banner136
banner191

Hanzo, Sahte Kabadayı, Tosun Paşa, Köşeyi Dönen Adam, Zübük, Üçkâğıtçı, Kanlı Nigar, Tokatçı, Koltuk Belası diye sıralarsak çoğu kişi bunları hemen hatırlar. Bu isimler merhum sanatçı Kemal Sunal filmlerinin bazılarının isimleri.

Bu filmlerde ve bunların haricindeki diğer filmlerinde toplumsal meseleler kimi zaman mizah kimi zaman dram ile yansıtılmaya çalışıldı ve gülerken de bir taraftan düşünerek izledik. Ama gülme eğlenme tarafı ağır bastığı için düşünme ve irdeleme tarafına çok eğilmedik.

Hele bir de Kemal Sunal’ın “Deli Deli Küpeli” filmi var ki; filme konu yerleşim yerinde karla kapanan yolları fırsat bilen kişiler halkı sömürmeye başlar. Her türlü oyun ve baskılarla kasaba halkını perişan eder. Buna itiraz edenleri ise eşkıya şiddetle bastırır. Bu sırada hastaneden kaçan iki delinin yolu kasabaya çıkar. Halkın kendilerini kaymakam ve hâkim sanması üzerine onlar da bu rolleri benimser. Kısa süre sonra kasabanın üstüne çökenler ile deli kaymakam arasında amansız bir mücadele başlar. Film bu ya tam tersi olsaydı ve deli kaymakam mücadele ettiği bu kişilerle mücadele etmek yerine onlarla işbirliği yapsaydı o zaman kasaba halkının hali nice olurdu ve halka neler neler yapabilir, kendi hesabına neler yapabilir ve nasıl kullanabilirdi.

Yukarıda saydığımız Kemal Sunal filmlerinden anımsayalım ve düşünelim bakalım bizim çağımızın, bizim kasabamızın hanzosu, bizim toplumumuzun sahte kabadayısı, zübükleri, tosun paşaları, üçkâğıtçıları, tokatçıları ve köşeyi dönen adamları kimler. Bunların hepsini aslında adam olarak tanımlamak ve âdem sıfatında görmek bile bu canlılar için zuldür. Ayrıca bu sıfatları taşıyan ve asalak misali devlet ile insanların üzerinden, güç sarhoşluğu ile güç odakları üzerinden, duygu sömürüsü ile duygusal insanlarımızın iyi niyeti, yardımlaşma duyguları, fedakârlıkları üzerinden nasiplenerek yaşayanlar insanlık ve adamlıktan uzak sadece canlı olarak varlıklarını sürdürürler. Günümüzde yukarıdaki sıfatlara sahip canlıların ekstra olarak dürüstlük, muhafazakârlık, dindarlık, vatanseverlik, memleket sevdalısı gibi maskelerin arkasına saklanarak şahsi ve nefsani arzuları için çalışmaya ve yaşamaya devam etmeleri de çok daha yanıltıcı, aldatıcı ve acı bir durumdur.

Üstat Karakoç’un tabiriyle;

İki ayaklıydı, konuşuyordu
“İnsandır” dediler, ben inanmadım.
Kediye benzettim, artık yiyordu
“Aslandır” dediler, ben inanmadım.

Adamlık önce varlığı ile onurlu duruşunun ispatladığı, insanlık ve yüce âdemlik üzerine kabul gören olumlu ve müspet davranışlarla ve erdemlerle yükselmek iken, adamlık olmasa dahi en asgari seviyede veya en alt seviyede insanlık olarak varlığını sürdürmek yukarıdaki film isimlerinde bulunan sıfatların hiçbirisini taşımamayı gerektirir. Bu sıfatları toplumdan gizleyerek bile olsa üzerinde ve karakterinde, kişiliğinde bulundurarak yaşıyorsa o zaman adam da değildir, insan da değildir.

