Bir ülke beka sorunu yaşamak istemiyorsa, bazı sektörleri daima öncelemek ve korumak zorundadır. Bunları beslenme, sağlık, eğitim, can güvenliği, yurt savunması şeklinde sıralamak mümkün. Bu sektörlerin her biri ayrı ayrı stratejik öneme sahiptir.  Öncelik sırası zaman zaman değişim gösterse de birinciliği daima gıda sektörüne vermek, akılcı olacaktır.

             Son yıllarda tarım ve hayvancılık konusunda büyük bir gerileme söz konusu. Artık kendine yetebilen ülke olmaktan çıktık. Tarım ürünü ve et dahil bir çok gıdayı ithal eder duruma düştük.

          Konya’dan küçük bir devlet olan Hollanda, Türkiye’nin tarımsal ve hayvansal üretiminden 3 kat fazlasını elde etmektedir. Topraklarımız verimli, insanlarımız çalışkan…  eksik olan ne? Tarıma yeterince önem verilmeyişinin altında ne yatıyor acaba? Yıllar öncesinden Bu günlere geleceğimizi yazan yüzlerce araştırma raporu ortada iken kayda değer bir önlem alınmaması oldukça ilginç.

       NE YAPILABİLİR?

           Tarımsal üretimdeki sıkıntının aşılması çok büyük zorluk içermiyor aslında. Planlı ve programlı bir ekiple üstesinden gelmek mümkün.

 1-Ülkeyi tarım,  hayvancılık,  sanayi ve turizm bölgelerine ayıran makro plan hazırlanmalıdır.

 2-Tarımsal alanlarda sanayi tesisi kurulmasına izin verilmemelidir.  ,toprak ve suyun kirlenmesi önlenmelidir.

3-Tarım alanları ve meralarda yapılaşmaya veya işgale son verilmelidir.

 4-Tarımda teşvik sistemi değişmeli, üretimi destekleyen model oluşturulmalı

5-Tarım bakanlığı yeniden yapılandırılmalı, Şehir merkezlerindeki tarım müdürlükleri kapatılmalı, Devlet birimleri köylere kaydırılmalıdır.

6-Tarımsal girdiler (gübre, mazot, tohum vb.) desteklenmeli,

7-Kooperatif ve üretim birliklerinin kurulması özendirilmelidir.

8-Hal yasası  ivedi olarak ele alınıp, üretici ve tüketici arasındaki aracılar asgariye indirilmelidir.

 İnşallah Kuru soğana muhtaç olmayız deyip;  yazıyı bir atasözüyle tamamlayalım. 

        Beyaz adam annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.
Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur.
Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpınışları duyulamaz.
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak...”                           
Kızılderili Şef Seattle - 1853

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner110