banner136
banner191
 2 Mart 2020 Pa­zar­te­si sa­ba­hı kalk­tı­ğım­da, what­sapp'ımda, Te­kir­dağ Namık Kemal Üni­ver­si­te­si İla­hi­yat Fa­kül­te­si İslâm Ta­ri­hi ve Sa­nat­la­rı Bölüm baş­ka­nı, öğ­re­tim üyesi hem­şeh­ri­miz Dr. Fatih Köse kar­de­şi­min, fa­ce­ebo­ok'ta eski ga­ze­te ke­sik­le­ri/ha­ber­le­riy­le şehir fo­toğ­raf­la­rı pay­la­şan Yunus Uysal isim­li bir şah­sın 7 Mart 2019'da yap­tı­ğı bir pay­la­şım­dan ala­rak yol­la­dı­ğı bir resim gör­düm.
Çö­zü­mün­de bazı ha­ta­la­rın ya­pıl­dı­ğı söz­ko­nu­su haber, bi­la­ha­re “El­bis­tan anı­la­rı” isim­li fa­ce­bo­ok say­fa­sı­na da alın­mış ve ta­kip­çi­ler­ce –ha­ta­la­rın büyük oran­da tek­rar­lan­dı­ğı ve ye­ni­le­ri­nin ya­pıl­dı­ğı– bazı dü­zelt­me­ler ya­pıl­ma­ya ça­lı­şıl­mak­la bir­lik­te, met­nin ya­rı­da ke­sil­di­ği çok açık ol­ma­sı­na rağ­men, hiç kimse de­va­mı­na bakma ge­re­ği duy­ma­mış­tır.
6 Teş­rin-i Evvel (Ekim) 1927 –ki yu­ka­rı­da bahsi geçen fa­ce­ebo­ok say­fa­la­rın­da 9 Teş­rin-i Evvel ta­ri­hi ve­ril­mek­te­dir– ta­rih­li ve 1225 nu­ma­ra­lı Cum­hu­ri­yet ga­ze­te­si­nin bir ve ikin­ci say­fa­la­rın­da ya­yım­la­nan haber;


Cum­hu­ri­yet Ga­ze­te­si­nin Baş­lı­ğı

Ga­ze­te­nin Maraş özel mu­ha­bi­ri Rebî‘î Bey'in yap­tı­ğı bir se­ya­ha­tın iz­le­nim­le­rin­den oluş­mak­ta olup, o ta­rih­ler­de ya­pıl­mak­ta olan hü­kü­met ko­na­ğı­nın bu­gü­ne dek bi­lin­me­yen bir fo­toğ­ra­fı­nı da içer­mek­te­dir. Bu fo­toğ­raf, ko­na­ğın in­şa­atı­nın ne aşa­ma­da ol­du­ğu­nu gös­ter­me­si açı­sın­dan önem­li­dir.
El­bis­tan'ın ev­le­ri, yol du­ru­mu, ürün­le­ri­nin dı­şa­rı­ya gö­tü­rü­le­me­me­sin­den do­la­yı ya­şa­nan za­rar­lı ucuz­luk, ova­nın ve­rim­li­li­ği, Cey­han nehri ve Maraş'la olan bağ­lan­tı­sın­da kul­la­nı­lan Kısık yo­lu­nun sarp­lı­ğı­nın ve teh­li­ke­si­nin an­la­tıl­dı­ğı ha­ber-ya­zı­dan, El­bis­tan'ın ba­tı­sın­da­ki dağ­la­ra –bir yan­lış­lık ya­pıl­ma­mış­sa– Ta­ko­od/Tak­vud (طقوود) dağ­la­rı de­nil­di­ği­ni de öğ­ren­mek­te­yiz.
Yap­tı­ğı pay­la­şım­la söz­ko­nu­su ya­zı­dan ha­ber­dar ol­ma­mı­za ve bu ya­zı­nın or­ta­ya çık­ma­sı­na ve­si­le olan sayın Yunus Uysal'a, bu bil­gi­yi bi­zim­le pay­la­şan hem­şeh­rim ve dos­tum Fatih Köse'ye ve oku­du­ğum metni ya­zı­ya döken eşim Şule Özalp'a te­şek­kü­rü borç bi­li­rim.
Şimdi siz­le­ri, ko­ro­na yü­zün­den ev­le­re ka­pan­dı­ğı­mız şu gün­ler­de, bu nos­tal­jik ha­be­rin çe­vi­rim ya­zı­sı ve sa­de­leş­ti­ril­miş hali ile baş­ba­şa bı­ra­kı­yo­rum:

