banner136
banner191

   ELBİSTAN BEŞTEPE KÖYÜ;

   İbrahim Ağa Konağı ve Fakri Haydari Kalender Ademoğlu Konağı

   Değerli okurlar bu yazımda sizlere, kültür varlıklarımız açısından son derece önemli iki yapıyı ve sahiplerini tanıtmak istedim. Bu yapılar, Elbistan şehir merkezine 33 km uzaklıktaki Beştepe Köyündedir. Demircilik, Türkören ve Aksakal Köylerini geçerek ulaştığımız Beştepe Köyü, tarihi açısından oldukça eski bir yerleşim yeridir. Etraftaki kalıntılardan anlaşılacağı üzere, Roma ve Bizans (Doğu Roma) dönemlerine ait izler taşımaktadır. Köyün bugünkü sakinleri ise Alhas Aşireti mensuplarıdır.

   Yıllar önce gittiğim ve bu sene iki defa ziyaret ettiğim Beştepe Köyü’ne, 4 Eylül’de Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Mutlu Arslantürk ve aynı kurumdan Hatice Kanadıkırık, Esengül Arabacıoğlu ve Berkehan Küçükdevlet’e mihmandarlık yaparak, bu yıl ki ilk ziyaretimi gerçekleştirdim. Adı geçen kurum, Kahramanmaraş ve civarı hakkında kültürel değerlerin kayda alınması ve korunması açısından önemli çalışmalara imza atmakta. Misafirlerimiz bu minvalde İbrahim Ağa Konağı’nda çeşitli incelemelerde bulunduktan sonra Demircilik Köyünde bulunan bir başka evi de inceleyip, Kahramanmaraş’a döndüler. Kendilerine çalışmalarında başarılar diliyorum.

   Bu yıl ki ikinci ziyaretimi ise 16 Ekim’de gerçekleştirdim. Yurt dışında yaşayan, konağın sahibi İbrahim Ademoğlu Bey ilk ziyaretimiz sırasında henüz dönmemişti. Annesi Ohey Ademoğlu ve aynı köyden Ali Al Bey bizi karşılamış, konağı gezdirmişlerdi. İlk ziyaretten sonra, telefonunu Atıf Nakiboğlu Amcamdan aldığım, İbrahim Ademoğlu Bey ile iletişime geçerek döneceği günü öğrendim ve Ketizmen Köyü’nden Hacı Yunus Doğan arkadaşım ile bu yıl ki ikinci ziyaretimi gerçekleştirdim. Biz köye vardıktan kısa bir süre sonra; bir antoloji için biyografisi üzerinde çalışma yaptığım divan şairi ‘’Fakri Haydari Kalender Ademoğlu’’’nun torunu Bahadır Ademoğlu ve oğlu Emre Ademoğlu da köye geldiler. Bu tesadüf sayesinde, kendilerinden çok güzel bilgiler aldım. Yukarıda adı geçen herkese teşekkürü borç bilirim…

Solda: İbrahim Ağa Konağı taç kapısı önünde; İbrahim Ademoğlu, Bahadır Ademoğlu, Ali Al ve Orhan Saydam. Ortada Fakri Haydari Kalender Ademoğlu Konağı, sağda İbrahim Ağa Konağı içerisinden detay. Beştepe Köyü (Orhan Saydam Arşivi)

   Alhas Aşireti

   Elbistan’ın Malatya tarafı köylerinde yaşayan geniş bir aşiret veya sülale olan Alhaslar hakkında yazılı kaynak pek mevcut değildir. Yaptığım araştırmalar neticesinde aşiretle ilgili birçok farklı görüşe rastladım. ‘’Kürt Tarihinde Hormek (Alhas) Aşireti’’ isimli kitap ve İngiliz Diplomat Sir Mark Sykes’in notları bu farklı görüşlere örnektir.

