banner136
banner191

ELBİSTAN MÜKRİMİN HALİL LİSESİNDEKİ TALEBELİK YILLARIM

VE

SAYGIDEĞER HOCALARIM!

(Yedinci Fasıl)

Altı hafta önce yazmaya başladığım Elbistan Mükrimin Halil Lisesindeki talebelik yıllarıma dair hatıralarımı kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Okulumuz kalabalık bir okuldu. Öğrenci sayısı çoktu. Çünkü ortaokul ve lise öğrencileri olarak aynı mekanlarda bir arada okurduk.

Bununla beraber o yıllarda Afşin kazasında lise olmadığı için, lise çağındaki gençler de okumak için minibüsle Elbistan’a gelir giderlerdi.

Afşin’den okumaya gelenler arasında sınıf arkadaşlarım da vardı. Öğretmen olup, daha sora da Hukuk Fakültesini bitirerek Avukatlık yapan Bayram Arslan, Ankara Siyasal ya da Eğitim Fakültesi mezunu Mehmet Doğan, amcazâde olan Sabahattin – Alaattin bunlardan bazılarıydı. Özellikle Sabahattin çok çalışkan, efendi ve mütebessim bir arkadaşımızdı. Tarih dersine bile özet çıkararak, yazarak çalışırdı.

Sabahattin’in notları yanılmıyorsam bir tanesi hariç neredeyse hepsi 10’du. Yani 100. O zaman onluk sistem vardı. Sadece Fizik dersinden 9 alırdı. Aslında o da 10’du ama Nail Hoca O’na 10 vermezdi. Sabahattin utana sıkıla itiraz ederdi ama nâfile!.. Nail Hoca yine de 10 vermezdi. Gerekçesi şu idi: “-Evladım ben 10’luk bilmiyorum ki sana 10 vereyim!..” derdi.

Elbistan’ın tarihinde Nail Hoca’nın Fizik dersinden tam notu, ilk ve tek olarak yalnız ben aldım sanırım!

O da şöyle oldu:

Yanılmıyorsam lise birinci sınıfta okuyorduk. Bıyıklarım henüz yeni terliyordu. Ama biz utancımızdan sakal-bıyık tıraşı olamazdık. O zamanlar bizim aldığımız terbiyenin gereği buydu!..

Şimdiki lise öğrencilerini bırakınız da neredeyse ilkokul öğrencileri sakal-bıyık tıraşı olacaklar. Tıraş olmak ne demek, şimdikiler daha doğuştan artist doğuyorlar(!). İlkokuldan başlamak üzere bin bir çeşit renk ve desende saç modelleri ve kıyafetler!..

Bunları bu noktaya getiren Milli Eğitim Bakanları utansın!..

İşte Nail Hoca, benim bu yeni terlemiş olan bıyıklarımı fark edince; “-Bir dahaki derse bıyıklarını kes öyle gel, İlhan” demişti. Ben ne kadar da utanmıştım!..

Aslında Nail Hoca beni çok seviyordu. Ama ben bunu nasıl yapardım! Rahmetli babam ve ailemden utanırdım!..

Tabii ki kesmedim… Nail Hoca ikincide, en nihayetinde üçüncüde “-İlhan, bıyıklarını kesip gelmezsen bir daha seni derse almam…” dedi.

Ben bunun üzerine baktım mesele ciddi; bir gün bir öğle vakti hastanenin karşısındaki evimize doğru rahmetli babamla birlikte yürürken, utana sıkıla “-Baba” dedim; “-Nail Hoca ‘bıyıklarını kesmezsen seni bir daha derse almam’ diyor” diye söyleyiverdim!..

Babam rahmetli, gâyet anlayışlı ve sakin biçimde “-Oğlum, bıyık makasını al kes…” dedi. Bu kadar izin çıktı ya; eve gelince babamın üç ağızlı Philips marka bir tıraş makinası vardı, hemen onu aldım ve bıyıklarımı tıraş ettim. Bu benim ilk tıraş oluşumdu…

Tıraş olduktan sonra Nail Hoca’nın ilk dersine girdiğimde utancımdan yüzümü hocama göstermemeye çalışıyordum ama nâfile!.. Hocam fark eder etmez “-Aferin İlhan, yakışıklı olmuşsun!..” dedi. Yüzüm kızarmış ve çok utanmıştım!..

Derken, sene sonu gelmiş ve karneleri almıştık!.. Ben, beklemediğim hâlde iki dersten ikmâle (bütünlemeye) kalmıştım. Bir tanesi Biyoloji, diğeri de Fizik dersi idi.

Biyoloji, tâbiri caizse karambole gelmişti. Aslında iki sınav olmuş, ben geçer not almıştım ama, yanılmıyorsam hocamız askere gitmiş, yerine yine yanılmıyorsam Erol Bey isminde genç bir Ziraat mühendisini ders boş geçmesin diye bize vermişlerdi. Okulun kapanmasına da bir ya da iki ay gibi kısa bir zaman kalmıştı.

İşi bilen bazı arkadaşlarımız, yeni hocanın yaptığı üçüncü sınava girmemiş (üç yazılı sınav yapılırdı), önceki iki sınav notuyla resmiyette dersten geçmişlerdi. Ben ve benim gibi bazı arkadaşlar ise, yeni hocamızın yaptığı üçüncü sınava girmiş ve bu yüzden de ikmâle kalmıştık. Çünkü hocamızın yaptığı sınav, o zamana kadar hiç bilmediğimiz, duymadığımız ve alışkın olmadığımız türden bir sınav şekliydi.  Yani çoktan seçmeli bir test sınavıydı. Dolayısıyla başarısız olmuştuk!..

Fizik dersinden ise geçme sınırında notlar alıyordum ama yine de endişe ediyordum. Lâkin bir yandan da ümit var olmaya çalışıyordum. Çünkü hocam beni seviyor, büyük ihtimâlle bana geçer not verir diye düşünüyordum ama olmadı!..

Mehmet Rauf’un “Eylül” romanı gibi, bize Eylül’de gel demişlerdi. Çaresiz Eylül’de gidecektik!..

Neyse, yazın biz başladık ikmâle hazırlanmaya... Bizimkiler köye gitmişlerdi. Sultan Korusu köyünden Mehmet Ali Kaya isminde bir sınıf arkadaşımla birlikte bizim evde ders çalışıyor, birbirimize yardımcı oluyorduk!..

Bazen harçlığımız tükeniyor, çevredeki yakınlarımızdan bulduğumuz üç-beş kuruşla fırından nar gibi kızarmış bir ekmek ve bir de kavuncudan yarılmış ucuz bir kavun alarak zengin ve elitist   komşularımıza göstermeden utana sıkıla eve geliyor ve karnımızı âfiyet üzere doyuruyorduk. Ama hakikaten ekmek çok lezzetli, kavun da bal gibiydi. Şimdilerde bu lezzetleri bulabilmek ne mümkün!..

Çok çalışmıştık. Özellikle de Fizik dersine. Çünkü Fizik dersi zordu ve hocası da Nail Hocaydı. Biyoloji sınavına geçecek kadar çalıştık, nitekim geçtik de!..

Eylül’de Fizik sınavına girdiğimizde, hiç unutmuyorum okulun zemin katındaki uzun koridorda sınava girmiştik, optik vs. gibi sorulardan oluşan ve saatlerce süren çok zor bir yazılı sınav olmuştuk. Soruların hepsini yapmış ve epeyce de bir kâğıt doldurmuştum. Sınav kâğıtlarında adlarımızı yazdığımız yer de zamkla yapıştırılarak kapatılır ve böylece hocalarımız kâğıtları okurken hiç kimsenin adını   görmezlerdi.

Sınavlar bitip, kâğıtlar okunup, notların da ilân edildiğini duyunca, rahmetli babamla birlikte notumu öğrenmek için okul idâresine gitmiştik. Müdür yardımcısı Hacı Kaya notumun 10, yani tam not olduğunu söyleyince O da şaşırmıştı, ben de şaşırmıştım!.. Çünkü herkes biliyordu ki Nail Hoca’dan 10 almak asla mümkün değildi!..

Sanırım bu bir ilkti!..

Belki de bunun böyle olmasının sebebi, ikmâl sınavlarındaki kâğıtları komisyon üyesi hocaların okumasından mütevellittir. Bilmiyorum!..

Tabii babam sevinçli ve gururlu, ben de mutluluktan uçacak gibiydim!..

Müdür yardımcısı Hacı Kaya durumu bildiği için, yani Fizik dersinden 10 tam not almanın bir istisna olduğunu O da bildiği için, beni hararetle tebrik etmişti!..

Yalnız bu arada bir hatıra olarak şunu da nakletmem gerekir ki; bizim Nail Hoca, Afşin’den nişanlı idi ve ara sıra Afşin’e talebelerin minibüsüyle gider gelirdi. Ayrıca kafayı çeker, çoğu zaman derslere gözleri kırmızımtırak bir şekilde gelirdi!..

NOT: Devam edecek…

04 Eylül 2021

İlhan AKAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma 2 hafta önce

Zevkle okudum devamini sabirsizlikla bekliyorum

Avatar
İlhan Akar 2 hafta önce

Teşekkür ederim Fatma Hanım.