banner136
banner191

Kızılcaoba tarafından gelelim ve Köprübaşı köprüsünü bitirip tam ortasında duralım. Sağa ve sola uzanan caddeler 1937-38’lere kadar yoktu; tamamını Ceyhan nehri kaplardı. Dr. Hasan Bey belediye başkanı iken bu yolları açmıştır. Bundan dolayı caddeye adı verilmiştir.

Köprünün sağında üç dört metre kadar üstüne Gazeteci Ümmet İnanç’ın büfesi vardı. Uzun zaman tek gazete büfesi olarak o zaman var olan gazeteden (Hayat, Ses, Yıldız gibi) mecmualara, plaktan çizgi romanlara, klasik romanlardan hikâye kitaplarına kadar çok şey satılırdı. Bu bakımdan halkın genel kültürüne katkısı az olmamıştır.

Köprübaşı Köprüsü ile Ümmet’in büfesi arasındaki boşluk, duzluca ve kestane satanların yeri idi; duzluca satan Osman emmi daha çok eczahanenin önünde dururdu.

Yıllar sonra, sol tarafa beş metre kadar aşağısına Gazeteci Halıt Karabay briketten büfe yaptırdı ve gazete satışına orada devam etti.

Köprüde dururken tak karşımıza bakalım. Şimdiki adı Kıbrıs Meydanı, ondan önce halk “Şire bazarı” derdi. Köylüler ürettikleri üzüm, alıç, dağdağan, ahlat/yaban/dağ/Kürt armudu, elma, erik, domates gibi meyvelerini, sebzelerini; yoğurt, tereyağı, çökelek, peynir gibi hayvansal gıdaları, sucuk, bastık, samsa, kesme, kuru üzüm, pekmez gibi şıra türlerini getirip burada doğrudan satarlardı. Her pazartesi günü burası ana-baba günü olurdu.

Bu meydanın çevresindeki dükkânları sağdan başlayarak hatırlamaya çalışalım (70’leri düşünerek, eksiğimizi tamamlar, yanlışımızı düzeltirseniz sevinirim); sağ başta iki katlı güzel bir konak vardı. Bunun alt katı rahmetli Eczacı Lütfi Erten’in eczahanesi idi; Göo Yamırhalardan arkadaşım Mehmet Güzel ve kardeşlerinin babaları kalfalığını yapardı; ama aynı zamanda bazı yaralara ilaç da oluşturacak kadar kendini yetiştirmiş bir muhterem idi. Az ötesi evin giriş kapısı, ondan sonra da küçük bir dükkânda Kızılcaobalı Üsün (Dal) Emmi’nin bakkal dükkânı vardı. Sonraki evin de altı dükkândı. Devamında meydana doğru çıkıntılı olarak yapılmış Berber Bahittin’in berber dükkânı vardı. Berber Bahittin tuhafiye dükkânı açınca el değiştirdi ve Öğretmen Şefik Gül emekli olunca tekel bayii gibi bir dükkân açtı. İlerisinde Bayram ve Kemal isimli iki kardeşin dükkânı vardı; dut, çökelek, karpuz satarlardı. Pazartesi günleri Şire Bazarı’na satışa gelen köylülere “TUT VAY YİYECEK YER VAR” veya “GARPIZ VAR YİYECEK YER VAR” diye çağırırlar acıkanlar gelir, dükkâna girer ne istemişse alır, dükkânın sağ ve karşı duvar dibine yapılmış tek tahta yerlere otururlar ve çökelek /peynir de alarak yerlerdi. Sonrasında yıllar sonra Albayların dükkân açtığı yerler ve devamında sağa nehre doğru bir geçiş vardı. Karşıda bugünkü çarşı içine uzanan Cumhuriyet Caddesi duruyor. Caddenin sol tarafı evdi. Az ilerisi malum Selçuk Hamamı. Evin devamındaki yer boşluktu, betonarme dükkân yapıldı ve Berber Bahittin burayı tuhafiye dükkânı yaptı. Sonra evden bozma bir veya iki dükkân oluşturdular. Bunlardan biri 4 metrekare bir yerdi, yıllarca İşçi Partisi’nin Elbistan merkezi olarak hizmet verdi. Sonra ya aynı yer ya da yanındaki Nurhan Kurt isimli biri bisiklet tamir ve kiralama dükkânı açtı. Sol köşede Şahkeremin fırını vardı; Ekmekçi İsmail Ağa uzun yıllar çalıştırdı. Onun yanı Taphasanlar Sokak (Şimdiki Çiçekçiler Caddesi’nin dara hali) ilerler ve Güner Emlak’ın duvarına sürtünerek sağa dönerek Ulu Cami ve çarşıya giderdi...