   Aşiretin ismi konusunda da çeşitli görüşler mevcuttur. Kimilerine göre aşiretin ismi; Kanuni Sultan Süleyman’a sığınan Safevi Şehzadesi ‘’Elkas Mirza’’ dan gelmekte, kimi ise; Arapçada kelimenin önüne gelen belirtme edatı ‘’el’’ den dolayı ‘’El-Has’’ (has, hakiki) kelimesinin zamanla Alhas olduğunu beyan etmektedir. Osmanlı dönemi evraklarda ise Beştepe Köyü ve civarı ‘’Mahalle ve Karyesi: Alhaslı/Elhaslı’’ şeklinde geçmektedir.

   İbrahim Ademoğlu ve Ali Al Beyler aşiret ile ilgili şu bilgileri vermektedirler:

   Urfa Siverek’ten bir husumet neticesinde göç etmiş ve bölgeye yerleşmişlerdir. Aydın’da da bir kol bulunmaktadır. Zamanla civar köylere de dağılmışlardır. Alhaslıların yaşadığı köyler ve mezraları şunlardır:

Sevdilli ve Mezraları: Han, Pasolar, Gölpınar, Dengolar, Büyükköy, Maltoplar, Kamolar

Yapılıpınar (Hokmuşkuyu)

Yoğunsöğüt ve Mezrası: Karakuyu

Yalıntaş (Aktil) ve Mezraları: Kocapınar, Serçekuyusu

Beştepe ve Mezrası: Şerefli

Yalak ve Mezrası: Yukarı Yalak

Yazıtopallı ve Mezrası: Deretopallı

   İbrahim Ademoğlu ve Ali Al Beylerin verdiği bilgiye göre, Alhas’tan ayrılan oymakların isimleri de şunlardır:

Sılanlılar (Beştepeli İbrahim Ağa ve Divan Şairi Fakri Haydari Kalender Ademoğlu bu kola mensuptur)

Kıraçlar (Yalak Köyünden Bekişoğulları (Söğütlü) bu kola mensuptur.)

Külekçiler (Çevhan)

Kırcanlılar

Kandanlar

Hacımemetler

Kamberliler

Hacıaliler

Hasanbegliler

İsmailliler

Haydarlılar

Topalliler

Not: Prof. Dr. Refet Yinanç ve Yrd. Doç. Dr. Mesut Elibüyük’ün hazırladığı ‘’1563 Maraş Tahrir Defteri’’ adlı eserin II. Cildi sayfa 565’te, Beştepe Köyü; ‘’Mezraa-i Beş Depe nezd-i Bebe ve Aktil cemaat-i Kadıncıklu yaylayub ziraat iderler’’ şeklinde geçmektedir. (a.g.e. sayfa 565-sayfa 570)

   BEŞTEPELİ İBRAHİM AĞA KONAĞI

Beştepeli İbrahim Ağa Konağının taç kapısı ve kitabesinin bulunduğu eyvan bölümü (Orhan Saydam Arşivi)

   Elbistan ve civarında bulunan tarihi yapıların çoğu, zaman içerisinde tahrip olmuş ve maalesef günümüze ulaşmayı başaramamışlardır. 14. Yüzyılın ikinci çeyreğinden 1522 yılına kadar Dulkadiroğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış bir yerleşim yeri olan Elbistan, şehir merkezi içerisinde çok sayıda tarihi yapıyı barındırır. Roma, Bizans, Selçuklu, Dulkadirli ve Osmanlı Dönemi eserlerinin taş yapılar olmasına karşın 16. Yüzyıldan, 20. Yüzyılın başlarına kadar -tadilatlar dışında- taş yapı inşa edilmemiştir. Coğrafi şartları ve Osmanlı Döneminde taş işçiliğinin bölgede gelişmemesinden kaynaklı, yapı malzemesi olarak ‘’kerpiç’’ kullanılmıştır. Kerpiçten yapılan bu binalar, düzenli olarak bakımı yapıldığı taktirde yüzyıllarca dayanabilirler. Ancak Elbistan’da bu pek mümkün olmamış ve günümüze çok az sayıda kerpiç yapı ulaşabilmiştir. Şehir merkezinde bulunan konaklar, ‘’Bağdadi’’ tarz denilen yapılar olup, ‘’Cumba’’ adı verilen kapalı balkonlu geniş yapılardır. Duvarları oldukça kalın olan bu yapılar, ‘’İki ana bir kuzu’’ adı verilen ve çoğunlukla ardıç ağacından yapılan bir çeşit kolon sistemiyle güçlendirilmiştir. Genellikle Ermeni ustaların inşa ettiği bu evlerin iç süslemeleri, ahşap işlemeleri ve dekorasyonları, sosyal yapıyı ve estetik anlayışını ortaya koyan önemli kültür değerleridir.

