Bu haber kez okundu.

Kaynak ve Ünal, Elbistanlılarla buluştu

            Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ile 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa Değişikliği Referandumu öncesinde, Elbistan’daki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar ile buluştular.

            AEL Memur Sitesi Salonu’nda düzenlenen toplantı öncesinde, Elbistan Kaymakamı Tuncay Akkoyun, AK Parti İlçe Başkanı Yunus Kaan Kısaca ve kalabalık bir heyet tarafından karşılanan Kaynak ve Ünal, daha sonra alkışlar eşliğinde salona geçtiler.

            Toplantının açış konuşmasını yapan AK Parti İlçe Başkanı Yunus Kaan Kısaca, 16 Nisan’da yapılacak referandumun Türkiye için çok önemli olduğuna değinerek, evet oylarının en yüksek oranda çıkması için mücadele ettiklerini ve çok çalıştıklarını söyledi.

            Daha sonra mikrofona, 64. Hükümetin Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal davet edildi.

           

Hamdolsun bu millet tespih gibi oldu:

            Mahir Ünal, yaptığı konuşmada, “Bir birlik ve beraberlik içerisindeyiz. Bütün ilçelerimizle hep birlikte Kahramanmaraş olduk. Artık her yer aynı oranda ve her yer el ele tutuşarak yolumuza devam ediyoruz. Eğer siz kendi mahallenizde, kendi ilçenizde birlik ve beraberliği sağlayamazsanız ülkenizde de birlik ve beraberliği sağlayamazsınız. Eğer siz, kendi ilçenizde ayrım gayrım yapıyorsanız zaten kendi ilinizde, kendi ülkenizde birlik ve beraberlik oluşturamazsınız. Yürekler toplu attığı zaman kor oluyorsunuz. İşte buna sahip çıkmak gerekiyor. İlk günden beri Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanımızın bize söylediği neydi: Siyasetin tek bir limanı vardır; o da ahlaktır. Bu ahlak, neyi gerektiriyordu, nefsimizi, heva ve hevesimizi öne çıkarmamayı gerektiriyordu. Bu ahlak, Türkiye kazanacaksa biz kaybedelim demeyi gerektiriyordu. Bugün hamdolsun Türkiye’nin kazanması için, meşalesinin ışıl ışıl yanması için her birimiz pervaneler gibi kendimizi ateşe atmaktan geri durmadık. Bunun sayesinde Türkiye tek yürek oldu. Ve bugün yürüdüğümüz yolculuğun nihayetinde bir yere geldik. Şimdi, 15 yılda yaşadığımız arızaları doğuran sistemi değiştiriyoruz. Bize diyorlar ki bu sistemi şimdi niye değiştiriyorsunuz diyorlar? Bilmedikleri; bilseler bile görmezden geldikleri bir şey var. 15 yıldan beri, Türkiye’ye eğer AK Parti hükümetleri hizmet, güven ve istikrar sağlıyor ve üretiyorsa bunun sebebi milletimizin gücünü tek merkezde toplaması, AK Parti’de toplaması ve kararını iradesini de Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında tecessüm ettirmesidir. Bunlar, niye ısrarla liderimize, Cumhurbaşkanımıza Recep Tayyip Erdoğan’a saldırıyorlar. Çünkü hamdolsun bu millet tespih gibi oldu. Tek tek ama bir arada. Bu tespihin imamesi kim? Bu tespihin imamesi Recep Tayyip Erdoğan. Bunlar diyorlar ki; imameyi kırarsak tespihi dağıtırız. Ama bu millet elhamdülillah bunun farkında. Tespih gibi bir arada, bir hedefe ve gayeye odaklanmış. O gaye ise büyük ve güçlü Türkiye idealidir. O gaye çocuklarımızın daha iyi bir Türkiye’de yaşama arzusudur. O gaye bağımsızlık, istiklal, istikbal, Türkiye’nin istikrar ideali ve hedefidir. Bundan dolayı siz bir araya gelişimizden dolayı bizi suçlayabilir misiniz? Şimdi siz, eğer Kandil’in, Almanya’nın, Hollanda’nın ağzından konuşuyorsanız, Türkiye’ye yapılan her bir hizmete karşı çıkıyorsanız ve Türkiye’nin büyüme arzusuna, 2023 idealine ve hedeflerine katılmıyorsanız bizim size ne dememiz gerekir. Bizim yaptığımızın neresi tuhaf? Asıl tuhaf görülmesi gereken sizin içeride dışarıda Türkiye’ye düşmanlık edenlerle birlikte hareket etmenizin tuhaf görülmesi ve hatta ihanet olarak değerlendirilmesi gerekir. Siz, bu ülkenin Cumhurbaşkanına saldıranlara ses etmeyeceksiniz, o cumhurbaşkanı herhangi birisi değil. O cumhurbaşkanı bizim irademizi temsil ettiği için kıymetli. Biz, her birimiz irademizi sandıkta cumhurbaşkanımızdan yana kullandığımız için kıymetli. 25 milyon kişinin oyunu aldığı için kıymetli. Yani siz aslında Tayyip Erdoğan’a saldırırken bu milletin iradesine saldırıyorsunuz.”

 

Şimdi ağız değiştirdiler

            Ünal, hayır vermeyi düşünen vatandaşlara hiçbir zaman terörist demediklerini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

            “Bugün biz onlara karşı tevazu içerisinde davranıyorsak evimizde tatsızlık olmasın diye yapıyoruz. Biz, hayır vermeyi düşünen vatandaşlarımıza hiçbir zaman terörist demedik. Ama onlar, evet verecek olanlar cumhuriyete ihanet ediyorlar dediler. Onlar bu sistem değişikliği kan dökülmeden gerçekleşmez dediler. Referandumdan yüzde 99 çıksa bile bunu kabul etmeyiz dediler. Sonra bir akıl onlara dedi ki böyle konuşmayın. O zaman ağız değiştirdiler. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız kimseye hain demiyor, terörist demiyor. Sadece Kandil, sabah akşam hayır verilmesi konusunda kendi yayın organlarından bütün dünyaya yayın yapıyor. Kandil’deki elebaşı diyor ki; ‘Bu MHP ile AK Parti bir araya geldi. Bizim kökümüzü kazıyacak. O yüzden hayır verilmelidir’ diyor. Terörün kökünün kazınmasının neresi kötü? Almanya, neden hayır verilmesi gerektiği konusunda devlet kanallarında Türkçe videolar hazırlayıp propaganda yapıyor. Hollanda, Belçika bunu yapıyor. FETÖ terör örgütü bunu yapıyor. Cumhurbaşkanımız da diyor ki; ‘Ey vatandaşım, teröristlerin ve Türkiye düşmanlarının neden hayır verilmesi gerektiğini her gün anlattıklarını görüyorsun ve duyuyorsun. Şimdi sen bunları gördükten sonra hayır mı vereceksin’ diye soruyor. Bunu sormakta son derece haklı değil mi? Onlar Türkiye’nin bağımsız olmasına tahammül edemiyorlar.”

            “Bu sistem hep kriz üretti” diyen Ünal, konuşmasını şöyle tamamladı:

“AK Parti’yi ve Tayyip Erdoğan’ı sistemden çıkarın bu sistem yine kriz üretmeye devam eder. Dolayısıyla bu sistemi bizim 2007 yılında değiştirdiğimizi unutmuş gibi davranıyorlar. 2007’de bu sistem değişmedi mi? Cumhurbaşkanını halk seçsin diye halk oylaması yapıldıktan sonra bu sistem zaten değişti. 2014’te de halk ilk cumhurbaşkanını seçtiğinde bu sistem değişti. Dünyanın hiçbir yerinde hem seçilmiş cumhurbaşkanı hem de seçilmiş hükümet olmaz. Biz 2007’den beri bunun nasıl düzenleyeceğiz diye tartışıyorduk. Ve şimdi biz, artık çift başlılığı sona erdiriyoruz. Tek adam rejimine geçmiyoruz. Tek adam, onların tarihinde var. Tek adam tek parti sisteminde olur. O da CHP’nin geçmişinde ve tek adam olarak İsmet İnönü’yü hatırlıyoruz. 25 milyon kişinin oy verdiği, seçimle gelen, sandıktan çıkan kişi, tek adam olmaz. Milletin getirdiğini millet götürür. Oradan tek adam çıkmaz. Şimdi biz, artık cumhurbaşkanlığı hükümetine geçiyoruz. Yani başbakan değil de cumhurbaşkanı olacak. Eskiden olduğu gibi meclisin içinden hükümet çıkmayacak millet hem meclisi hem de hükümeti seçecek. Bunun neresi kötü? Eskiden biz egemenlik hakkımızı meclise devrediyorduk. Egemenlik hakkımızı devrettiğimiz meclis hükümeti seçiyordu. Şimdi doğrudan artık hükümeti de sen seç diyoruz millete. Doğrudan temsille güvenoyunu meclis vermeyecek doğrudan millet verecek. Şimdi cumhurbaşkanını sorumlu hale getiriyoruz. Hükümeti ve meclisi yargı denetimine açıyoruz. Biz de derler ya doldur boşalt atış serbest. Kemal Kılıçdaroğlu siyaset yapmıyor. Doldur boşalt atış serbest sistematik olarak. Her türlü yalanı söylüyor. Bu tarihi süreç için sandıkları dolduralım. Evet konusunda gece gündüz çalışalım. Bu sistem değişikliğinden sonra bilin ki eskiden olduğu gibi iktidar oldu ama muktedir olamadı denilen günler geride kalacak. Artık ne olursa olsun milletin iktidar olduğu günler gelecek. Biz bu değişimi milletin iktidar olması için yapıyoruz.”

