banner67

  Nüktedanlık,  bizim kültürümüzün çok önemli bir parçasıdır. Toplumun zihninde demlenmiş düşüncelerin, veciz bir şekilde sözle ve ince bir anlatımla, “taşı gediğine koymak” gibi önemli bir söz sanatıdır. Öyle zaman olur ki bir nükteden ciltler dolusu kitap yazmak mümkündür.
 Bu yazım da; bir anıdan,  bir nükteyi sizlerle paylaşmak istedim.
 Olay, Elbistanlı hemşerimiz merhum; Şair, avukat,  Durdu Mehmet Sağ ve Tanır’lı Şair,  Hayati Vasfi Taşyürek arasında geçmiştir. D. Mehmet Sağ: 1922 doğumlu, Ankara Hukuk Fakültesi’n de okurken sevdiği bir kızla sözlenmiş, ancak fakülteden mezun olduktan sonra verem hastalığına yakalandığı için evlenememiş ve genç yaşta 1950 yılında vefat etmiştir. Şiir de, Hayati Vasfi’nin üstadı olup, ona VASFİ mahlasını da kendisi vermiştir.
 Bu anıyı;  merhum H. Vasfi Taşyürek,  merhum Afşinli hemşerimiz 18. Dönem Milletvekilimiz Atilla İmamoğlu’ na bir sohbetinde nakleder.
 Atilla İmamoğlu’nun anlatımıyla;
Elbistanlı hemşerimiz D. Mehmet Sağ H. Vasfi’ye şu dörtlüğü yazar.
 
 VASFİ
 Avazı bülend ile bu feryat nedir, Vasfi
 Vefasız bir gül için bu taat nedir, Vasfi
 Çekil git gülistandan, ele rüsva olursun
 Burası efsun dolu, sihir hanedir Vasfi.
 
 Atilla İmamoğlu, ‘’ Genç yaşta vefat eden Ferahi’nin nasihatını, hemşerimiz Hayati Vasfi’ den dinlediğini ifade etmiştir.  Allah hepsine de rahmet eylesin mekânları cennet olsun.
 Ferahi ile Vasfi, Ferahi’nin sözlüsü olacak olan kızın babasının, yani müstakbel kayınpederinin evine misafir olmak üzere köyüne giderler. 1948-1949 yılının bir yaz gecesinde damda yatmak üzere yataklar hazırlanır. Saatler geçer, yıldızların aydınlattığı parlak gecede, üç arkadaş uzun süre yataklarında sohbet ederler. Gece yarısı olmuş, uykuları gelmiştir. Bu arada bir köpek havlamaya başlar ve bir türlü susmak bilmez. Bu arada üç arkadaşın gözlerinden uyku akıyor. Fakat köpeğin havlaması bunları bir türlü uyutmuyor. Sözlüsünün babası, sofi meşrep takılan Ferahi’ye, ‘’ Sofiyim diye söylenip durursun, marifetin varsa şu iti sustur da biraz uyuyalım! ‘’ der. Ferahi,  yıldızların parladığı semaya ellerini açıp, “YARABBİ, ŞU İTİNİN HATIRI İÇİN, ŞU İTİNİ SUSTUR!” der. Hayati Vasfi, bunun üzerine itin sustuğunu anlatmıştı. ‘’
 Hemşerimiz Ferahi Sağ, burada çift anlamlılık içeren sanatkârane söylemi yakalayabilmiş, hem kendisini, hem de kendisi zora sokan müstakbel sözlüsünün babasına ders vermiş olmaktadır. Şairin susmasını istediği havlayan köpek mi, yoksa kendisini iğneleyen sözün sahibi olan kişiye verdiği ince ders midir? Bilinmez. Şiirin manası şairin batınındadır. Yani sözün gerçek anlamı söyleyenin niyetinde gizlidir, sözü gereği.
 Bu vesileyle, ebediyete intikal eden değerli şair ve hemşerilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum.
Kaynak: Afşin yöresinde nükteli anılarla halk bilgeliği.
 Ayrıca, bu güzel anıları bize nakleden değerli hemşerimiz, Yrd. Doç. Dr. Necati Demir'e de teşekkürü bir borç biliyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haluk Gücükoğlu 9 ay önce

Ramazan Bey kardeşim,kaleme aldığınız Aşık Durdu Mehmet Sağ ( Aşık Ferahi) arkadaşımız Ahmet Salt'ın dayısı olur.Ahmet'te başka hatıraları ve eserleri de var.Zamanının Hukuk Fakültesi gibi seçkin bir fakültesini okurken yaşadığı bir aşk yüzünden verem hastalığına yakalanmış ve genç yaşında vefat etmiş.Allah rahmet eyleye...

banner115