   Nakibzade Nuri Ağa Konağı (Köprübaşı), Hacıhalilzade Arif Ağa Konağı (PTT arkası, Eski öğretmenler derneği), Karabekirzade Şırahbil Ağa Konağı (Yazlık öğretmen evi karşısı), Özsoylar Konağı (Kütüphanenin yeri), Kırallar Konağı (Gala’ da), Uğurlular Konağı (Kıbrıs Meydanı), Kışlalzadeler Konağı (Candargazi İş Hanı Çaprazı), Sinanzade Aziz Ağa Konağı (Köprübaşı), Sinanzade Kadı Mehmet Fevzi Efendi Konağı (Köprübaşı) gibi yapılar Elbistan konaklarına örnek verilebilir.

    İbrahim Ağa Konağı günümüze kadar bozulmadan gelmiş, bir yapı olması sebebiyle bölge kültürümüz açısından önemlidir. Konak İbrahim Ağa’nın adıyla anılsa da babası İbil Ağa tarafından yaptırılmıştır. Klasik yapıların dışında daha farklı bir görünüme sahip olan konak, oldukça geniştir. Cumbası bulunmayan konağın ‘’eyvan’’ giriş kısmı iki katlı, ana kısım ise tek katlıdır. İbrahim Ademoğlu Bey’in verdiği bilgiye göre; iki katlı olan giriş kısmı, ana kısımdan 20 yıl sonra inşa edilmiş. Giriş kısımda ‘’taç kapı’’ üzerinde bulunan kitabede inşa tarihi yer almakta. ‘’Maşallah 1308’’ yazılı kitabedeki tarih miladi tarihe çevrildiğinde, giriş kısmın 1890 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre konağın ana kısmı da 1870 lerde inşa edilmiştir.

   Konağın taç kapısı üzerinde yer alan oda, ahşap işçiliğinin önemli örneklerini ihtiva eder. ‘’Kök boya’’ kullanılarak renklendirilen tavan, dolap kapakları, pencere kenarları ve diğer ahşaplar, dönemin estetik anlayışını yansıtmaktadır.

Konağın içerisinde yer alan ahşap süslemeler. Kök boya ile boyanmış tavan ve dolap kapağı detayları (Orhan Saydam Arşivi)

   El sanatlarının en önemlilerinden olan ahşap işçiliğinin tarihi oldukça eskidir. Orta Asya Kurganlarında çok eski örneklere rastlanmıştır. İslamiyet sonrası el sanatları içerisinde önemli bir yeri olan ahşap işçiliği özellikle Suriye’de gelişme göstermiştir. Selçuklular döneminde ilerleme kaydeden bu sanat, İslami mimaride taş işçiliğinden sonra gelir. Anadolu’da yoğun bir şekilde karşımıza çıkan Ahşap içliği bölgemizde de gelişmiştir. Maraş ve civarında, Ermeni ustaların yapmış olduğu çok sayıda örneği mevcut olup, İbrahim Ağa Konağının da ahşap süslemeleri Ermeni ustaların elinden çıkmıştır.

   Osmanlı Döneminde ortaya çıkmış, ‘’Edirnekari’’ adı verilen ahşap boyama sanatına Anadolu’da da rastlanmaktadır. Ancak Anadolu’daki yaygın boyama sanatının Edirnekari kadar geliştiğini söylemek pek mümkün değildir. İbrahim Ağa Konağı, bölgemizdeki ahşap boyama sanatının günümüze kadar bozulmadan gelen önemli örneklerinden biridir. Çeşitli motiflerin yer aldığı boyamalar genellikle ‘’bitkisel’’ ve ‘’rumi’’ motiflerden oluşmaktadır.