           

Allah aşkına sen bu metni okurken ne içiyordun?

            Son olarak mikrofona davet edilen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “Milletvekili seçilme yaşı ile ilgili bir görüş okuyacağım. Sunucu soruyor; ‘Maden gençleri daha çok hayatın içine sokacağız diyorsunuz. Seçilme yaşının düşürülmesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?’ CHP’nin genel başkanı diyor ki; ’18 yaşa düşürülmesine evet, herhangi bir sorunumuz yok. O konuda biz anayasa değişiklik teklifini de verdik. Gençler siyasete ısınacaksa, 18’e ulaşan bir gençte rahatlıkla milletvekili, belediye başkanı olabilmeli. Şuanda bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’nin en genç belediye başkanı bizim partimizdendir.’ Bunu bugün çoluk çocuğu milletvekili yapacaksınız diyen, 26 Mayıs 2015 tarihinde CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu söylemiş. Ama Kılıçdaroğlu yukarı çıkan merdiveni inmek için kullanır. Kılıçdaroğlu dümdüz yalan söylüyor. Kılıçdaroğlu şimdi milletimizin kafasını karıştırmak için yeni bir yalan ihdas etti. ‘Cumhurbaşkanı isterse bir imza ile birinin elindeki malı alır, diğerine verir.’ Sayın Kılıçdaroğlu, bizler okur-yazar insanlarız, bizler susadığımızda su içeriz. Hacca umreye giden olur ikram ederse zemzem içeriz. Ben çalı çok içerim. Kahve içeriz, ayran, şalgam içeriz. Allah aşkına sen bu metni okurken ne içiyordun?” dedi.

 

