banner67
Uzun zaman oldu yazmayalı. Kalem mi bana dargın ben mi kaleme küstüm belli değil. Ama sanırım bunca yazacak konu varken suya sabuna dokunmayan konularla uğraşmak ağır geldi.
Biliyorum, “Dokun o zaman, elinden mi alıyorlar.” Diyen olacak. Bunu anlatmak o kadar zor ki zülfü yâre dokunmadan anlatmak da anlaşılmak da zor.
Neyse. Maksadım, aklıma takılan birkaç soruya cevap aramak.
Okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde dört,  kitap okuma oranı binde bir ve okuduğunu anlama oranının yüzde kırk olduğu, bir paragrafı aşan yazıların okunmadığı bir dünyada yazmanın önemi var mı bilmiyorum.
Yerel seçimlere az bir zaman kala aday adayları boy göstermeye başladı. Aklıma geçmişte yaşadığımız bir olay geldi. Hani aday adaylarına belki faydası dokunur diye anlatıyorum.
Elbistan belediye başkanını seçecek. Aday adayları kendilerini gösterme, seçmenin gözüne girme çabasında. Üniversite mezunu, çok iyi bir işi olan aday adaylarından birine bir toplu sohbet sırasında kültür alanındaki projesini sordum. Aldığım cevap şok etti “hocam, ben kültür bakanı olmayacağım, belediye başkanı olacağım. Dedi.
Efendiler; yol yapmak, kaldırım yapmak, kanalizasyon yapmak zaten belediyenin asli görevi. Bunları yapmanız için size neden oy vermeliyim ki?  İnsana yatırım yapma konusunda var mı bir düşünceniz? Yoksa geçmişte olduğu gibi sadece karakucak güreşiyle, ya da birkaç kişiye plâket vermekle kültürel faaliyet olmaz. Dulkadirli’ye başkentlik yapmış diye övüneceksiniz ama bir araştırmanız, arşiviniz olmayacak. Kocaman belediyede küçücük bir kültür masası olmayacak. Bu memleketin yazarı çizeri sanatçısı yıllardır başını sokacak bir mekân bulamayacak. Birçok amaçlı salonun olmayacak. Yazık değil mi?
Yerel idareler seçimi yapılacak şehrin en emin insanını bulup mührü de şehrin anahtarını da ona teslim edeceğiz. (Aslında Ankara isteyecek, biz de seçmiş gibi yapacağız.) Yani mart ayında yapılacak olan kısaca bu. Ama biz yine de parti bağımlılığını aşamayacağız. Diğer aday ne kadar hak etmiş olsa da, biz ısrarla hak etmeyen kendi partili adayımızı seçmek için çaba harcayacağız.
Şayet, bataklığa yakın oturmayı biz seçmişsek sivrisineklerden şikâyetçi olmaya hakkımız yok. Bataklık yakınında oturmayı tercih eden gül kokmasını bekleyemez…
Bu yerel idareler seçiminde merak ettiğim muhtarlık seçimi de var. Gazete ilanında, ya da el ilanında kocaman harflerle muhtar seçilince mahallenin çağ atlayacağını söylüyor. Muhtarlara bütçe mi aktarıldı, ya da muhtarların yaptırım güçleri mi artırıldı da haberimiz olmadı. 
Tamam, haklısınız genel seçimlerde atış serbest. Hatta buna inanıp oy veren de çok.
Onlara benzemek zorunda mısınız ki?
Bir de bu işin maliyeti ve çevreye verdiği zarara dikkat etmek gerek.
Adaylar partilerinde otursa, seçmeni orada ağırlasa,  olur olmaz yerlere parti bayrağı asmasalar nasıl olur?
Gerçi bu kadar siyaset uzmanının olduğu bir yerde bize söz düşmez. Ama suya sabuna dokunmamaya gayret edince…. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim Gövcecik 2 hafta önce

Sözün özü: 'Aslında Ankara isteyecek, biz seçmiş gibi olacağız'. Harikasın Mehmet hocam. Kaleminden öpüyorum.

Avatar
Yaren aksu 2 hafta önce

Harika bir yazı Yazar haklı ve doğru konulara parmak basıyor teşekkürler daha uzun yazılar bekleriz

banner116

banner115