Çe­vi­rim ya­zı­sı
El­bis­tan dağ­la­rı, Cey­han menba‘ları
Mil­let, müş­te­rek bir li­san­la yol is­ti­yor; sa­lâh-ı ik­ti­sa­di­miz sü­rat­le yol bek­li­yor


El­bis­tan'da yüz bin lira sar­fıy­la vü­cu­da ge­ti­ril­mek­te olan hü­kü­met ko­na­ğı

Maraş mu­ha­bir-i mah­su­su­muz­dan Kıy­met­li yur­du­mu­zun en fey­yaz su­la­rın­dan biri olan büyük Cey­han'ın fış­kır­dı­ğı, züm­rüt ova­la­rı­nı süs­le­di­ği El­bis­tan, Maraş vi­la­ye­ti­mi­zin tak­ri­ben iki yüz ki­lo­met­re şi­ma­lin­de, Ta­ko­ot/Tak­vud (طقوود) dağ­la­rı­nın şark etek­le­rin­de, eski bir ka­sa­ba­cık­tır.



Or­man­la­rı­nın ya­kın­lı­ğı­na, taş­la­rı­nın bol­lu­ğu­na rağ­men ker­piç­ten ya­pıl­mış, ba­da­na­sız, viran ev­ler­den, han­lar­dan mü­te­şek­kil bu top­rak yı­ğın­la­rı ara­sın­da, Cum­hu­ri­yet hü­kü­me­ti­mi­zin azim ve te­ced­düt-per­ve­rî­si­ni tem­sil eder gibi gö­rü­nen, taş­tan mamul, mu­az­zam, mü­zey­yen hü­kü­met bi­na­sı kalp­le­ri if­ti­har­la dol­du­ru­yor.
Yüz bin lira kadar nakit ve bir o kadar da mal­ze­me i‘tâsı su­re­tiy­le ve sırf aha­li­nin pa­ra­sıy­la vü­cu­da ge­ti­ri­len bu bi­na­ya, ka­za­nın iyi bir idare me­mu­ru ol­du­ğu söy­le­nen kay­ma­kam Osman Şev­ket Bey ve eski bir idare me­mu­ru olan dava ve­ki­li Hu­lu­si Bey müş­te­re­ken ça­lı­şı­yor­lar. Allah, bu azim-per­ver zat­lar­dan razı olsun!
İkti­sa­den Kay­se­ri'ye, ida­re­ten Maraş'a mer­but olan El­bis­tan ka­za­sı­nın hu­bu­bat, hay­va­nât, deri, yağ, ke­res­te mah­su­lü şa­yan-ı ehem­mi­yet bir mik­ta­ra bâliğ ol­mak­ta­dır... Yal­nız, yol­suz­luk­tan kıv­ra­nan bu kaza aha­li­si, mah­sul­le­ri­ni ha­ri­ce sev­ke­decek vesâ’ite ve yol­la­ra malik de­ğil­ler­dir.
El­bis­tan'dan Maraş'a, Cey­han sa­hi­li­ni takip eden ve çok cesur yol­cu­la­rın bile diz­le­ri­nin ba­ğı­nı çözen ‘Kısık bo­ğa­zı’ yahut ‘beli’ de­ni­len bir ce­hen­nem uçu­ru­mun­dan ge­çil­mek su­re­tiy­le gi­di­le­bi­li­yor.
Ki­lo­met­re­ler­le devam eden bu müt­hiş uçu­rum­lu yol, otuz-kırk san­tim ar­zın­da­dır. Bir ta­ra­fı bin­beş­yüz-iki­bin metre de­rin­li­ğin­de­dir. Cey­han'(ın) mec­ra­sı­nı sa­at­ler­ce do­la­şan ve göz­le­ri ka­rar­tan bu uçu­rum­dan, sık sık insan ve hay­va­nın yu­var­la­nıp git­me­si, fev­ka­la­de bir vaka ola­rak te­lak­ki edi­le­mez. Ka­tır­cı­lar, bu yol için, pek haklı ola­rak en yük­sek üc­ret-i nak­li­ye­yi is­ti­yor­lar.
Maraş vi­la­ye­ti, yol­la­rı en az, ara­zi­si en menî‘, fakat en fe­yiz­li bir yur­du­muz­dur... On beş-on altı mil­yon okka pi­rinç mah­su­lü­müz, bu yol­suz­luk yü­zün­den kıs­men harap olu­yor... Sa­na­yi Ban­ka­sı'nın bu­ra­da­ki bir fab­ri­ka­sı bu azim mah­su­lün ancak onda bi­ri­ni bile iş­le­ye­mi­yor.
El­bis­tan'da, her yol­suz yerde ol­du­ğu gibi, zürrâ‘ı sız­lan­dı­ran muzır bir ucuz­luk var­dır. Et, yu­mur­ta, hu­bu­bat, yağ... her şey çok ucuz; çünkü, nakl ü ih­raç­la­rı­na imkan yok...
Zey­tun'un bir saat ce­nu­bun­da, hemen Bursa kap­lı­ca­la­rı kadar zen­gin, kü­kürt­lü su menba‘ları var(dır). Civar ahali, açık­ta olmak üzere, bun­dan is­ti­fa­de edi­yor­lar.
Cey­han, bir şair kal­bi­ni tit­re­tecek me­ne­viş­ler­le, bu yeşil sa­ha­nın çam or­man­la­rı ara­sın­da akı­yor...
Bu se­ya­hat­ten al­dı­ğım in­ti­ba­la­rın hü­la­sa­sı şu oldu:
Mil­let, müş­te­rek bir li­san­la yol is­ti­yor. Sa­lâh-ı ik­ti­sa­di­miz, sü­rat­le yol bek­li­yor.
Rebî‘î

