“İnsanı diğer canlılardan ayıran doğayı ve çevreyi tanıma çabasına zaman boyutunu da katmasıdır. İnsan sadece yaşadığı çevreyi tanımakla yetinmeyerek, geçmişi de merak edip, öğrenmek için uğraşmaktadır. İnsanın yaşadığı çevrenin, yaşadığı toplumun kısaca yaşadığı hayatın anlamını ve derinliğini kavraması ancak “TARİH” bilmesiyle mümkündür.”
Moğollar 13.yüzyılda Çin Seddi’nden Macaristan’a kadar her yeri kasıp kavurmuşlardır, geçtikleri topraklarda canlı bırakmadıkları gibi her şeyi yakıp yıktıkları için, insanlığa “Moğol istilası” tabirini armağan etmişlerdir ve karşılarında hiçbir millet duramamıştı. Moğollar sadece Mısır ve Suriye’de (Ed- Devlet- i Turkıyye (Türkiye Devleti) devletini kurmuş olan Memluk Türkleri tarafından durdurulmuşlardır.
Not: (Tarihte arazi olarak gelmiş geçmiş en büyük ilk üç imparatorluk şunlardır: 1-Moğol İmparatorluğu dünyanın gelmiş geçmiş arazi bakımından en büyük imparatorluğudur 44 milyon km ’kare araziye sahiptir. 2-İngiliz İmparatorluğu 30 milyon km kare(deniz aşırı sınırları dahil) 3-Osmanlı imparatorluğu 20 milyon km kare araziye sahiptirler.)  
Anadolu coğrafyasında birçok savaşlar olmuştur, ancak bunlardan üç tanesi, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması açısında çok önem arz etmektedir. 1- Malazgirt Savaşı (Büyük Selçuklu Hükümdarı Alpaslan  ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenes (Romen Diyojen)arasında 1071)      2- Miryokefalon Savaşı (Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos arasında 1176) 3- Elbistan Savaşı. (Moğol Hakanı Abaka  ile Memluklu Sultanı Baybars arasında 1277)  Bu üç savaş Anadolu’nun yapılanmasında kırılma noktalarını oluşturmuşlardır. Malazgirt’le Anadolu’ya giriş yapan Türkler, Miryokefalon’la Anadolu’nun tapusunu aldılar ve Elbistan Savaşı ile de o dönemim yenilmez denilen dev imparatoru olan Moğolların ’da yenileceğini gösterdiler. 
15 Nisan 1277 yılında Moğol Hakanı Abaka ile Memluk Sultanı Baybars arasında olan bu savaş tarihe ELBİSTAN SAVAŞI olarak geçti o yenilmez denilen Moğollar Elbistan Ovası’nda ikinci kez Memluklere yenildiler. Bu bölümde Savaş sonrası Elbistan’da ki durumları bakacağız.
Elbistan Savaşı Sonrası
Ünlü tarihçi İbn Bibi’nin verdiği bilgiye göre Tokat’a çekilen Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev, vezir Pervane ve Emir Fahreddin içinde bulundukları durumu görüşerek Elbistan olayını Hülağa’nın ölümünden sonra İran – İlhanlı (Moğol) İmparatorluğunun başına geçmiş olan Abaka’ya haber vermeye karar verdiler. Aslında bunlar ne yapacaklarını şaşırmışlar ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak için çare aramaya başlamışlardı. Bu amaçla Seyfeddin Erbeği Abaka’ya gönderdiler. Ancak Elbistan’da ordusunun yenildiği ve Selçukların kendisine ihanet ettiğini öğrenen Moğol hükümdarı Abaka Han, haziran ayında İran’dan süratle Anadolu’ya hareket etmiş, O Erzincan ve Divriği üzerinden Elbistan’a doğru ilerledi. Divriği’ye gelen Moğol ordusu karşısında ahali büyük korku yaşadı. İleri gelenler Abaka’ya hediyeler sundular. Fakat Abaka Divriği Kalesi’ni yerle bir etti. Elbistan’a gelen Abaka’yı Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Pervane karşıladılar. Ona gerekli hürmet ve saygıyı gösterdiler. Abaka yanında Pervane olduğu halde Sultan Baybars'ı yakalamak üzere, Elbistan'a gelmiş ise de, Baybars'ın Suriye'ye geçmiş olmasından dolayı maksadına ulaşamamıştır. Abaka Han 1277’nin Temmuz’un da Elbistan Ovasına gelip savaş