Bu haber kez okundu.

Tor: “Tarafsız bir komisyona ihtiyaç var”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, FETÖ ile hiçbir ilgisi olmayan kamu görevlilerinin somut ve kesin bir delil olmaksızın sadece kuşkular doğrultusunda işlerine son verilmesinin mağduriyetlere neden olduğunu belirterek, “Bu durum, kamu vicdanını derinden sızlatmaktadır” diye konuştu.

Tor, sürecin bu şekilde yürütülmesinin Türkiye’yi AHİM gibi uluslar arası platformlarda da zor durumda bırakacağını ifade ederek, “Türkiye tüm dünyada insan hakları ve hukuk ihlallerinin yaşandığı bir pozisyona itilecektir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında Kanun Hükmünde Kararnamelerle görevden alınan kamu personelinin durumlarına ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir basın toplantısı düzenledi.

15 Temmuz sonrasında 8 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarıldığını belirten Tor, önce açığa alınan 100 binden fazla kamu personelinin 65-70 bininin ise işine bir daha görevine dönemeyecek şekilde son verildiğine dikkat çekti.

Tor, konuşmasına şu tespitlerle başladı:

“15 Temmuz’da ülkemizi, Anayasal düzenimizi, Meclis’imizi ve ulusal bütünlüğümüzü hedef alan hain, kanlı ve menfur bir darbe teşebbüsünde bulunuldu. Bu hain teşebbüsün ardından 20 Temmuz günü Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde OHAL ilan edildi ve bu kapsamda 8 adet OHAL KHK’sı çıkarıldı. Bu süreçte 100 binden fazla kamu görevlisi önce açığa alındı ve akabinde yaklaşık 65-70 bin civarında kamu personelinin ise işine bir daha kamu görevine dönemeyecek şekilde son verildi.

Hiç şüphesiz bu hain ve kanlı darbe teşebbüsünde bizzat görev almış hainler ile bu teşebbüsün planlayıcısı ve uygulayıcısı olan FETÖ mensuplarının devletten temizlenmesi oldukça mühim ve milli bir meseledir. Ancak darbe girişimi veya FETÖ Terör Örgütü ile hiçbir ilişkisi olmayan kamu görevlilerinin somut ve kesin bir delil olmaksızın, bir takım zan ve kuşkularla işlerine son vermek de telafisi oldukça güç mağduriyetlere sebep olmakta ve kamu vicdanını derinden sızlatmaktadır.

Sayın Genel Başkanımız daha ilk günden suçsuz ve masum insanların mağduriyetlerine yol açılmaması ve bu sürecin çok dikkatli bir şekilde yürütülmesi hususunda Sn. Başbakanı ve diğer yetkilileri uyarmış, bu soruşturmaların hak, hukuk ve adalet içerisinde yürütülmesi ve sonuçlandırılması için azami gayretin gösterilmesini istemiştir. Fakat tüm bu iyi niyetli uyarılara rağmen çok sayıda kamu görevlisinin haklı bir gerekçe olmaksızın kamudan ihraç edildiğini, Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle “At izinin it izine karıştığını”, bazı kurumların ve yöneticilerinin adeta işten çıkarma yarışına girdiğini, hatta bazı kişilerin “fırsat bu fırsat” diyerek daha önceki kişisel hesaplarını gördüğünü, toplumda ve kamu kurumlarında ihbar, şikayet ve fişlemelerin hat safhaya ulaştığını, toplumsal güvenin neredeyse yok olduğunu görmekte ve bu durumdan büyük endişe duymaktayız. Oğlu, kapatılan bir üniversiteye devam ettiği için, torunu, kapatılan bir cemaat okuluna gönderildi diye dedesinin, Bank Asya’da altın hesabı açtı diye evlenmeden önce eşinin, Bank Asya’da hesabı var diye kocasının, 10-15 yıl önce işe girerken referansı FETÖ’cü diye, kişilerin kamu görevinden uzaklaştırılması veya ihracı asla hukuki ve insani değildir, zalimliktir.”

‘Adalet mülkün temelidir’ diyen MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, “adalet bir milleti bir arada tutan en önemli güçtür ve tarih boyunca Türk milletinin kurduğu bütün devletlerin en önemli unsuru, temek harcı olmuştur. Bugün maalesef yapılan bir takım yanlış uygulamalar neticesinde toplumun adalet duygusu aşınmakta ve adalete, dolayısıyla devlete ve kurumlarımıza olan güven hızla azalmaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkanının da ifade ettiği üzere OHAL bir hukuksuzluk rejimi değildir. Sayın Cumhurbaşkanının; “At izi it izine karıştı” ifadesi, bu konuda haksızlık yapıldığının kabulüdür. Haksızlık yapıldığı kabul edildiğine göre, düzeltmekte idarenin görevidir. Sapla samanın birbirine karıştığı, kurunun yanında yaşın da yandığı hususunda oluşan toplumsal tepki üzerine Hükümet tarafından Başbakanlık nezdinde bir kriz koordinasyon kurulu oluşturulduğu öğrenilmiştir.

Fakat bugüne kadar söz konusu kurulun kimlerden oluştuğu, görev, yetki ve sorumluluklarının neler olduğu, hangi kriter ve ölçüleri esas alarak bir çalışma yöntemi ve anlayışı benimseyeceği, mağduriyetleri nasıl, ne zaman ve ne şekilde gidereceği, şuana kadar başvuruda bulunan kamu görevlisi sayısı, bu başvurularla ilgili olarak neler yapıldığı, yapılan işlemlerle ilgili gelinen aşamanın ne olduğu ve ne kadar sürede sonuçlandırılmasının planlandığı gibi birçok hususta henüz Hükümet veya Başbakanlık tarafından kamuoyuna tatmin edici bir bilgi ve açıklamada bulunulmamıştır” şeklinde konuştu.

İhraç kararlarının alınmasıyla ilgili kamuoyundaki endişelerin giderilemediğini savunan Tor, “Özellikle 1 Eylül 2016 tarihinde yayımlanan 672 sayılı KHK’nın eki liste ile 50 binin üzerinde kamu görevlisi “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” olduğu değerlendirmesi ile kamudan ihraç edilmiştir. Bu değerlendirmenin hangi esaslar ve kıstaslar dikkate alınarak yapıldığı, eşitlik ve adalet kriterlerinin gözetilip gözetilmediği, bu kamu görevlilerinin darbe teşebbüsü veya FETÖ ile ilişkisinin nasıl ortaya çıkarılarak bu ihraç kararlarının alındığı hususunda kamuoyuna tatmin edici bir açıklamada bulunulmamış, milletimizin zihnindeki endişeler giderilmemiştir.

Söz konusu listede ismine yer verilerek kamudan çıkarılan birçok kişi, halen ne ile suçlandığını, hakkında ne tür bir itham bulunduğunu, bu ithamla ilgili olarak ne gibi deliller elde edildiğini bilmemektedir. Bu yüzden mağdurların birçoğu itiraz dilekçelerinde nasıl bir açıklama veya savunma yazmaları gerektiği hususunda bile şaşkınlık yaşamışlardır. İnsan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk devletinde böyle bir tablonun yaşanması gerçekten üzüntü vericidir. Sürecin bu şekilde yürütülmesi, yarın Ülkemizi AHİM gibi uluslar arası platformlarda da zor durumda bırakacak, hem çok yüklü miktarda tazminatlar ödenmesine neden olunacak, hem de Türkiye tüm dünyada insan hakları ve hukuk ihlallerinin yaşandığı bir pozisyona itilecektir” ifadelerini kullandı.

İhraçlar yapılmadan önce kendilerine göre atılması gereken adımları da sıralayan Tor, şöyle devam etti:

“Bize göre bu büyüklükte bu kamudan ihraç yapmak yerine, hakkında yeterli derecede şüphe bulunan kamu görevlileri ilk etapta açığa alınmalı ve görevlerinden el çektirilmeli, hemen akabinde Kurumlardaki Teftiş ve Denetim Kurulları marifetiyle idari incelemeler ve soruşturmalar yapılmalı, zan altındaki kişilere mutlaka savunma hakkı tanınmalı, kişiler hakkında karar verilirken sadece bir karelik resme bakarak değil bir sürecin tüm resimleri dikkate alınarak adil bir karara varılmalıydı. Örneğin bir dönem çocuğunu bu yapıya yakın okullara göndermiş bir kamu görevlisi sadece bu fiilinden dolayı kamu görevinden atılmamalıydı. 

