye bir ifade kullanmıştı. Bu sözünde tamamen haklı ve ifadenin de gösterdiği gibi bu davranış biçimi cehaletten gelen özgüveni ve başka ve derin bir tanımlama ile Dunning-Kruger etkisini göstermektedir.

“1995’te bir gün, orta yaşlı, topluca bir adam, gündüz gözüyle iki Pittsburgh bankasını soydu. Maske veya kimliğini gizleyecek başka bir şey takmıyordu ve iki bankadan çıkarken de güvenlik kameralarına bakıp gülümsemişti. Sonraki günün gecesi, polis kendisini tutukladığında McArthur Wheeler şaşkınlık içindeydi. Ona güvenlik kamerası kayıtlarını gösterdiklerinde Wheeler gözlerine inanamazmış gibi baktı. ‘Ama yüzüme limon suyu sürmüştüm?’ dedi. Anlaşıldı ki, Wheeler cildine limon suyu sürmenin kendisini video kameralara karşı görünmez kılacağını düşünmüştü. Ne de olsa limon suyu, görünmez mürekkep olarak kullanılıyordu, öyleyse bir ısı kaynağına yaklaşmadığı sürece, tamamen görünmez olması gerekiyordu.

Bu haber Cornell Üniversitesi’nden psikolog David Dunning’in de dikkatini çekti ve öğrencisi Justin Kruger ile birlikte mevzunun ne olduğunu öğrenmeye karar verdiler. Araştırmalarının sonucunda, neredeyse her insanın, çeşitli sosyal ve entelektüel alanlardaki becerilerine dair yanlı görüşlere sahip olduğunu ama bazı insanların becerilerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek değerlendirdiğini buldular. Bu ‘özgüven yanılsamasına’ artık ‘Dunning-Kruger etkisi’ deniliyor ve özdeğerlendirmeyi şişirmeye yönelik bilişsel bir eğilimi ifade ediyor.

Gücünü cehaletinden alan, hele bir de beyinlerin boşluğunda sahip olunan koltuklarından ve etiketlerinden alan insan olmasın. Boşluğundan ve havasız kalmış düşünlerinden yaşam enerjisi bulan, günlerini ve gecelerini canlının yaşamsal ihtiyaçlarıyla geçirirken kursak ve kese doldurma amaçlarından başka yol haritası bulunmayan insan olmasın. Fikir ve düşünce dünyasında ve ortamlarında ise fikirsel ve toplumsal konularda cehaletten gelen özgüven ile Dunning-Kruger etkisi ile kendi ve müridlerinin üfürmeleriyle şişirilmiş olan karakter yansımalarıyla toplumda boy gösteren insan olmasın.

En duru yaratılışla sade ve sadece insan olsun yeter. Arif Nihat Asya’nın “Ve günlerin gecelerin dışında yaşayan adamlar bilirim.” Dediği derin ifadesi ile günlerin ve gecelerin dışında yaşayabilecek olgunlukta adam olursa da en sevgili insanlığa yol almaya başlamış olur. Allah iyi insanları ‘Dunning-Kruger etkisi’ ile yaşayan ve gücünü cehaletten alan özgüvenle hareket eden insancıklardan korusun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muharrem Şeker 2 hafta önce

Hemen hemen aynı ; bilinen mevzuları, değişik manevralarla sunmaya çabalamanın bir anlamı yok !..

Avatar
Salih sungur 2 hafta önce

Üstad kalemine yüreğine sağlık yine güzel bir yazı kaleme almışsınız. Tebrik ederim

Avatar
Zekeriya ÇAKABEY 2 hafta önce

Mikail Bey yazınızı görünce, elimde Necip Tosun'un "Öykü Kuramı," vardı, kenara bıraktım; Mikail Bey boş yazmaz diye yazınızı okudum. Kaleminize sağlık.
Selamlar

Avatar
Sebahattin 2 hafta önce

Harika bir yazı olmuş hocam yüreğinize sağlık çok hoşuma giderek okudum.

Avatar
Mustafa DEMİR 2 hafta önce

Cehaletten kaynaklanan düşmanlıktan daha tehlikeli şey cehaletten kaynaklı sevgidir.Rabbim dostun da düşmanın da şuurlusunu versin. Kaleminize sağlık

Avatar
elbistanlı 2 hafta önce

sayın hocam ağzına yüreğine sağlık ayrıntı gibi görünen ama çok şeyin başlangıç hatası olan cehalet özgüveni gibi bir konuyu güzel işlemişsiniz tadına vararak okuduk.

Avatar
Önder 2 hafta önce

Bilmediklerimiz kadar mutluyuz dur. Yüksek Ökçeler hikayesinin Ana fikridir bu sözler İnsan gözü ile görmediği sürece etrafındaki insanların hep iyi olduğunu düşünür. Öyle insanlar vardır ki sadece siz gördüğünüz için yapmacık davranırlar. Gerçek yüzleri sizin olmadığınız zamanlarda ortaya çıkar.Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeler hikayesinin okunması tavsiyesidir. .Son söz ..... Thomas Gray'in 1742 yılında yazdığı bir şiirden alıntı. 'İgnorance is bliss ' yani 'Cehalet saadettir.

Avatar
Erdal 2 hafta önce

Günümüz siyasileri ve siyasetini aynı zamanda seçmen kitlesini anlatan bir yazı olmuş okurken bir çok siyasetçiyi gördüm.