   Konağın ana bölümünde yer alan, içerisinde bir ocağın ve ‘’yüklük’’ denilen bölümün yer aldığı geniş odanın tavanı dikkat çekicidir. ‘’Kırlangıç Tavan’’ denilen bu tarz tavan örnekleri, Anadolu’da yaygındır. Odanın içerisinde taşıyıcı kolon görevi üstlenen devasa ardıç mertekler mevcuttur. Bölgemizde bu merteklere ‘’hezen’’ denilmektedir. Bahsi geçen odada da ahşap boyamalar mevcut olup, ‘Temmuz 1929’ tarihi göze çarpmaktadır. (Muhtemelen boyamaların yenilendiği tarih)

Beştepe İbrahim Ağa Konağının en büyük odası olan bu kısımda ‘’Kırlangıç Tavan’’ denilen tavan türü dikkat çekmektedir. Sağda ise aynı oda içerisinde bulunan ocağı görmektesiniz. (Orhan Saydam Arşivi)

   Konağın içerisinde çok sayıda, birbirinden farklı yapıda ve amaçlarda kullanılan odalar mevcuttur. Geniş arazilere sahip bir aileye ait olan bu konakta, devasa ahşap tahıl depoları bulunmaktadır. Konağın içerisinde yine ahşaptan yapılmış, ‘’cinlik’’ veya ‘’taht’’ denilen bölümler olduğu gibi duvarlarda da çok sayıda ‘’gömme dolap’’ yer almaktadır. Yine duvarlarda ‘’tabaklık‘’ denilen raflar ve ‘’lambalık’’ denilen, gaz lambası veya idare bırakılan nişler mevcuttur.

   Bu eşsiz kültür mirasının bir an önce koruma altına alınıp, tadilatının yapılması gerekmektedir. Zira bu yıpranmış yapı, bir depremde veya yoğun bir yağış neticesinde yıkılabilir. Yukarıda saydığımız konaklar gibi sadece isim olarak kalmaması için müdahalenin bir an önce yapılması elzemdir…

   İBRAHİM AĞA VE MENEKŞE HANIM

Soldan sağa; İbrahim Ağa- Menekşe Hanımın gençliği- Menekşe Hanım, oğulları Cabbar ve Dr. Erdoğan Ademoğlu ve gelini ile birlikte (İbrahim Ademoğlu Albümünden)

   İbrahim Ağa 1890 yılında, Elbistan’ın Beştepe Köyünde doğmuştur. Babası Alhas Aşireti’nin önde gelenlerinden Süllü oğlu İbil Ağa, annesi İnsaf Hanım’dır. Ağabeyi Haydari Kalender’in ağalığı kabul etmemesi üzerine, babası bütün işleri ona bırakmıştır. İbrahim Ağa geniş arazi sahibi birisidir. Ancak ticaretle de uğraşmıştır. Halep, Irak taraflarında ticaret yapmış, bir yandan da topraklarını işlemiştir.

   Malatya Kürecikli Kasımoğlu Mehmet Ali’nin kız kardeşi Fadime ile evli olan İbrahim Ağa, hanımının ölümü üzerine, baldızı Zöhre ile evlenmiş, onun da ölümü üzerine Menekşe Hanım ile üçüncü evliliğini yapmıştır. İlk evliliğinden; Güla, Ohey ve Şarey, ikinci evliliğinden ise Fato isminde olmak üzere dört çocuğu olmuştur. 1918 yılında evlendiği Menekşe Hanım’dan da; Erdoğan, İsmail, Gülhanım ve Cabbar isminde dört çocuğu olmuştur. Erdoğan Ademoğlu doktor olup, Maraş Devlet Hastanesinde başhekimlik yapmıştır.

   İbrahim Ağa’nın elindeki araziler giderek artmaya başlamış, bölgede giderek güçlenmiştir. Civar köylerden de araziler almıştır. Örneğin, Maraş Mücadelesine de destek veren Yeniceli Mehmet Ağa ile ‘’kirve’’ olmuşlar, kendi aralarında arazi alışverişi yapmışlardır. İncecik Köyü ile Beştepe Köyü arasında bulunan Bebek Yaylası bir ara sorun oluşturmuştur. İbrahim Ağa’nın bölgede daha fazla güçlenmesini istemeyen amcazadeleri, 1935 yılında İbrahim Ağa’yı öldürmüşlerdir. İbrahim Ağa’nın ölümü üzerine bütün işleri Menekşe Hanım’a kalmıştır.