Yaklaşık 65-70 bin kamu görevlisinin işine son veren KHK’ların eki listeleri hazırlayıp nihai hale getiren bürokratlardan, üniversite yönetimlerinden daha bir-iki ay önce yaptıkları işlemlerle ilgili “yanlış yaptıysanız düzeltin” şeklinde bir talep ve beklentide bulunmak çok gerçekçi görünmemektedir. Şüphesiz yürütme organının yani idarenin almış olduğu kararların en etkin denetimi yargı organlarınca yapılmaktadır. Ancak OHAL KHK’ları ile ilgili yargı denetiminin mümkün olup olmadığı hususundaki belirsizlik halen devam etmektedir. Mağdurların başvuruda bulunduğu idari yargı makamları tarafından yetkisizlik kararı verilerek taleplerin reddedildiği şeklinde haberler yayınlanmıştır. Bu yüzden yürütmenin denetlemesinin diğer bir yolu olan yasama organı tarafından yapılan denetim daha önemli bir hale gelmektedir. Son Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Hükümet Sözcüsü tarafından açıklanan Meclis’te bir KHK Komisyonunun kurulacağı açıklaması kanaatimce olumlu bir adımdır.

Bugüne kadar OHAL KHK’ları ile görevlerine son verilen masum ve mağdur kamu görevlileri için atılacak adımlarda, bu kurulması planlanan Komisyonun inisiyatif alabileceği, ihraç listelerinin hazırlanmasında daha önce görev almamış, siyasi otoritenin baskı ve gücünden etkilenmeyecek, tarafsız ve bağımsız bir anlayışla çalışacak kişilerden oluşan bir çalışma komisyonu kurulmak suretiyle bu incelemelerin ve değerlendirmelerin yapılmasının daha yerinde olacağına inanıyorum. Ayrıca bu komisyon marifeti ile yürütülen çalışmaların açık ve şeffaf bir anlayışla hem mağduriyet yaşayan kişilerle hem de kamuoyu ile paylaşmasını sağlayacak tedbirlerin alınması kamuoyunun endişelerinin giderilmesi, adalet duygusunun güçlenmesi ve haklı ve haksızın, suçlu ile suçsuzun ayırt edilmesinde ciddi bir katkı sağlayacaktır.”

Kamu görevlilerinin terör örgütlerine ilişkin bağlantılarını tespitte ölçü ve kriter olarak KHK’larda yer verilen “irtibat” ve “iltisak” ifadelerinin yol açtığı muğlaklığın biran önce giderilmesi gerektiğinin de altını çizen MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, “Bazı kurumların “iltisak” ve “irtibat” kavramlarını oldukça geniş bir şekilde yorumlayarak çok sayıda kişinin mağduriyetine yol açtığı bir gerçektir. Bu nedenle,  “irtibat” ve “iltisak” gibi soyut ve genel ifadeler yerine kişilerin terör örgütlerine üyelik ve mensubiyetlerini net bir biçimde ortaya koyacak açık, somut, objektif ve kesin tanımlamalar yapılmalı ve bu çerçevede geliştirilen ölçü ve kriterler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Ayrıca bu ölçü ve kriterler hiçbir kimseye ayrım yapılmadan eşit ve adil bir biçimde herkese uygulanmalı, iktidar partisine veya belli kişilere yakınlık bir referans olmamalıdır. Hatta bu süreçte önemli bir ölçüt olarak kullanıldığı söylenen istihbarat birimleri tarafından yapılan değerlendirmelere ihtiyatlı bir şekilde yaklaşılmalı, muhtemel bir yargı sürecinde hukuki delil olarak kabul edilmeyecek bilgi ve kanaatler üzerine kesin hüküm inşa edilmekten kaçınılmalıdır.

Son olarak, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için hızlı adımlar atılmalı, özellikle inceleme süreci tamamlanmış ve suçsuz olduğu tespit edilmiş kişilerin kararnameleri derhal yayımlanmalı, en hafif tabirle bir terör örgütü ile irtibatı bulunmakla suçlanan, ailesi ve sosyal çevresine karşı oldukça zor günler yaşayan masum insanların yaşadığı travma biran önce giderilme, iade-i itibarda bulunulmalıdır” cümleleri ile konuşmasını tamamladı.   

 

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
HAKAN 2 ay önce

SUCU GÜNAHI OLMAYAN İNSANLAR VAR İÇLERİNDE ADAM SOLCU AMA FETÖDEN ATILMIŞ

banner27

banner29

banner25