banner67
Gün geçtikçe hayallerimizden, umutlarımızdan, bizi biz eden değerlerden uzaklaşıyoruz.
Kör bir döngü içerisinde başladığımız noktaya yeniden dönüyor, zamanın dişlileri arasında eriyip yok oluyoruz.
Söylemek isteyip söyleyemediğimiz, yüreğimizi yakan bir şeyler var. Biliyorum, dudaklarımız sanki mühürlü. Sanki gördüklerimiz asıl baktıklarımız değil. Kirli bir camdan seyreder gibiyiz. Hayatımızda renk yok, ışık yok, şekil yok.
Uzaklaşıyoruz.
Ardına sığındığımız çok az sayıdaki sözcük yetmiyor derdimizi anlatmaya. Derdimiz dedimse, en büyük derdimiz;  aslında hiç dert etmediğimiz hoşnutsuzluklarımız. Kime, ne için bu kadar kahırlıyız, kime ne için bu kadar düşmanız?
Uzakları yakın etmeye çalışırken, aslında yakınımızdakilerden adım adım uzaklaşıyoruz.
Komşu, arkadaş, dost vardı bir zamanlar. Şimdi var mı?
Şimdi bütün bunlar klavyenin birkaç tuşuna gizlendi.
En son hangi yaşlının elinden tutup yolun karşısına geçirdik. Bir hastayı ziyaret edişimize kaç gün oldu? Ya da ne zaman dostumuzu arayıp hal/hatır sorduk?
Karşılıksız vermenin ne büyük nimet olduğunu unutalı gönlümüz karşılıksız almaya kaydığından “önce o arasın, sorsun” demekten ne zaman vazgeçeceğiz?
Biliyor musunuz; aslında kocaman bir otel yaşamaya çalıştığımız bu dünya. Büyükçe bir salonun etrafına dizilmiş onlarca odanın olduğu bir otel. Renklerimizle, düşüncelerimizle, hayallerimiz ve amaçlarımızla ayrı ayrı konaklamışız bu odalarda. Penceresi olmayan bu odalarda hep yan taraflarda kalanları kötüleyerek, onlara karşı kendi dünyamızda kötülükler besleyerek kendi varlığımızı üstün kılmaya çalışmışız.  Bir gün odalarımızdan çıkıp salonda bir araya gelsek ortak yanlar bulacağız. Aslında hiç de düşündüğümüz gibi olmadıklarını, ortak amaçların varlığını göreceğiz.
Hani “kişi tanımadığına düşman” ya, öyleyse “gelin tanış olalım.”
Sevgi denilen yüce duyguya sarılmak kolayken nefretin, ikiyüzlülüğün karanlık dehlizlerinde gezinmek ne kazandıracak?
Biliyor musunuz; tebessüm ederken yüzümüzde on yedi, somurturken kırk üç kas kullanmak durumundayız. Biz en zor olanı seçip hep somurtuyoruz.
Tebessüm etmenin bir sadaka olduğu duygusundan da uzaklaşıyoruz.
Yazık oluyor.
Çok yazık oluyor..
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Tuztaş 1 hafta önce

Harika bir yazı..

Avatar
meltem 1 hafta önce

Bazen kendimizden, bazen sevdiklerimizden, bazen de doğru bildiklerimizden uzaklaşıyoruz. Kıtalar bile birbirine yaklaşırken biz uzaklaşıyoruz. Çünkü insanız. Değişiyoruz...

banner1

banner27

banner57