banner136
banner191

ELBİSTAN MÜKRİMİN HALİL LİSESİNDEKİ TALEBELİK YILLARIM

VE

SAYGIDEĞER HOCALARIM!

(Dokuzuncu Fasıl)

Sekiz hafta önce yazmaya başladığım Elbistan Mükrimin Halil Lisesindeki talebelik yıllarıma dair hatıralarımı kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Lisedeki hocalarımız arasında en renkli olanlardan bir tanesi, belki de en renkli olanı Felsefe Hocamız merhum Lütfi Yenel idi. Nâm-ı diğer “James Bond” !..

Evet evet, o zamanlarda okumuş-yazmış kesimin ve tüm talebelerin çok yakından bildiği gibi rahmetli hocamızın lakabı bu idi.

Hakikaten Hocamız çok boyutlu, çok özellikli ve çok yetenekliydi. Zâten erbabı bilir, “Felsefe Hocaları” biraz değişik, biraz sıra dışı ve çok renkli olurlar.

Peki bu lakap kendisine nasıl lâyık görülmüştü?

Felsefe Hocamız Lütfi beye lâyık görülen bu lakabın hikâyesi bilebildiğim kadarıyla şöyleydi:

O zamanlar sinemalarda “007 James Bond” adıyla çok popüler bir film oynatılırdı. Bu film, aksiyon filmi olduğundan herkesin ilgisini çekerdi. Filmin kahramanı giyimiyle, kuşamıyla, duruşuyla tam bir karakter oyuncusu idi.

İşte Lütfi Yenel Hocamız da giyimiyle, kuşamıyla, duruşuyla, evet o da tam bir karakter sahibi insandı.

Hiç unutmuyorum; hemen hemen sürekli olarak giydiği ütüsü hiç bozulmayan ve kendisine çok yakışan kahverengi bir takım elbisesi, bu elbisenin rengine uygun kahverengi bir fötr şapkası, ayağında kahverengi bir iskarpin, elinde yine aynı renkte bir tesbih ve tabiî ki nâmına, şânına ve lakabına uygun “James Bond” bir çantası vardı.

Duruşu, yürüyüşü, bakışı son derece ciddi, disiplinli ve vakarlı idi. İşte bu özelliklerinden, giyim-kuşam tarzından ve elindeki “Bond” çantasından dolayı kendisine bu lakabı uygun görmüşlerdi talebeleri sanırım.

Hocamız aynı zamanda şiir de yazardı ve yaptığı/yaptırdığı eviyle de övünürdü. Çünkü kendi anlatımına göre yaptığı evin proje mühendisi, işçisi ve ustası kendisi idi. Yani evi kendi emeğinin ürünüydü. Bu ev, yanlış hatırlamıyorsam Lise ile eski hapishane arasında Bahçelievler Mahallesi denilen bir mahallede bulunuyordu. Evi de çok şirin bir evdi.

O zaman bu mahalle herhâlde yeni yerleşime açılıyordu. Bizim Ahmet Barlas’ların evi de o taraflarda bir yerdeydi.

Rahmetli Lütfi Yenel Hocamızla ilgili olarak tabiî ki anlatacak çok anılarımız vardır ama ben bunlardan bazılarına değinerek yetinmiş olayım.

ANILAR

Biz lisede okurken, 31 Mart 1971 tarihinde askerler hükümete muhtıra vermiş, hükümet istifa etmiş ve arada bir boşluk oluşmuştu.

İşte o hengâmeli günlerin birinde Felsefe Hocamız Lütfi Beyin bize dersi vardı. Bizim sınıfta da ekâbir, yıllanmış ve çok renkli arkadaşlarımız vardı.

Ders başlarken Lütfi Bey Hocamız, mutat olduğu üzere aheste aheste ve büyük bir vakar ve ciddiyet içerisinde emin adımlarla sınıfa girdi, kürsüye çıktı ve sandalyesine oturdu. Çantasını açtı, kitabını çıkardı ve tam derse başlayacaktı ki, en arkada birlikte oturduğumuz sıra arkadaşım olan Celal Bayar Armut ayağa kalktı ve Hocamızdan bir ricada bulundu.

