banner136
banner191

ELBİSTAN MÜKRİMİN HALİL LİSESİNDEKİ TALEBELİK YILLARIM

VE

SAYGIDEĞER HOCALARIM!

(On ikinci Fasıl)

On bir hafta önce yazmaya başladığım Elbistan Mükrimin Halil Lisesindeki talebelik yıllarıma dair hatıralarımı kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Ayhan Erten Hocamız Coğrafya dersimize gelirdi. Hocamız son derece ciddi, disiplinli ve mesleğinin ehli birisiydi. Bize Coğrafyayı sevdirmek için elinden geleni yapardı.

Aslında Coğrafya dersi son derece önemli ve zor bir derstir. Ben özellikle siklon ve antisiklon basınç merkezleri konusunu kavramakta zorlanır ve aklımda pek fazla tutamazdım. Çünkü bu konunun karmaşık bir yapısı vardı.

Coğrafya dersi zor olmasına rağmen, her Türk evlâdının önce vatan coğrafyasını sonra da dünya coğrafyasını öğrenmesinde ve bilmesinde çok büyük faydalar vardır. Bu öğrenmeler sadece teorik olarak değil; haritalar, simülasyonlar, minyatür ve panoramik oluşumlar kullanılarak gerçekleştirilmelidir. Ayrıca geziler, seyahatler düzenlenerek öğrencilere vatan coğrafyası bizzat yerinde tanıtılmalıdır. Bu uygulama, gençlere vatan coğrafyasını sevdirmek ve vatan şuuru kazandırmak için son derece önemlidir.

Yoksa birileri çıkar, “Bizim için Türkiye, diğer ülkeler arasında sadece bir ülkedir” ya da “Güney’deki ülke, en sevdiğimiz ülkedir” der!..

Ben, 2000’li yılların başlarında bir İngiltere seyahatimde Liverpool kentinin şehir kütüphanesinde ve karanlık bir ortamında panoramik olarak bir gökyüzü manzarası izlemiştim. Çok etkileyici ve muazzam görünüyordu. Yıldızlarıyla, galaksileriyle neredeyse gökyüzünün bire bir aynısıydı. Seyrederken kendinizi hareketli olan bu gökyüzünün içinde buluyorsunuz ve çok etkileniyorsunuz…

Daha sonraları bizde de İstanbul Minyatür Park’ın yapılması ve Panorama 1453 Tarih Müze’sindeki İstanbul’un fethinin panoramik olarak görüntüleri, genelde insanlarımıza, özelde de gençlerimize tarih ve coğrafya şuurunun kazandırılmasında büyük hizmetler yapmış, hâlen de yapmaya devam etmektedir.

Tarih demişken, Lisede Tarih dersimize giren iki ayrı hocamızdan bahsetmeden geçmek olmaz. Bunlardan bir tanesi Koçero lakaplı Remzi Sinan, diğeri de Harp Okulundan atılan Nadir Kaya.

Remzi Hocamızın gözlerinde bazı sıkıntılar vardı. Haçlı seferlerini imtihanlarda bol bol sorar ve bizleri de tahtaya kaldırarak sık sık sözlü yapardı.

Sanıyorum Lise bir ya da ikinci sınıfta okuyordum. Okullar yeni açılmıştı. Henüz birkaç haftalık. Ben şöyle orta sıranın arka taraflarında oturuyor, daha yeni açılan okulun ve sınıfın havasına uyum sağlamaya çalışıyordum.

İşte ahvâl ve şerait bu minvâl üzere iken, Remzi Hocamız bir gün derste aniden not defterini çıkardı ve birkaç arkadaşımla birlikte benim de ismimi okuyarak bizleri tahtaya çağırdı. Meğerse meramı sözlü yapmakmış. Daha bir- iki konu ancak işlenmişti… Biz, hocamızın sözlü yapacağını hiç beklemediğimiz için, hazır da değildik doğrusu.

Hocamız, arkadaşlarıma birtakım sorular sordu ama hiçbiri bilemediği için sıfırı alan yerine oturdu. Çünkü herkes hazırlıksız yakalanmıştı…

Sıra bana geldi ve hiç unutmuyorum başladı Haçlı seferlerinden sorular sormaya. Tabiatıyla diğer arkadaşlarım gibi ben de sorulan soruları cevaplayamadım. Sonra Hocamız Tarihten soru sormayı bıraktı, Fransızcaya geçti. Fransızcadan da birkaç soru sordu ama onları da bilemedim…

Sinirlendi, öfkelendi; “-Seni Fransızcadan geçiren hocanın…” dedi ve orada durdu. Sonra, “-Söyle bakalım, ‘Bütün yollar Roma’dan geçer’ sözü ne anlama geliyor, izah et!” dedi.

Düşünebiliyor musunuz? Okullar daha yeni açılmış, ben Ağustos böcekleri gibi uykudan daha yeni uyanmış ve mahmur hâlde gözlerimi ovuştururken, birdenbire Remzi Hocam benim ismimi okuyor ve tahtaya sözlüye çağırıyor. Allah aşkına bu olacak iş mi?!..

Hâlbuki ben, Tarihi de Fransızcayı da çok severdim ve çoğunlukla her ikisinden de tam notlar alırdım. Ama Hocam beni gâfil avladı (!), hazır olmadan yakaladı. Akabinde de bana ahretlik bir soru sordu ve “-Bütün yollar Roma’dan geçer, izah et bakalım” dedi!..

Tabiatıyla bunu da izah edemedim ve “-Al sana da dana gözü gibi bir sıfır” diyerek bana sıfırı verdi ve kızarak beni de sırama gönderdi.

