banner136
banner191

ELBİSTAN MÜKRİMİN HALİL LİSESİNDEKİ TALEBELİK YILLARIM

VE

SAYGIDEĞER HOCALARIM!

(On üçüncü Fasıl)

On iki hafta önce yazmaya başladığım Elbistan Mükrimin Halil Lisesindeki talebelik yıllarıma dair hatıralarımı kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Yine lisede okurken bir Tarih hocamız daha vardı, adı da Nadir Kaya idi.

Nadir Kaya Hocamız; genç, enerjik ve son derece dinamik bir hocaydı. Belki de böyle olmasının sebebi asker kökenli olmasındandı. Çünkü Harp Okulu’ndan atılmadan önce kendisi bir subay adayı idi.

Daha önce de yazmıştım. Ben Tarihi, ilkokulda okuduğum tarihî bir roman ve daha sonraki tarih okumalarımdan dolayı çok sevmiştim ama, daha da sevmeme vesile olan işte bu Tarih Hocam Nadir Kaya olmuştu.

Nadir Kaya Hocamız; fizikî görünümü, atletik yapısı, vakarlı duruşu, kararlı bakışı, ses tonu, bilgisi ve dersi anlatış biçimiyle tam bir Tarih Hocası idi.

Bu özellikleriyle bizi çok etkilemişti ve sayesinde ben, tarihimizi ve Tarih dersini çok daha fazla sevmiştim.

Öylesine etkili ve güzel bir ders anlatırdı ki; tâbir-i câizse bizi mevcut zaman ve mekân mefhumundan soyutlar, zaman tüneline sokar, cismânî varlığımız sınıfta olsa da ruhânî varlığımıza tarihî bir yolculuk yaptırır, o gün derste hangi konu işleniyorsa onu rûhen, zihnen, duygu ve hissiyat boyutunda bize bizzat yaşatırdı.

Mükemmel bir ses tonuna, muazzam bir etkileme gücüne ve tarihî olayları tasvir etme de yüksek bir yeteneğe sahipti. Tarihe inanarak, tarihî olayları yaşayarak ve yaşatarak ders anlatırdı. Sanki dersi simüle eden bir simülatör gibiydi. Aynı zamanda da panoramik bir görüş açısına sahipti.

Örneğin, Nadir Hocam derste Malazgirt meydan muharebesini anlattığı zaman ben zaman tüneline girer, 1071 tarihine gider, elimde yalın kılıç bedenimde beyaz bir kefen, yağız bir atın sırtında Allah Allah nidalarıyla Alp Arslan’la birlikte küffara karşı cenk eden bir cengâver alp gibi kendimi Malazgirt meydanında bulurdum.

Nadir Hocamızın ses tonu çok güçlüydü. Mikrofonik bir ses tonuna sahipti. Örneğin, “Roma” dediğinde “R” harfi sınıfta vurgulu bir şekilde yankılanırdı.

Dersi o kadar etkili, coşkulu ve güzel bir şekilde anlatırdı ki, sınıfta muazzam bir sessizlik oluşurdu. Öylesine bir sessizlik ki; sınıfın içinde bir kara sinek uçsa, vızıltısı duyulur mu, duyulurcasına!.. Herkes pür dikkat Hocayı büyük bir hayranlıkla dinler ve izlerdi! Sanki Hocamızın etrafında bir manyetik alan oluşmuş, biz de bu manyetik alanın câzibesine kapılarak sınıfta Hocamızla birlikte hemhâl olurduk.

Hocamız dersini severek, hissederek ve yaşayarak anlatırdı. Hikâye, masal anlatır gibi Tarih dersi anlatarak talebeleri uyutmazdı. Son derece aktif ve canlı bir ders anlatırdı. Dersi, istatistiklere ve sayısal verilere boğarak sıkıcı ve çekilmez bir hâle de getirmezdi. Öğrencilere kendi tarihlerini sevdirmek ve onlarda tarih şuuru oluşturmak için elinden geleni yapardı.

İşte öğrencilerde tarih şuuru böyle oluşturulur, bizde de zâten böyle oluşmuştu. Kendisinden Allah razı olsun!

Nadir Hocamın ders anlatış biçimini gördükten ve bir vesile ile Türkçe Hocası Hüsamettin Yinanç Bey’in ağzından Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sessiz Gemi” adlı şiirini dinledikten sonra -ki rahmetli Hoca bu şiiri yaşayarak ve gözyaşları içinde sessizce ağlayarak okurdu- bende şöyle bir algı, kanaat ve bakış açısı oluşmuştu:

“Her önüne geleni Tarih ve Türkçe öğretmeni yapmayacaksın! Seçerek alacaksın!”

