banner136
banner191

  

             Görev yaptığım yıllarda öğrencilerin hal ve hareketlerini izlerdim.  Kayda değer davranışları inceler ve önemli sonuçlar çıkarırdım. Nöbetçi olduğum bir gün bir grup öğrenciyi izlemeye aldım. O  öğrenci grubu bazı öğretmenleri görünce kendilerini toparlıyor, ceketlerini düğmeliyor gibi yaparak sahte bir saygı gösterisinde bulunuyorlardı. Aynı öğrenci grubu, özgül ağırlığı olan, nazik öğretmenleri görünce doğal halleriyle sade davranışlar sergiliyorlardı. İlgimi çeken davranışların sebebini gençlere sordum.  Açık ve net cevap istiyorum dedim.

           Gençler, bazı öğretmenleri görünce neden toparlanıp saygı gösterisinde bulunuyorsunuz da, XY öğretmenleri geçerken daha rahat ve sade davranıyorsunuz dedim. Hocam açık söyleyelim mi? dediler. Tabi ki  dedim. Eğer öyle yapmazsak kalbimizi kırarlar diye korkuyoruz dediler. Neden korkuyorsunuz dedim? Onlar bizi dinlemeden suçladıkları ve yargıladıkları için dediler. Anlayacağınız disiplin kılıfı altında hükmen sindirilmişler. Meğer saygı gösterisi korkudanmış, değer verdiklerinden, sevgiden ve samimiyetten değilmiş. Peki ‘’XY’’ öğretmenleri görünce farklı oluyorsunuz dedim. Hocam, onlardan korkmuyoruz,  onlara güveniyoruz. Onlar bizleri dinliyorlar ve anlıyorlar. Onları seviyoruz ve onların yanında kendimizi iyi hissediyoruz dediler!!!  

           Bu gözlemlere göre güçlü kim? Arsız mı, bağıran mı, hadsiz mi, narsist mi, bencillik mi, para mı, etiket mi? Yoksa edeplilerin susmaları bazılarını  güçlü mü gösteriyor!? Değil tabii...Korku salarak hükmedenler güçsüzdür aslında. Gerçekten güçlü olanlar; kendilerini ve öfkelerini doğru yönetebilen insanlardır. Onların, güç şovuna ihtiyaçları yoktur.  Esasında yanında ‘’kendin olabildiğin’’ insanlar güçlü-güzel insanlardır. İşte böyle insanlar huzur verirler. Ben diyorum ki; sevgisiz saygı da saygısız sevgi de sahtedir ve samimiyetsizdir.

           Doğru ve güçlü insan, toplum önünde aleni olduğu zamanlarda değil, kimsenin görmediği zamanlar da doğruyu yapabilendir. Etikete, şuna -buna dayanmadan, insanın kendi başına doğru ve dik durabilenlerdir. Anlayacağınız; ‘’insanın kendi başına’’ dik durması gerekir, dik tutulması değil.

            Buradan hareketle  diyorum ki; gerçekten güçlü insanlar;  zayıfa ve yoksula davranışlarından belli olur. Onlar, konumlarının ve mesleklerinin hakkını veren muteber insanlardır. Bağırmayla ve şiddetle güçlü olunmaz. Güce dayanarak konuşanlar, belli ki haksızlığı zorla kabul ettirme telaşında olanlardır. Güçlülük sözle değil, örnek davranışlarla olur. 

           Bu durumu aileler de, kurumlar da ve çok yerde görebiliyoruz. Arsız, şımarık ya da narsist biri varsa, orada onların borusu öter gibi görülüyor. Güçlü ve doğru olduklarından değil, huzur bozulmasın diye susulur. Kurumlarda, mesleklerde de durum aynıdır. Çevrenize bakın konfora alışan, onun bozulmasını istemeyen ve kendine güveni az olan bencillerin gürültüsü daha çoktur. Bilinsin isterim.

           Gerçek güçlüler; olması gerekeni yapan, kimseye yaslanmadan, kendi başına dik durabilendir.

          Günün sözü: Kelimeler, hem kurşun gibi yaralamaya kullanılır, hem de ilaç ve merhem olmaya...!

 

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kerim Türker 5 ay önce

Arsız, bağıran, hadsiz, narsist, bencillik, para, etiket bu özellikler bana bir kişiyi hatırlatıyor hocam. Herkes kolaylıkla tahmin edebilir

Avatar
Ahmet Elagöz 5 ay önce

Elinize sağlık çok doğru tespitler altına imzamı atarım.