banner136
banner191

Son yıllarda Askerlik şubesinin önünden geçerken olgunlaşmış, sapsarı kaysıların kaldırımlara sergen olduğunu gördükçe içim gidiyor. Yetişmiş birkaç ağacın onlarca kilo meyvesi gün günü dökülür. Basmamak için dikkat ederken “Neden yıllardır bu kadar meyvenin heba olması engellenmez…”  diye düşünmekten kendimi alamam. Mesela, olgunlaşınca toplatılıp askerlere veya şubede çalışan sivil memurlara ikram edilebilir(di). Çağrılacak birkaç fakire ‘toplayıp götürün’ denilebilir. Belediyeden adam istenerek toplattırılır ve diyelim ki huzurevine, hastahaneye, hatta cezaevine gönderilebilir…

 

Sanıyorum, o yolu her gün yaya olarak kullanan yüzlerce insan benzer şekilde düşünmüştür.

 

Kapıdan Liseye doğru bahçe duvarı boyunca yol kenarına dikilmiş veya hudayinabit olarak yetişmiş üzümler ve elmalar, kirazlar da aynıydı. Şu günlerde vişnelere sıra gelmiş durumda.

 

Ben yalnız askerlik şubesinin önünde görmüştüm; meğer TEÜAŞ lojmanlarının içinde de aynı şekilde meyve ağaçlarının altı döküntülerle dolu imiş. Dün gören dostlar anlattı.

 

İçlerinin sızladığını” söylediler.

Günah” dediler.

Verecek hiç mi fakir fukara bulamıyorlar; verseler kötü mü olur, kınayan mı olur, ceza mı yerler?” dediler. Kamunun malını, kamu (millet) bu şekilde değerlendirilmesini istiyor; artık başka söze gerek var mı bilmem.

 

&

 

Eskiden döller, bahçalarda alma, armıt, erik; bostanlarda hıyar, acir, tomatis hatta nahana gomaz, yolardı. Şimdi Elbistan’ın dört bir tarafına doğru yayılan hemen her evin, sokağın bahçe duvarlarından salkım saçak meyveler “Al beni, yol beni, ye beni…” diye bar bar bağırıyorlar ama dönüp bakan bile yok.

 

Y a evlerinde yeteri kadar meyve yediklerinden gözleri doymuş umursamıyorlar ya da haramı, günahı öğrenmişler, hak geçmesin diye bakmıyorlar. İkisi de güzel şeyler; ama kardeşim elalem emminin yani senin, benim, herkesin ser sebil olmuş helal malları var; onlara da mı dönüp bakılmaz?

 

Bu zamanın döllerinde iş yok valla; hadi onun bunun bahçesini bostanını haram diye yolmak istemiyorsunuz; ula lojmanların içindeki sağlık ocağı var ya, hah işte oradan yukarı doğru çıkan yolun üstünde salkım saçak olgunlaşmış kaysıları niye toplamıyorsunuz? Şöyle akşam arkadaşlarınızla çıkıp adımlarken atıştırmak hiç de fena olmaz hani…

 

Askerlik şubesinin bahçesi bu sözlerimin dışındadır. Orası “Girilmesi yasak bölge” olmasaydı “oradaki meyveleri de yolun la” derdim; ama sakın ola “Arif Hoca yolun dedi” diye girip-mirmeyin; yasak ve cezası ağırdır…

 

-Pazartesi günü buluşalım-

● TERK EDEN ELBİSTAN–1

● TERK EDEN ELBİSTAN–2

● TERK EDEN ELBİSTAN–3

(Üç Cilt Toplam 816 Sayfa; 25 TL)

●ELBİSTANCA

(Kahkahalarla okunan sözlük… Büyük Boy, 350 Sayfa; 15 TL)

İSTEME VE İLETİŞİM İÇİN:

İstediğiniz Kitap(lar)ın Bedelini

Arif Bilgin’in;

0199-312 78784-5001 Numaralı Elbistan Ziraat Bankası

ya da 5185615 Numaralı Posta Çeki hesabına Yatırılıp

Adresinizi aşağıdaki e-mail adreslerinden birine bildirmeniz yeterlidir.

[email protected]

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DERTLİ DOLAP 8 yıl önce

Arif Hocam, şimdiki çocukların meyve sebze yediği mi var ki. Köylerden, pazardan en doğalını, güzelini alıyoruz yemiyorlar. Cipslere, kolalı, gazlı içeceklere dadanmışlar. Gıda boyasına, yapay tatlandırıcılara, Çin tuzuna, gılikoz şekerlerine alışmışlar. Doğal tatları damakları tutmuyor. Mutfaktaki hazıra dudak büküyorlar. İmkanı var mı ki kamu bahçesine dandini dandini dastana yapsınlar. Asıl sorun bu.

Avatar
doğan can 8 yıl önce

HOCAM BASİT AMA İNSANLARIN BİRÇOK DERS ÇIKARACAĞI BİR KONUYU KALEME ALMIŞINIZ,TEŞEKKÜRLER.