banner136
banner191
   
    ŞAİR ADİL SOYDAN
    Memleketimiz Elbistan, yüzyıllardır; şairleriyle, ozanlarıyla, yazarlarıyla çok zengin bir kültür birikimine ev sahipliği yapmaktadır. Bu konuda Anadolu’da hatırı sayılır bir coğrafya olduğu söylenebilir. Aşık Mahzuni Şerif, Abdurrahim Karakoç, Çıtak Ahmet, Hayati Vasfi Taşyürek, Derdiçok gibi saymakla bitiremeyeceğimiz nice isim, bu toprağın bağrında yetişmiştir. Bu yazımla hem, o şairlerden biri olan Şair Adil Soydan’ı anmak, hem de şairimizin nezdinde Nakiboğullarından bahsetmek istedim…



    Adil Soydan’ın Sülalesi: Nakibzadeler
    Şair Adil Soydan; Elbistan’ın eski ve köklü ailelerinden biri olan Nakiboğullarına mensuptur. Ailenin dip dedesi; Hz. Hüseyin’in soyundan, Es-Seyyid Nurullah Çelebi, Dulkadiroğlu Beyliği’nin son dönemlerinde Halep’ten Elbistan’a gelir. ‘’Görgülü, bilgili, olgun’’ anlamında olan ‘’çelebi’’ ifadesi, torunları tarafında da taşınmıştır. Es-Seyyid Nurullah Çelebi’nin beşinci kuşak torunu, Es-Seyyid İbrahim Çelebi ile aile dört kola ayrılmıştır. Bu kolların biri Maraş’ta, üçü ise günümüzde Elbistan’da devam etmektedir. ‘’Hayatizadeler’’ kolu; ‘’Ayhan’’ soyadı ile, ‘’Müftülüler’’ kolu; ‘’Köker’’ soyadı ile, ‘’Nakibler’’ kolu ise ‘’Soydan, Ketizmen, Nakiboğlu ve Hilmioğlu’’ soyadları ile devam etmektedir. Bu aileye mensup başka soyadları da mevcuttur.

    ‘’Nakib’’ kelimesi; ‘’hayırlı, seçkin kişi, bir topluluğun başkanı, vekili emini’’ anlamlarına gelmektedir. Hz. Fatıma ve Hz. Ali neslinden gelen aileler ‘’seyyid’’ ve ‘’şerif’’ olarak anılmış, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere ‘’seyyid’’ denilmiştir. Bu aileler, Osmanlı döneminde, soylarını kanıtlayabilmiş ise ‘’Şecere-i Tayyibe’’ adı verilen defterlere kayıt edilirlerdi. Bu soydan gelen aileler ile ilgilenen merkezdeki kişiye, ‘’Nakibü’l-Eşraf’’ , taşradaki ailelerle ilgilenenler ise aynı aileye mensup olup, bu kişilere de ‘’Nakibü’l-Eşraf Kaymakamı’’ denilmiştir. Bu aileler ‘’Eşref-i Hanedan’’ olarak anılmışlardır. İslam coğrafyasında bu aileler yaygındır. Örneğin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın babası Feyzullah Efendi; Selanik’in Nakibzadeler ailesine mensuptur.(Kaynak: Atatürk’ün Ailesi (Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk’ün Soykütüğü) Mehmet Ali Öz). Gazi Antep’te ise meşhur Sinemacı Nakib Ali, Antep’teki Nakibzadeler ailesindendir. Elbistan’daki son Nakibü’l-Eşraf Kaymakamı Nakiboğlu Kadı Mustafa Kamil Efendi’dir. Soyadı Kanunu ile bu müessese ortadan kalkmıştır.

    Şair Adil Soydan’ın şeceresi; Es-Seyyid Nurullah Çelebi- oğlu Şaban Çelebi- oğlu Halil Çelebi- oğlu İbrahim Çelebi- oğlu Hasan Çelebi- oğlu İbrahim Çelebi- oğlu Ahmet Çelebi- oğlu Nakib Ali Efendi- oğlu Koca Mustafa Efendi- oğlu Hasan Ağa- oğlu Hafız Mehmet Nakib Ağa- oğlu Nakib Mehmet Ağa- oğlu Ali Ağa (Soydan/ 1868-1945)- oğlu Abdürrezak Ağa- oğlu Adil Soydan (1918-1965) şeklindedir.

