banner136
banner191

On lirayı elinize aldığınızda onu hiç incelediniz mi? Üstündeki insan kim ola ki dediniz mi? Aslında tüm dünyada matematiğe kendi ismi ile bir birim armağan etmiş çok önemli olan Türk münevverinden birisidir… Buluşlarından biri olan Arf denklemi var on liranın üzerinde. Eletrikte Volt, Amper, Ohm birimlerini kanun gibi nasıl öğrendiysek Arf kavramı da matematik ilimi için aynı şeyleri ifade etmektedir. Fonksiyon dediğimiz ismini duyunca öğrencilerin çoğunun bilinmezlik korkusu nedeni ile ürktüğü ve uzak durduğu yapıların çözümünü, yani bilinmesini, zihince kavranmasını kolaylaştıran bir keşif yapmış ve kanunlaştırmıştır Arf hoca…

Arf hoca 11 Ekim 1910’ da Osmanlı İmparatorluğunun ardı ardına pek çok alanda mucize gibi aydın yetiştiren şehri Selanik’ te dünyaya gelmiştir. Kendi anlatımı ile matematiğe ilgisi ilk okul seviyesinde hocasının fark etmesi ile gelişmiş, karşılaştığı problemleri irdeleyip çözüm türetmesi ile ilerletmiştir. Ailesinin eğitime verdiği önem sayesinde eğitim hayatına devam edebilmiş, yine kendi anlatımı ile Türk lirasının bir dönem Fransız frangından değerli hale gelmesi neticesinde babasının hesabı ile yol parası karşılanması durumunda Fransa’ da eğitim alması Türkiye’de eğitim almasından daha ucuz hale geldiği için yurtdışı tecrübesi edinebilmesi maksadıyla Fransa’ya okumaya gönderilmiştir. Farklı eğitim ekolünü görebilmek onun matematik yeteneğini daha da fazla geliştirmiştir. 3 yıllık Fransız lise eğitimini 2 yılda tamamlamış yine yüksek öğrenimini görmesi için Cumhuriyet hükümeti tarafından açılan sınavları kazanması münasebeti ile tekrar Fransa’ya gönderilmiş ve 1932 de lisans eğitimini tamamlayarak yurda dönmüştür. Yaşadığı dönem itibari ile kendisinin anlattığı gibi kolay bir hayatı olmamış savaşlara gözleri ile tanıklık etmiş, daha çocukken kurtuluş savaşı sırasında Anadolu’ya geçmiş düşman tehlikesi karşısında Karadeniz dolaylarından Adana’ ya kadar yaylı sırtında bir ay geceli gündüzlü yolculuk etmiştir. İlmi tahsil etmek için ilmin peşinden gitmiş, yurt içi ve yurt dışında çok saygın okullarda çalışmıştır. Matematiği bir bilimden ziyade bir yaşam tarzı- yaşam felsefesi hatta sanat dalı olarak görmüş ve ilgilenenlere matematiğe yaklaşımı da bu şekilde tavsiye etmiştir.

Arf hocayı köşeme taşımamda, ilgisini çeken okurlarıma tanıtmamdaki en önemli neden 1959 da Erzurum Atatürk Üniversitesinde yapay zekâ konusunda vermiş olduğu konferanstaki düşünceleridir. Yapay zekâ kavramı o günlerde dünya üzerinde bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar insan tarafından araştırılırken böyle bir konuda konferans verebilme yetkinliği Arf hocanın sahip olduğu dehanın tartışmasız ispatlarından başka biri niteliğindedir. Çünkü 62 yıl öncesinden 2021 yılının projeksiyonunun yapılabilmesi bu konferansın notlarını okuyanları çok ama çok şaşırtacaktır. Konferansın başlığı: Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir? İsteyen okurlarım internet üzerinden bu başlığı yazarak konferansın açık kaynak notlarına ulaşabilir. Notlar içerisindeki bilimsel ve felsefi yaklaşım insana hayret veriyor bir noktada hocamız şöyle diyor; Günümüzde insanoğlunun en büyük çelişkilerinden biri de bu teknolojik ortamda yaşanıyor. Robotlar insanlaşmaya çalışırken, insanlar robotlaştırılıyor, teknolojik gelişmelerle, daha rahat, daha kolay hayat vaatleriyle tekdüzeleştiriliyor… Yapay zekâ her geçen gün kendini daha doğal yapmanın yollarını ararken, insanoğlunun giderek yapaylaşması, modern çağın(!) En büyük tezatlarından biri olsa gerek… Yapay zekanın son 5 yılda yapay sinir ağları ile bu noktayı zorlayabileceğini 1960 larda öngörmek… İşte Türk insanının örnek alabileceği kendisinden bir mümtaz şahsiyet, büyük hoca Ord. Prof. Dr Cahit ARF. Matematiğin tutkunu, onu sanat olarak gören insan.

Son olarak konuyu tutkunun tanımı ve Arf hocanın bir röportajında belirttiği gibi bağlarsak; Bildiğimiz, tanınmış uğraşısı hangi alan olursa olsun gelmiş geçmiş tüm insanoğlu suretlerini yolunda muvaffak eden duygu tutkudur. Hocamız söylemiş ‘Unvan, mevki ve para peşinde koşan bilim insanı olamaz çocuklar. Bilim için tutku gerek, keşfetmek tutkusu…’ tutku varsa beyin -kalp paralize olur, tutkusu olan insan yorulmak bilmez can hıraş bir çaba ile kafasını kurcalayan kalbini çarptıran o ereğe sonsuz bir hızla hücum eder…İnsan işte o anda insan oluverir, insanlık bir mertebedir ve yaşamımız içerisinde bu mertebeye ulaşmayı şanslıysak birkaç kez çoğu zaman ise bir kez başarabiliriz. İşte tutku bizi bu kürsüye ulaştıran merdivenin basamaklarıdır.

Arf hocanın dediği gibi ‘Matematiği anlamak gerek, keşfetmek gerek…’ Sorunlarınızı anlamanız onunla ilgilenmeniz onu keşfetmeniz gerek. Keşif etmek bilmek, bilmekte onu yenmek zihinde artık önemsizleştirmek demek… İyi okumalar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arif Bilgin 2 hafta önce

Bu geniş bilgi ve Art Hoca'nın tanıtımı için teşekkür ederim. başarılar.

Avatar
Aykut yıldırm 2 hafta önce

Çok sağolun Hocam, düşünceleriniz azim veriyor sağolun