banner67
“Türk milleti, yaşayabilmek için geçmişinden güç almalıdır.  Bunun yegâne çaresi, tarih eğitimidir."   Ahmet Refik Altınay
Son dönemlerde Alman Devleti, Türkiye’ye karşı çok olumsuz tavırlar takınmakta, sanki dününü unutmuş ve sonradan görme zengin pozunda davranışlar sergilemekte. Önce biraz gerilere giderek geçmişi mercek altına alalımda, neler olduğunu siz okurlar karar veriniz.
Türk işçilerinin Almanya’ya ne zaman gitmeye başladığını çoğunuz hatırlarsınız. Almanya, işçilerimizi davul zurna ile karşılamıştı. Çünkü Alman sanayisini omuzlamak üzere Anadolu’nun emekçileri acı vatan dedikleri  “Almanya” ya göçmüşlerdi. Bu işçi göçü sırasında her işçinin arkasında acılı senaryolar oluştu. Filmlere, kitaplara, türkülere konu oldu. Türk insanı Avrupa’ya yapılan bu göçte ağır bir bedel ödedi. Haberlerde izliyorsunuzdur, şimdide Avrupalılar ve başta Almanya olmak üzere Türklerin yerleşmelerinden rahatsızlar. Değerli okurlar, acaba kaçınız biliyorsunuz? Tarihte Almanların bir dilim ekmek için Osmanlı’ya göç ettiğini ve Osmanlı’nın  Avrupalı göçmenleri koruyan göç yasasından kaç kişinin haberi var?Gelin birlikte okuyalım da, günümüze ışık olsun.
19. yüzyılın başı… Alman birliğinin sağlanmasına daha on yıllar vardı. Yani Prusya, Bavyera, Saksonya gibi düklükler, krallıklar, beylikler birleşmemişti. Bu toprakların ilk göç dalgası 1815’de başladı. Sebebi kuraklığın getirdiği yoksulluktu.  Alman yoksulları bu tarihte özellikle iki ülkeye akın ettiler. Amerika ve Rusya. İkinci göç dalgası 1830’da başladı. Sebep aynıydı; ekonomik kriz, siyasi bunalımlar, salgın hastalıklar…  Başta Hamburğ Limanı olmak üzere bölgede ki tüm limanlardan binlerce yoksul, aç, hasta Almanya, Amerika ve Rusya ‘ya göç ediyordu. Göçmen sayısının fazlalığı üzerine ki sayı yaklaşık 5 milyondu. Amerika Kongresi, Almanların gelmemesi için kısıtlayıcı kararlar aldı. O tarihlerde “Alman dışarı” sloganı doğdu. Amerika’da, Rusya’da parasız pulsuz göçmen istemiyordu! Zaten vize uyguluyordu. Rusya ve Amerika’nın katı tutumu yüzünden Almanlar yeni yerleşim yerleri aramaya başladılar. Osmanlı toprakları; Balkanlar ve Anadolu çok cazipti Alman için. Balkanlar’da ilk Kuzey Dobruca’da ki Türk köyü Akpunar’a yerleştiler. Osmanlı yönetimi Almanlara karşı hoşgörülüydü, 1848’de Babadağ Kaymakamlığı yerleşmeleri için Almanlara bölge tahsis etti. Toprakların tapusunu verdi. Kilise açmalarına izin verdi. Almaların kurdukları bu yerleşim  yerinin adı Atmagea’ydı . Bunu Malkoci ve Kataloi gibi Alman yerleşim yerleri takip etti. Balkanlara fazla sayıda Alman gelmedi. Bunun nedeni bölgedeki milliyet ve din çatışmalarının yoğun olmasıydı. Göçmen Almanlar; Rumeli’de ki var olan devlet düzeninin sürekli olarak korunamayacağını düşünüyorlardı.