Canınız ne ister?!..

“-Yahu daha okullar yeni açılmış, ben ki zâten mazlum ve mahcup kara yağız bir Anadolu delikanlısıyım, normal ders sorularını bildim mi ki bana bulmaca gibi ahiret sorusu soruyorsunuz Hocam” da diyemedim ve son derece üzgün bir vaziyette boynum bükük, melül ve mahzun yerime oturdum!..

Sonra, gel zaman git zaman derken liseden mezun olduk ve Ankara’da üniversite okumak için yollara düştük. Ankara’da yaşamaya ve Ankara’yı tanımaya başlayınca, rahmetli Remzi Hocamın bana bulmaca gibi sorduğu sorunun cevabını Arşimet gibi “Buldum!” dedim ve işte o zaman olayın şifresini çözmüş oldum.

Bu şifreyi çözmemdeki basireti, yıllar önce “Türk Yurdu” adlı bir dergide yayımlanan Ankara’nın tarihiyle ilgili olarak okuduğum uzunca bir makale de pekiştirmiş oldu.

Konuyla ilgili olarak (“Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözünün anlamı ve şifreleriyle ilgili olarak), benim üniversiteyi okuduğum 70’li yıllarda da durum böyleydi ama esas Cumhuriyetin başlangıç yıllarından itibaren uzunca bir süre durum hepten böyle olmuş...

Yani;

Ankara başkent olarak ilân edildikten sonra hızla büyümeye ve gelişmeye başlamış. Anadolu’dan eğitim, ticaret, sağlık, bürokratik işlemler veya daha değişik sebeplerle gelen insanlar, Ulus semtindeki hanlarda birkaç gün konaklayıp işleri bittikten sonra tekrar memleketlerine dönerlermiş.

O zaman henüz Kızılay bölgesi yerleşime açılmamış, Yenişehir kurulmamış, Çankaya, Beşevler, Orman Çiftliği tarafları yani her taraf bomboş vaziyette imiş.

Yerleşim ve iskân yerleri sadece Ankara Kalesi ve civarıymış. Ulus’un merkezinde Birinci Meclis, Devlet Konuk Evi, Hacı Bayram Camii ve civarındaki meskûn mahaller ve Ulus’un altındaki hanlar varmış. İşte Ankara’nın yerleşim merkezi hemen hemen bunlardan ibaret imiş…

Onun için Ulus’un altındaki ve Gençlik Parkı’nın karşısındaki meydana, eskiden “Hergelen Meydanı” denilirmiş. Yani Anadolu’dan misafir olarak gelen herkesin barındığı, konakladığı meydan olduğu için, bu meydanın adı “Hergelen Meydanı” olarak kalmış.

Ama telaffuz zorluğundan dolayı uzunca bir süre bu meydana, “Hergele Meydanı” denilmiş. Hatta bizim üniversiteyi okuduğumuz yıllarda dahi adı böyleydi. Tabii bu bir galattı. Son yıllarda bu meydanın adı değiştirildi ve yeni adı da “İtfaiye Meydanı” oldu.

İşte, Ülkenin Ankara’dan yönetiliyor olması ve bütün işlerin de Ankara’dan hallediliyor olması, ister istemez şartların gereği olarak Anadolu insanını hep Ankara’ya taşımak zorunda bırakmış.

Bunun böyle olduğunu hem okuyarak hem de yaşayarak görüp anladığım için, işte o zaman Remzi Hocamın bana bulmaca gibi sorduğu o tarihî sorunun (“Bütün yollar Roma’ya çıkar”) cevabını bulmuş ve şifresini de çözmüş olmuştum.

Çünkü milattan önceki ve sonrası yıllarda Roma İmparatorluğu çok güçlü bir devlet olduğu için, Roma siyâsetin, ticaretin, uygarlığın ve daha birçok şeyin merkezi konumundaydı. Bütün işler orada görülür ve bütün sorunlar orada çözülürdü. Bu bakımdan herkes ister istemez Roma’ya taşınırdı.

İşte bundan dolayı “Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözü tarihe geçmiştir.

Anadolu’dan gelen insanların Ankara’ya akışını gördükten ve Ankara’yı tanımaya başladıktan sonra, ben de 70’li yıllardan itibaren “Bütün yollar Ankara’ya çıkar” demeye başlamıştım.

Böylece gecikmeli de olsa Remzi Hocamın hakkını teslim etmiştim.

Bu vesile ile, Remzi Hocama Allah’tan gani gani rahmetler diliyorum!..

NOT: Devam edecek…

09 Ekim 2021

İlhan AKAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İlhan Akar 1 hafta önce

Haklısın Muammer bey kardeşim! Şüphesiz öyle. Ama Suudların elinde Mekke ve Medine'nin hâli pür melâli ortada. Benim yazdıklarım sadece târihî hatıralardan ibaret...
Selâm, saygı ve muhabbetlerimle!..

Avatar
Muammer Avşar 1 hafta önce

ilhan hocam Roma Hristiyanlığın merkezi olup; Bende taaa Lise yıllarımda Bütün Yollar Romaya değil*MEKKE & MEDİNEYE ÇIKAR* Demeye başladım. Selam ve Dua ile..

Avatar
Mehmet Elbistan 7 gün önce

Merhaba bu güzel yazından dolayı teşekkür ederim sayın ilhan amcam arslan oğlu mehmet

Avatar
İlhan Akar 2 gün önce

Ben teşekkür ederim Mehmet. Hepinize selâm olsun!