Ulu Camii önündeki park

İlkokulu okuduğum Atatürk İlkokulu'nun yıkılışını görünce çok hüzünlenmiştim. Nice öğretmen ve öğrenci tanıdıklarımızın anıları silindi gitti… Boşluğun doğu, batı ve kuzey taraflarındaki kerpiç evler de yıkılınca ferah bir görünüm kazandı. Hızlı bir şekilde yapılan park da ve çevresinin asfaltlanması ayrı bir güzellik kattı o çevreye. Kilit taş döşenen caminin önündeki caddeyi, park için yüklü gelip giden kamyonlar epeyce çökertmiş. O cadde düzenlenmeli ve mesela araçların gelip gideceği bölümü asfalt yapılabilir.


Şu eleştiriyi ifade etmek isterim: Parkın orta bölümünde (belediyemizin yeni sembolünde de olan) dört tane kırmızı tuğlalarla örülmüş Kûfi Vav harfine benzeyen çiçeklikler var. Keşke yükseklikleri en fazla şu andakinin yarısı kadar olsalardı. Havuz değil ki!

Ulu Camii’nin helasının aşırı pisliği

Birkaç gün önce yapılan çalışmaları görmek için Ulu Cami’nin oraya gitmiştim. Batı tarafındaki kahvenin önünde oturan Em. Öğretmen Reşat Bekçi ile Fevzi Akkan çaya davet ettiler. Konuşmamız arasında “caminin helasının inanılmaz derecede pis olduğunu, buna muhakkak bir çare bulunmasını, camiye hiç yakışmadığını…” söylediler. İlgililerine iletiyorum.

Şunu da eklemek isterim. Caminin bahçesinin güneybatı köşesinde olan tek ve iki katlı üç ev vardı; onlar yıkılmış. Çok da isabetli olmuş. Oradaki evlerden biri bahçeye yakın olan Kuşların merhum Nuri Kuşoğlu ile kardeşlerinin idi, sokağa yakın olan ise karı koca “Hıra Memo” (bizler Memo Dayı derdik) ile eşi Zübeyde teyze ve ‘Necla’ isimli kızları (veya torunları) ile yaşayan insanlarındı; üçüncüsü ise üstte ve iki katlı olan, kapısı cami bahçesinin güneyini boydan boya kat eden sokağa açılırdı; babamın dayısı ve Belediye başkanımızın da anneden dedesi  (Kör) Hüseyin Bodovoğlu’na aitti.  Sanıyorum bu üç evin de yerleri caminin bahçesine katılacaktır. Farklı bir düşünce varsa olmamalı, muhakkak cami bahçesine katılmalıdır. Dahası şimdiki hela iptal edilmeli ve bu köşeye yapılmalıdır. Biri batıdaki sokağa, diğeri caminin bahçesine açılan iki kapılı olarak da düşünülebilir…

Ulu Camii bahçesindeki ağaçların sadeleştirilmesi

Madem Cami civarında kaldık, devam edelim; caminin bahçesindeki (şadırvanın çevresi dâhil) ağaçlar hem sıklaşmış ve hem de camiyi batı ve güney taraflardan neredeyse görünmez etmiş. Dolayısıyla güneş de alamaz olmuş. İki şey muhakkak yapılmalı:

1. Ağaçlar ehil insanların kontrolünde seyreltilmelidir. İki üç çınar rahatlıkla gölgeleyecekken, belki 50-60 ağaç dikilmiş. Bunlar artık sadece camiye zarar veriyor. Nitekim caminin iç kısımda rutubetlenmeler, sıvaların dökülmesi, bazı çatlaklar restorasyonun yapılmasından kısa süre sonra kendini göstermeye başlamıştı. Bu tarihi ve eşsiz eseri korumak için ne gerekiyorsa yapılmalı, bunlardan biri de nemden korumaktır. Ağaçları sulamak için ortaya hortum atılıp saatlerce akıtılması zaten bir cinayet iken her hâlükârda sulamak gerekecek ve temelden camiye zarar verecektir, veriyor da…


2. Bu sebeplerle camiye en yakın sıralarda ne kadar ağaç varsa sökülüp başka park veya bahçelere taşınmalıdır. Diğer yerlerdeki uygunsuz çalı görünümlü veya büyümeye aday ne kadar ağaç varsa sadeleştirilmelidir. Aynı sıkıntı Atik Çarşı Camiinde de var, onun da çevresine (doğu, batı ve güney yanlarına) dikilen ağaçlar tamamen sökülmelidir.

    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.