banner67
"Seyahat için yaptığın yatırım kendin için yaptığın en iyi yatırımdır." Matthew Karsten
Ne kadar doğru söylenmiş bir söz. İşte geldik ve ne zaman gideceğimizi yaradan bilir. Mal dünyada kalır yaşadıkların seninle gider. Çalışmak güzel, olması gereken ama arada mola verip kendimiz içinde bir şeyler yapmak gerek. Bu durumda bana göre yapılacak en güzel şey gezmek, görmek.
Evet, yol anılarımdan yazıyordum en son yazımda Hatay’dan bahsetmiştim. Hatay sonrası rotamız Gaziantep ve civarı olmuştu. Rehberimiz il sınırları içine girerken tarihini anlatmaya başladı. Gaziantep Kurtuluş savaşında işgal güçlerine karşı muazzam bir savunmanın yapıldığı destansı bir şehirdir. O sebeple burası artık Antep değil Gaziantep’tir diyerek giriş yaptı.
Gaziantep’in neyi meşhur dediğinize aklınıza önce baklavası ve kebabı geliyor olabilir. Fakat Gaziantep İpek yolunun üzerinde bulunan ve şu anda üzerinde yaşam sürülen Dünya’nın en eski şehirlerinden biridir. Zeugma bunun ispatı gibidir.
Şehre giriş yaptığımızda karşımıza ilk çıkan Zeugma Mozaik Müzesi oldu. Şimdiye kadar gezdiğim müzeler arasında, beni en çok etkileyen müze diyebilirim. 2011 yılında açılmasına rağmen Dünya’nın en çok ilgi gören mozaik eserler müzesi olmaya aday olması ile hem ülkemizin, hem de Gaziantep’in göğsünü kabartacak bir değer olmuştur. Müzede meşhur “çingene kızı” mozağinden başka yüzlerce farklı eserler bulunmakta. Bu olağanüstü yeri gördükten sonra merkeze doğru yol aldık.
Merkezde bizi Gaziantep Kalesi karşıladı adeta çevresinde tur attıktan sonra araçtan indik. Burada yaklaşık iki saate yakın serbest zaman verildi. Dileyen kaleyi gezdi, dileyen çarşıda gezdi. Kaleyi daha önce gezdiğim için tercihimi çarşıdan yana kullandım. Bakırcılar çarşısı, hanlar, hamamlar derken bir hayli yer gezdik. Süre dolduktan sonra rehberimiz eşliğinde “Hamam müzesi, Emine Göğüş Mutfak Müzesi” tarihi bir konakta yer alan müze içerisinde Gaziantep’in geleneksel mutfak kültürü, yemekleri, yöresel kıyafetleri, mutfak araç gereçleri, balmumu heykeller eşliğinde canlandırma yapılarak sergileniyor. Çok büyük keyifle gezdik tek tek inceleyerek ve fotoğraflar çekerek.
Bu kadar yoğun gezme sonrası kahve içmeden olmazdı sanırım. “Tahmis Kahvesi” Türkiye’deki en leziz kahvelerin sunulduğu yerlerden biri olduğu için “sütlü menengiç” kahvesini yudumlayarak yorgunluğumuzu biraz olsun attık üzerimizden.
Biliyorum ki Elbistanlılar olarak bizler Gaziantep’i çok iyi biliyoruz. Belki de bir çok kişi benim gezi güzergahından daha çok yer görmüştür. Gezi süremiz her yerini görmeye yetmediği için ancak bu kadarını görme imkanımız oldu. Gaziantep’i tam anlamıyla anlatmak için sanırım en az bir hafta kalmak gerekir.
Bir dahaki yazıda görüşmek üzere sağlıcakla kalınız…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner27

banner57