banner108
Geçen akşam dostum Mehmet Gözükara ile telefonlaştık. Karşılıklı yeni kitap hazırlıklarından söz ettik. Ancak yeni kitap basımı konusunda ikimizin de şevki yoktu. Gözükara “Kitaba ilgi oldukça az onun için pek hevesim kalmadı” dedi. Ben de, “Benim bir buçuk okuyucum var.” Onun için kitap bastırmaya gerek yok” diyerek bir hatıramı anlattım. “Kahramanmaraş 3. Uluslararası Kitap ve Kültür Fuarında imza günüm vardı. Türkiye Yazarlar Birliği standında idim. Tezgâhta sekiz tane mizah kitabım duruyor. Ben Hâkimim Masum Bey isimli kitabı gören genç bir avukat ilgi gösterip aldı. Bir de Hayvanlığın Âlemi Var kitabımın kapağındaki karikatürlere bakan bir çocuk annesine o kitabı aldırdı. Böylelikle bir kitap fuarında bir buçuk gerçek okuyucumla buluşmuş oldum.
Hani bir hikaye vardır.
Hacı Bayram Veli dönemin padişahı II. Muradın muhabbetini kazanır. Padişah da Hacı Bayram Velinin müritlerini vergiden ve askerlikten muaf tutar. Böylelikle Hacı Bayramın mürit sayısı alabildiğine artar.
Sultan II. Murad, bu durumdan kuşkulanarak, gerçek mürit sayısı öğrenmek ve endişelerini bildirmek üzere adamlarını görevlendirir.
Hacı Bayram Veli padişahın görevlendirdiği kişilere, "Benim sadece bir buçuk müridim var" diyerek, gerçek müridleri test etmek için müritlerine “Allah için sizi kurban edip keseceğim” der.
Sonuçta, bütün müritler anında dağılıp gider. Sadece bir delikanlıyla yaşlı bir kadın "Canımız şeyhimize fedâ olsun" diyerek kalır.
Hacı Bayram Veli görevlilere dönerek, “Gerçek mürit sayım budur: İşte bu bir buçuk mürit” der.
Hacı Bayram Veli’nin bir buçuk müridini bildiğim için, benim bir buçuk okuyucumun olmasına üzülmedim. En azından kendimi teselli edecek tarihten bir paydaş bulmuş oldum.
Arhtur Schopenhhauer (1788-1860) İrade ve Tasarım Olarak Dünya isimli kitabı 1819 yılında yazmış. Çok büyük ümitlerle bastırdığı bu kitap hiç ilgi görmemiş. Bir yıl sonra yayımcısı elde kalan nüshalarının da geri dönüşüme verildiğini bildirilmiştir.
Hayatının son dönemlerinde meşhur olunca hemen kitabın 2. baskısı yapılmış. A.Schopenhhauer bu haberi alınca sevinç içinde ellerini çırparak “Legor! Legar” (Okunuyorum, okunacağım anlamında latince bir söz) diye haykırmış.
Friedrich Nietzsche (1844-1900) bir gün sahaftan Schopenhhauer’in İrade ve Tasarım Olarak Dünya kitabını alır, hayran olur. Filozof olmaya karar verir. Ama yazdıklarından umutsuzdur. “Non Legor! Non Legar” (Okunmuyorum, okunmayacağım anlamında latince söz ) diye söylenir.
Karl Marx, (1818-1883) Kapital’i yazdığında kitap hiç ilgi görmez. Hatta Marx, “Kitabının satışından elde ettiği gelirin kitabı yazarken içtiği sigaraların bile parasını karşılamadığını” bildirir.
Bunları kendime teselli olsun diye mi yazıyorum. Hayır. İnsan kitabı önce kendisi için yazıyor. İnsan düşünmek için yazıyor. İnsan dünyaya, insanlara söyleyeceği bir şeyleri olduğu için yazıyor. İnsan yaşamak için yazıyor. Kimse okumasa bile yine de insan bir umutla yazıyor. Cemil Meriç,(1916-1987) “Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar" der. Ama insanda hep o şişenin açılacağı duygusu vardır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gocmen zobasi 4 ay önce

Saygideger Hocam, malesef insanimizda kitap sevgisi yok, adamin eline zorla kitap veriyorsun adam penceliyor, yapragi cevirmeden haberi yok, sefalet icinde yasiyor bir kitapla hayati degiseceginden haberi yok, en önemlisi Kuranda kitap olarak geldi, kitaba saygi deme yok.
Durum böyle olunca cehalet dizboyu...
Nacizane önerim hic kafaniza takmayin sizin kitabiniz sizin evladiniz gibi o size özel bir parca, okumayan kendi kaybetti.
Saygilarimla

Avatar
Mehmet Gözükara 4 ay önce

Yüreğine sağlık Durdu hocam. Acı ama gerçek bir yaramıza dikkat çeken bu yazınızdan ötürü tebrik ediyorum.

banner110