Yorum Hattı
Foto Galeri

Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Ölüm korkusuyla yaşamaktan bıktık”
Elbistan’a 12 kilometre uzaklıkta bulunan Güblüce Köyünde yaşayan insanlar, ikamet ettikleri kerpiç binalar yüzünden rahat uyuyamadıklarını söylediler.
13 Mart 2010 / 11:00

Elbistan'a 12 kilometre uzaklıkta bulunan Güblüce Köyünde yaşayan insanlar, ikamet ettikleri kerpiç binalar yüzünden rahat uyuyamadıklarını söylediler.

            Köy Muhtarı Tahir Doğan ile köy sakinlerinden Müslüm Doğan, Şahin Doğan, Ömer Kaya ve Müslüm Özdemir, yıllardır ikamet ettikleri evlerinin başlarına çökme tehlikesi ile yaşadıklarını ifade ederek, Elazığ'da yaşanan depremin köylerinde yaşanması durumunda, büyük zararların yaşanabileceğini söylediler.

            En küçük sarsıntının dışında şiddetli esen rüzgârlarda bile evlerinin zarar gördüğünü ifade eden Köy Muhtarı Tahir Doğan, yetkililerden destek istedi.

            Köy sakinlerinden Müslüm Doğan ise, “Geçtiğimiz günlerde Elazığ'da yaşanan deprem sonrası kerpiç binalar yüzünden köyde yaşayan insanların büyük bir bölümü hayatını kaybetti. Bölgemiz 2. deprem bölgesinde olması nedeniyle aynı sorun ile bizde karşı karşıyayız. Kerpiç binalar en küçük sarsıntıda yıkılır. Bırakın sarsıntıyı şiddetli rüzgârlarda dahi evlerimiz zarar görüyor. Yetkililerden destek istiyoruz” dedi.           

 

 

 

 

Bu kurumlar ülkenin temel harçıdır;
Şenay ÇOBANOĞLU
BASİT GÖRDÜĞÜNÜZ, MUHTARLIK KURUMLARI, HER GEÇEN GÜN DAHA DA ÖNEM KAZANMAKTADIR; : Devletimiz muhtarlık kurumlarının bağlı bulunduğu sorumluluk alanının içinde ki halkın hakkındaki sağlıklı bilgileri, yalnız o mahalleyi idare eden muhtar bilmektedir. Bu gün ülkemizde elli üç bin muhtar görev yapmaktadır. Devletimizin tüm kurumları , bu muhtarlıkların verdiği bilgi ışığında görev yapmaktadır. Bu muhtarlıkların, devletimeze karşı iki yüze yakın sorumluğu vardır. İnanırmısınız bu iki yüzeyakın sorumluğu olan bu kurum, bu devlete karşı olan bu sorumluklarını yerine getirmesi için, bir çalışma yeri yoktur. Devlet bu muhtar lara, bir mühür vermiş, yalnız bu mühürü taşıdığı için, bu kurumlara bir yer göstermemiştir. Bu kurumları basite almamalısınız. Devletimiz bu kurumları kaldırmak istediği zaman, bu kurumların görevini , devletin hiçbir kurumu sağlıklı bir şekilde yerine getiremez. Çünkü halkın için yirmi dört saat bulunan ve halkla haşır neşir olan bu muhtarlık kurumu, sorumlukluk alanındaki halkı iyi tanır, onların hakkında rahatlıkla devletin ,diğer kurumlarının ondan istediği bilgileri sağlıklı bir şekilde vere bilir. Bir kusur işlediği zamanda, yeri ve mekanı beli olduğu için, kanun önünde hesap verir. Yasalara uygun olmıyan bir, uygulamada bulunmuş ise, yasaların onun o yaptığı , yasalara uygun olmıyan işlemlerin karşında gerekli cezayı da verebilir. Şimdi bir siteyi düşünün. Bu sitenin bir güvenlik görevlisi var, bu siteye giren çıkan insanları bu site kapısında bekli yen güvenlik personeli bilir. Şimdi bu güvenlik personelin vazifesi olan görevi, o sitenin yöneticisi olan şahıstan bekliyemezsiniz. Çünkü o yöneticide, site sakinlerinin ve yakınları hakkındaki bilgiyi, o site kapısında görev yapan güvenlikten ister. Şimdi muhtarlık kurumlarının kendi görevi olan , adres kayıdını, devletimiz kendisine bağlı olan, nüfus müdürlüklerine verdi. Şimdi mahalleme yeni taşınan bir mahalle sakini, önce mahallenin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne gidiyor, ondan o mahallade oturduğunu teyit edecek bir belge olmadan, kendi vermiş olduğu beyan üzerine, o mahalleye kaydını yaptırmış oluyor. Bu şahısın gerçekten bu mahallede oturup oturmadığı nasıl emin olursunuz. Bu sefer nüfus müdürü, muhtarlıktan onun orda oturduğunu teyit eden bir oturma belgesi istemektedir.(Bu ne perhiz,bu ne turşu) Bu yeni kimlik paylaşımı sistemin başlamasıyla, özel sektöre bağlı bankalar, sigortacılar ayrıca devletin tüm kurumları vatandaşın yerleşim yeri belgesini, nüfustan değil de, muhtarlıklardan istemektedirler. Çünkü muhtarın verdiği beyanı kendince güvenli ve sağlıklı buluyor. Polis bir mahalle sakinin biri hakın da , bilgiye vakıf olmak için, muhtarın kapısını çalmaktadır. Millieğitim, millisavunma,belediyeler,askerlik şübeleri, bankalar, yardım vakıfları ve seyre gibi diğer tüm kurumlar hala muhtarların verdiği beyanı kendilerince itimat etmektedirler ve güvenmektedirler. Dün İstanbul da bu halkalıda ki , terörislerin uzaktan kumanda ile bir askeri servis aracının yolunda bir bomba patlatarak, o serviste bir çok asker ve asker çocuklarının şehit olmasına sabep olmuşlardı. Tabi emniyet o bölgeye bağlı muhtarları topluyarak, fikir alış verişinde bulumuştur. Yine bu muhtarlık kurumların her gittikçe daha önemi iyi anlaşılmaktadır. Çünkü muhtar mahallesinde şüpeli bir şahısı fark ettiği an, bu durumu bağlı bulunduğu polis karakoluna ve yahut alo 155’şe haber verir. Zaten bu şekilde de muhtarlar görevini icra etmektedir. Türkiye’nin bu gün çok hassa bir durumdan geçmektedir. Devletimin tüm kurumlarının temel taşı olan, bu muhtarlıklara devletimizin baştakilerinin önem vermesi, lazımdır. Bu kurumları, idare eden muhtarları iyi bir eğitimden geçirdikten sonra, bu bilgi çağın nimetleriyle tanıştırmak lazımdır. Muhtarlara bu çalışmalarını sürdürecek bir çalışma yeri temin etmesi lazım, Bu çalışma esnasında diğer kurumlara yaptığı kırtasiyeleri bu kurumada ücresiz sağlamalı, Bu kurymların internet, elektirik, su, ısınmasını ve bağkurunu ödemesi lazımdır. Eğer bu kurumları bir an önce sağlıklı bir şekilde ayağıya kaldırmak istiyorsa, yarın beklide geç olabilir, bir an önce bu kurumların devlete faydalı bir konuma getirmeleri lazımdır. Bu kurumların sağlıklı çalışması, tüm devlet kurumlarının rahat çalışmasına, katkı sağlıyacaktır. Saygılarımla. .
24 Haziran 2010 Perşembe 16:17
ÖRNEK MUHTAR
Ali YAZAR
9. Yazan Ali 01-06-2010 20:06 BİR YAZARIN KALEMİNDEN, BİR MUHTAR POTRESİ; Birilerin derleriyle detlenebilen toplumumuzda kaç kişi vardır.Yaralarının sarılmasını bekliyen, acılarının dindirmesini istiyen, iniltilerini duyan ne kadar insan var acaba.? Mahallemin mutluluğu benim mutluluğum, mahallemin insanlarının mutsuzluğu benim mutsuzluğum, yiyebilen babağiyit sayısı nedir, acaba? Mahallesinin proplemleriyle uğraşmaktan, ihtiyaçlarını gidermekten,gençlerin kahve köşelerinden kurtulması için çaba sarfeden, kaç tane mahalle muhtarı vardır acaba? (Komşusu aç iken, tok olan bizden değil.) hadisi şerifin neler ifade ettiğini düşünerek, hayatını sürdürmeye çalışan, kaç aile vardır acaba? Sarılacak yaraların nasıl sarılması gerektiğini, ve kimlerle birlikte sarılmasını düşünerek haraket edene toplumun arzu ve isteklerini, hayatının birinci sayfasına yazabilen kaç tane mahalle muhtarı gösterebilirsiniz acaba? Mahallesinin yeşil alanlarının çoğalmasını, cadde ve sokak isimlerinin belirlenmesini, insanların rahlıkla cadde ve sokaklarda dolaşa bilmesi, için ortam hazırlıyan insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Seçildiği günden beri mahallesindeki eksiklikleri gidermek için çalışan, Örneğin; 1- Mahallesine mahalle sakinlerinin yeteri kadar aktevitelerinden istifade edecek büyük bir aile parkı yaptırmış. 2- Mahalle sakinlerinin şehre gidiş ve dönüşleri için, bir münübüs hattını, mahallesinden geçirmek süretiyle, vatandaşlarının ulaşım sorununu çözmüş. 3- Mahallesine halkın araçlarını rahatlıkla park etmeleri için, yedi adet oto park yeri yaptırması. 4- Mahalle sakinlerinin sabah spor yapmaları için, mahalle içindeki park içine beş elamanlı bir firdeks aletlerini konulması. 5- Mahallesine bir sağlık ocağı yaptırması. 6- Mahallesine halkın rahatlıkla muhtaralık hizmetilerini alabilsin diye ,bir muhtarlık ofisi yaptırması. 7- Mahalle içinde eksik kalan, kanalizyonlarını bitirmesi. 8- Mahallesinin sokalarının her yerinin, pırıl pırıl ışıklandırmasını sağlamak ve mahallede hiçbir karanlık yer bırakmaması. Mahalle halkının dertleriyle, istekleriyle ve ihtiyaçlarının gidermesiyle ilgilenen Musallabağlar mahalle muhtarı sayın Şenay ÇOBANOĞLUndan bahsetmek istiyorum, değerli okurlarıma. 1999,2004 ve 2009 seçimlerinde Musallabağları Muhtarlığına seçilen Şenay ÇOBANOĞLU seçildiği günden bu güne kadar, mahalle sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sorunlarına çare bulmak için çaba ve gayretlerini ortaya koymuştur. Mesleğini seven bir kişi,Muhtar Şenay ÇOBANOĞLU hayatındaki çalışma felsefesi; Musallabağlar Mahallesinde bir kişi huzursuz ve mutsuz olursa, mahallenin mülki amiri olarak bende huzursuz ve mutsuz olurum. Mahalle sakinlerinin mutlu olabilmeleri için, muhtar olarak elimden gelen her fedeykarlığı yaparım, ve öylede yapıyorum, yoksa