İnsanları kullanıyorsa, insanların üzerinden rant elde ediyorsa, karakteri kişiliği ve şahsiyeti zayıf insanları seçip kullanıp bunlar üzerinden çıkar elde ediyorsa, şantaj yapıyorsa, saldırı yapıyorsa, muhafazakâr da değildir, adam da değildir, insan da değildir.

Devletin vermiş olduğu yönetim gücü ve devletin imkânları ile olanakları vatandaşın, halkın ve insanların huzuru ve refahı için hayatlarını kolaylaştırmak için vardır. Eğer yöneticiliğinden kaynaklanan gücü şahsına ait bir nüfuz oluşturmak için kullanıyorsa, eğer gücü insanları korkutmak, sindirmek ve kendine biat ettirmek için kullanıyorsa, eğer bu gücü kişisel hırsları, menfaati, eğlencesi, gönlünü eğlendirmek, arkadaşlarıyla ve dostlarıyla âlemler, eğlenceler yapmak için kullanıyorsa muhafazakâr da değildir, memleket sevdalısı da değildir, adam da değildir, insan da değildir.

Yardımlaşma ve dayanışma sosyal devletin en önemli argümanlarından bir tanesidir ve sosyal yardımlaşmanın amacı müşkül durumda bulunan, düşkün durumda bulunan, ihtiyaç sahibi pozisyonunda bulunan, yardıma muhtaç olan, insanca yaşayabilmek için devletinin gücüne ihtiyacı bulunan insanların ihtiyaçlarını, müşküllerini, düşkünlüklerini, yoksunluklarını gidermektir. Eğer sosyal yardımlaşmayı kendi yandaşlarına güç olarak kullanıyorsa, yardım araçlarını fakire fukaraya düşkünlere dul, öksüz, yetim ve kimsesizlere verilmesi gerekirken bunlara karşı tehdit aracı olarak kullanıp, koz olarak kullanıp onların insanlıklarından faydalanıyorsa, onları istismar ediyorsa, her şeyinden faydalanıyorsa adam da değildir, insan da değildir.

Toplumun dayanışmaya, yardımlaşmaya ve insanlar arasındaki uçurumun giderilmesine katkı sağlayan oluşumlar girişimler sivil toplum kuruluşları vardır. Bir taraftan kendi insanına yardım için yola çıktığını, insanlarının ihtiyaçlarını gidermek için bir araya geldiğini ve insanların düşkünlüklerini ortadan kaldırmak için bulunduğunu iddia ederken, diğer taraftan sivil toplumun gücünü şahsi menfaatleri için kullanıyorsa,  sivil toplumun gücünü rahatlıkla istismar edebileceği ve rahatlıkla kullanabileceği insan devşirme yerleri olarak kullanıyorsa, toplumun masumane duygularını, yardımlaşma duygularını, dayanışma duygularını, hayırseverliklerini, duygusallığını istismar ederek tüm bunları kendi egolarını tatmin etmek için kullanıyorsa, kendi çevresini genişletmek için kullanıyorsa, kendine ve çevresine maddi menfaat elde etmek için kullanıyorsa, kendi duygularını, nefsini ve ahlaksızlıklarını tatmin etmek için kullanıyorsa adam da değildir, insan da değildir.

Örgütlülük ve örgütlü hareket etme zorunluluğu olan toplumsal noktalarda örgütlenme içerisinde yer alırken hem mensubu olduğu sivil toplum örgütü misyonu için hem de insanların ihtiyaçlarını, sorunlarını, problemlerini, sıkıntılarını ve dertlerini gidermek için çalıştığını ve çabaladığını iddia ederken diğer taraftan bu örgütün ve sivil toplum örgütlerinin gücünü kullanarak ahlaksızca işlere girişiyorsa, nefsi arzularını tatmin etmek için kullanıyorsa, maddi çıkar elde etmek için kullanıyorsa, üyelerin sırtından palazlanarak güç çemberi oluşturuyorsa, çıkar, menfaat ve nüfuz elde ediyorsa, çarkını döndürmeyen her noktaya amaca giden her yol mubahtır anlayışıyla her türlü ahlaksızlıkla saldırıyorsa, karanlığın ve kirliliğin merkezi haline geliyorsa misyoner de değildir, muhafazakâr da değildir, adam da değildir, insan da değildir.