Çünkü, bir milleti millet yapan temel unsurların başında, öncelikli olarak tarih şuuru ve dil şuuru gelir. Türk Eğitim Sistemi’nin her kademesinde bu şuurların öğrencilere kazandırılması şarttır. Bunun için de Tarih ve Türkçe öğretmenlerinin belirli özelliklere ve belirli ilkelere uygun bir şekilde seçilerek sisteme kazandırılmasında bu milletin geleceği için büyük faydalar vardır.

Her şeyden önce bu öğretmen adayları vakarlı ve karizmatik duruşlu olmalıdır. Ahlâk, edep, haysiyet, şahsiyet ve karakter sahibi olmalıdır. Kendi tarihini ve dilini sevmelidir. Tarihine ve diline inanmalıdır. Önce kendisinde tarih ve dil şuuru olmalıdır ki, bu şuuru öğrencilere de kazandırabilsin. Ses tonu etkileyici olmalıdır. Tarih dersi öğretmeninin ses tonu tarihî olayları anlatmaya uygun olmalıdır. Dolayısıyla ses tonu tabiî bir şekilde gür ve mikrofonik olmalıdır. Hikâye, masal anlatır gibi ders anlatmamalıdır. Son derece aktif ve canlı bir şekilde ders anlatmalıdır. Tarihî olayları yaşayarak ve yaşatarak anlatmalıdır.

Türkçe öğretmeni de benzer özelliklere sahip olmalıdır. Duygulu ve coşkulu bir ses tonuna sahip olmalıdır. Şiir okurken yaşayarak okumalıdır. Duygu yoğunluklu bir kişilik yapısına sahip olmalıdır. Dil şuuru en üst seviyede olmalıdır. Çünkü dil düşünceleri, düşünceler de insanların hayata bakış açılarını ve kültürel olarak yaşam biçimlerini önemli derecede etkiler.

Bir toplumda tarih ve dil şuuru oluşup gelişmemişse, o toplum başka dillere, başka kültürlere ve başka milletlere kolaylıkla yem olabilir. Onun için bir toplumda, hele de bir milletin istikbâlini ve istiklâlini belirleyecek ve etkileyecek olan gençlerinde, tarih ve dil şuuru mutlaka olmak zorundadır. Bu husus, olmazsa olmaz derecede hayâtî bir önem arz etmektedir.

İşte bütün bu zorunlu sebep ve durumlardan dolayı, Tarih ve Türkçe öğretmenlikleri stratejik olarak üzerinde hassasiyetle durulması gereken meslek kollarındandır. Çünkü öğrencilerin, çocukluk, ergenlik ve gençlik çağlarındaki duygusal yoğunlukları oldukça fazladır. Öğretmenlerinin kişisel özelliklerinden ve dersleri sunum biçimlerinden olumlu ya da olumsuz olarak mutlaka etkilenirler. Öğretmenlerinin şahıslarında tarihlerini ve dillerini ya sevecek ya da bunlara kayıtsız kalacaklardır. Kendilerinde tarih ve dil şuuru ya oluşacak ya da hiç oluşmayacaktır.

İşte mesele bu kadar ciddi ve önemlidir!

Tabii ki anlayana, kavrayana ve konuyu önemseyerek ciddiyetle ele alıp değerlendirebilene…

NOT: Devam edecek…

16 Ekim 2021

İlhan AKAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem Bakırcı 1 ay önce

Tarih ve Türkçe öğretmenleri başta olmak üzere ; eğitimin her branşı için öğretmenleri / eğitim uzmanlarını / öğretim üyelerini özenle seçmek ve göreve uygun nitelikleri olanları layıkıyla özendirmek gerekir. Maalesef, bu seçicilik hızla yok olmuştur...Samimiyet , bilgi, ahlak, çalışma, dürüstlük, liyakat, karakter, kıyafet, adalet, sevgi-saygı kavramlarını kaybetmiş durumda çok olumsuz örnekler gittikçe çoğalmış / çoğalmaktadır... Sebeplerini söylememe gerek yok ! Gayet net bellidir !..

Avatar
İlhan Akar 1 ay önce

Temel ilkeler itibariyle bu yazdıklarınızda tamamen haklısınız Adem bey. Katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim.