Herkes gibi ben de bir futbol takımını tutarım. Başarısı sevindirir. Üzülmem gerek yerde de üzülürüm elbette. Hangi oyuncu nerede oynar, hangi hakem kayırır bilirim. Bir tuhaf taraftarlıktır benimki. Rakip oyuncu kendi ceza sahasından topu ayağına alır, bir çalım iki çalım bir birinden güzel hareketlerle girer benim ceza sahama ve vurur. Top, kavisler çizerek üst direkten dışarı çıkar. Ben üzülürüm. Bunca emek, bunca güzel hareket golle noktalanmalıydı. O golün ardında atabilirse iki gol de takımım atsın.
            Dedim ya, tuhaf bir anlayışım var.
            Taraf olmak, insanın kendisini o olgunun içinde hissetmesi duygusudur. Birlikte sevinmek, birlikte üzülmek, kısacası birlikte yaşamak sevdasıdır. Yardımlaşma, paylaşma, omuz omuza verme gibi duyguların canlı tutulduğu bir yaşam biçimidir.
            “Taraf olmayan bertaraf olur.” Sözü birlikte yaşamanın önemini anlatsa gerek.
            Sportif bir faaliyete, bir derneğe ya da siyasi bir partiye taraf olmak güzellikleri birlikte yaşamaktır.
            Ancak; taraf olmak kayıtsız şartsız bağlanmak anlamına da gelmemelidir. Çünkü zamanla her şey değişirken beklentiler de değişir. Taraf olduğun olgu beklentilerine cevap veremez duruma düştüğünde, zamanın gerisinde kaldığında ya da ortadan kalktığında taraf olmanın manası kalmaz. Futbol takımı dağılır, dernek kapanır ya da siyasi parti topluma bir şey veremeyecek duruma düşer. İşte o zaman değişim başlar. Bu değişimden dolayı da kimse kimseyi suçlayamaz.
            Taraf olmak özgür olmaktır.
            Taraftar olmak, kayıtsız şartsız kabullenmek olur. Her sözü doğru, her yapılanı yanlışsız görmek olur. Taraftarlıkta biraz da körü körüne inanmak, ama neye inandığını bilmemek vardır. Taraftarlıkta kendinden olmayanı yok görmek vardır. Bu yüzdendir ki futbol maçlarından sonra ortaya çıkan kargaşada “taraftarlar arasında kargaşa çıktı.” İfadesini duyarız.
            Bütün kavramların koyu bir karmaşa yaşadığı gibi, bu kavramlarda da bir karmaşa yaşandığını görüyoruz.           
            Taraf olmanın güzelliklerini yaşamak yerine, taraftar olmanın kargaşası içinde bilinçsizce nefret büyütüyoruz.
            Bunun da sebebi bilinçli bir birey olma yerine kolaycı bir birey olmayı seçiyor olmamız. Okumuyor, yorumlamıyor ve en kötüsü de karşımızdakini dinlemiyoruz. Her şeyin en güzelini, en iyisini bir başımıza biliyor ve bu inançla da toplumu ayrıştırıyoruz.
            Evet, ben de bir futbol takımı tutuyorum. Ama bu diğer takımların güzelliklerini görmeme, onları alkışlamama engel değil.
            Ben de bir derneğin üyesi olabilirim. Bu başka bir derneğin aynı alanda yaptığı güzel çalışmalarına katkı sağlamama engel değil. Olmamalı da.
            Hayatımıza yön verecek olanlar tabelalar olmamalı.
            Hayatımıza yön verecek olanlar başkaları olmamalı.
            Hayatımıza yön verecek olan aklımız, sağduyumuz ve vicdanımız olmalı. 
            Birlikte yaşamak, aynı düşünceye sahip olmak değil, her düşünceye saygılı olmakla mümkün.
           
           
                                                                                                                                    
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhammet 1 hafta önce

Günümüzde taraf olmak güçlüden yana olmak olarak algılanıyor.güçlü olanlarda kendi tarafında olmayanı din,inanç,izan ve insafa sigmaksizin eziyor cezalandiriyor. Vijdan sadece kelimeden ibaret, adalet pankartlardan. Kisaca tüm güzel hasletler gibi taraf olmak veya taraftar olmakda dejenere oldu. Saygılarımla

banner1

banner27

banner57