Herhangi bir yerden herhangi bir şekilde elde ettiği dini, siyasi, idari, sivil ve nüfuz gücünü insanları istismar için kullanıyorsa, elde ettiği insan gücünü ve kukla insanlar çemberini bir silah gibi kullanarak şantajlarla, insanları tehditle, zorla, sindirerek ve ahlaksız pazarlıklarla, kendi çıkarları uğruna kullanıyorsa, adam da değildir, insan da değildir ve ayrıca kendi milletine, kendi memleketine ve kendi devletine karşı haindir.

Toplum içerisinde ak-pak gibi gezerken arka planda bütün kirliliği ile palazlanıyorsa, toplumun önünde muhafazakâr, yardımsever, iyi niyetli, hoşgörülü, tatlı dilli, güler yüzlü görünürken arka planda ve gerçekte insanların zayıflıklarını istismar eden, cinsiyet farklılığından faydalanan, insanların düşkünlüklerinden ve muhtaçlıklarından yararlanan, nüfuzu ve çevresi ile kamunun ve sivil toplumun gücünü fuhşiyat için, nefsani arzuları için, şahsi çıkarları ve menfaatleri için, para için kullanan ve toplum üzerinden eğlenen, toplum üzerinden hayat yaşayan, toplum üzerinden asalaklık yapan canlıya dönüşmüş ise artık adam da değildir, insan da değildir.

Dürüstlük abidesi gibi görüntü verirken arka tarafta her türlü yalanı rahatlıkla söyleyebiliyorsa, her türlü yalanla insanları kandırıyorsa, her türlü yalanla insanlar arasına fitne saçıyorsa, iftiralarla ve algılarla saldırarak işine gelmeyen, yoluna çıkan, çarkını bozan ve düzenini sarsan insanları itibarsızlaştırmaya çalışıyorsa adam da değildir, insan da değildir.

Günümüzün etkili ancak sahte ve yalan sosyal medya ortamlarını, bulunduğu makamı, görevi ve toplumsal statüsünü pisliklerini örtmek,  kirinden arınmak, kendini ve karanlığını perdelemek, kirliliğini ve pisliğini kapatmak için kullanıyorsa, toplum içerisinde itibarla gezmek için kullanıyorsa, gerçek kimlik ve kişiliğini tanıyanlara itibar suikastlığı yaparak kendi kirli kişiliğini gizlemeye çalışıyorsa adam da değildir, insan da değildir.

Şeytanların gizli olduğu ayrıntıları atlamadan anlatınca uzun oluyor ancak her ayrıntıdaki şeytanları ve şeytanların dostlarını da yazsak kitap olacakken birkaç söz derlemesi ile sonlandıralım ki;

“Hepiniz kral olmayın, bu dünyaya adam da lazım.”

“İnsan adam olamayınca, adamlık insana zor gelir.”

“Çözemedim bazılarını, uzaktan mı adamlar, adamlıktan mı uzaklar?”

“Bir adam diyebildiklerimiz vardır. Bir de adam diye bildiklerimiz. İkisi çok farklı, karıştırmayın.”

Şu konuda bir anlaşalım; vicdanınız kadar adamsınız.”

“Kahpelik bu kadar moda iken, adamlık mücadelesi veren herkese selam olsun.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Efe 2 ay önce

Bakanım Mahir Ünal bey makalede anlatıldığı gibi Esbistana getiediğiniz bir kısım idarecilerin sarhoş namussuz ve hırsız olanları mevcut Allah için bir araştırın.Onlar kendilerini çok iyi biliyor.Desteğide sizden aldıklarını söyleyip namussuzluk yapıyorlar. Kıymetli gazeteciler bu bir
çağrıdır.
Allah için yayınlayın yoksa meshul olursunuz
Kamuoyuna saygılarımla...