    Bu aileden birçok; müderris, kadı, müftü ve şair çıkmış; Bu sülaleye mensup; ‘’Tuhfe’’ adlı esere yazdığı şerh ile ünlü Hayati Ahmet Efendi (1751-1814); Sadrazam Yusuf Ziya Paşa’nın da hocalığını yapmış, Elbistan’da bir kütüphane kurmuştur. Oğlu Bağdat Kadısı Şeref Halil Efendi (1796-1851) ise önemli bir ilim adamıdır. Torunu Hayatizade Ahmet Hayati Efendi (?-1890) de ha keza önemli bir ilim adamıdır. Yine aynı sülaleden; birçok yerde kadılık yapmış, son görevi ise Elbistan Müderrisliği olan Nakibzade Kadı Mustafa Kamil Efendi (1865-1917), Şair Adil Soydan’ın babasının amcasıdır.



Elbistan ulemasının onay mühürlerini taşıyan bu evrakta, o yıllarda Elbistan Müderrisi olan,  Nakibzade Kadı Mustafa Kamil Efendi’nin mührü de mevcuttur. Sol üst köşede mavi mürekkepli mühür. Mührün hemen üstünde ‘’Nakibzade’’ yazmakta, mühürde ise ‘’Es-Seyyid Mustafa Kamil’’ yazmaktadır.(Orhan Saydam Arşivi)

    Aile, aynı şekilde Milli Mücadele yıllarında da önemli görevler üstlenmiştir. Şair Adil Soydan’ın anneden dedesi Nakibzade Mehmet Ağa, Sivas Kongresi’ne delege olarak çağrılmış, ancak gidemeyince yerine, kardeşi;  -Adil Soydan’ın da babadan dedesi- Nakibzade Ali Ağa delege olarak katılmıştır. Nakibzade Mehmet Ağa ise Elbistan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucularından olup, bir dönem de başkanlığını yapmıştır. Diğer kardeşleri ve Adil Soydan’ın hem kayınpederi hem de büyük amcası olan Nakib Nuri Ağa ise; Köprübaşı’ndaki konağını yapılan toplantılar için tahsis etmiş, milis kuvvetlere destek vermiştir. Adil Soydan’ın amcası Nakibzade Hasan Muin Ağa ise; civardan oluşturduğu milis güçlerin (çete) liderliğini üstlenip, Maraş’ın kurtuluşuna katılmıştır.

    Ailenin Müftülüzadeler koluna mensup, Dr. Mustafa Köker ve kardeşi Eczacı Lütfü Köker; Maraş’ın işgali sırasında, Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmasında ve çalışmalarında aktif rol oynamışlar, cephede de mücadele vermişlerdir. Özellikle başlarında bulundukları Bertiz Müfrezesi; Maraş savunması için çok önemli olan, Mercimek Tepe’ye taarruz etmiş, Mercimek tepe’yi ele geçirmişlerdir. 22 gün süren savaşın her safhasında aktif rol oynayan Dr. Mustafa Köker, savaşın sonlarına doğru şehit edilmiştir. Lütfü Köker ise cumhuriyetten sonra Maraş’ın ilk belediye başkanı olmuş, şehre İstiklal Madalyası onun döneminde verilmiştir.

    Cumhuriyetten sonra üç belediye başkanı ve bir de senatör yine bu aileye mensuptur. Bunlar Nakibzade Nuri Ağa (Soydan), Nakibzade Ali Ağa (Soydan), Ziya Nakiboğlu, ve Senatör Hilmi Soydan’dır.


Üstte soldan sağa doğru: Nakibzade Mehmet Ağa, Ali Ağa, Nuri Ağa, Hasan Muin Ağa, Altta soldan sağa doğru: Şehit Dr. Mustafa Köker, Eczacı Lütfü Köker, Senatör Hilmi Soydan, Ziya Nakiboğlu

    Şair Adil Soydan’ın Hayatı ve Şiirleri
    1918 yılında Maraş’ın Zeytun (Süleymanlı) bucağında doğmuştur. Babası; Nakibzade Ali Ağa’nın oğlu Abdürrezzak Ağa, annesi Nakibzade Mehmet Ağa’nın kızı Emine Hanım’dır. Babası ve annesi amca çocuğudur. İlk ve ortaokulu Elbistan’da okuyan Adil Soydan, babası Abdürrezzak Ağa vefat edince tahsiline devam edememiştir. Hayatı Elbistan’da geçmiş, Elbistan Maliyesi Milli Emlak Memurluğu görevinde bulunmuştur. İki kız, bir de erkek kardeşi vardır. Kardeşi Mehmet erken yaşta vefat etmiştir. Kız kardeşleri ise Muhlise Hanım (Salih Doğuç’un eşi) ve Aliye Hanım (Ziya Nakiboğlu’nun eşi) dır.

