Millet olarak; en büyük acılarımızdan biri olan, Sarıkamış Harekâtının 102. Seneyi devriyesindeyiz. Yakın tarihimiz olan Sarıkamış’la ilgili bir takım bilgi kirliliği olsa da;  artık bazı gerçekler,  araştırmacı yazarlar ve bu alanda uzmanlaşmış kimseler tarafından ortaya çıkarılmıştır.
            Sarıkamış Harekâtı dendiğinde;   aklımıza hemen Enver Paşa gelmektedir. Çok önemli tarihçi ve araştırmacıların da ittifak ettikleri gibi, Enver Paşa o günlerde Osmanlı'nın içinde bulunduğu kritik durumu görmekte, son bir çaba ile bir mucize olabilir ümidiyle bir hamle yapmayı düşünmüş olduğudur. Almanya ile temas kurup bunların imkânlarından faydalanma düşüncesi aslında anlaşılır bir durumdu. Ama esas olan ordunun durumu ve ihtiyaçlarıydı. Hülasa;  Büyük idealleri olan, kahramanlığından şüphe duyulmayan, son derece zeki ve atılgan bir komutan olduğu gerçeğidir. Eğer ki harekât planı kusursuz uygulanabilseydi mutlak başarı kazanılacak ve tarihte başka türlü yazılacaktı. Elbette her zorlu mücadele beraberinde büyük riskleri de kendi içinde birlikte barındırır.  Hani bir söz vardır ya bildiğimiz;  '' Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan, yeni okyanuslar keşfedemez”' diye... Tarih riskleri göze alıp başarılı olanları kahraman olarak kaydetmiştir
            Meseleye biraz daha mantık açısından yaklaşacak olursak, eğer ki,  Çanakkale'de zafer değil de hezimet olsaydı,  bugün Çanakkale kahramanları suçlu ilan edilecek, komutanlar;  onca vatan evladının telef edilmesine sebep gösterilecek ve bundan ötürü suçlanacaklardı. Onun için hadiseleri sebep ve sonuçlarıyla değerlendirerek ona göre hüküm vermemiz icap etmektedir.
            Yıl dönümü münasebetiyle bize de, böylesi bir hüznün hikâyesini yazmak düştü. Bu hüznün anlatılmasında, kelimelerin acizlik çekeceğini de hesaba katarak, mümkün olduğunca geleceği bırakıp geçmişin ayazında o kahramanlarla birlikte olmaya çalışalım. Unutmayalım ki,  şu anda bile Sarıkamış;  her gün yeniden tezgahlanıp,  milletimize yaşatılan acı olay ve ihanetlerin bir tarihi ibret vesikası dır. Bu kutsal topraklar üzerinde sinsi hesap yapanlar, dönüp Sarıkamış'a bakarlarsa, Bu yüce millettin evlatlarının,  her şartta kendini vatan uğruna nasıl kurban adadığını da görmüş olurlar.
            Sarıkamış;  Bizim ruhlarımızı diri tutup,  bedenimizi donduran,  toprağın vatanlaştığı kutsal bir mekândır. Elbette kahraman bir milletin evlatlarıyız. Ne var ki, kahramanlığımızla birlikte büyük acılarda yaşanmıştır. Sarıkamış; Yemen'in kavurucu sıcağından, Allah’u Ekber Dağlarının dondurucu soğuğuna yazlık elbiseyle, yarı çıplak koşan körpe fidanların,  hazin hikâyesidir... Üstünden asır geçmiş olsa dahi yakılan ağıtlarda,  türkülerde yol buluruz Sarıkamış'a. Birlikte donarız, kar üstünde açmış Kardelen' lerle.
            Çukurovalı Aşık İmami'nin derlediği, Pınarbaşılı Kara Zela(Zeliha) Hatun'un yaktığı  Sarıkamış Ağıt'ında yüreklerimizi kanırtan acıyıyla bir kez daha yaşayalım Sarıkamış'ı  isterseniz
            “Sarıkamış Altunbulak / Soğanlıyı biz ne bilek / Bizim uşak gökçek gezer / Ağca zıbın Kara yelek
             Yüzbaşılar binbaşılar /Tabur taburu karşılar / Yağmur yağıp gün değince / Yatan şehitler ışılar.
            Gadasın aldığım Eşe /  Tekerim dayandı daşa / Seferberliği durdurun /  Elin öpem Enver Paşa.
             Aziziye baba yurdu /Kafkaslara tabya kurdu / Benim korkum Moskof değil / Karakışa kurban verdi.”
            Evet, Sarıkamış başka kokar bu günlerde. Şehitlerimizin düştüğü toprak başka rayihadır mest eder insanı. Yüce Yaradan’ın müjdesi ile teselli olur gönüller. Peygamberimize komşu olmuşlardır. Onları peygamberimiz kucaklamıştır. Şehit olmak kolay mı? Can pazarında vermiştir canını! On binlerce fidan bu. Her biri Anadolu' nun farklı yerinden. Hasanlar, Hüseyinler, Ahmetler, Ömerler .. Türk’ü, Kürt’ü ile birlikte Allah-u Ekber'de harman olmuş yiğitler. Şimdi ise, şehitleri için ayağa kalktığı günleri yaşıyoruz milletçe. Onlar ki Vatan toprağına emanet edilip, kar çiçekleri gibi gönül bahçemizin süsü oldular.
            Kısacası,  Sarıkamış;  Mehmetçiğin her şart altında, iradesi, cesareti, metaneti ile sağlam karakterini nasıl ortaya koyduğunun sembolü olmuştur. Yüce Türk Milletinin evlatlarının, yeri geldiğinde neleri göze alabildiğinin en açık ifadesidir Sarıkamış!. Var olduğumuz sürece,  '' Beyaz  bir hüzün ve beyaz bir ölüm'' olarak  yüreklerimizde hep  tazeliğiyle dipdiri yaşayacaktır Sarıkamış!...
            Böyle zamanlarda bize düşen, yaşanılanlardan ders çıkarıp, önümüzü daha iyi görebilmektir. Suçlu aramadan şahadete erenleri rahmet ve minnetle yâd etmektir.
            Secde aydınlığında ki pak alnınızı öperken, sizleri öldü bilmiyoruz.
            Ne diyordu Derviş Yunus; '' Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil.''
            Yine büyük  şair, Hüseyin Nihal ATSIZ: “İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için / Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.
            Sarıkamış Şehitlerimizi minnet ve şükranla yâd ederken, bu topraklar için toprağa düşmüş olan tüm aziz şehitlerimize de Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhları şad,me-kanları Cennet olsun....
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93

banner1

banner27

banner57