banner136

17 YILLIK UYGULAMANIN DEVAMI
banner17
banner43

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelerde başörtüsü kararını değerlendiren, eski YÖK Başkanı ve Milli Eğitim eski Bakanı, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili-TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, kararın yeni bir uygulama olmadığını belirterek, "1981 ile 1998 arasında 17 sene içerisinde ne uygulanıyorsa, şimdi YÖK başkanı onu uyguluyor. Kanunlarımızda böyle bir yasak olmadığına göre, başı kapalı olarak derslere girebilir diyor. Bundan sonraki sınavların tümüne de başları örtülü olarak girebilirler diyor. Bence bu yeni bir şey değil, daha evvelki 17 yıllık uygulamanın devamı" dedi.

Üniversitelerde başörtüsünü yasaklayan bir kanun maddesi olmadığını, buna rağmen başörtüsünün serbest olduğuna dair bir kanun maddesi olduğunu ifade eden Sağlam, şunları söyledi:

"Türkiye'de bir bardak suda fırtına koparılıyor. Yani 1981'de YÖK başladığında, o zamanda başörtüsü meselesi oldu. Ama şuanda ne yüksek öğretim kanununda, ne Anayasamızda, nede bir başka kanunda yüksek öğretimde başörtüsü yasaklayan bir kanun yok. Ancak, başörtüsünün serbest olduğuna dair bir kanun maddesi var. 2547 sayılı yüksek öğretim kanununun ek 17. maddesi, 'yürürlükteki kanunlara uygun olmak şartı ile yüksek öğretimde kılık kıyafet serbesttir' diyor. Rahmetli Özal zamanında çıkarılmış bir madde ve halen yürürlükte. Ama ne oluyor Türkiye'de derseniz, Danıştay bir başvuru üzerine, 'üniversite öğrencileri de devlet memurlarının kılık kıyafetlerine uymak durumunda olabilirler' diye bir karar aldı ve başı örtmenin Anayasaya aykırı olup olmadığını da Anayasa Mahkemesi'ne sordu. Anayasa Mahkemesi de bir yorum getirdi. Yani, ek 17. madde üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir demesine rağmen, Danıştay yorumuna bende katılıyorum diye bir yorum getirdi ama kanunu da iptal etmedi. Çünkü Anayasa'da onu iptal edeceği bir madde bulamadı. Bir gurup AİHM'ye gitti. AİHM, 'ülkeler kendi sınırları içerisinde isterlerse yasak koyabilirler, isterlerse serbest bırakabilirler' dedi. Bu kararı da aynı çevreler, 'AİHM'de başörtüsünü yasakladı olarak yorumladı. Örneğin, Avusturya'daki Türk öğrencilerden isteyenler başlarını kapatarak okula gidebiliyorlar. Avusturya 2 sene önce Avrupa Birliği'nin dönem başkanı idi. Yani demek ki AİHM hiçbir ülkede başörtüsünü yasaklamadı, yasaklayamaz."

Sağlam, şöyle devam etti:

"İkinci yanlış Anayasa Mahkemesinde. Anayasa Mahkemesi, ben Danıştay'ın yorumuna katılıyorum diye bir yorum yapıyor ama 17. maddeyi de iptal etmiyor. Bir kanun yürürlükte ise Anayasa Mahkemesinin yorumla o kanunu ortadan kaldırma yetkisi yok. Yorumlar kanun maddesi yerine geçemez. Bunu bütün dünyadaki hukukçular bilir, evrensel kuraldır. Danıştay'ın kararı ise bütün öğrencilerimizi devlet memuru ilan ediyor. Böyle ir acayip karar. Dolayısıyla şuanda ben tekrar söylüyorum, yüksek öğretimde, öğrencilerin kılık kıyafetini düzenleyen bir kanun varsa oda ek 17. maddedir. Aslında YÖK başkanı gecikti, 2-3 sene evvel gelir gelmez bunu yapmalıydı. Çünkü 28 Şubat'ın etkisi ile bundan önceki YÖK başkanı gönderdiği bir genelge ile yasakları başlattı. 'Sokmayacaksınız, kampusa da almayacaksınız' dedi. Ondan önce gerek İhsan Doğramacı, gerek benim YÖK başkanlığım döneminde bu çocuklar derslere girdiler. 1981 ile 1998 arasında 17 sene içerisinde ne uygulanıyorsa, şimdi YÖK başkanı onu uyguluyor. Kanunlarımızda böyle bir yasak olmadığına göre, başı kapalı olarak derslere girebilir diyor. Bundan sonraki sınavların tümüne de başları örtülü olarak girebilirler diyor. Bence bu yeni bir şey değil, daha evvelki 17 yıllık uygulamanın devamı. Ama 28 Şubat rüzgârında yasak bir dönem geldiği için şuanda sanki yeni bir şeymiş gibi algılanıyor."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve partisinin üniversitelerde başörtüsü konusundaki tutumunu da değerlendiren Mehmet Sağlam, şöyle konuştu:

"Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı seçiminden sonra daha olumlu bir yaklaşım sergiledi. Yani diyaloga açık bir yaklaşım sergiledi. Bu arada kendisi, kendiliğinden 'başörtüsü meselesini de çözmeliyiz' dedi. Bizim genel başkanımızda 'hemen bir şey yapın, bizde sizi destekleyelim' dedi. Beklediler yapılmadı. Sonra Kızılcahamam'da Başbakanımız dedi ki; 'ben şuanda gurup başkan vekillerine talimat veriyorum, yarından tezi yok bir şeyler hazırlasınlar, CHP ve diğerleri ile de görüşsünler, bunu çözelim' dedi. Arkadaşlar gittiler, CHP'deki arkadaşlarımız bu defa, dokunulmazlık ta var, şu da var, bu da var yeni şartlar öne sürmeye başladılar. Halbuki; Kılıçdaroğlu çözelim derken bir şart koşmamıştı. Genel başkanlar bu işi burada çözelim deseler, bu iş mevzuat bakımından da çözülmüş olur. Türkiye'de daha üretken problemlerle uğraşır."


Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
8.YILLIK TEMEL 10 yıl önce

KİMİN NE OLDOĞUNU HALK İYİ BİLİYOR

Avatar
Kerim Yolcu 10 yıl önce

''Yağmur nereye yağarsa, tarlayı oraya çekenleri ''ibret ile seyrediyoruz.Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın.