Küçük bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin ve sevincin masumiyetinde en güzel bayramlıklarını giyecek ve bayrama kavuşacak yakın zamanda Ramazan. Bayramlaşmaya gittiği akrabasından ve komşusundan alacağı bir şekerin, bir çikolatanın tadında, bekleyip de elini öpeceği büyüklerinin belki kendisine vereceği küçük miktarda bir harçlığın coşkusunda bayrama kavuşacak ve bayramı yaşayacak Ramazan.
Belki üzerine giyineceği yeni bir elbisenin, belki yeni bir ayakkabının, belki yeni bir oyuncağın sevincini ve mutluluğunu yaşayacak, belki de hüzünlü bir mezarlık ziyaretinin iç kırıklığını yüzünde taşıyacak bayram boyunca Ramazan. İstemese dahi bütün olumsuzlukları, bütün eksiklikleri yaşayarak ulaşacak belki bayrama Ramazan.
Ramazan’ın sahurunda sınırsız yiyecekleri olmuyor. Oruçluyken, iftarı beklerken hayalini kurduğu yemeklerine de kavuşamıyor. Ne istediğini alabilecek, gidip sınırsızca harcayacak parası var Ramazan’ın, ne de canının her istediğinde aldığı, giyeceği elbiseleri. Belki evine gelecek bir yardım kolisinin sevinciyle geçirecek günlerini, belki de bayram yaklaştıkça sağdan soldan kendilerine (fark edilirse eğer) getirilme ihtimali olan fitre ve zekâtlarla avutacak engin gönlünü.
Marka takıntılarından ve acımasız kapitalist sistemin sınırsız tüketim toplumuna dönüştürdüğü insanların gölgesinde, anasının babasının kıt kanaat geçindikleri durumun içerisinde, zorluklarla artırabildikleri bir miktar varsa eğer onunla pazardan veya seyyar satıcıdan alınacak bir-iki parça bayramlıkların sevincini bekliyor ve bekleyecek Ramazan.
İftarda canınınher istediği, sosyal medyada, televizyonlarda ve her ortamda gözünün içine sokula sokula gösterilen yemeklerin onlarca çeşidini, tatlıların ve yiyeceklerin hiçbirisini sofrasında bulamıyor ve bulamayacak Ramazan. Türünü kendisinin dahi belirlemediği sadece bir çeşit yemeği olacak belki mutfaklarında var olanlardan pişirilen. Belki mutfak dolabı da yok Ramazan’ın evinde. Belki mutfağı da yok, belki bir göz odada tüm aile yaşıyorlar. Sahurda ise iftardan kalan “artık” yemeklerini yiyerek tutacak orucunu Ramazan.
70- 80 liralık hurmaları ancak tezgâhlarda görecek Ramazan. Bulabilirse eğer bir hayır paketinin içerisinde en ucuzundan hurmayı, iftarda sadece bir tanesini yiyecek ve açacak orucunu. Olmazsa sünnettir deyip tuz parmaklayacak veya suya talim edecek. Yok öyle Ramazan’ın sofrasında çeşit çeşit şerbetler ve içecekler. İftarının arkasından yiyeceği tatlılar, gideceği tatlı salonları da yok Ramazan’ın.
Her birisi Saray köşesi gibi döşenmiş üç artı bir, dört artı bir, beş artı bir dairelerin sadece artı bir kısmında bile kendisine yer bulamayacak Ramazan. Sınırsız yiyeceklerin dizildiği şatafatlı iftar sofralarına da davet edilmeyecek belki.
Bayram yaklaştıkça sevinç ve heyecan olsa da Ramazan’da, ne lüks tatlıcılardan alınanları görecek, ne de çeşit çeşit yapılan bayram yemeklerini bayramda. Belki birkaç dilim kadayıf tatlısı olacak önünde bulacağı, belki de bir bayram ziyaretinde şanslıysa eğer canının istediği, önüne gelecek bir kaç dilim ikramlık tatlı.
Bayramlık alışverişler yapılırken çılgıncasına, Ramazan bayram alışverişinde ancak babasının çarşı pazar dolaşıp bir seyyar satıcıdan alacağı “Cıncık” şekere talim edecek ikramlık olarak. Herkes gibi Ramazan’da bayramı yaşayacak ama herkesin duygularıyla aynı duyguları yaşayamayacak.
