Aradan geçen yarım yılın ardından nihayet ikinci çayı içmek nasip oldu.

Tam da belediye tasarruf tedbirlerine mi uğradı derken sayın başkanın çay davetini aldık.

Samimi ve bir o kadar da sıcak karşılandık ki bu hususta teşekkür dolu kelimeler yetersiz kalacaktır. Anlatılanlardan ziyade gösterilenler heyecan vericiydi. Kaynarcada yapılan çalışmaları sayın başkanın kendisinden dinlediğimiz gibi projenin sorumlusu olan şehrimizin değerlerinden jeoloji mühendisi Sefa Demir’den de dinledik.

“Elbistan değişiyor.” İfadesini biraz işin ruhuna ters olduğu düşüncesindeyim. Aslında Elbistan bu değişimin içinde kendini buluyor. Moloz yığınları arasında kalmış, yıllardır sadece sivrisinek üretim merkezi konumundaki Kaynarcadaki bu yerin devasa bir göl haline getirilmesi Elbistan’ın kaybolan değerlerini yeniden gün yüzüne çıkarmak demek olacaktı.  Ardından Ketizmen deresinde kurulacak olan lavanta bahçesi belki günümüz modasına uyma gibi algılansa da yadsınamayacak güzellik katacağı muhakkak.

Belediyenin kültür evi olarak açtığı mekânda yapılan bu sohbette mekânın nefes açan sade ve bol ışıklı havasından mıdır, yoksa hazır bulunanların sanki söz birliği etmiş gibi hiç soru sormayışından mıdır aklımıza takılan sorulardan çoğunu soramadık. Aslında sosyal medyada sorduğumuz ve cevap alamadığımız sorular vardı. Biz soramadığımız gibi, ev sahibi de sorusu olan var mı demedi. (Neyse bu hakkımız saklı kalacak, altı ay sonra bir çay daha içersek  sorarız.)

Sayın başkan elinde projelerle gelmişti. Bunlardan bir kısmı zaten yapımı devam eden projelerdi ki saymaya gerek yok. Ulu cami önündeki park, oranın araba trafiğine kapanacak olması, şehrin merkezinde birer kuru ot deposu olan arazilerin temizlenmesi Ceyhan nehri temizliği ve çevre düzeni, emek sinemasının yıkılması (belediyenin yanındaki eski bina) vs. şehrin havasını da görünüşünü de değiştirecek çalışmalar.

Bütün bunlar yapılırken şehrin trafik sorununun içinden çıkılamaz derecede durduğu da bir gerçek.

İdareciler iki tip insandan uzak durmazlarsa başarı sağlayamazlar. Bunlardan biri körü körüne itaat edip, idarecinin her sözünü alkışlayanlar, diğeri de körü körüne itiraz edenler. Siyaseten muhalif olmak hakkını teslimde engel teşkil etmemeli. Gördüğüm o ki; geniş bilgi birikimi ve derin ufuk çok şeyleri yapmasına izin verecek. O yapacak, biz yaşatacağız.

Yazılmaması ricasıyla anlatılanları izni olmadan yazmam doğru olamayacaktır.             Ancak kısa zamanda büyük işler olacağını görmek, Elbistan’ın kendi kendini buluyor olmasına tanıklık etmek sadece beni değil herkesi heyecanlandıracaktır. Bu heyecan arasında il olmak inanın çok da önemli olmayacaktır.

Turizme yönelik hiçbir artısı olmayan bu yer çevresindeki kutsal yerlerin potansiyeliyle bir konaklama merkezi olarak inanç turizmine hizmet edebilir diye de düşünüyorum.

Elbette bunca artılar arasında sormadan geçemeyeceğimiz eksiler de var.

Beğenin beğenmeyin, inanın ya da inanmayın Pınarbaşı’nda rivayet edilen HZ. Ali’nin parmak izi denilen kaya neden kurban edildi?

Tekke olarak bilinen yer tanıtım amaçlı tabelayla işaret edilirken “tekke yeridir çöp atmayınız.” Tabelasının hemen yanına çöp konteynırı koymak nasıl bir tezatlık?

Ve iki ağaç. Asırlık iki çınar.  İki tarih. Nasıl kıydınız bunlara. Koruma altına alınması, tarihi değer olarak saklanması gereken bu iki ağacı kesen, kesme emrini veren, kesilirken sessiz kalıp seyreden babam bile olsa Hakk’ın huzurunda davacı olacağım bilinsin.

 

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.