Avatar
Mehmet yılmaz 2 ay önce

Sevgili hocam.ülkemizin önemli devlet adamı ve siyasetçisi sn mahir ünalın memleketi elbistanda maalesef bu tür ahlaksızlıklar mevcut vede kimse dur demiyor.bu ahlaksızlar bu gücü yine siyasilerden alıyor.

Avatar
Selim sal 1 ay önce

Memlekette adam mi kaldi tam bir kahtı rical yasaniyor.haram helal bilmeyen bir toplumda yetisen yöneticilerden ne bekliyorsunuz ki.biz neysek yöneticiler de o.

Avatar
Sabahattin Y 2 ay önce

Harika yazı harika analiz kutlarım sayın hocam
İnsanda olmaması gereken her şeyi yazmışsın
Adam olanda olmayacakları yazmışsın
Toplumda ahkam keserek gezenlerde olmaması gerekenleri yazmışsın
Kalemine sağlık
İnşAllah herkes bu adam ve insan olmayanları görür pirim vermez

Avatar
esfel-i sâfilînlerin adını herkes gibi bende biliyorum 2 ay önce

Ağzına sağlık hocam sadece isimlerini yazmadığın bu soysuzları herkes biliyor da hiçkimse ses çıkarmıyor. “Eşeğin hatırı yoksa sahibinin hatırı var” deyip görmezden geliyorlar. Bu zavallı güruhta “böyle gelmiş böyle gider” zannediyorlar, bilmiyorlar ki “Allah yarına bırakır belki ama kimsenin ettiğini kimsenin yanına kar bırakmaz.” Çok şükür şafak attı gün doğmak üzere. Karlar eriyor. Hep birlikte göreceğiz ve yaşayacağız. Sabah ola hayrola. Hak şerleri hayr eyler, neylerse güzel eyler görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. Umarım bu esfel-i sâfilînlerin yularını elinde tutanlar pislik üzerlerine sıçramadan bunların yularını bırakırlar.

Avatar
Nihat 2 ay önce

Hocam harika tespit ve gündeme manidar bir makale olmuş yüreğinize kaleminize saglik

Avatar
Önder YENİLMEZ 2 ay önce

Liyakatli insan gücü, doğru eğitim öğretim ve tecrübenin ürünüdür.Doğru eğitim ve öğretime tabi tutulmuş , tecrübelerini ahlaki ve etik kurallar doğrultusunda oluşturmuş insanlar , sorumluluklarını şahsi çıkarlar gözetmeden kurumun ve toplumun faydasına yönelik olarak icra ederler.Fedakarlık ve empati tabanlı çalışma tarzına,bilimsel ve metodik yaklaşımlara, gelecek kuşaklar için örnek teşkil edecek davranışlara sahiptirler. Liyakatli insanlar verimli,tasarruflu ve üretken çalışarak toplumsal gelişimin dinamosu olurlar. Liyakatsiz insanların gücünün kaynağı ise; cehalet ve çıkar ilişkisidir.Doğal olarak çok hızlı çoğalabilir ve toplumun; kurum ve kuruluşlara bakışını ve güvenini yok ederek , bilimsel ahlaki en kötüsü ise vicdani değerlerden uzaklaşmasına sebebiyet verirler.Toplumun en büyük ihtiyacı olan Adalet ve güven hissini yok ederek ,toplumu her türlü manipülasyona açık hale getirirler. Son söz “ Nisa Suresi 4/58 ayetin meali şöyledir: “Muhakkak ki Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emretmektedir. Allah size en güzel bir şekilde öğüt vermektedir! Şunu kesin olarak bilin ki Allah, her şeyi işitmektedir ve görmektedir.” (Nisa 4/58).

Avatar
Elbistanlı 2 ay önce

Cukdiye oturmuş
Hepsi gerçek
Çıplak soytarılar