Aslına bakarsanız işimiz gücümüz enerji. Hem de hepimizin. Nasıl mı? diye soranlar var sanırım. Yeni doğmuş bir bebekten, dünyalık işlerden elini eteğini çekmiş yaşını almış bir teyzemize kadar herkes enerji teminini sağlamak için hiç durmadan yorulmadan bıkmadan çaba sarf ediyor. Hem de işin ilginç tarafı bunu belki de hiç farkında olmadan yapıyor.

 

Girişi böyle yapıp biraz daha merak uyandırmak istedim ancak boş bir merak değil, işin gerçeği tam da yukarda anlatıldığı gibi yani her canlı yaşamını devam ve ikmal için çeşitli şekillere dönüşmüş '' ENERJİ'' ye muhtaçlar. Biz canlı organizmalar; Tek hücrelilerden, çiçeklerden havada uçan kuşlara, yaratılanların en değerlisi eşref-i mahluk olan insanoğluna kadar hepimiz yaşamak için enerjinin kimyasal kısmına ihtiyaç duyarız. Birincil enerji kaynağımızda güneş enerjisidir. Yeşil bitkiler kendilerine yeşil rengi veren klorofil isimli bir organeli ve güneş ışığını kullanarak oksijen ve biz insanoğlunun besin dediği şeker moleküllerini sentezler yani oluştururlar. Şeker moleküllerini dönüştürerek nişasta, selüloz olarak depolarlar ve kendi vücutlarının yapı taşı olarak kullanırlar ( kök, gövde yaprak vb.) tabi bu anlatım kaba bir tabir olup her cümle için uzmanları tarafından sayfalarca tarif yapılıp yıllarca kafa yorulabilir. Nişastayı acı, tatlı biriktiren bu yeşil canlıları yakalayan veya bulan daha gelişmiş canlılarda bu canlıları yiyecek olarak tüketerek kendilerine '' yaşam enerjisi'' temin ederler. Nişastayı, şekeri dönüştürüp aminoasit ve protein hatta yağ moleküllerini üretir ve vücutlarını genetik kodlarında yazılı ilahi bilgi yardımı ile şekillendirirler. Yeşillikle beslenen bu canlıları daha sonra onlardan daha güçlü daha vahşi olan ikincil tüketiciler yemek olarak tüketirler ve avladıkları et ( protein ) ile kendi vücut ihtiyaçlarını giderirler. Bu tersine çevrimde ise moleküller hücre içindeki enzimler ile parçalanıp dönüştürülür. Bu kimyasal reaksiyonlarda ise ortama ''ısı'' enerjisi çıkar( vücut sıcaklığı meydana gelir). İşte bu nedenle belli bir vücut sıcaklığımız vardır ve öldüğümüzde artık sistem durduğu için soğuruz. Güneşten enerji üreten canlılar olduğunu söylemiştik tabi ancak okyanus derinliklerinde veya çok ektrem dünya koşullarında kimyasal dönüşümler ile enerjisini üreten karanlık ortam canlıları da dünyamızda mevcuttur. İşi çok fazla karıştırmadan tüm bu canlılar çok sık olarak medyadaki programlarda duyduğumuz besin zinciri kavramını oluştururlar. Besin zinciri aslında enerji akış zinciridir ve bir çevrim meydana getirir. Besin zincirinin en tepesindeki kimsenin yakalayıp av yapamadığı grupta ömrü sonunda toprağa kavuştuğunda zincirin en başındaki tek hücreli bakterilerin saldırısı ile besine ve doğaya yararlı maddelere ayrıştırılır yani toprak olur. Besin zinciri demişken şu anda bu zincirin en tepesinde tahmin edebileceğiniz gibi tüm rakiplerine aklı ile ezeli bir üstünlük kuran insanoğlu bulunmaktadır. Yani doğada bulunan canlı ve cansız tüm varlıkları kendi yaşamımıza hizmet verecek duruma getirmiş bulunuyoruz.

 

Bu üstünlük diğer canlılara karşı işimizi çok kolaylaştırırken hemcinslerimiz insanlar ile ister istemez bir rekabette meydana getiriyor. Enerji kaynakları olan bitkileri yetiştirecek en verimli topraklara sahip olabilmek için organize oluyoruz, Enerji kaynakları olan en besili hayvanları avlamak için organize oluyoruz, Bu hayvanları pişirebilmek, ısınabilmek için, endüstri devrimini başlatan buhar makinalarımıza ''enerji olarak'' yakıt bulabilmek için en değerli ormanlardan odun elde edebilmek için organize oluyoruz, Enerji kaynakları olan yüz milyonlarca yıl önce canlıyken fosil yakıt haline dönüşmüş petrol, doğalgaz, kayagazı vb. kaynaklara sahip olabilmek bunlardan elektik üretmek, bu elektriği; Isınma, aydınlanma, kitle iletişimi, uzaya sinyal gönderme-alma, sosyal medya, elektikli tren- araba, yolculuk yapma... Kısaca geleceğimizin teminatı için organize oluyoruz. İşte aklınıza gelen her şey için enerji ihtiyacımız sonsuz ve sınırsız. Bu organize olmak aileler, aşiretler, kabileler, şehir devletler ( site), derebeylikler, devleteler, imparatorluklar, sömürgeler, bölgesel süper güçler, süper güçler şeklinde büyüyerek gidiyor ancak '' Daha'' kelimesinin sonu gelmiyor. İşte enerji ile yapabildiklerinin sınırını henüz bulamadığı ve hala yapacağı çok şey olduğu için heyecan içinde insan oğlu her türlü enerjiye  bu derece aşık duruma gelmiştir. Hepsi veya hiç mantığı ile adaletli paylaşımı aklına dahi getirmeyen insanoğlu enerjinin kokusunu aldığı her yere elindeki tüm gücü ile saldırıp zerre menfaati varsa o enerjiyi elde etmek için uğraşmaktadır. Günümüz dünyasının özeti de bu son cümlededir. Enerjinin ne kadar kıymetli olduğunu her birimizin cebimizdeki  tüm paramızı da enerjiye yatırdığımızı örnekleri ile  ilerleyen yazılarımda anlatmak için yeni konumuza da böyle bir giriş yaptım, ilerleyen yazılarımda enerjimizi nasıl koruruz konusuna değineceğim iyi okumalar...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner129

banner119