banner67
Ben küçükken, telefonlar cepte taşınacak ve görüntülü konuşulabilecek deselerdi gülmekten alamazdım kendimi. “Bu kadar da olmaz” derdim, ama şimdi hem cebimizde taşıyoruz, hem de görüntülü konuşa biliyoruz. Bundan en fazla keyif alan uzakta çocukları olan anneler ve babalar desem yalan olmaz. Şehir dışında ki çocuklarıyla aynı odada oturuyormuş gibi oturmak, sohbet etmek ne bulunmaz bir nimet.
Herkeste akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler. Hayatımıza bir çok yenilik getirdiği doğru, ama ya götürdükleri. Hayatımızı sosyal medya üzerinden yaşıyoruz neredeyse. Evde yüzüne dahi bakmadığımız aile fertlerinin sosyal medyada resimlerini paylaşıp, altına sevgi sözcükleri, canımlar cicimler…
Misafir gittiğimiz evde nasılsınızdan önce internet şifresi sorar olduk maalesef, ev sahibi ikramları getirir getirmez lokma almadan hep beraber gülerek poz verilir ve hemen sosyal medyaya yüklenir, resmin altına da “dostlarla sohbet muhabbet” yazılır. Yüklenilen resim kaç beğeni almış, yorum yapılmış mı, kim ne demiş sohbetin  en önemli konusudur. Eskiden baş köşeye oturmak insanlar için önemliydi, şimdi priz yanına oturmak ayrıcalık oldu. Sohbetler hak getire…
Oysaki yıllar önce mahallede ilk bizim evimize telefon bağlanmıştı. Tahta penceren açılan delikten içeri alınan kablo kısa olduğu için divanın olduğu yere denk geldi. Apar topar divanın yeri değişildi.  Kablonun denk geldiği yere sehpa bırakıldı, üzerine dantel yerleştirilen çevirmeli, kurbağa yeşili telefonumuz evin baş köşesinde yerini aldı. Görünürde küçücüktü ama yaptığı değişiklik paha biçilemezdi.  Çok sık çalmazdı, iki kere çalmadan açılmayan o gür sesli telefonu izlemek ne keyif verirdi. Telefona yakın oturmak için bile kavga ederdik kardeşlerimle. Uzakta akrabaları olan komşularımız hemen numaramızı aldılar. Biz bile okul numaramızdan önce telefon numaramızı ezberlemiştik. Yürüyüşüm bile değişmişti, birisi “ nasılsın” dese “ bizim telefonumuz var” demek geliyordu içimden, suratım da diğer insanların bilmediği bir gülümsemeyle.
Kardeşim telefonun başında ahizeyi kaldırmadan  ha bire numaraları sırayla çevirip, çıkan sesi büyük bir zevkle dinlerdi. Ben ona bağırır ‘’biri arasa meşgul çalar uğraşma şu telefonla ‘’diye kızardım suçlanırdı yazık, utanır, dudağını sallardı, sanki dokunsan ağlayacak. Ben de yaptığım sert çıkıştan suçlanır ama geri adım atmadan içimden düşünmeye başlardım, acaba telefon çalar mı, çalmaz mı diye. Kardeşimi kucağıma çeker, bana öyle söylediler ondan biliyorum diye de bilgiçlik taslardım. Kime soracaktı ki, doğruluğunu kimse bilmiyordu.
Telefonun çalması evde heyecan yaratırdı, hemen televizyonun sesi kısılır, diğer odada birisi varsa koşarak gelir, ev de çıt çıkmazdı. Telefonda konuşan ailenin hangi bireyiyse gıptayla izlerdik onu , “keşke ben açsaydım” demekten de geri kalmazdık. Arayan kişi komşularımızdan birisi için arıyorsa, çağırmamızı söyler tekrar aramak için kapatırdı telefonu. Bir keresinde ablamın konuşmalarını dinleyip tamam çağıralım demesiyle fırladım sokağa, bu haberi ilk ben vermeliydim, dört beş adım atmıştım ki durdum hangi komşumuzu çağıracağımı sormayı unutmuştum, dönüp aralık olan kapıdan bağırdım kimi çağıracağımı öğrenip fırladım yine. Komşu kapısını nasıl bir gururla vurdum görmeliydiniz. Kapıya çıkan teyzeye hızlıca anlattım durumu. O evde başladı bu kez telaş. Çol –çocuk toplanıp geldik bize. Herkesin yüzünde gülümseme, heyecan içinde telefonun o gür sesini duymayı beklerken acaba kim aradı diye merak ederdik. Dışarıda çalışan kocası mı, askerde ki oğlumu, kim olursa olsun onlarla konuşmak seslerini duymak komşumuz için çok önemliydi. Ve nihayet o gür ses duyuldu, kalbimin sesi , o an telefonun sesiyle yarış yapabilirdi. Hepimiz oturduğumuz yerde her an kalkacakmış gibi yapıp, pür dikkat dinlemeye  başladık. Arayan başka şehirde çalışan kocasıymış. “Nasılsın, çocuklar nasıl?” faslından sonra para durumunu sordu kocası, komşumuz az kaldı diyebildi sadece bizlerden utanarak. Yanındaki çocuklarda babalarıyla kısa kısa konuşup kapattılar telefonu. Hemen kalktım yana düşen danteli telefonun üzerine yerleştirdim. Komşumuz yüzünde ki gülümseme ve minnet duygusuyla evden ayrıldı.
Şimdi arayan kişiye bakmaya o an ki keyfimiz karar veriyor. Sevinçlerimizi de üzüntülerimizi de sosyal medyada yaşar olduk. Teknoloji geliştikçe sıcaklıkta bir nebze eksildi  desem abartmış olmam değil mi?
Sevdiklerinizin sesi kulağınızdan hiç eksik olmasın…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil yanık 2 hafta önce

Çok güzel bir tesbit olmuş .farkında olmadan kaybettigimiz degerleri buruk bir şekilde anımsatan yazara teşekkür ederim...

Avatar
Serkan 2 hafta önce

Harika bir yazı Sevda hanım emeğinize sağlık...

Avatar
Hüseyin albayram 2 hafta önce

Harikasınız sevda hanım bu kadar mükemmel anlatılamaz sanırım . Kaleminize yüreginize saglık inan sabırsızlıkla yaZılarınızı bekliyoruz

Avatar
Kaan 2 hafta önce

Harikasınız şimdi geçen yıllara üzülüyoruz. Bu usta kalem nerelerdeymiş

Avatar
Sevim albayram 2 hafta önce

Hayatımızı kolaylaştıran ancak duygularımızı körelten bu teknoloji denen olguyu çok güzel anlatmışsınız. Tebrik ederim.

Avatar
Ela albayram 2 hafta önce

Teyzecigim biz o zamanları yaşamaadık. Ama yazınızı okuyunca sanki o anları yaşar gibi oldum. Senin ile gurur duyuyorum

Avatar
Ela 2 hafta önce

Yalın , sade bir dille yazılmış çok anlamlı bir yazı.tebrik ediyor devamını bekliyoruz Sevda hanım

Avatar
recep 2 hafta önce

çok güzel olmuş
beni aldı götürdü o yıllara

banner1

banner27

banner57