Sa­de­leş­ti­ril­miş hali
El­bis­tan dağ­la­rı, Cey­han kay­nak­la­rı
Mil­let, ortak bir dille yol is­ti­yor; eko­no­mik iyi­leş­me­miz sü­rat­le yol bek­li­yor
Maraş özel mu­ha­bi­ri­miz­den
Kıy­met­li yur­du­mu­zun en be­re­ket­li su­la­rın­dan biri olan büyük Cey­han'ın fış­kır­dı­ğı, züm­rüt ova­la­rı­nı süs­le­di­ği El­bis­tan, Maraş vi­la­ye­ti­mi­zin yak­la­şık iki yüz ki­lo­met­re ku­ze­yin­de, Ta­ko­ot/Tak­vut dağ­la­rı­nın doğu etek­le­rin­de, eski bir ka­sa­ba­cık­tır.
Or­man­la­rı­nın ya­kın­lı­ğı­na ve taş­la­rı­nın bol­lu­ğu­na rağ­men ker­piç­ten ya­pıl­mış, ba­da­na­sız, viran ev­ler­den, han­lar­dan olu­şan bu top­rak yı­ğın­la­rı ara­sın­da, Cum­hu­ri­yet hü­kü­me­ti­mi­zin az­mi­ni ve ye­ni­lik­çi­li­ği­ni tem­sil eder gibi gö­rü­nen, taş­tan ya­pıl­ma, mu­az­zam, süslü hü­kü­met bi­na­sı kalp­le­ri övünç­le dol­dur­mak­ta­dır.
Yüz bin lira kadar nakit ve bir o kadar da mal­ze­me ve­ril­mek su­re­tiy­le ve sırf hal­kın pa­ra­sıy­la yap­tı­rı­lan bu bi­na­ya, il­çe­nin iyi bir idare me­mu­ru ol­du­ğu söy­le­nen kay­ma­kam Osman Şev­ket Bey'le eski bir idare me­mu­ru olan dava ve­ki­li/avu­kat Hu­lu­si Bey or­tak­la­şa ça­lış­mak­ta­dır­lar. Allah, bu azim­li ki­şi­ler­den razı olsun!
Eko­no­mik ola­rak Kay­se­ri'ye, ida­re­ten Maraş'a bağlı olan El­bis­tan il­çe­si­nin tahıl, hay­van, deri, yağ, ke­res­te ürün­le­ri önem­li bir mik­ta­ra ulaş­mak­ta­dır... Yal­nız, yol­suz­luk­tan kıv­ra­nan bu kaza halkı, ürün­le­ri­ni dı­şa­rı­ya sev­ke­decek ta­şıt­lar­la yol­la­ra sahip de­ğil­dir.
El­bis­tan'dan Maraş'a, Cey­han sa­hi­li­ni iz­le­yen ve çok cesur yol­cu­la­rın bile diz­le­ri­nin ba­ğı­nı çözen ‘Kısık bo­ğa­zı’ yahut ‘beli’ de­ni­len bir ce­hen­nem uçu­ru­mun­dan ge­çil­mek su­re­tiy­le gi­di­le­bil­mek­te­dir.