    1942’de babasının amcası Nuri Ağa’nın kızı Emine Hanım ile evlenmiş, bu evlilikten biri erkek üç kız, toplam dört evladı olmuştur. Oğlu Mehmet Soydan, İsabet Soysal ile evlenmiş; Mehmet ve Adil adında iki oğlu olmuştur. Kızlarından Hayat Soydan, Baki Gürün ile evlenmiş; Fatma (Okay), Ayfer ve Neslişah (İskurt) adlarında üç kızları olmuştur. Kızı Zehra Soydan, Ali Nakiboğlu ile evlenmiş; Esin ve Ziya adlarında iki çocukları olmuştur. Diğer kızı Ayşen Soydan ise Turan Acemoğlu ile evlenmiş; Mustafa, Adilhan, Nalan ve Neslihan adlarında dört çocukları olmuştur.
    Şair Adil Soydan 1965 yılında vefat etmiştir.



Adil Soydan’ın nişan günü ve düğün gününe ait fotoğraflar; Adil Soydan, annesi Emine Hanım, eşi Emine Hanım, oturanlar ise solda teyzesi Zahide Hanım, sağda diğer teyzesi Abide Hanım (Elbistan 1942)

    Şiirleri:
      Halk şairi olan Adil Soydan, şiirlerini hece ölçüsü ile yazmış; bazı şiirinde ise serbest nazım kullanmıştır. Birçok konu işleyen şairin şiirleri incelendiğinde ailesine, özellikle de çocuklarına çok düşkün olduğu görülmektedir. Şiirlerin tamamını burada paylaşamayacağım için, isimlerini ve bazılarından birkaç dörtlük paylaşmakla yetiniyorum. (‘’Gidiyorum Nazlı Eşim Emine’’, ‘’Ben Sılama Gideceğim’’, ‘’Oğlum Memed’e’’, ‘’Zöhre Kızım Ne Yapıyor’’, ‘’Ayşen’e Mektup’’, ‘’Hayat İçin’’…)

    Hastalıklardan muzdarip olmuş, yaşadığı olumsuzluklar dörtlüklerine yansımıştır. Ağıt olarak yazdığı şiirler buna örnektir.(‘’Ya Ben Nasıl Ağlamayım’’, ‘’Naci’nin Destanı’’, ‘’Duyan Ağladı’’…) 

Müştak’ a Ağıt
Kara duman sardı dağların başı,
Sel olup çağladı gözümün yaşı,
Nasıl terk eylesin aslan kardeşi,
Emin Ağa kardeş desin ağlasın
 
Bükük koydun yavruların başını,
Annen baban dindiremez yaşını,
Taze koydun gittin nazlı eşini,
Zafer Hanım yoldaş desin ağlasın
 
Ketizmen’in meyveleri yetmiyor,
Gül dalında tomurcuklar bitmiyor,
Bahar geldi bülbülleri ötmüyor,
Bülbül feryat etsin, güller ağlasın
 
Tamburumun yanık çıkar hecesi,
Uzun olur, ayrılığın gecesi,
Harap oldu Elbistan’ın ilçesi,
Ona bizler değil, eller ağlasın
 