meydanındaki Moğol ölülerini görünce üzüntüsünden ağlamıştır. Ölüler arasında hiçbir Selçuklu askerleri ve beyinin cesedine rastlamayınca gazaba geldi ve öfkesi bir kat daha arttı, tuzağa düştüklerine dair söylentilere inanmıştı. Bundan dolayı da kendisine vezir Pervane’nin ihanet ettiğini anlamıştı. Abaka çok iyi bir askerdi. Elinde ki topuzun sapıyla savaş meydanında Baybars’ın ordusunun kapladığı alanı ölçmüş ve onun yanında ne kadar asker olduğunu tespit etmeye çalışmıştı. Bundan onun ordusuna Baybars’ı takip emri verdi. Bu kadar sayıda ki askerle Baybars ile baş edemeyeceğini anlamış olmalı ki, Göynük’e kadar ulaşan ordusuna geri dönme emrini verdi. Abaka Han Moğolların yenilgisinin intikamını Mumluklardan alamadı. Ancak ihaneti karşılıksız bırakamazdı. Öncelikle Anadolu Selçuklularını cezalandırmaya karar verdi. Çünkü Abaka Han’a göre, Anadolu halkının ve Selçukluların Baybars ile anlaşıp çağırttıkları ve Moğolların yenilmelerine yol açtıkları için işte, bu nedenden dolayı öç almak için Anadolu’ya gelmiştir. Ayrıca Baybars’la gizlice anlaştığı için vezir Pervane Muineddin Süleyman’ı önce gözlerini dağlattı. Daha sonra ise Moğol asilleri Abaka’ya ondan tamamen kurtulmasını tavsiye ettiler ve onların telkinleri üzerine 1277’in Ağustos’unda Van’ın kuzeyinde bulunan Aladağ’da idam ederek öldürttü. Ermeni kralı Hetum’dan nakledildiğine göre bu intikam eylemi olarak Pervane’nin eti Abaka ve Moğol asilleri tarafından yendi.
İntikam bununla da kalmadı, başta Elbistan olmak üzere, Anadolu baştanbaşa yakılıp yıkıldı, yüzbinlerce insan öldürüldü. Anadolu Türk- Türkmen’inden dönemin kaynaklarına göre 200 bin – 600 bin arası insan öldürtür. Bir o kadar da tutsak alır. Tutsakların 400 binini Bayburt’ta salıverir. Semerkant’tan Kayseri’ye kadar öldürülenlerin sayısı 6 milyonu geçer. Sadece Bağdat’ta 2 milyon insan can verir ve birçok kent tarla haline gelir.Baybars'tan çıkaramadığı intikamı Anadolu halkından çıkarmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nde ilk dinsel kıyımlar bu döneme rastlar. Baybars Hıristiyan kırımı, Abaka İslam kırımı yapar. Daha sonra dinsel kırımları Türkmen kırımları izler. Abaka Han'ın Anadolu yönetimini bıraktığı Prens Kongurtay( 1278- 1284),tam bir kırım yapar.
 
ELBİSTAN’IN BİR MOĞOL ASKERİ ÜSSÜ OLMASI
Moğollar Memluklar karşısında 15 Nisan 1277’de Elbistan Ovasında ağır yenilgiye uğramalarından sonra Elbistan’a büyük önem verdiler. Burası bir Moğol askeri üssüne dönüştü. Akçaderbent kervan ve ordu yolu üzerinde bulunan Elbistan’a her biri 10000 askerden oluşan 2 tümen yerleştirildi. Moğolların Anadolu’da 5 tümeninin bulunduğu göz önüne alındığında sadece Elbistan’da 2 tümenin bulunması buranın stratejik önemini göstermektedir. Her tümenin başında güçlü bir Moğol komutanı vardı. Zaman zaman bu komutan ve askerler geri çağrılsa da tekrar buraya kuvvet gönderiliyordu. Ayrıca bu askerlerin yanı sıra bölgeye Moğol kökenli insanlarda yerleştirilmişlerdir. Moğollar Elbistan’a büyük önem verdiler. Moğollar, hem Suriye üzerinden Anadolu’ya giriş kapısı olduğu hem de Memluklura karşı koyabilmek için Elbistan’ı askeri teçhizat ve mühimmat depoları yaptılar. Hamdullah Müstevfi (iranlı tarih ve coğrafya bilgini (1281-1350) İlhanlı Devlet’nde Divana kadar yükselmiş bilim adamıdır) yazarın verdiği bilgilere göre Moğol (İlhanlı) Devleti’nin batı topraklarını dört kısma ayırmaktaydı. Bunlardan birincisi olan Memâlik-i Rum olan bölgesi içinde Elbistan bulunmaktaydı.  
