banner136
Yaşar Yeniçerioğlu anlattı:

Ulu Cami’nin karşısındaki şimdi yeri park olan Atatürk ilkokulunun batı tarafındaki Yeniçeriler Sokak ile Güneşli Camisine giden sokağın sağ başında tek kapıdan girilen ikisi yan yana biri iç içe üç odalı küçük bir ev vardı. (Hikâyesini anlatacağım kişilerin oturduğu bu evde daha sonra Sakkaların Mevlüt Ağa (Çaycı İsmet’in ve “Ninno” diye tanınan Nihat’ın babası) ailesiyle kiracı olarak oturdular). Ablamın anlattığı hikâye ise şöyle:

Lakabı Mırmır (bazıları da mızmız, mıcık, micik diye ifade ettiler) olan İsmail varmış. Mırmır İsmail, Birinci Dünya Savaşı sırasında herkes gibi Arabistan tarafında savaşa gidiyor. Orada yıllarca kalıyor. Bu arada Ermeni bir keşişin kızı ile tanışıyor. Kıza gönlü düşüyor. Kız da onu seviyor. Dilever isimli kızla birbirlerini çok seviyorlar. Savaş sonrası askerler terhis edilince kızla birlikte Elbistan’a dönmek istiyor.

Keşiş baba, kızını göndermek istemiyor. Kızı ile görüşüyor, durumu anlatıyor. İkna etmek için çok uğraşıyor:

‒ Kızım gitme. Bak, mali durumumuz iyi. Burada varlık içindesin. Her ihtiyacın karşılanıyor. Rahat bir hayatın var. Oralar da perişan olursun.

Kız da kararından vazgeçmiyor, babasını şöyle cevaplıyor:

‒ Hayır, gideceğim baba. Ben İsmail’i çok seviyorum. Ondan ayrı kalamam. Siz de beni seviyorsanız razı olun...

Keşiş, kızını ikna edemeyeceğini anlayınca, yalvarırcasına son bir istekte bulunuyor:

‒ Hiç değilse Müslüman olma. Dinimizi terk etme

Neyse, İsmail ile Dilever Elbistan’a geliyorlar. Dilever burada Müslüman oluyor. Yukarıda anlattığım köşedeki Mırmır İsmail’e ait olan evde yaşamaya başlıyorlar. Ancak o yıllarda herkes gibi bunlar da çok fakirlermiş. Konu-komşudan gelen yemek ve yardımlarla geçiniyorlarmış.

Tahminen 1949 yılında Mırmır İsmail vefat etmiş. Fakir oldukları için cenazeyi kaldırmak üzere, belediye Ata Çavuş isminde birini göndermiş. Gerekli işlemi başlatacağı zaman Dilever Hanım itiraz etmiş:

‒ Cenazeyi niye belediye kaldırıyor? Bizim paramız var, gerekeni yaptırırım

Ata Çavuş emin olmak için görmek istemiş:

‒ Madem öyle getir parayı da göreyim.

Bir büyük çaydanlık getirmiş. İçi bozuk para doluymuş. Ata Çavuş çaydanlığı ters çevirerek yere dökmüş; kimi kirtişli, kimi delikli demir paralar yığılmış. Ancak, dikkatle bakınca paraların çoğunun tedavülden kalkan artık geçersiz paralar olduğunu görmüş. Ata Çavuş durumu Dilever Hanım’a anlattıktan sonra kapı önünde merakla bekleşen çocukları çağırarak (İçlerinde bu hikâyeyi anlatan Yaşar Yeniçerioğlu’nun ablası da varmış) onlara şöyle tembih etmiş:

‒ Çocuklar oturun şuraya… Bakın şu gösterdiğim paraların benzerlerini ayırın, onları bana verin. Diğerleri sizin olsun, paylaşın, oynarsınız.

Yıllardır, yardım amaçlı, fitre ve zekât olarak verilen paraları herhalde “ölümlük” diye saklamış olmalılar. Zamanla fakirliği öyle yaşamışlar ki, karı-koca saflıkla veya yeniden elimize geçmez belki korkusu içinde komşulardan gelen yemeklerden artanları üst üste aynı kap içinde biriktirirlermiş. O biriktirdiği yemeklerinin kurtlandığı bile olurmuş.

Cenazeye, Dilever Hanım’ın görümcesi Mırmır İsmail’in bacısı da gelmiş. Gerekli işlemler yapılıp kaldırılmış. Çocukları olmadığı için oturdukları ev görümcesine kalmış. Dilever Hanıma sokağın tam köşesine bir odalık yer vermişler ve Yeniçeriler Sokağı’na da bir kapı açmışlar. Dilever Hanım yıllarca (ölünceye kadar) bu tek odalık evde yaşamış.
Bu hikâyeyi anlatan ablam, 1959 yılında gelin olduğunda Dilever Hanım hâlâ o tek odalı yerde yaşıyormuş. Gelin olup gittiği için ondan sonrasını bilmiyor. Burada Yaşar Bey ekliyor:

‒ O yıllarda ben 6 yaşında idim, ama bir türlü hatırlayamadım.