Celal Bayar’ın bu ricasına geçmeden önce sıra arkadaşımla ilgili olarak bir parantez açmak istiyorum.

Adı üzerinde, Celal Bayar Armut arkadaşım çok farklı ve çok renkli bir kişiliğe sahipti. Esasında Celal Bayar, benden üç yaş büyük olan ağabeyimin sınıf arkadaşı idi ama sonradan benim de sınıf arkadaşım oldu.

Celal Bayar’ın, yanılmıyorsam doğuştan olsa gerek, ellerinde ve ayaklarında küçük çaplı da olsa bir takım eklem deformasyonları vardı. Biraz ayaklarını çapraz atardı. İşte bu ve buna benzer özelliklerinden dolayı sınıftaki arkadaşlar, genç olmanın vermiş olduğu hissiyat ve tecrübesizlikle Celal Bayar’ı kızdırırlar, Celal Bayar da bir tarafı çakı bir tarafı çatal olan küçük bir bıçakla onları sınıfta ve koridorda kovalardı.

Sınıfta sanırım sadece ben böyle şeyler yapmazdım. Onun için Celal Bayar beni çok severdi ve bu yüzden de benim sıra arkadaşım olmuştu. Ayrıca derslerinde biraz zayıf olduğu için, elimden geldiği kadar nâçizâne ona yardımcı olmaya çalışırdım. Helâl-i hoş olsun!..

Şimdi tekrar gelelim Celal Bayar’ın Hocamızdan ricasına…

Celal Bayar, Hocamıza aynen şöyle demişti:

“-Hocam, ben hükümeti kurdum. Müsaade ederseniz kabine üyelerini tahtada açıklamak istiyorum…”

Lütfi Bey Hocamız, Celal Bayar’ın bu beklenmedik isteği karşısında önce şaşırdı, sonra biraz durakladı ve en sonunda izin vererek Celal Bayar’ı tahtaya dâvet etti.

Celal Bayar tahtaya geçtikten sonra cebinden bir kâğıt çıkardı ve tam okuyacakken Hocaya döndü ve bir şartla kabineyi açıklayabileceğini kendisine beyan etti.

O şartta şuydu:

“-Hocam, bana kızmayacağınıza söz verirseniz ancak öyle kabine üyelerini açıklarım!” dedi.

Hocamız şöyle biraz düşündü, tahmin edebiliyordu bunun altından bir çapanoğlu çıkacağını ama yine de Celal Bayar’ı kırmadı ve “-tamam, söz” dedi.

Celal Bayar bunun üzerine “-Hocam, ben hükümeti kurdum, şimdi kabine üyelerini açıklıyorum” diyerek başladı elindeki kâğıdı okumaya…

“-Başbakan Lütfi Yenel, 007 ‘…’ James Bond”. “-Başbakan Yardımcısı Celal Bayar Armut…”

Celal Bayar, diğer Bakanlıklara da ben dâhil sınıftaki arkadaşlardan birer tane yazmış.

Tabiî bunun üzerine Hocamız, kendi ismini farklı bir şekilde zikreden Celal Bayar’a biraz bozulur gibi oldu ama söz verdiği için bir şey de diyemedi…

Tabiatıyla sınıf bu enstantane karşısında gülmekten yerlere yatmış ve uzun süre kendilerine gelememişlerdi!..

NOT: Devam edecek …

18 Eylül 2021

İlhan AKAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yaşar Yeniçerioğlu 3 hafta önce

Lütfi Yenel komşumuzdu. Ulu cami tarafından Yeniçeriler Sokağa girince sağdaki iki katlı evde otururlardı.
Eskiden akrabaların, komşuların düğünleri -evimizin avlusu geniş olduğu için- genellikle bizim avluda olurdu.
Lütfü Yenel hocanın düğünü de bizde oldu; gelin bizim eve indi. Eğlenceden sonra yemekler yendi ve kendi evlerine geçtiler.

Avatar
İlhan Akar 3 hafta önce

Lütfi Yenel hocamızla ilgili olarak aziz dostum Yaşar Yeniçerioğlu beyin, hatıralarımıza olan bu güzel ve değerli katkılarından dolayı kendisine hasseten teşekkür ediyorum.