Güçlü olmak zorundayız

            Kaynak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

            “Milletin gözünden kaçırmak için her türlü hareket yapılmaktadır. CHP, ‘Türkiye’nin Avrupa’da yeri yok, başörtüsünün Avrupa’da yeri yok’ diyen Cem Özdemir ile oturacak ve diyecek ki, ‘ben olsam, ben göreve gelirsem, AB’nin özerklik şartını kabul ederim.’ Yani ülkemizin doğusunda, güneydoğusunda özerk bölge kurulmasına imkan verecek. Sonra dönüp bize diyecek ki, ‘Cumhurbaşkanı bu sistemle, bir kararname ile eyalet kurabilecek.’ Buda bugünlerin icadı yeni bir yalan. Yeni sistem şuanda Bakanlar Kurulu’nun kararname çıkarma yetkisini cumhurbaşkanına veriyor. Zaten Bakanlar Kurulu hangi alanda kararnameler çıkartabilecekse, cumhurbaşkanı da bu alanda kararname çıkartabilecek. Ama asla temel haklara dokunamayacak. Kimsenin mülkiyet hakkına, kimsenin can emniyetine, inanç özgürlüğüne dokunamayacak. Cumhurbaşkanı bir kanuna aykırı kararname de çıkartamayacak. Cumhurbaşkanı bir kararname çıkardığı taktirde, gene milletin seçtiği meclis bir kanunla onu ortadan kaldırabilecek. Bizim bu sistemi getirme sebebimiz ülkemizin bekasıdır. Bakın bu bölgede Allah vergisi bir bölgede yaşıyoruz. Büyük nimetlere sahibiz. 4 mevsimi yaşıyoruz. Çok çalışkan insanlarımız var. Ama bu bölge aynı zamanda tehlikelerle, risklerle etrafı çevrili bir bölge. Bu bölgede güçlü bir devlet olmazsa başımıza neler gelebileceğini, hemen Suriye’de, Irak’ta görüyoruz. O yüzden bizim milletimizin hukukunu sağlama, devletimizin geleceğini sağlamamız gerekir. Bu sistemin özü budur. İstiyoruz ki bu sistem kriz üretmesin. Krizler olursa bunun çözümünü bizzat milletimiz yapsın, milletin seçtiklerinden başka hiç kimse milleti yönetmesin. Diyeceksiniz ki bu milleti milletin seçtiklerinden başkası mı yönetiyor? Bizler 2007 yılında cumhurbaşkanı seçtirilmeyince 367 gibi bir garabet çıkartılınca, yani 276 kişi cumhurbaşkanı seçebilir ama 276 kişinin cumhurbaşkanı seçmesi için 367 vekilin mecliste olması gerekir. Böyle bir icat çıkartılınca, cumhurbaşkanını halkın seçmesi düzenlendi. Milletimizin yüzde 68’i buna evet dedi. Ardı sıra biz bir anayasa değişikliği yaptık. Milletimizin çocukları istedikleri kılık kıyafetle üniversiteye gitsinler diye bir anayasa değişikliği yaptık. O zaman MHP ile birlikte yaptık. Ertesi gün uyandığımızda, 411 el kaosa kalktı manşetini gördük. Ardı sıra milletin seçtiği 411 vekilin oyu ile yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesi’ndeki 8-9 kişinin oyu ile iptal edildi. Bu mudur millet iradesi. Ardından bununla da yetinmediler. Türkiye’nin yarısının oyunu almış, ülkeyi kalkındırmış, büyütmüş, okuldaki çocukların sıralarına kitap bırakmış, fakirlerin kömürünü teslim etmiş, hastasını ilaçsız bırakmamış partiye karşı kapatma davası açtılar. Bu sistemde böyle odaklar varda ondan yapabiliyorlar. Yetkilerini kullandılar. Ve milletin oyunun yarısını almış partiye irticai eylemden para cezası verdiler. Bir tek üye daha oy verseydi, milletin kurduğu parti millete rağmen kapatılacaktı. O yüzden bu sistem var olduğu müddetçe bizim bu zor coğrafyada devletimizin bekasını sağlamamız mümkün değildir. Şehit vererek ayakta tuttuğumuz bu vatan topraklarını asla risk altında, tehdit altında bırakamayız. Halk kendisini yönetecek başkanı seçsin. Ve halk kendisinin yasalarını yapacak meclisi seçsin. Tabi bu sistem milletimizle de ittifakı zorunlu kılar. Yani milletin yüzde 50’sinden fazlasını oyunu alabilecek kimse, bir, milletin ortak değerlerine sahip olacak, iki, tavanda bir mutabakat sağlanacaktır. Bu sistem uygulanmıştır da. Hatırlayın. 2014’te cumhurbaşkanlığı seçiminde biri sol siyasi parti CHP, biri milliyetçi parti MHP ortak aday çıkardılar. Demekki bu sistem çatışmayı, kutuplaşmayı değil, uzlaşmayı doğurur. Ekmeleddin İhsanoğlu. Neydi sloganı? Ekmek için Ekmeleddin. Ekmek için Ekmeleddin olabilir ama istikrar için bu sistem. Biz diyoruz ki; milletimizin iradesinin üstünde bir irade olmasın. Milletimizin üstünde bir söz, bir karar olmasın. Milletimiz koalisyonlarla, krizlerle, cumhurbaşkanlığı başbakan anlaşmazlığı ile asla meşgul olmasın.”

 

Milli gelirimiz 25 bin dolar olurdu

            Kaynak sözlerini, “Türkiye, 2007’deki müdahale olmasa idi, Türkiye o kapatma davaları ile Anayasa Mahkemeleri ile bilmem Ergenekon, sarıkız, ayışığı, balyoz darbe girişimleri bunlar olmasa idi, inanın bugün fert başına gelirini 25 bin dolarlara çıkarmıştı” diyerek tamamladı.

 

Seçim Bürosunun açılışını yaptılar

            Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ile 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, daha sonra İbrahim Karaoğlanoğlu Meydanı’nda yer alan seçim bürosunun açılışını yaptılar.

            Burada da bir konuşma yapan 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Kahramanmaraş genelindeki evet oylarının yüzde 80’i bulacağını söyledi.

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner1

banner27

banner58