banner136
banner191
Mekanların ve şehirlerin hayatları sadece yaşadıkları an'la alakalı olmayıp, geçmişte görüp geçirdiklerine ilişkin de bir hayatları vardır. Tamamen ortadan kalkmış şehirlerin dahi, hafızalarda, hatıralarda, belgelerde, sözlü gelenekte ve tarih-coğrafya kitaplarında yaşamakta oldukları bir gerçektir. Bu hatıralar, için için yanmayı sürdüren, üzeri küllenmiş birer köz ve kor gibidir. Bu külleri hohlayıp kendisini harlayacak bir nefesbeklemektedir. O zaman görülecektir ki, o bitmiş, yitip gitmiş sanılan anılar tüm canlılığıyla kendisini göstererek sizleri şaşırtacaktır.
İşte, sevgili Elbistan'ımız da böyledir. Biz bilemesek ve unutmuş olsak da, aslında geçmişte ve mazide halen yaşayan bir Elbistan daha vardır. Zaman zaman karşımıza çıkan bilgi ve belgeler bunun en güzel şahididir.
Bundan tam 150 yıl öncesine ait bir mektup, tam da bu söylediklerimin canlı bir tanığıdır.
Dönemin Elbistan’ından, o zamanki Halep vilayetinin resmî yayın organı olan Fırat gazetesine gönderilen ve gazetenin 1867 Ekim tarihli nüshalarının ikisinde yayımlanan bu mektup; Elbistan'ın hükümet konağı, hamamı, suyu, yolları, muhacirleri, tuvalet teşkilatı, cami ve mescitleriyle ilgili çok önemli bilgiler içermektedir.
Mektubun sonunda, aynı gazetede neşredilmiş Elbistan'la ilgili bir haberin (1867 Haziran'ı) çevirim yazısı ile sadeleştirilmiş hali eklenmiştir.
Buradan hareketle şunu söyleyebilirim ki; ancak birkaç yüz sayısına ulaşabildiğimiz ve Nakiboğlu Kadı Mustafa Kamil Efendi'den öğrendiğimize göre 1910'lara kadar 2.000 küsur sayısı yayımlanan (Ömer Hakan Özalp, Elbistanlı Nakiboğlu Kadı Mustafa Kamil Efendi Nebeviyye Tarikatı ve Minhâcü’l-Mü’minîn Risalesi, s. 181, Özgü Yayınları, İstanbul, 2007) sözkonusu gazetenin tamamına ulaşılabilmiş olsaydı, Elbistan'ımız ve bölgeyle ilgili çok önemli bilgiler elde edilmiş olurdu. Hatta, yıllar öncesinde, sırf bunun için Haleb'e gitmeyi planladığımız sıralarda, komşumuz Suriye'de çıkan iç savaş, bu tasavvurumuzun kuvveden fiile çıkmasına engel olmuştur. İnşaallah, günümüze gelebilen nüshaları savaşta yok olmayıp, bir an önce barışa kavuşmasını dilediğimiz Suriye'nin sahil-i selamete çıkmasıyla görme ve inceleme şansı buluruz.
Araştırmacılığın ve tarihçiliğin belgesiz olamayacağı ve kaynaksız söylenecek şeylerin havada kalacağı gerçeğinden hareketle, hamasi söylemler yerine ortaya yeni belgeler koymaya çalışan biri olarak, yapılacak yeni çalışmalara kaynaklık yapmak üzere, sözkonusu belgeleri siz hemşehrilerimle paylaşmak istedim.