Ramazan kendisinin farkında değil ama mahallenin en meşhur delikanlısı, en ünlü, en çok bilinen insanı şehrin. Herkes bilir Ramazanı yaşadığı muhitte. Sadece bu kadar ünlü ve meşhur olduğunu kendisi bilmiyor Ramazan.
Körler ve sağırlar birbirini ağırlar mukabilinden lüks iftar sofraları arasından fırsat bulunursa eğer bir toplu iftar davetine çağrılıp konu mankeni yapılıyor Ramazan ve meşhur oluyor. Zenginliğini sergileme fırsatı arayanların tam da aradıkları konu mankeni Ramazan. Evlerine gönderilen bir iftar sofrasıyla, aşevinden gelen bir sefer tası ile karnı doysa da yüzü reklam yüzü olarak tanımlanıyor bir ay boyunca.
Fiyatı sorulmadan girilen en lüks marketlerden, alışveriş merkezlerinden en kaliteli marka yiyeceklerle, kıtlık varmışçasına doldurulurken mutfaklarımız ve otellerde, restoranlarda bile burun kıvrılarak beğenilmez iken iftarlar ve sahurlarımız, Ramazan’a gönderilecek bir ramazan kolisinin, bildiğimiz sıradan ve alelade gıdalarla, içerisinde ne olacağına bile bakmadan doldurulan gıda paketinin teslim alıcısı olarak poz verdiriyoruz Ramazan’a ve yine meşhur oluyor.
Evi, yaşamı, kendisi ve ailesi resmedilerek, sanal alemde paylaşılarak, afişe edilerek her türlü tanıtım reklam ve organizasyon işlerinin başkahramanı bir alem delikanlı aslında Ramazan. Gösterişli sofraların adına serildiği anlatılan, hatırına işi gücü bırakıp toplanılan, “önemine binaen” yanında bulunulan insan olarak yansıtılmış olsa da, aslında tüm bu ortamların sudan çıkmış balığı ve konu mankenidir Ramazan.
Ramazan’ın bayramlık şekeri bir yardım kolisinden çıkan veyahut bir seyyar satıcıdan alınan şeker iken hepinizin bayram şekeri ise Ramazan’ın hakkı ve ahı olacak.
Ramazan’ın bayramlık kıyafetleri pazardan veya seyyar satıcıdan alınan ucuz elbiseler iken, Hepimizin bayramlıkları Ramazan’ın iç dünyasında yaşadığı buhranlar olacak.
Ramazan’ın iftar ve sahuru seçme şansı olmadan bulabildiği yiyecekleri iken, hepimizin iftarı ve sahuru Ramazan’ın gönlüne gömülen mahrumiyetleri ve mazlumiyetleri olacak.
Ramazan’ların, yoksulun, düşkünün ve mazlumun; Gördükleri zulüm, çektikleri eziyet, yaşadıkları acılar bizim BAYRAMLIKLARIMIZ.
Ramazan’ın feryatları, çığlıkları, görmezliklerimiz, duymazlıklarımız, aymazlıklarımız, bizim TATLILARIMIZ, döktükleri gözyaşları ise İKRAMLIKLARIMIZ.
Ahları, Hakları, BAYRAM NAMAZI.
Ramazan ulvi, Bayram ise zaten mübarek.
Ramazan’ın onurlu varlığı ve bayramın Mübarekliği hepimizin üzerine sağanak olsun.
Ramazan’ın yaşamı hepimize ders olsun
Bayramınız Ramazan olsun,
Ramazan’ın bayramı olsun...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
necati 2 hafta önce

sayın hocam harika bir konu harika bir yazı harika tesbitler
hep gözümüz yükseklerde olduğundan Ramazan'ları görmezden geliyoruz. yüreğinize sağlık...

Avatar
İbrahim YILMAZ 2 hafta önce

Müdürüm Ramazanın manevi havasından ders alıp, dediğiniz gibi "Ramazanın bayramini" iç huzuru yakalayarak geçirmeyi hepimize Allah nasip etsin.

Avatar
Kemal 2 hafta önce

Kısa ve net olarak olanın olmayanı düşünmediği bana ne dünyasında yaşıyoruz

Avatar
Mehmet YILDIRIM 2 hafta önce

Cenabı Allah Ramazan-ı Şerif ile ruhlarımızı doyurmayı nasip etsin.Dipsiz kuyu olan nefis;mazlumun ,yetimin kanını da emse doymuyor.

Avatar
Bosver 2 hafta önce

Bu denilen insanlar elbistanda yeterince var herkes fakir zengin ayrimi yapilmadan yasamali zengin olanlar insan olmayi unutuyo bazen

Avatar
Ayse 1 hafta önce

Helal size hocam

banner129

banner119