Minnet etsek acep geri gelmez mi?
Beş yetimin mahzun yüzü gülmez mi?
Nakıp, Tülün, göz yaşını silmez mi?
Nerde kaldı babam diye ağlasın
    Aşk ve sevgi konularını sıklıkla işleyen şairimizin, bunun yanında Allah ve peygamber aşkı (‘’Halıgıma Niyaz’’, ‘’Ulu Tanrıma Münacaat’’, ‘’Berat Kararı’’, ‘’Allah Diye Çağırırım’’, ‘’Resul-u Kibriya Sensin’’…), Ehl-i Beyt sevgisi (‘’Canım Hüseyin’’,’’Ey Canım Hasan’’, ‘’Hazreti Ali’ye Methiye’’…) konularını da işlediğini görmekteyiz.
Küfe ehlinin ricası mevtine oldu sebep,
Kast eden melun eller kurumadı ne acep,
Hak ile yeksan olurdu dilesen Hak’tan talep,
Sardı Yezid’in çerisi dört yanın canım Hüseyin
Hep bilirler ceddi pakın ol Muhammed Hazreti,
Sende iken hem Aliyyül Murtaza’nın nusratı,
Bilmezim kuduz köpekler nice buldu fırsatı
Linç edip ezsem başını Mervan’ın canım Hüseyin
    Şairimizin; Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili epik şiirlerinin yanında Türk Millelleti’nin büyüklüğünü ve kahramanlıklarını işlediği şiirleri de mevcuttur. (‘’Şanlı Bayrağım’’, ‘’Türkün Destanı’’, ‘’Kahraman Mehmedim Aslan Mehmedim’’…)
Düşmanların görmesinler el gibi,
Ölüm saçan, sanki kara yel gibi,
Akınların bentler yıkar sel gibi,
Çin Seddi’ni aştığını unutma
Söndüremez kimse senin narını,
Koruyacak yine sensin yarını,
Çelik zırhlı düşmanların bağrını,
Süngü ile deştiğini unutma
    Adil Soydan, sosyal hayatın eksikliklerini, insanların maddi sıkıntılarını, adaletsizliği ve kültürel yozlaşmayı da konu edinmiş, şiir dünyasında çareler aramıştır. (‘’İlmin Işığını Saçmamız Gerek’’, ‘’Gurbetteki Elbistanlılara Lise Yardımına Davet’’, ‘’Bir Memurun Türküsü’’…)


Şair Adil Soydan’ın 1964 yılında yayınlanan ‘’Gönül Sazı’’ adlı şiir kitabı

    Hiciv ve koşma tarzında şiirleri bulunan şairimiz, başka şairlerle atıştığı birçok şiiri de vardır. Bu karşılıklı şiirleri de günümüze ulaşabilmiştir. Çıtak Ahmet bu şairlere örnektir. Elbistan’ı ve Ketizmen Köyü’nü (Nakiblerin yaylağıdır) şiirlerinde sıkça işleyen şair, mahlas olarak kendi ismini kullanmıştır. Şiirlerinin küçük bir kısmı, 1964 senesinde yayınlanan ‘’Gönül Sazı’’ adlı kitapta toplanmıştır. Ailesinde şair çoktur. Dedesi (Nakibzade Mehmet Ağa), anneannesi (Saltlar’dan Gülendam Hanım, -Divan şairi Saltzade Rifat Efendi’nin kızkardeşidir-), annesi, büyük amcası (Nuri Ağa)... hepsi şiir yazar. Ortaokul duvar gazetelerinde başlayan şiir serüveni, ömrünün sonuna kadar devam etmiştir. Kızlarından Hayat Gürün’ün de şiirleri mevcuttur. Şairimizin ‘’Elbistan’ın ağzından’’ yazdığı bu güzel şiiri paylaşarak yazıma son veriyorum.

        Elbistan’dan Selamlar
Elbistanım ilçeyim, sevimli bir bahçeyim,
Kıymetimi bilsinler, ben bir altun külçeyim,
Ceyhan benim göğsümde, sessiz hazin akıyor,
Büyüttüğüm yiğitten, bahadır çok çıkıyor,
Bol mahsul veririm de, evlatlarım olur tok,
Hiç gitmiyor melalım, çünkü tren yolum yok,
Bu yönden matem tutup, giyerim ben karayı,
Ne kadar çok severim, bilse ben Ankara’yı,
Onu candan severim, çünkü müşfik babamdır,
Sıkıntı nedir bilmez, her isteği temamdır,
Bense ıssız köşede, niçin kalmışım neden,
Bir kara bahtım varmış, ne gelen var ne giden,
Çekilmişim köşeye, öyle sessiz ağlarım,
Kimse sormaz halimi, yaremi ben bağlarım,
Halbuki ne bahtlıdır, büyük ağbey İstanbol
Sıkıntı nedir bilmez, her ne ararsanız bol,
Açınız sinesini, hatıralarla dolu,
Türklüğün garbe doğru, uzayan çelik yolu,
Pek çok görmek istedim, İzmir’in de yüzünü,
İlk defa o korkuttu, düşmanların gözünü,
O büyük fuarının, dünya methin veriyor,
İşte bak Türk ülkesi, cennete dönmüş diyor,
Yeşillikler içinde, ne sevimli Adana
Acep doyum olur mu, böyle güzel vatana,
Hem de merhametlidir, fakirleri gayırır,
Türkiye’nin ambarı, aç kalanı doyurur,
Ağbeylerin içinde, çok severim Maraş’ı,
Bütün bereket taşır, onun toprağı taşı,
Sopasıyla kovmuştu, en azılı düşmanı,
Kurtuluş Savaşı’nda, yazdı şanlı destanı,
Ey yolcu uğrar isen, Arslanlar diyarına,
Elimden çelenk götür, şehitler mezarına,
Kaçırmayayım diye, şiirimin tadını,
Ayrı ayrı saymadım, hepinizin adını,
Ağbeyler hepinizi, saygı ile anarım,
Samimi selam yollar, hörmetlerim sunarım.
Adil Soydan Elbistan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
KARABEKİR ZADE 10 ay önce