Mektubun tamamı çevirimyazı ve sadeleştirme olarak, inşallah yakın zamanda ELMÜHAY (Elbistan Mükrimin Halil Yinanç Aile Vakfı) tarafından yayımlanacak olan Tarih, Coğrafya, Seyahat ve Hatıra Metinleri Işığında Bir Zamanlar Elbistan isimli derlememin II. ciltinde neşredilecektir.
Derlememin bu ikinci cilti, bu mektup ve haber dışında şu metinlerden oluşacaktır:
1. “Bir portre: Maarif memuru merhum Halis Yinanç”: Zamanında Elbistan'da çok iyi izler bırakmış ve güzel hizmetlerde bulunmuş; Mükrimin Halil Yinanç'ın amcasının oğlu ve yakın dostu, Refet ve Tacettin Yinanç kardeşlerin babası merhum Halis Yinanç'ın vefatı üzerine yazılmış yazılar ile, Halis Bey'in Mükrimin Halil merhuma gönderdiği bir mektup ve Necati Erginöz'ün konuyla ilgili bir başsağlığı mektubu.
2. “Elbistan'ın çınarlarından Avukat Şirahbil Ketizmen'in anıları”: Elbistan'da 47 yıl avukatlık yapmış, eski emektarlarımızdan, ilçemizin büyük ve köklü ailelerinden birine mensup sayın Şirahbil Ketizmen'le, 2012 yazında, Ketizmen'deki evinde, Elbistan üzerine yaptığımız söyleşi.
3. “Elbistan'ın tanınmış simalarından merhum Ahmet Kemal Köksal”: Prof. Dr. Refet ve Tacettin Yinanç kardeşlerin dayısı olup; devlet hastanesi başhekimliği yaptığı memleketi Elbistan'da pek çok hizmetlerde bulunan, Nurhak'ta bir cami yaptıran; Emniyet Komiserliği Bina Yaptırma Derneği, Elbistan Sağlık Ocağı ve Sağlık Evleri Kalkındırma Derneği, Elbistan Talebe Yurdu Yaptırma Derneği, Kızılay Derneği Elbistan şubesi başkanlığı, kurucu üyeliği ve üyeliği yapan ve Elbistan halkının gönlünde yer eden Dr. Ahmet Kemal Köksal merhumun Elbistan'daki faaliyetleriyle ilgili haberler ve sözkonusu derneklerin tüzükleri ile kendisinin birkaç yazısı ve merhum Mükrimin Halil Yinanç'a gönderdiği bir mektubu.
4. “Çiçekli Hafız Muhammed Derviş”: Elbistan'ın Çiçek köyünden olup, 1900'lü yılların başlarında, medresede okuduğu sırada bir nedenden dolayı memleketinden ayrılarak Mısır'a gidip Ezher üniversitesinde okuyan, okulu bitirdikten sonra bir süre hidivin sarayında çalışan ve nihayet Medine'ye giderek Mescid-i Nebevî'de seccadecibaşılık yapan ve 50 yıl sonra gelebildiği köyünden dönüşünde Medine'de vefat eden Hafız Muhammed'in; yeğeninin oğlu Abdülvahap Özalp'ın ağzından hikayesi.
5. “Yinanç ailesinden Ali Yinanç/Ali Bâ'nın hatıraları”: Yinançların Elbistan'ın Çiçek köyüne yerleşen bölüğünden (Nusratlardan), “Ali Bâ (Bey)” diye bilinen sayın Ali Yinanç'la yaptığımız, çocukluk, gençlik ve okul hatıralarıyla çalışma hayatının yanısıra, o dönemlerin sosyal yaşantısının bir özetini ve pek çok konuda, hayatta edindiği tecrübelerden hareketle eski ile yeninin bir mukayesesini bulacağınız bir röportaj.
6. “Çocukluğum ve Elbistan”: İsmetpaşa ilkokulu müdürlerinden merhum Kazım Türkmen'in kızı sayın Raife Türkmen Vural'un, çocukluğunda yaşadığı aile hayatı ve dönemin Elbistan'ı ile ilgili tutmuş olduğu defteri.
7. “Elbistan'ın Karabekirli, Yinanç ve Erginöz aileleri üyelerinden Pınarbaşı sohbetleri”: Yinanç ve Karabekirli ailelerine mensup, “Kolsuz Kamil” diye bilinen merhum Kamil Yinanç'ın torunu sayın Gonca Omaroğlu'nun, Elbistan'ın meşhur mesire yeri Pınarbaşı'yla ilgili Karabekirli, Yinanç ve Erginöz ailelerinin büyüklerinden dinleyip aktardığı hatıralar.
8. “Acılarla yoğrulmuş, doğum tarihi dahi bilinmeyen İğdeli bir gencin hikayesi”: Elbistan'ın İğde köyünden fakir bir ailenin çocuğu olan sayın Ali Akif Marangoz'un, Elbistan'da büyük zorluklar, açlık ve yokluklar içinde geçen, simit, çakmak-gazı satarak, postanede mektup yazarak tamamladığı orta ve lise tahsili ile, tek başına geldiği ve ne yapacağını şaşırdığı İstanbul'da soğuk kış gecelerinde okul bahçelerinde geçirdiği ilk gecelerin ardından çalışarak okuduğu üniversite hatıraları.
9. “Mustafa Atasayar'ın Elbistan anılarından”: Elbistan sevdalılarından ve Elbistan hakkında geniş müktesebâtıyla tanınan değerli ağabeyimiz Mustafa Atasayar'ın, Elbistan'la ilgili bildiklerinden ve hatıralarından –deryada katre kabilinden– bir damla.
10. “İki Elbistanlı çocuğun; Orhan Poyraz ile Erdoğan Gökçek'in yarım asır önceki İzmit-İstanbul seyahati”: 1962 yılında, Elbistan İsmetpaşa ilkokulunda okuyan Erdoğan Gökçek ve Orhan Poyraz isimli iki çocuğun, merak saikasıyla mektup yazdıkları İzmit boru fabrikası personel şefi Ferruhzat Sungar tarafından davet edildikleri, İzmit ve İstanbul'da geçen 20 günlük gezileri ile Ferruhzat Hanım'ın bir yıl sonraki Elbistan ziyaretinin, tarafların ağzından hikayesi. Daha önce bu sayfalarda bir özetini yayımladığımız seyahatin 125 sayfa tutarındaki aslı.
11. “137 yaşında bir Elbistanlı: Şuhut köyünden Halil oğlu Cibo Ağa”: Zor durumda olduğu için, Mustafa Kemal Paşa'yı görmek üzere İstanbul'a giden ve dönemin gazetelerince “İkinci Zaro Ağa!” olarak takdim edilen, Türkiye'nin en yaşlı ikinci insanı, Elbistan'ın Şuhut köyünden 137 yaşındaki Halil oğlu Cibo Ağa'nın kendi ağzından hayatı.
12. “Elbistan'da halk dershaneleri”: Elbistan Muallimler Birliği'nce Elbistan'da açılan halk dershaneleriyle ilgili olarak yayımlanan bir haber.
***
Şimdi, sözü sahibine, sizleri de mektupla başbaşa bırakıyorum: 