Anadolu'da Moğol baskısı giderek artar. Moğollar Prens Kongurtay ve Prens Geyhatu (1285- 1291) gibi Selçuklu Sultanından çok üstün mevkideki Moğol prenslerini artan sayıdaki askerle Anadolu'da görevlendirirler. Selçuklu iktidarını bu prensler ellerinde tutarlar. İlhanlı (Moğol)'larla Memluklar'ın arasındaki rekabet ve çatışmada sürüyordu. 1281'de Moğol Şehzadesi Mengü Timur, kumandasında Suriye'ye yürüyen Abaka'nın ordusu Elbistan'da toplanmıştır ve Elbistan bir kez daha Moğol’un eline geçer. Yine 1297'de, Memluklar'in Halep Valisi Emir Seyfeddin el- Tabani, Memluk askeri ile Türkmen'lerden oluşan bir ordunun, başında Kilikya'yı işgal ettikten sonra Maraş'ı da ele geçirdi. Bu arada yeni gelen Türkmen boylarının büyük bir bölümü Maraş ve Elbistan bölgesine yerleştiler.1318'de Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldığında ülke, tam bir kargaşa içindeydi. Konya Sultanlığı (Anadolu Selçuklu Devleti), son bulduğunda Anadolu'da Moğol yetkilisi, İrincin'dir. Zulüm yönetimini sürdürür. Moğolların(İlhanlılar) başında İlhan Olcaytu bulunmaktaydı Olcaytu’nun, büyük komutanlarından Emir Çoban Bey, Anadolu'da Karamanların üzerine yürür. Karamanlar Toros dağlarına çekilirler. Olcaytu Malatya'yı Moğolların Sulduz boyundan olan başkomutan Emir Çoban Bey'e verdi.
İlhan Olcaytu ölünce yerine oğlu Ebu Said Bahadır Han (1317- 1335) tahta geçmesiyle, Emir Çoban Bey, İlhanlı İmparatorluğun en güçlü kişisi olur. Eyaletleri oğulları arasında paylaştırırken, Anadolu Eyaletinin yönetimini de oğlu Timurtaş'a verir. Böylece oğlu Timurtaş'ı 1317’de Anadolu Valiliğine atamış oldu. Timurtaş, 1318'de Selçuklu hanedanını sistemli biçimde yok eder, bazı prensler dağlara ve uç beyliklere kaçarlar. Böylece en geç 1318'de Selçuklu Sultanlığı kesin olarak sona ermiş olur. Timurtaş kendisini Anadolu'nun yeni Sultanı gibi görür. Halkın desteğini sağlayarak 1322'de bağımsızlığını ilan ettiyse de, Ebu Said Bahadır Han'ın baskısıyla yeniden İlhanlı egemenliğini tanımak zorunda kaldı. 1327'de İlhanlı merkezinde çıkan kargaşada Emir Çoban Bey öldürülünce, Timurtaş yerine yönetici olarak Eretna Bey'i bıraktıktan sonra Memluklara sığındı.(1328) Anadolu halkının Moğol diye tanıdığı eski bir Moğol valisi olan, Eretna Bey, bir Uygur Türk'üdür. İlhanlıların gönderdiği yeni Anadolu valisi Celayiri büyük Şeyh Hasan'ın egemenliği altında Anadolu'yu yönetti. Ebu Said Han, 1335'te öldükten sonra, büyük Şeyh Hasan Anadolu'dan ayrılınca, Eretna Bey Memlukların egemenliğini tanıdı. (1338) durumunu güçlendirdikten sonra, 1340'ta, bağımsızlığını ilan etti. Bu sırada, Maraş ve Elbistan yöresinde bulunan Dulkadır Türkmenleri ilk önceleri Memluklar'ın egemenliği altında bir beylik kurdular ve daha sonraları devlet haline geldiler. 
Faydalanılan Kaynak:
Bir Kentin Hafızası ( Göçer Ofset –Elbistan yayınları 2016)
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner27

banner57