Mahalle bizim mahallemizdi, üstelik Atatürk ilkokulunda okurduk, dolayısıyla çevreyi az çok bilirdik, şöyle dedim:

‒ O kapıdan zaman zaman beli kambur yaşlı bir kadının girip çıktığını adına da Diilever Bacı denildiğini hatırlıyorum...

Yaşar Bey devam etti. Mahallenin çocukları ona Dilever Teyze derlermiş. Dilever Hanım çok iyi bir kadınmış. İslamiyet’i de çok iyi yaşarmış. Dininde diyanetinde biri imiş... Karaelbistan köyünden Fadime nenemin (Babaannem) yanına çok gelirmiş, derdini döker, ağlayarak şunları söylermiş:

‒ Müslüman oldum, elhamdülillah. O bakımdan mutluyum. Ama çok perişanlık çekiyorum. Fakirlik yaşıyorum. Herkesin eline kaldım. Orada çok zengindik. Babamın her şeyi vardı. Onu bıraktım geldim. Babam gitme dedi, amma sevgimden vaz geçemedim, sözünü dinlemediğime pişman olduğum zamanlar çok oldu...
 

       
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M.kara 6 gün önce

Olayın başiyla sonu arasında bir bağlantı kuramadım. Sonra dingin bir kafayla gene okurum.

Avatar
M.kara 6 gün önce

Şimdi ermeni Bi papazın zengin kızı Müslüman olup Elbistan yerleşmiş. Sonra fakirlik içinde ölmüş. Ne anlatmak istiyor yazar burada ki. Şardagına demir kapı meselesini unutturdum diye karma karısık seyler yazıyorsa. Kusura bakmasın o konu unutulmaz

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 5 gün önce @M.kara

Anlayan anlıyor, siz kafanızı yormayın.. Haa Şardağı'na Kapı yapılması teklifini de bir gün köşe yazısına taşımayı düşünüyorum.. Bir ara yaz, kapı nereye kondurulursa iyi olur belirt; madem teklif ediyorsun, bir fikrin de vardır...

Beğenmedim! (8)
Avatar
OSMAN ŞAHİN İZMİR 6 gün önce

Hikâyedeki Fadime Nine Halam olur(Fatiș Halam) Teşekkürler Arif Hocam ve Hala torunları Yaşar Abim,Güldane Ablam.Selâm ve Saygılarımla

Avatar
Abdullah KÖKER 4 gün önce

Hikayenin en can alıcı noktası Dilever'in masalsı sevdası.Bir çok şeyden vazgeçmek,Babaya karşı çıkmak,yoksulluğa katlanmak,Dinini değiştirmek,Vatanını
terketmek.Ayrıca bunca yoksulluğa rağmen eşinin cenazesini belediyenin kaldımasına gönlünün razı olmamasıBütün bunları yapabilmek her babayiğidin harcı değil..Bu Kadın her türlü övgüyü hak ediyor.Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun.
(Bu konunun dışında:Pişmanlık.Elbistan'da yaşayıp da pişman olmayan var mı?)

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 3 gün önce @Abdullah KÖKER

Teşekkür ederim.

Beğenmedim! (5)
Avatar
Yaşar Yeniçerioğlu 7 gün önce

Merhaba Arif Bey,
Öncelikle teşekkür ederim. Güldane ablam anlatmıştı. İlgimi çeken bir olay olması ve kayıtlara geçmesi için not almıştım.
Aslında hüzünlenerek yazıyı okudum.
Günümüze gelirsek; “millet-i sadıka” dediğimiz Ermenilerin Türk Milletine ihanetleri hep kendi zararlarına olmuştur ama bunu göremiyorlar. Keşke bunu anlasalar; en kazançlı kendileri çıkacaklardır. Geçmişte İngilizlerin, Fransızların ve Rusların oyununa geldiler; bugün de Rusların, ABD’nin, AB’nin oyununa geliyorlar. Yazıklar olsun!..

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 6 gün önce @Yaşar Yeniçerioğlu

Yaşar Bey, ben de teşekkür ederim. Sayenizde Elbistan'ın geçmişi ile ilgili küçük bir kırıntı gün yüzüne çıktı... Selamlar.

Beğenmedim! (7)
Avatar
Faruk Tamer 7 gün önce

Anlatanlar, yazan ve Mahalle halkı dahil, adı geçenlere rahmetler olsun.,

Avatar
Muhammed 6 gün önce

Bir aşk ve yoksulluk hikayesinden Türk,ermeni anlaşmazlığı ve kışkırtmaları çıkaranlar helal olsun size.

Avatar
Ali Arslan Manisa :Afşinliyim Manisada yaşıyorum. 2 saat önce

Arif hocam selam ve hürmetlerimi bildiririm /Mahrumi Babanın derlediğiniz şiir kitabını nasıl tedarik edebilirim..