Almanlar için yeni hedef Anadolu’ydu…
Alman arkeolog Ludwig Ross vatandaşlarına Akdeniz kıyılarına yerleşmelerini öneriyordu. Almanlar özellikle 19 yüzyılın ikinci yarısından sonra Anadolu’ya gelmeye başladılar. Alman Türkolog Dr. Robert Anhegger’e göre 1860’larda İzmir bölgesinde Alsalsı ve Bademli’de Alman kolonileri kuruldu. Bazı Alman göçmenler ise Burgaz’a yerleştiler: Osmanlı yönetimi Alman göçmenlerin gelmesinden memnundu. Çünkü Anadolu’da ki taşra nüfusu giderek azalmaktaydı. Özellikle 1839’ta ki veba salgını binlerce insanın canını almıştı. Anadolu’nun acil nitelikli iş gücüne ihtiyacı vardı. Bakir toprakların işletmesi gerekiyordu.
Osmanlı yönetimi Alman göçmenin Anadolu’ya gelmesi için göç yasası çıkardı.
9 Mart 1857’de Journal Constantinople adlı gazetede Osmanlı yönetiminin göçmenlerle ilgili çıkardığı yasa yayınlandı. Habere göre, yasa göçmenlere her türlü kolaylığı sağlıyordu. İşte Osmanlı’nın göç yasasından bazı başlıklar:
1- Göçmenler çiftçi ve zanaatçı olacak.
2- Göçmenler isterse Osmanlı uyruğuna geçebilecek
3- Tam bir din özgürlüğü olacak.
4- Devlete ait topraklardan uygun olanlar göçmenlere verilecek.
5- Rumeli’nden 6, Anadolu’dan 12 yıl vergi alınmayacak
6- Devlet tarafından verilen araziler 20 yıl sonra göçmenler tarafından satılabilecek
7- Göçmenler sabıkasız olacak.
8- Başlangıç sermayesi için 1300 Fransız Frangı getirilecek
9- Ülke içi taşıma masraflarını Osmanlı yönetimi karşılayacak.
Aynı gazetede, Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın başta Polonyalı olmak üzere Avrupalı göçmenlere kendi çiftliklerinde yerleşmeleri için çağrı yaptığının haberi vardı. Sadrazam’ın sadece Tesalya bölgesinde 17 çiftliği vardı. Osmanlı Devleti’nin göçmen yasası Avrupa’nın diğer ülkeleri gibi Almanya’da da hayli yankı buldu. Bu arada 12 Nisan 1857’de Allgemeine Augsburger Zeutung gazetesinde Osmanlı topraklarına göç etmek isteyen Almanlara öğütler veren makaleler çıktı. Osmanlı’nın çıkardığı göçmen yasası her ne kadar iyi niyetli çıkarılmışsa da Anadolu’ya gelen Alman sayısı beklendiği gibi çok olmadı. Ama sayıları az da olsa gelenlerde oldu. Bursa’da ki bir iplik fabrikasında çalışan Alman işçiler; Ankara’da hekim olarak çalışan Alman doktorlar gibi. Kısacası dün, Osmanlı başta Alman göçmenler olmak üzere kapılarını sonuna kadar açarken; bugün Almanya’nın geçmişi hafızalardan silen yeni göç yasası tarihe karşı vicdansızlık değilmidir?  
Günümüzde Almanya’nın yeni çıkardığı bu yeni göç yasası ile Alman vatandaşı Alman ile Alman vatandaşı Türk’ü eşit olmadığını, olamayacağını gözler önüne seriyor.  Almanya’nın bu “etnik ayrımcılığı ” İnsan Haklarına uygun mudur?  Bu zulüm değil midir?
Ama bizler galiba hak ediyoruz, çünkü tarihimizi ciddi olarak hatırlamıyoruz veya hatırlatmıyoruz. Onun için her zaman şunu söylerim; “Tarihini unutan milletlerin coğrafyasını başkaları çizer. “     
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner27

banner57