   Menekşe Hanım 1899 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Malatya Ermenilerinden olan Agop, annesi Lüsya’dır. Agop, değirmenleri olan, varlıklı bir tüccardır. Ermeni Tehciri sırasında aile fertleri dağılmıştır. Menekşe Hanım’ın Rukiye ve Ahsapo isimlerinde iki ablası vardır. Tehcir sırasında Rukiye’yi bir Türk Askeri beğenir ve alıp evlenir. Ahsapo ise Mısır’a yerleşmiştir. Bu üç kardeş yıllar sonra birbirlerini bulurlar. Rukiye Malatya’dadır. Ahsapo ile de mektuplaşırlar. Konuyu İbrahim Ademoğlu Bey; ‘’Nenem Menekşe Hanım ile Mısır’a gidecektik. Ben daha küçüktüm. Gelen mektuplardan birinde, Mısır’ın yaz aylarında çok sıcak olduğu, baharda daha rahat gelebileceğimiz yazıyordu. O zaman gidememiştik. Sonra da mektup gelmez oldu’’ diyerek ifade etmiştir.

Soldan sağa; Menekşe Hanım’ın Mısır’da yaşayan kardeşi Ahsapo- ortada; Ahsapo ve ailesi- sağda; Menekşe Hanım’ın gelini Ohey Ademoğlu, kızları ve oğlu İbrahim Ademoğlu (önlüklü) (İbrahim Ademoğlu Albümünden)

   Menekşe Hatun İbrahim Ağa’dan önce kısa süreli bir evlilik yapmış, bu evlilikten Cevahir adında bir çocuğu olmuştur. Eşi vefat edince İbrahim Ağa ile evlenmiştir. İbrahim Ağa’nın 1935 yılında ölümü üzerine; bütün işler, gelir giderler, mahkemeler Menekşe Hanım’a kalmıştır.

   Menekşe Hanım mahkemeleri bizzat takip etmiş, Elbistan’a da at sırtında gidip gelmiştir. Bu konuyu Çiçek Köyünden Mevlüt Erden Bey şöyle ifade ediyor: ‘’Ben Çiçek Köyü (mahallesi) halkındanım. Yaşım 74. Menevişe Hanımı geriden de olsa tanırım. Beştepe Köyü’nün uzun yıllar muhtarlığını yapmış, belki de Elbistan’ın ilk kadın muhtarıdır. Elbistan’a atı ile giderken bizim köyün içinden geçerdi. Menevişe Hanımı tüm Elbistan halkı saydığı gibi bizim köylüler de sayarlar, atın üstünde gidişine hayranlıkla bakarlardı. Parmakla gösterilen bir insandı. Alhas aşiretinin hanım ağasıydı. Menevişe Hanıma devlet dairelerinin kapılarının hepsi ardına kadar açıktı. Devlet katında da saygı duyulan bir Osmanlı kadınıydı.’’

   Elbistan’da yıllarca esnaflık yapmış, resmi koleksiyoner Süleyman Safi Arığ ; ‘’Menekşe Hanım hükümdar birisiydi, çok akıllıydı. Elbistan’a gelip gider, mahkemeleri bizzat takip ederdi. Ömrü mahkemelerde geçmiş. Akrabamız Kerim Kışlal’a oğlum derdi, çok severdi. Kerim Ağabeyim ona adliye çok yardımcı olurmuş. Bir de Avukat Nurettin Erginöz’ü çok severdi. Ona da oğlum derdi. Ben de birkaç kere köye gittim. Evi gezdirdi. Çok kapısı vardı. Çok büyük bir evdi’’ şeklinde Menekşe Hanım’dan bahsetmiştir.

   Uzun yıllar Menekşe Hanım’ın avukatlığını yapan Noter Nurettin Erginöz’ün yanı sıra; Av. Şırahbil Ketizmen, Av. Hulusi Fırat, Av. Selahattin Sezer, Av. Namık Ketizmen’de bu ailenin mahkemeleriyle ilgilenmişlerdir. Menekşe Hanım 1978 yılında vefat etmiştir.

   Fakri Haydari Kalender Ademoğlu Konağı

   Beştepe Köyü’nde bulunan ikinci konağın sahibi, bölgede Kalki Sile adıyla tanınan Kalender Ademoğlu’dur. Kalender Ademoğlu İbrahim Ağa’nın ağabeyidir. Fakri Haydari Kalender Ademoğlu konağı yaptırmadan önce, İbrahim Ağa Konağında ikamet etmekteymiş. Bu konağı daha sonra inşa ettirmiş. Konağı gezdiren Beştepeli Ali Al Bey’in verdiği bilgiye göre; Kalender Ademoğlu, konağın planını Halep’ten getirmiş ve konağı yaptırmıştır. Ancak günümüzde konak, görünüm olarak özelliğini yitirmiş durumdadır. Dış cephesi tamamen betonla kaplanmış, kerpiç yapı özelliğini kaybetmiştir. Öte yandan zaman içerisinde büyük bir kısmı yıkılmış, konağın cumba kısmı tamamen iptal edilmiştir. Yıkılan kısmın sınırları taşlarla çevrilidir. Kalender Ademoğlu’nun torunu Bahadır Ademoğlu, konağı gezdirirken; ‘’konağın etrafında balkon olduğunu söylerlerdi. Onu ben de İbrahim de hatırlamıyoruz’’ diye bilgi vermiştir. Balkonu tutan ahşapların uçları hala mevcuttur. İki konak birbirine çok yakın mesafededir. Aralarında, kaynak sularının aktığı bir de çeşme bulunmaktadır.

Fakri Haydari Kalender Ademoğlu’na ait konağın zaman içerisindeki değişimi. (İlk iki fotoğraf, torunu Bahadır Ademoğlu Albümünden. Son fotoğraf Torununun oğlu Emre Ademoğlu’ndan.)

   Divan Şairi Fakri Haydari Kalender Ademoğlu

   1872 yılında Elbistan Beştepe Köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Alhaslıların ileri gelenlerinden Süllü oğlu İbil Ağa, annesi İnsaf Hanımdır. İlk tahsilinden sonra Elbistan Rüştiye Mektebi’nde devam etmiş, okulu derece ile bitirmiştir. Tarihçi Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç ile rüştiyeden sınıf arkadaşıdır. Çok istese de tahsiline devam edememiştir. Babası kendisinden sonra ağa olması için onu tekrar köye getirmiştir. Haydari Kalender dünya görüşü çok farklı boyutta birisi olduğu için ağalığı kabul etmemiş ve onun yerine kardeşi İbrahim, ağa olmuştur. Babaları Süllü oğlu İbil Ağa’nın 1926 yılında ölmesi üzerine bütün işler İbrahim Ağa’ya kalmıştır.

   ‘’Fakri’’ve ‘’Haydari’’ mahlaslarını ayrı ayrı veya beraber kullanan Kalender, dünyevi şeylerden uzak bir hayat tarzı benimsemiştir. Onu çok önemli kılan asıl özelliği yazmış olduğu şiirleridir. Aruz vezni ile, beyitler ve dörtlükler halinde yazmış olduğu birçok şiiri günümüze ulaşabilmiştir.

   Amca kızı Fatma Hanım ile evlenen Kalender’in; Basey, Hürü, Fatey, Hasan ve Hüseyin isimlerinde beş çocukları olmuştur. Soy adı kanununda ‘’Ademoğlu’’ soy adını aileye alan kişi de kendisidir. 1946 yılında vefat etmiştir.

   Kalender Ademoğlu ile ilgili bilgi veren; Torunu Bahadır Ademoğlu’na, İbrahim Ademoğlu’na, Ali Al’ a, torununun oğlu Emre Ademoğlu’na teşekkürü borç bilirim. Ayrıca köyde bizi misafir eden başta İbrahim Bey’in annesi Ohey Ademoğlu’na, hanımı Sultan Ademoğlu’na ve kardeşi Münevver Ademoğlu’na da şükranlarımı sunarım.

