banner136

Zaman zaman, nerede o eski dostluklar, diye hayıflanırız ya, artık eski dostluklar yok. Her şey çıkar ilişkisi bu devirde. Menfaat dünyası işte, şimdi yazsan yazılmaz anlatsan anlatılmaz. Hayatta hepimizin dostlara ve dostluklara ihtiyacı var ama ne yazık ki günümüzde dostluklar insanların sosyal statüsüne göre şekilleniyor menfaat ve çıkar üzerine kuruluyor. İnsanlar menfaati olmayan kişilerle dost olmayı bırakalım, selam vermeyi dahi çok görüyorlar. Tabi ki, herkesin böyle olduğunu söylememiz de doğru değil. Evet, büyüklerimizden çok duyduk. Menfaatin başladığı yerde, dostluk biter diye. Gerçek dost olmak kolay mı?
Unutmayalım, gerçek dosta sahip olmak için önce biz gerçek dost olacağız.
Bu hafta siz değerli okuyucularıma" İki Dostun " hikâyesini anlatacağım.
İşte gerçek dostluk bu olsa gerek.
“Çocukluklarından bu yana birbirini çok seven iki arkadaş vardı. Arkadaşlardan biri atılgan, hareketli, kurnaz ve işini bilen biriyken; diğeri dürüst, kendi halinde ama çok saf biriydi. Bir gün kurnaz olan; işlerinin kötü gittiğini, iflas etmek üzere olduğunu söyleyerek arkadaşından para istedi. Samimi dostu, bir dakika bile düşünmeden, biriktirdiği tüm parasını arkadaşına verdi. Arkadaşı bu parayla iflasın eşiğinden döndü ve işlerini düzeltti. Bir süre sonra bizim kurnaz genç, yine arkadaşının yanına gitti ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisinin evlenmek istediğini söyledi. Saf arkadaş bu duruma çok şaşırdı, “hayır” demek istedi ama aralarında o kadar güçlü bir dostluk vardı ki arkadaşını kırmadı ve nişanlısını arkadaşına verdi.
Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Bizim saf gencin işleri bozuldu, kendi kendine çare ararken aklına en iyi dostu geldi. Arkadaşının iş yerine giderek, kendisine çalışması için iş vermesini istedi. Ama kurnaz arkadaş ona iş vermedi. Bizimki çok üzülse de arkadaşına kızmadı.
Birkaç gün sonra iş aramak için sokak sokak gezerken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaştı. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyledi. Bizimki yaşlı adamcağıza acıdı, istediği ilaçları aldı ve cebindeki son paranın bir kısmını adama verdi. Kısa bir süre sonra bizimkinin kapısına gelen kişiler, yardımcı olduğu o yaşlı adamın öldüğünü söyledi. Anlattıklarına göre yaşlı adam çok zengindi ama hiç kimsesi yoktu. Bu nedenle ona yardım eden bu delikanlıya tüm mirasını bırakmıştı. Bizim saf genç artık çok zengindi.
Kendine hemen bir ev aldı ve güzel bir iş kurdu. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çaldı. Yaşlı kadın çok aç olduğunu söyleyerek kendisinden yemek istedi. Saf genç hiç düşünmeden kadını içeri aldı, karnını doyurdu. Sohbet ettiği yaşlı kadının kimsesi olmadığını öğrendiğinde çok üzüldü ve kendisinin de yalnız olduğunu söyledi. Saf genç: “Teyzeciğim bu ev çok büyük, gel bu evde benimle birlikte yaşa, hem bana da yardımcı olur, evin işlerini yaparsın.’’ dedi. Yaşlı kadın hiç düşünmeden bu teklifi kabul etti.
Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, neden evlenmediğini sordu. Saf delikanlı, böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı birinin olmadığını söyledi. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyledi. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verildi ve düğün davetiyeleri basıldı. Bizimkisi kırgın olduğu halde samimi dostunu yine unutmadı ve ona da davetiye gönderdi.
Düğün günü geldi çattı. Saf damadımız düğün salonunda eski dostunu görünce daha fazla dayanamadı, bir şeyler söylemek için aldı mikrofonu eline ve yaşadıklarını anlatmaya başladı:
“Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi, elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk, onun üzülmesini istemedim. Bir gün işlerim bozuldu ve onun fabrikasına gittim. Çalışmak için kendisinden iş istedim. Ama dostum bana iş vermedi. Çok üzüldüm, kırıldım ama yine de arkadaşıma kızmadım. Çünkü biz gerçek dosttuk.’’
Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı konuşmak için izin istedi.
Mikrofonu eline aldı ve başladı konuşmaya:
“Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Bunun için her zaman ona minnettarım. Günlerden bir gün, çok sevdiği nişanlısının aynı zamanda başkalarıyla da birlikte olduğunu ve arkadaşımı aldattığını öğrendim. Dostumun bunu öğrenerek kahrolmasına gönlüm razı olmadı. Bu nedenle ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Ben de bu sayede arkadaşıma layık olmayan bu kadını defettim. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi ve ben vermedim. Çünkü çok sevdiğim arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım. İşsiz ve parasız olduğunu öğrendiğim arkadaşımı, bu durumdan kurtarmam gerektiğini biliyordum. Yolda karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam çok hastaydı ve ölmek üzereydi. Onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın, benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız da benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.’’
Değerli okuyucularım.
Böyle bir dostluk gerçekten olabilir mi bilemem ama bu hikâyeden almamız gereken ders bence şu: Yaşadıklarımız, bazen göründüğü gibi değildir. Önyargılı olmadan önce, kendimizi karşıdaki kişinin yerine koyarak, olayları tekrar değerlendirelim ki, bizi üzenlere, kıranlara hemen kin beslemeyelim.
Güvendiklerimize inanmayı, inandıklarımızı sevmeyi, sevdiklerimize güvenmeyi deneyelim…
Gerçek dost olmak, dost bulmak ve dost kalmak ümidiyle! Her şey gönlünüzce olsun.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haci özgen 5 ay önce

Allah helal süt emmis insanlarla karşılaştırsin.Asil azmaz,bal kokmaz.insanin aile yapısı temizse vede o insanin kişiliği asilse ömür boyu yasantisindan taviz vermez.Allah böyle kimselerle dostluk kurmamizi nasip etsin.Amin

Avatar
Hulusi Karci 5 ay önce

abicim kalemine saglik, gercekten kime güvenecegimizi sasirdik öyle bir hal aldiki insanlari kimin isine ne Kadar yariyorsan okadar iyisin yinede sana katilmamak elde degil cünkü guvenmedikce insan dahada cok uzaklasiyor herkesten denemede fayda var.

Avatar
Ahmet 4 ay önce

Şimdi hep yalakalık var abi dostluk akrabalık bitmiş hepsi boş