muhtar olarak kendimi huzurlu hisedemiyorum, cümlelerini söyletiyor ona. Kendisi bir emekli olduktan sonra , mahalle muhtarı seçildikten sonra ,Hakka hizmet, halka hizmetten geçtiği bilinci içinde hareket ederek, mahalledeki bütün insanların mutluluğunu istediğini yukardaki cümlelerde ne güzel anlatmıştır. Günümüzde böylesine cefekar, böylesine fedakar, ve mahale sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sevinç ve mutluluklarına ortak olan muhtarlara ve idarecilere, halkımızın çok ihtiyacı vardır. Yaptığı icraat ve çalışmalarıyla, mahalle sakinlerinin gönlüde yer alan, muhtar Şenay ÇOBANĞOLU, mahalleyi bir insanoğlunun vucuduna benzetiyor, bir vucut azasının rahatsız olmasıyle bütün vucudun nasıl rahatsız olmasına neden oluyorsa, ortaya çıkan dert ve proplemlerin büyümeden halledilmesi, bütün mahalle halkının vesile teşkil edileceğine çoktan inanmış olarak hizmet vermeye çalışıyor. Toplumdaki değerli ve saygın insanlar , önce kendi mutluluğu için değil, başkaraının mutluluğu için çalışandır. Sözünü muhtar Şenay ÇOBANOĞLU kendisine düstür edinmiş nitelikte çalımaktadır. Dileğimiz böylesi muhtarlarımızın, ve her kademedeki yöneticilerimizin insanlara insan gibi muamele etmeleri ve onların dert ve sevinçlerine ortak olmalı. Üstadın dediği gibi (Güzel gören, güze düşünür, güzel düşünen hayatından lezet alır.) Felsefesiyle insanlar bazında, gören ve düşünen ve bu şekilde hareket eden, müsbet hareket eden ve menfi olay ve düşüncelerden sıyrılabilenler bu toplumun en sevdiği insanlar zümresinden olacaktır. Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde; (Sizin en hayırlınız, insana faydası dokunandır.) Demektedir. Bu düşünce ile hareket eden fedakar ve cefekar, bütün insanları fikri ve zikri ve düşüncesi ne olursa olsun, her birisine hizmet etmeye, onların her birini kucaklamaya çalışan bu gibi insanların günümüzde de var olduğunu toplumumuzun insanlarına bidirmek bizlere düşen bir vazife olmalıdır. Mütedeyyin, kendini bilen kişilere düşen görev elbette yukarıda belirtildiği olmalı diye düşünüyorum ve mahallesine bu güzel çalışmasından dolayı Musallabağlar mahalle muhtarı Şenay ÇOBANOĞLUunu tebrik ediyor ve kutluyorum. Mesleğinde başarılar diliyorum. Yazar Alinin kaleminden.
02 Haziran 2010 Çarşamba 09:58
yazın kardeşim
duyarlı
sayın yorumcu makaleci efendiler bakın size malzeme yazın bu tür konuları bakın sakız ayagınıza gelmiş vekile ayıp mı olur hım nerde yüreklilik tabi siz anca esas duruş el baglar düme iliklersiniz bırakın bu samiyeti canım
15 Mart 2010 Pazartesi 20:20
Ayıp Ayıp
Mustafa
Ben de Güplüceliyim.Ancak kerpiç evlerimiz yıkılacak diye feryad eden muhtara fotograflardaki evlerde kimin oturduğunu sormak lazım.Yıkılmış içinde kimsenin oturmadığı viraneleri gösterip siyasi propaganda yapmak hiç yakışmadı.Elbistan'ın neredeyse bütün köylerinde kerpiç evler var.Ülkemizde de binlerce kerpiç ev var.Devlet hangisini yapıyor acaba sormak lazım muhtara.Kalkıp da Güplüce'yi sahipsiz,kimsesiz kalmış bir yer gibi göstermek de ne oluyor?Ömer Kaya'ya da bir çift lafım var.Dedenin yaptığı ev 100 yıl ayakta kalmış.Bir ev de sen yap da görelim 100 yıl dayanacak mı?100 yıl önce bu köyde yaşıyor muydunuz o da ayrı bir soru.
14 Mart 2010 Pazar 19:41
keşke
elbistanlı
muhtar haklısın ama alacağın yok.türkiye de tek köy güblüce değil.türkiyedeki bütün kerpiç evleri düşünürsen türkiyenin imkanları ve ekonomik şartları buna yeterli değil.yani herşeyi devletten beklemek doğru değil,hem de köyün maddi durumu da kötü değil bir iki ev dışında.(hani iki üçyıl sonra köyde kimse kalmayacaktı sayın muhtar!)
14 Mart 2010 Pazar 16:05
Haberi Paylaşın