Bugün bir caminin duvarını süslemekte olan, Elbistan'ın eski çeşmelerinden birinin kitabesinin ilk mısraı (foto: Mustafa Atasayar):
Ahâlî-i hamiyyet-mendânınteberru‘âtı ve kâ’im-makâm Ömer Fu’âd Bey'in
(Hayırsever halkın bağışları ve kaymakam Ömer Fuad Bey'in...) 


Ulucami avlusunda sergilenen çeşme kitabesi (foto: Ömer Hakan Özalp)
Fahr-i a‘yân-ı vilâyet vâlî-i vakt ü zamân
Ya‘nî Hacı Ahmed Ağa eyledi âb-ı revân
Nûşidübâb-ı zülâlin dedi ‘Âriftârîhin
Çü bu çeşme-i âb-zen akdı suyun içdi ihvân
[Son mısra, beton çapaklardan dolayı, ancak karineyle okunabilmiştir.]


Mektubun baş kısmı
 


Eski Elbistan'dan bir görünüş (Mehmet Ruyan Soydan-Mustafa Atasayar arşivi)
 
Elbistan’dan mektup
 
Hükümet konağı ve hamam
Elbistan'da hükümet konağı edinilecek yer olmadığı gibi, zaptiye askerleri de evlerde ve mahalle aralarında oturmakta olduğundan buraya bir hükümet konağı yapılması zorunlu görülmekle inşası devam etmektedir.
Büyük bir kasaba olan Elbistan'da halkın yıkanmasına mahsus bir hamam vardır. Ancak bu, oldukça harap olup tehlike arzetmektedir. Bunun yanısıra, sıcak suyu müşterilere yetmediğinden, kadınların mecburen evlerinden odun ve kazan getirerek hamamın dışarısında su kaynatıp yıkanmakta oldukları işitilmiş ve bu durum çok çirkin bulunmuştur. Öte yandan, hamam sahiplerinin mali durumları iyi olduğundan, Maraş mutasarrıfı Nâşid Paşa'nın Elbistan'a geldiğinde yaptıkları teşviklerden biri olmak üzere, sözkonusu hamamın güzelce tamiri, bir-iki kurna eklenmesi ve kazanının da büyütülmesi hususunda sahiplerinden söz alınarak, meclis gözetiminde inşa ve tamirine başlanmıştır.
 
Kasabanın suyu
Ceyhan nehrinin kaynağı kasabaya yarım saat uzaklıkta olup kasabanın içinden akmakta ise de, içmeye elverişli olmadığı gibi, buranın eski ailelerinden olup vefat etmiş bulunan Hacı Ağa'nın hayratı olarak Ketizmen tarafından vaktiyle kasabaya getirilmiş olan tatlı su da yeterli olmadığından halk sıkıntı çekmekte idi. Ceyhan'ın kaynağına yakın Baladırık denilen yerden çıkarak bir kısmı tarlalara gelip kalanı sözkonusu nehre dökülen Hızır İlyas pınarındaki suyun kasabaya getirilmesinin mümkün olduğu, yapılan araştırma sonucu anlaşılmıştır. Bunun üzerine yeni bir ark kazılarak bu su, gerek duyulanın üstünde kasabaya getirilip Ketizmen tarafından gelen suya karıştırılmıştır. Bu suyun kaynağında yeni bir kargir bendin inşasına lüzum görüldüğünden, mutasarrıf hazretleri tarafından derhal yeteri miktarda taş, kireç ve saire getirtilip hazırlatılarak merhum Ahmed Ağa'nın bahsi geçen tatlı su için kurduğu vakfın fazlasından hayırlarına ilave olmak üzere sözkonusu bendin yapılması ve arkın üzerinin taş ile örtülmesi vakfın mütevellisi ve mahallî meclis ile görüşülmek suretiyle kararlaştırılıp gereği yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, yapılmakta olan hükümet konağının civarına merhum Ahmed Ağa adına büyük bir çeşmenin inşasını oğlu Ahmed Ağa taahhüt etmekle, bu da yapılmak üzeredir.
 
Muhacirler
Kazada oturan muhacirler, gerek bir iş için kasabaya geldiklerinde ve gerekse bulundukları yerlerde gezerlerken silah taşımaktadırlar. Bunun usule aykırı olması dolayısıyla, bundan böyle, bahsi geçen muhacirlerin silahlı olarak kasaba içerisine gelmemeleri ve mahallerinde dolaşmamaları için ilgililere tembihte bulunulmuştur. Muhacirlere verilen arazi ve meranın hudut ve sınırlarının zamanında gösterilmemesi,arasıra birtakım anlaşmazlıklara sebep olmaktadır. Bu yüzden, Maraş arazi memuru Hüsnü ve Elbistan kaza meclisi azalarından Ahmed Efendilerle bir tapu katibi görevlendirilmiş ve bu heyete, anlaşmazlığa sebep olan yerlerin incelenerek adaletin sağlanması tembihlenmiştir.
 