Ki­lo­met­re­ler­ce devam eden bu müt­hiş uçu­rum­lu yol, otuz-kırk san­tim enin­de­dir. Bir ta­ra­fı bin­beş­yüz-iki­bin metre de­rin­li­ğin­de­dir. Cey­han'ın ya­ta­ğı­nı sa­at­ler­ce do­la­şan ve göz­le­ri ka­rar­tan bu uçu­rum­dan, sık sık insan ve hay­van­la­rın yu­var­la­nıp git­me­si, ola­ğa­nüs­tü bir olay ola­rak gö­rü­le­mez. Ka­tır­cı­lar, bu yol için, çok haklı ola­rak en yük­sek ta­şı­ma üc­re­ti­ni is­te­mek­te­dir­ler.
Maraş vi­la­ye­ti, yol­la­rı çok az, ara­zi­si en sarp-çe­tin, fakat en ve­rim­li bir yur­du­muz­dur... On­beş-onal­tı mil­yon okka pi­rinç mah­su­lü­müz, bu yol­suz­luk yü­zün­den kıs­men harap ol­mak­ta­dır... Sa­na­yi Ban­ka­sı'nın bu­ra­da­ki bir fab­ri­ka­sı, bu büyük mah­su­lün onda bi­ri­ni bile iş­le­ye­mi­yor.
El­bis­tan'da, her yol­suz yerde ol­du­ğu gibi, çift­çi­le­rin sız­lan­ma­sı­na yol açan za­rar­lı bir ucuz­luk var­dır. Et, yu­mur­ta, hu­bu­bat, yağ... her şey çok ucuz; çünkü, ta­şın­ma ve ih­raç­la­rı­na imkan yok­tur...
Zey­tun'un bir saat gü­ne­yin­de, ne­re­dey­se Bursa kap­lı­ca­la­rı kadar zen­gin, kü­kürt­lü su kay­nak­la­rı (Sü­ley­ma­ni­ye kap­lı­ca­la­rı) var­dır. Çevre halkı, açık­ta olmak üzere, bun­dan ya­rar­lan­mak­ta­dır­lar.
Cey­han, bir şair kal­bi­ni tit­re­tecek me­ne­viş­ler­le (renk dal­ga­lan­ma­la­rıy­la), bu yeşil sa­ha­nın çam or­man­la­rı ara­sın­da ak­mak­ta­dır...
Bu yol­cu­luk­tan edin­di­ğim iz­le­nim­le­rim özü şu oldu:
Mil­let, ortak bir dille yol is­ti­yor. Eko­no­mik iyi­leş­me­miz, sü­rat­le yol bek­li­yor.
Rebî‘î






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arif BİLGİN 13 ay önce

Harika bir tercüme ve Elbistan'ın geçmişine ışık tutacak önemli bir haber. Ömer Hakan Bey kardeşimi teşekkürlerimle tebrik ederim.

Avatar
Mükremin bak 13 ay önce

Bu kaderimiz degişmemiş Yolyok ürünlerimiz ucuza satılıyor nakliye pahalı bunu görmezden gelen siyasetcilerimiz var hocam

Avatar
Abdullah KÖKER 13 ay önce

Tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum.Ancak arkadaki minare hangi caminin onu çıkaramadım.Bilgi verirseniz sevinirim.Saygılarımla.

Avatar
KAZIM 3 ay önce

Elinize sağlık hocam.