İngiliz yazar Vılyım Şekspir’in Hamlet adlı oyununda bir bölüm vardır. Tiyatro denildiğinde hep o bölüm hatırlanır. Hep o örnek verilir. Sahnedeki oyuncu elindeki kuru kafaya hitaben “olmak, ya da olmamak” diye uzun bir konuşma yapar.
“Olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu..”
Gündemin çok ama çok ağır olduğu bir dönemde sanki etrafımızda hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmak, gündem dışı konularla geçiştirmeye çalışmak bana bu sözleri hatırlattı. “YAZMAK, YA DA YAZMAMAK”
Aklından geçenleri kağıda dökemeyişin ağırlığı sarar insanı. Öyle suya sabuna dokunmadan yazmak canına sinmez. Zira suya sabuna dokunmadan temizlenme olmaz. Bir yığın sorular takılır da soramazsın. Adın ya muhalif ya da karıştırıcı olur. Oysa yaşadığın yer, o yerin sorunları beraber yaşadıklarımızdır.
Oturup da ipek böceğinin kaç tane dişi var bu dişlerde de süt dişi var mı, varsa onlarda dökülür mü diye yazsam kaç kişi okur?
Mesela desem ki; zaman zaman çalışanlara hizmet içi eğitim verilmesi gerekir. Acaba o hizmet içi eğitimde toplu taşıma araçlarının rast gele yerlerde yolcu indirip bindirme yapmaması gerektiği anlatılıyor mu? Tam kavşakta durunca yol tıkanıyor da.
KASKİ önünde bilhassa akşam saatlerinde oluşan trafik artık dayanılmaz oluyor. Oraya bir trafik lambası düşünülüyor mu?
Trafik lambalarının olduğu yerlerde park yapma yasağını kim anlatmalı?
Binaların giriş yerlerine park yapılmaması gerektiğini bilen var mı?
Yağmur yağdığında göl olan yollardan kim sorumlu?
Sizce duyarlı bir vatandaş olmak için okunacak okul var mı?
Olumsuzlukları saymak muhalif olmak demek mi?
Hep alkışlamak mı gerek?
Ha, alkışlamak demişken, yapılan güzellikleri görmek gerek. Alkışlamak gerek. Bu konuda bağnaz, art niyetli, kıskanç ruh çalkantısına kapılmamak gerek. Güzellikleri alkışlamak yalakalık değil insani bir görevdir. Hastaneyi alkışladık.  
Pınarbaşı’nın kirliliğini defalarca dile getirdik, resimledik. O yaşanılır bir alan arzumuzun gereğiydi. Pınarbaşı eski temiz ve ferah haline dönüyor. Ellerine sağlık demek de görevimiz.
Marifetin iltifata tabii olduğunu düşünürsek başka başka marifetler için içi dolu ve samimi iltifat kimseye zarar vermez. Aksine toplum yararlanır. Biz ne çektikse, içini dolduramadığımız samimiyetten uzak davranışlardan çektik. Oysa güzelliklere imza atanların samimiyetsiz sözlere, davranışlara ihtiyacı olmaz. Bu tür davranışlar bülbüller korosunda ki karga gibi sırıtır..
Velhasılı zordur suya sabuna dokunarak yazmak.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat Taş 5 ay önce

Vılyım Şekspir diye yazdığınız için sizi kutlarım , neymiş efendim özel adlar aslına sadık yazılırmış neden? Aslolan ingilizcemidir , yoksa o adı anılan kişinin uyruğumu ? Eğer uyruğu ise çıksınlar japon imparatorunun çin başkanının rusya başkanın arap kıralının adınıda aslına uygun yazsınlar .

Avatar
Bekir YILMAZ 5 ay önce

Özel adların kendilerine özgü yazımlarını korumak gerekir.
Ancak bütün dünya aynı yazıyı kullanmadığı için her milletin dilinde geçen özel adları kendi alfabesiyle yazmanın olanağı yoktur.
Latin alfabesi kullanan milletlerle ilgili özel adların özgün yazımları gerekli görülen durumlarda korunur: William Shekespeare, New York, Greenwich, Bordoeaux... (ancak nasıl okunduklarını parantez içinde göstermek gerekir)
Hemen bir örnek vereyim...
"New York" eyaletinin "Niv York" şeklinde yazıldığını, yani Türkçede okunduğu gibi kağıda aktarıldığını neredeyse hiç göremezsiniz,

Avatar
DOĞAN DOĞANCAN 4 ay önce

SN. TAŞ; KÜÇÜK BEYİNLER KİŞİLERİ,ORTA BEYİNLER OLAYLARI,BÜYÜK BEYİNLER FİKİRLERİ VE SİSTEMLERİ TARTIŞIR.

Avatar
Mustafa 5 ay önce

Asıl olan ne İngilizce ne Arapça ...
İngilizce midir * , uyruğu mu * , kral * ,adını da *
( Anadilimizi doğru kullanalım

Avatar
hamza güllü 5 ay önce

Elbistan'nın yazar çizerleri Pınarbaşının temizliği ile uğraşıyorlar,oysa esas sorun temizlikten önce pınarbaşının su havzasının korunması ve göletin etrafındaki yapılaşmanın önlenerek (MUTLAK,KISA,ORTA ve UZUN)mesafeli su koruma bantlarının oluşturularak yapılaşmanın önlenmesi gerekir. Su kurursa Futbol sahası yapar top oynarsınır. ACİLEN SU HAVZASI KORUMA ALTINA ALINMALI GEÇ KALMADAN!

banner1

banner27

banner57