banner136
 

           Görev yaptığım yıllarda öğrencilerimin farklı hal ve tavırları dikkatimi çekerdi. Azimli, kararlı, çalışkan, sevecen çok güzel öğrencilerim oldu. Az da olsa saldırgan, savurgan, arsız, umursamaz, tembel, kavgacı, kurnaz, yalancı öğrencilerim de oldu. Onların yapılarına göre sınırlarımı koyardım. İmkanı olmayanlarada umut olmaya çalışırdım. Ama nereye kadar... Şartlar neticeyi tayin ediyordu.

  Eğitim hayatımda değişik yapıdaki farklı gençleri izler önemli sonuçlara ulaşırdım. Bazıları görünür de ve söylemde saygılı ama görünmediğini hissettiklerinde yanlış yapıyorlardı. Bunların ailelerini araştırınca nedenini anlardım. Genelde anne ve babası uyumlu olmayanlar böyle oluyordu. Birisini paylaşayım. Baba sert, sallıyordu.(!) Anne ise koruyor ve kolluyordu. Anlayacağınız tutarsızlık  hakimdi evde. Aile de gerçeklerin üstü örtüldüğü için çocuklar yalanla yaşamayı öğrendiler. Yıllar geçti hala aynı alışkanlıklar devam ediyor. Sonuçta uyumsuzluğun faturasını gençler ve toplum ödüyor.

           Yine köy coğrafyasından gelen, çok zor geçinen ailelerin çocukları vardı.  İmkansızlıklarını hallerinden anlıyordun. Onların mahçubiyeti beni çok üzer ve yaralardı. Yoklukla sınavda olan gençler haklarını savunmakta zorlanırlardı. Yokların baskısı ile yetişen gençler başarılıydı. Ancak sosyal yönleri zayıf olduğu için kendilerini ifade edemezlerdi. Fakülteyi bitiren gençler kamuya da giremediler ve şirketlerde düşük ücretle çalışıyorlar. ‘Şartlar da kaderin’,’doğduğun coğrafya kaderindir’ dedikleri doğruymuş.

           Eskiden disiplin adına yersiz, gereksiz, aşırı şiddet uygulamaları vardı. Ağır eleştiriler, aşağılamalar vardı. Özellikle öfkesini kontrol edemeyen, korkuyla itaat ettirmek isteyen ebeveynler, çocuk ve gençlerde ağır arızalar oluşturabiliyordu. Travmalar oluşuyor ve evden uzaklaşabiliyorlardı: Böyle acı hikayeleri içinde yaşayan gençleri de gördüm. Hallerini anlar ve yardımcı olmaya çalışırdım. Ama bir yerden sonra yetersiz kalırdım. Evde duygu ve düşüncelerini dile getiremedikleri için sıkıntı yaşarlardı. Okul bitince de emir ve buyruklara uyan, nerede iş bulurlarsa orada çalışan oldular. Kızlar da ömür boyu itaat eden, kendilerinden fazla ve başkaları için fedakarlık yapan insanlar oldular. Yetişme şartlarının etkisi alışkanlığa dönüştü ve hayatları oldu. Ezik ve mahçup yaşamaya devam ediyorlar.‘’Annen ve baban kaderindir’’ dedikleri de doğruymuş meğer.

           Aynı sınıflarda şımartılan, hep almaya alışık narsist yetiştirilen gençler de vardı. Bencil ebeveynlerin çocukları da bencildi. Böyle yetiştirilenler, kazanmak için her yolu denerler, eksik ve yanlışlarını  kabul etmek yerine başkalarına saldırarak noksanlarını kapatmaya çalışırlardı. Kendilerinden başkasını umursamayan kişiler ömürleri boyunca  topluma yük oldular ve yılladır hak etmedikleri hayatı yaşadılar ve yaşıyorlar. Kimseye faydası olmadı ama kamu kaynaklarından yararlandılar ve hala yararlanıyorlar. Bu kesim bedel ödemediği gibi, hep başkalarına bedel ödettiler. Acı ama gerçek.

Dün imkansızlıklar daha çoktu, insanlar açtı, çoğu karnını doyurmak derdindeydi ve boğaz tokluğuna çalışmaya razıydı. Ama bugün...Sadece maddi imkanlar sunup çocukları mutlu etmeye çalışıyorlar, sorumluluk vermiyorlar, tatminsizliğe ve doyumsuzluğa götürüyor. Bu da bugünün sorunu olmaya devam ediyor ne yazık ki.  

           Her şeye rağmen ebeveynler ve öğretmenler çocuk ve gençlere dokunmalı; ilgi, ihtiyaç ve merak  uyandırmalı. Ancak o zaman öğrenirler. Zorla, itaat ile, hep emirle olmuyor. Tabi ki öğrencilere taşıyabileceği değeri vererek; gerektiğinde konuşan, öz güven sahibi’evet’ ve ‘hayır’diyebilen, kendini ifade edebilen çocuk ve gençleri yetiştirmeliyiz.  

          Coğrafya kaderdir-Annen ve baban kaderdir-şartlar neticeyi tayin eder, evet doğrudur, ama ‘iyi bir öğretmen de kaderindir’ diyorum.

         

            

           

     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emekli 1 ay önce

Hocam sizingibi hocalara minnet duyuyorum.

Avatar
Ufuk 1 ay önce

Kaleminize sağlık Hocam