Şahkerem’in fırınının batı yanında (sokağın öteki tarafında) Taftafların evi vardı; güzel bir konak tipi evlerdendi. Bu evin alt katı bir zaman Şardağı Spor’un lokali, sonra Foto Renk’in babaları rahmetli Fotoğrafçı Hasan Güzelbaba’nın dükkânı olmuştu. Onun yanında yine bir sokak vardı; o da Güneşli Camiine kadar uzanırdı; şimdi de bu sokak aşağı yukarı duruyor. Bu sokağın da solunda Kökerlerin (Terzi Kenan Usta’nın evi) ve devamında meydana bakan Aloğluların evi vardı. Köşeden itibaren iki evin de alt katlarını birer odasının duvarları yıkılıp tamir edilerek dükkân haline getirilmişti. Bunlardan biri de Ağır Dönüm çay ocağı olmuş, biz de rahmetli Şair Seydahmet Kutuzman ile burada tanışmıştık. Alt kattaki bir başka dükkâna Dr. Mesut Yinanç’ın ilk muayenehanesi açılmıştı. (Soldaki fotoğrafta tabelası okunuyor) Daha önce (60’lı yıllarda) Tevfik Usta bu dükkânda tamirciliğini yaptı diye hatırlıyorum; ama yanılmış olabilirim. En başta da görüldüğü gibi Elbistan’ın en güzel konaklarından biri vardı. Nakiplere ait bir ev olsa da Dr. Hasan Bey’e geçtiği söylenirdi. Alt katı Eczacı Oğuz Söğütlü merhumun eczahanesi idi. Daha önce o binanın alt katında Seten (Bulgur değirmeni) varmış, üst katı da Elbistan’ın ilk oteli: ŞEHİR OTELİ olmuş. Bizim çocukluğumuzda da otel olarak hizmet verirdi.

Bu meydan açılmadan önce ortasında Darp Kapı (Bab-ı Derp) Camii vardı. Bab-ı Derp, Kale kapısı demektir. Camiye bu isim; hamamın bu tarafın bitişiğinden bir gabaltı ile kaleye çıkan (şimdiki gibi) sokak başladığı için verilmiş olsa gerek. Cami son yıllarında atıl kaldı. En son imamı Kökerlerden Yüzügüllü Ahmet Efendi’dir. Oğulları Terzi Kenan Usta ile Öğretmen Mehmet Köker rahmetlileri hatırlayanlar çoktur. Ellili yılların ortalarında harap oldu; sonuna doğru tamamen yıkıldı.

Meydan uzun zaman Şire Bazarı oldu; sonra bir ara ortasına bir elektrik direği dikilerek geniş ve dairesel olarak çayır çimen ekildi. Batı köşesine de boruya takılmış musluk ile çeşme yapılmıştı.

Bir ara (sanıyorum, rahmetli Hamza Akbaş döneminde) Kıbrıs Meydanı’nın ortasına belediye iki ahşap dükkân yaptırdı. Bunlardan köprüye bakan köşesindekine Gazeteci Halıt bir süre taşındı gibi hatırlıyorum. Dükkânlardan çarşı tarafına bakan köşedekini evlendirme memurluğundan emekli olduktan sonra arzuhal/ dilekçe yazmak için rahmetli Cansız Hacı kiralamıştı.

Ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı ömür dilerim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muharrem 1 ay önce

Bu ve benzeri yazılarınızın, herkes tarafından çok beğenilerek, ilgi ve zevkle okunduğunu bir defa da ben söylemek isterim...Diğer "malum" konularla ilgili yazılarınız, çoğunluk tarafından haklı olarak tepkiyle karşılanmaktaydı. Halkımız, sizden bu tür yazılar istiyor, bekliyor... Elbette tercih ve karar sizindir. Okuyucu da ona göre olumlu-olumsuz tepkisini " uygun dille " gösterir !.. Saygılar...

Avatar
Elbistancı 1 ay önce

Hocam agırdönüm dediğiniz yer Faruk Tamer beyin babası rahmetli Alirza emmi ile Hasanaki beyin babaları bıyık Mehmet emminin çay ocağı idi rahmetli kutuzmanın çay ocağına geldiği yolları hatırlıyorum hatta aşırı sigara içer ve cansız hacı abi ile şiir konusunda çok güzel sohbetlerini dinlemişimdir ağı dönümün yeri eski polis karakolunun karşısı idi

Misafir Avatar
Arif Bilgin 1 ay önce @Elbistancı

Anlattıklarınızda tamamen haklısınız. Ben ağır dönüm o eski polis karakolunun karşısından kalktıktan sonra sanki buraya taşındı gibi hatırladım.. İkisi aynı anda çalıştı mı? Teşekkür ederim.

Beğenmedim! (1)
Avatar
Adem Kılıç 1 ay önce

Küçük bir ayrıntı eklemek isterim. Rahmetli Berber Bahittin'in, eski - küçük dükkanı, Rahmetli Şefik Gül'den önce de tuhafiyeci olarak devredilmiş ve Elbistan esnaflarından Ömer Cengizler'in rahmetli babası tarafından işletilmişti...Bir de rahmetli pilot İhsan'ın evinin altında " Atılım Plak-Kasetçi " vardı...Az ilerisinde de " Almancı Yunis ( Tellal ) in bakkal dükkanı vardı..." Ağır Dönüm Çay Ocağı " kısmında da Kapıdere arabaları kalkardı. Yaşlı bir simsar amca vardı...Eski arabaları bir zaman da gazozcu arabası oldu sanıyorum. Sağ taraf Kozanoğulları evi altındaki bir yaşlı bakkalın evi de 70 li yıllarda yanmıştı...Bir de radyo tamircisi vardı...

Misafir Avatar
Arif Bilgin 1 ay önce @Adem Kılıç

Adem bey çok teşekkür ederim. Bu bilgileri de elimdeki yazıya sizin adınızla ekleyeceğim...

Beğenmedim! (0)
Avatar
Hüseyin Çelik 1 ay önce

Pilot İhsan ın evinin altında bir zamanlar tuhafiyeci-plakçı Kozanoğlu'nun işyeri vardı. 1972-73 yılları... Şahkerem fırını arkasında da Kuaför Emsal hanım evlerinin bir bölümünde oldukça uzun süre kuaför işyeri çalıştırmıştı.

Avatar
Ömer 1 ay önce

Yazınızı okuyunca bir hatıra geldi aklıma.Evet köprünün kuzey-Doğu köşesinde rahmetli Ümmet’in büfesi vardı.Gazete dışında plak satar,çalar ve sesi dışarı verirdi.Bir yabancı plak çalıyordu; “na na naaa na”(bu parça futbol maçlarında tezahürat yapılırken de söylenirdi.) Yerli plak 10 liradan yabancı 12.5 liradan satılıyor.Biz köprünün köşedeyiz.Çalınan müziği de duyuyoruz.Bir vatandaş yaklaştı;Ümmet bu plak gaça?diye sordu.”12.5 lira gardaş” “Al baba paraaa ver plaaa!!!”Plağı aldı çatır çatır kırıp suya attı ve oradan uzaklaştı...

Avatar
Elbistancı 1 ay önce

Cela durağından öncede o dükkanda rahmetli durmuş Korkmaz’ın gaz Ocagı lehim vs tamir işleri yapılan dükkanı vardı daha sonra Elbistan’dan gitti Ankara belediyesinde çalıştı .

Avatar
Elbistanlıyım 4 hafta önce

Hocam anlatımlarınız için teşekkürler.
Köprüyü geçince sağda gazeteci Ümmet’in dükkanı varken sol tarafta Hokkalardan Rahmetli Mükremin Çıngıl ın bakkal dükkanı vardı. Hatta dükkanın hemen altında karşı kahvelere geçiş yapılan bir köprü daha vardı. Çok daha sonra hatta 80 lerden sonra Gazeteci Halit orda gazete dükkanı açtı. Affınıza sığınarak Ekleme gereği duydum. Elinize yüreğinize sağlık.

Avatar
Mehmet Baki BOLULU 1 ay önce

Bize 60-70 yıllık mazimizi yaşattığın için sevgili Arif Hocaya teşekkür,Kaleminin,Kelamınin devamlı ve başarılı olmasını dilerim.Şahkeremoğlunun fırınının önünden geçerken;O yıllarda develerle çeltik.çektiklerini,fırının önünde yüklerini indirdiklerini,Biz çocukların daha önce hiç görmediğimiz bu canlı nakil vasıtalarını hayretle seyrettiğimiz sonra da 25 Kr.karşılığında şehrin çıkışı
na kadar bu acaip!hayvanlara bindigimizi,Çarşının ortasında deverin ürküp bize korkulu anlar yaşattığını ve üstlerinden atlıyarak kurtulduğum tekraryaşadım.Tekrar teşekkür eder,Hayırlı Bayramlar dilerim.12.05.2021. Balıkesir.