Yazinizda kadı Mustafa Kamil Efendi'nin baba tarafını yazmışsınız annesinin Elbistan muteselimi KARABEKİR ZADE El hac Ahmet olduğunu neden yazmadiniz tarihçilik bunu gerektirir.

Avatar
Av.Dr.Hayati Hilmioğlu 10 ay önce

Merhabalar.
Öncelikle emekleriniz için teşekkür ederim.
Ziya Nakiboğlu’nun solundaki fotoğraf babam Hilmi Soydan değil amcam Hakkı Soydandır.İsterseniz babama ait fotoğrafı gönderebilirim.
Selamlar

Avatar
Doğan Soydan 10 ay önce

KADI MUSTAFA KAMİL EFENDİ:
Nakiboğlu Kadı Mustafa Kamil Efendi (1867-1914). Annesi, Karabekirzade Hac Ahmet Efendinin kızı Ümmügülsüm Hanımdır. Kendisi, İstanbul hukuk mektebini bitirmiş, Beyrut-Mercüyyün kazasın, İzmir-Urla, Denizli-Çal, Adıyaman, Andırın, Haçin (Saimbeyli) kadısı; yaşamının son döneminde de Elbistan Müderrisi olarak görev yapmıştır. Bu arada, Tarikatların Müslümanlar arasında bölünmeye, ayrışmaya sebep olduğundan bahisle; müritsiz bir tarikat olan NEBEVİYYE TARİKATINI KURMUŞTUR. Bu tarikatın yol, yöntem ve amaçlarını açıklaya MİNHACÜ'L MÜ'MİNİN risalesini yazmış ve bütün tarikatların bu amaç doğrultusunda hizmet etmesi gerektiğini belirtmiştir. Elbistan'ın il olması için yazıp "Saraya" gönderdiği 12 sayfalık mektup, aynı zamanda Elbistan'ın o tarihteki çevre incelemesi niteliğinde önemli ve tarihi bir belgedir. (Bak: Elbistanlı Kadı Masutafa Kamil Efendi, Ö. Hakan Özalp, Özgü yay. 2007, ist... Bu mektup Elbistan'ın Sesi'nde tarafımdan yayımlanmıştır.

Avatar
Adem Bakırcı 10 ay önce

Hilmi SOYDAN fotoğrafı , kardeşine ait...Kendi fotoğrafı değil...Rahmetle anıyorum.

Avatar
Eski Elbistanlı 10 ay önce

Sayın hocam, kaleminize, emeğinize sağlık. Nakiboğlu ailesine dair bildiğim dağınık bilgileri bu denli toparlanmış bir şekilde okumaktan büyük keyif aldım. Teşekkürler.

Avatar
.. 11 ay önce

Meşhur dirgen Ali de Nakipoğlu ailesindendir. Dirgen Ali'nin Babası faki Karahüyük doğumlu. Ordan da lorsun köyüne imam olarak gitmiştir. Dirgen alide lorsun da doğmuştur.

Avatar
Volkan Alkaya 10 ay önce

Çok güzel bir makale olmuş, kalemine sağlık yeğenim.

Avatar
Faruk Tamer / İstanbul 10 ay önce

Elbistan tarihine ışık tutan belgesel niteliğinde, değerli bir araştırma ve derleme çalışmasında, daha önceleri, varlığı ile şair yönünü duyduğum Adil Soydan'ı daha geniş tanıma fırsatı veren Orhan Saydam'a teşekkür eder, yazı da adı geçen memleketimize hizmetleriyle iz bırakan göçenleri rahmet dileklerimle yad ederim. Faruk Tamer / İstanbul