Elbistan'ın yolları
Elbistan kasabasının yolları çok kötü durumdadır. Şöyle ki: Yazın toz-toprağın çokluğundan, kışınsa yolun yer yer bataklığından çok zahmet ve meşakkat çekilmekte; bilhassa yazın havadaki tozlardan halk, özellikle de yolcular göz ağrısına tutulmakta idiler. Bu bakımdan, bunun da çaresine bakılması kaçınılmaz olup, örnek olmak üzere, sözkonusu yolun iki tarafı kaldırım ve ortası rıhtım olmak üzere pek çok yeri yapılmıştır. Diğer yerlerinin de bu şekilde ve nüfus oranına göre yaptırılması hakkında Maraş mutasarrıfı tarafından memurlar tayin edilerek vakit geçirilmemesi, yani herkes harmanını çıkardıktan sonra el birliğiyle başlanılıp arkası alınmak üzere tembihte bulunulmuştur. Ve işsiz olanlar, şimdiden, ilgili memurların nezaretinde yolu bir yandan düzeltmektedirler.
 
Hela ve abdesthane
Elbistan büyük bir kasaba olduğu halde, evlerin hiçbirisinde hela ve abdesthane olmadığı; erkek-kadın bütün halkın yaz-kış, Ceyhan nehri üzerinde bulunan helalara ve kasabanın kenarındaki tarlalara giderek def‘-i hacet edegeldikleri görülmüştür. Bu ise temizliğe ve insanlık âdâbına aykırı bulunduğundan, Ceyhan üzerindeki helalar yıktırılarak, tarlalara gidilip gelinmesi yasaklanmıştır. Diğer taraftan, gerekli tavsiyelerde bulunulduğundan, herkes evine tuvalet yaptırmaktadır ve halkın çoğu da yaptırmıştır.
 
Cami ve mescitlerin durumu
Kasabada bulunan cami ve mescitlerle diğer hayır eserlerinin çoğunun harap olduğu ve bunların, bir hayli vakıf geliri bulunmasına rağmen, mütevelli ve zaviyedarlarınyeyici ellerinde kalarak asla bakılmadığı görülmekle; bu tür yerlerin, mütevelli ve zaviyedarları tarafından derhal tamir ettirilmesi hususunda gerekli tedbirler alınmıştır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Gözükara 4 yıl önce

Yaptığın bu araştırmalar ve geçmişe dönük, ulaştığın vesikalar takdire şayan. Elbistan için gösterdiğin ihtimam, verdiğin emek, ortaya koyduğun değerlerle doğru orantılıdır. Bu gözde çalışmaların için sizi kutluyor, yaptığınız çalışmaların takdire şayan olduğunu düşünüyorum. Elbistan tarihi ve değerleri için Ö. Hakan Özalp ismi, markadan öte doğduğu topraklara gösterdiği vefanın ismidir. Allah gayretlerini artırsın...

Avatar
mehmet özdemir 4 yıl önce

mükemmel bir çalışma emeğinize sağlık devamını mutlaka bekliyoruz, başarılar...

Avatar
Ali Gültekin Biniş 4 yıl önce

Ömer Hocam kaleminize sağlık. 150 sene önceki Elbistan'ın durumunu gözler önüne seren bir belgeyi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim. Allah ilminizi artırsın.

Avatar
Ömer mızrak 4 yıl önce

Allah gayretinizi artırsın

Avatar
Abbas Ketizmen 4 yıl önce

Mükrimin Halil Yinanç'tan sonra Elbistan'ın yetiştirdiği en önemli tarih araştırmacılarından birisiniz. Tebrik ediyor başarılarınızın devamını diliyorum

Avatar
F. ÇELİK 4 yıl önce

Araştırma tutkusu için tıp tahsili yapmayan insana başarılar dilerim.

Avatar
İsmet günalmış 1 yıl önce

Güzel arşivlik bilgilere sahip oldum .başarılar diliyorum.iyiki varsınız..

Avatar
İsmet günalmış 12 ay önce

Okudum güzel bilgilere sahip oldum.en kısa zamanda kitabınızı alıp, bilgilerden yararlanmak istiyorum.iyi ki yazarlar çizerler var selamlar..