Not: Araştırmacı yazar Mehmet Kömür, ‘’Haydari Divanı’’ adlı eserinde; Kalender Ademoğlu hakkında çeşitli bilgiler verirken, günümüze ulaşabilen şiirlerini de yayınlamıştır. (Mehmet Kömür, Haydari Divanı hayatı-yaşam felsefesi-şiirleri, Demos Yayınları, İstanbul 2010)

   Makaleme, yukarıda bahsi geçen kitapta yer alan Haydari Kalender şiirlerinden birini takdim ederek son veriyorum: (sayfa 231)

Bir bülbül-i şeydayım

Has bahçede gülüm var

Bir aşık-ı gedayım

Ne mülküm ne malım var

Mülk-i malı neylerim

Aşk deryasın bilürüm

Bir ağızdan söylerim

Yetmiş iki dilim var

….

Kim bu bahre dalmadı

Hak’dan murad almadı

Hatır gönül kalmadı

Zamanede zulüm var

Kimler Hak’dan utanır

Hatır Gönül kim tanır

Ne biter ne tükenir

Her devirde zalim var

Hayderi başdan başa

Dünyayı kıl temaşa

İsterse bin yıl yaşa

Ahirinde ölüm var

Kaynakça

Prof. Dr. Refet Yinanç- Yrd. Doç. Dr. Mesut Elibüyük, 1563 Maraş Tahrir Defteri Cilt II

İslam Ansiklopedisi Ahşap Maddesi

İslam Ansiklopedisi Edirnekari Maddesi

Mehmet Kömür, Haydari Divanı hayatı-yaşam felsefesi-şiirleri, Demos Yayınları, İstanbul 2010

Mehmet Kömür, Ali Haki Edna Divanı hayatı-yaşam felsefesi-şiirleri, Demos Yayınları, İstanbul 2007

Ahmet Güven, Nar Taneleri

Bitlisname.com, İngiliz Diplomat Sir Mark Sykes’in notları

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdülhamit Saydam 1 ay önce

Harika bir araştırma olmuş, ellerine sağlık

Avatar
Mevlüt Erden 4 hafta önce

Orhan bey sizi taktir ediyorum.Genç yaşta araştırmaci biri olarak memleketine hizmet eden,geçmişi hakkında önemli bilgileri derleyerek,canlı kişileri ile yaptığımız araştırmaları çok önemsiyorum.Bu bilgileri genç kuşaklara aktarılmasına imkan sağladığınız İÇİN size çok teşekkür ederim.
Memleketimizin yetiştirdiği birçok dalda insanlarımız var.Bu topraklardan ekmek yemiş akademisyen durumuna gelmiş sizin gibi insanların da kendi konularında yöreleri ile ilgili araştırmalar yaparak hizmet etmelerini istemek her halde bir ukalalık değildir.
Değerli zamanınızı ve emeğinizi esirgemeden kadınını dayırduğun bu topraklara çalışmaların ve yazdığınız makalelerden dolayı tekrar tekrar teşekkür ederim.Makalenizde benden de aşırı yapma asaletini gösterdiğiniz için beni çok sevindirdinizSelam ve saygılar.

Avatar
Abdullah KÖKER 4 hafta önce

Elinize sağlık.Sayenizde memleketimizin değerlerini ve kültürümüzü öğreniyoruz.Sağolunuz.

Avatar
Arif Bilgin 4 hafta önce

Tebrikler.

Avatar
Sinan 3 hafta önce

Elbistan'ın körücek köyü, darendenin yarımca köyü de alhaslıdır. Ayrıca Elbistan yapılı, gürün bağlıçay ve yelken, darende Yeniköy, Afşin inci ve sarızın bazı köylerinde alhaslı aileler vardır.

Avatar
Elbistanlı 3 hafta önce

Kaleminize sağlık, güzel bir çalışma olmuş.

Avatar
hayri temur 5 gün önce

araştırmalar güzel olmuş .en azında bölge halkı kendi geçmişini öğrenme fırsatı buluyor .eline sağlık