banner108
İnsana ve topluma dair düşünce, sohbet ve sorgulamalarda genellikle yakınma ve şikayet ilk sırada yer almaktadır. Bozulduğundan yakındığımız ve hepimizin oluşturduğu toplum ile bozulan toplumumuzun hangi sebeplerden dolayı bozulduğunu ve hangi noktaya geldiğimizi, bulunduğumuz çağda insan olarak hangi değerlerden yoksun kaldığımızı ve erdemlerimizi nasıl kaybettiğimizi, değerlerimizi nasıl yitirdiğimizi sorguluyoruz. Sebepler sıralanacak olursa en önemli ve en çok yer tutan sebep olarak teknolojik değişim ve gelişmeler ile bu gelişmelerin hayatımıza olumsuz yönleriyle girmesini gösterebiliriz.
Milenyum çağı olarak adlandırılan iki binli yıllarda teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve hayatımıza girmesi, ilerleyen zamanlarda kurgulanan sanal dünya ve sosyal medya etkenleri, özellikle insanların günlük yaşantılarının oluşturulan sosyal medya ve sanal dünyaya aktarılması ile tamamen şekilci bir toplum haline dönüştük. Yediği, içtiği, gezdiği vs. ne varsa insanlar hepsini sanal aleme taşıdılar. Sadece resim çekilerek sosyal medyada ve sanal dünyada paylaşılmak için gidilen mekanlardan, sadece sanal dünyada boy göstermek için yenilen yemeklere kadar uzadı gitti şekilci davranışlar. Hayatımıza öyle işaretler ve semboller soktuk ki neredeyse insanlar arasındaki iletişim dahi sadece işaret ve semboller ile yapılır hale geldi. Sosyal medya ve sanal âlemin insanları iletişimde hangi noktaya getirdiği başlı başına bir yazı konusu olduğundan şimdilik iletişim kısmına girmeden, oluşturulmuş olan sanal dünya ve alt birimi olarak sosyal medyanın insanların kişilik ve karakterlerini nasıl etkileyip değiştirdiği ve bunun sonucu olarak toplumsal manada hep şikayet ettiğimiz bozulduğumuz ve bozuk toplum haline geldiğimiz konusunda bu sanal dünyanın insanları nasıl etkileyerek şekilciliğe taşıdığını derinlemesine düşünmemiz gerekiyor. Beğenilme ve hoş görülme duygusu insan nefsinin o kadar çok hoşuna gitti ki toplum olarak artık birçok kişi sosyal medyada ve sanal dünyada tamamen gerçek dünyadaki kişilik ve karakterinden farklı bir şekilde kendini yansıtır oldu. Özellikle genç nesil teknolojiye olan düşkünlüğü ve teknolojiyi küçük yaşlarda kullanmaya ve içli dışlı olmaya başlamasıyla birlikte kendisinden önceki nesilden daha çok sanal ortama kendisini kaptırdı ve sanal alemi insanoğlu kendisi için gerçek dünyadan farklı bir fanus şeklinde yaşam alanına dönüştürdü. Her nesil kendisinden önce yaşayan neslin ayak izlerini takip ettiğinden dolayı sonraki gelen neslinde önceki neslin alışkanlıkları, yaşam tarzı, değer yargıları ve yaşam alanını geliştirerek ve daha ileriye taşıyarak sahiplenmesi çok da zor olmuyor. Böylelikle toplum olarak sanalda mutlu ve farklı iken gerçekte huzursuz, mutsuz ve sürekli şikayet eden bir toplum haline dönüştük.
Kaba tabirle bozuk toplum olarak nitelendirecek olursak bozulmuş bir toplumu düzeltmenin yolu fertleri tek tek düzeltmek değildir. Bozuk olarak nitelendirdiğimiz bir toplumu düzeltmenin tek yolu bundan sonra gelecek nesilleri sağlam ve düzgün yetiştirmektir. Mevcut olan bozulmuşluğumuzun düzeltilmesi ve iyileştirilmesi, mevcut olan insan yapısının nasıl daha iyi noktalara getirileceği, nasıl düzeltileceği ise tamamen bozulmaya sebep olan etkenlerin üzerine gidilerek yapılabilecektir. Saygısız bir toplum olmuş isek bunu düzeltmenin yolu insanları saygısızlığa iten sebeplerin ortadan kaldırılması ile mümkündür. Küfürbaz bir toplum olmuş isek bunu yok etmenin yolu ise insanları küfürlü konuşmaya iten sebepleri ortadan kaldırmak, gerekirse insanları toplum olarak tepkimizi göstererek yapıcı manada değişime zorlamaktır. Kuralsız ve kurallara uymayan bir toplum haline gelmiş isek bunu düzeltmenin yolu insanları doğru yola sokacak hem toplumsal hem de kanuni kurallarımızı sağlam şekilde oturtmamızdır. Genelde halk arasında, toplumsal yaşam alanı içerisinde, özelde esnaflar veya diğer meslek toplulukları veya cemiyetler içerisinde hata yapan, yanlış yapan, yanlış yollara sapan insanları dışlayıcı, zorlayıcı ve doğru yola itici çeşitli argümanlar geçmişimizde bulunmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada toplumumuzda yanlışa düşen, yanlış yapan insanlar uyarılmamakta ve dışlanmamakta aksine prim verilmekte, hoş görülmekte, görmezden gelinmektedir. Bu yanlışı ortadan kaldırmadığımız zaman bizden sonraki gelecek nesiller bizim ayak izlerimizi takip edeceğinden dolayı onlar da aynı şekilde hareket edecek ve aynı yanlışlar yapılmaya devam edecek, aynı şekilde yanlış yola sapan insanlar itibar görmeye devam edecektir.
Hem yaşadığımız toplumu iyileştirmenin ve düzeltmenin hem de bizden sonra gelecek olan nesilleri düzgün bir şekilde yetiştirmenin yolu en başta insanların gerçek manada kişiliği ve karakteri ile bu toplumda kendisini ortaya koymaya başlamasıyla olacaktır. Bunu yapabilmek için de insanların bir an önce kendisini sanal alemde ve sosyal medyada farklı farklı kişilik ve karakterler olarak göstermekten vazgeçmesi gerekmektedir. İnsanlar yedikleriyle, içtikleriyle, gezdikleriyle, bulundukları mekânlarla veya bir arada bulundukları kişilerle değerlendirilip sevilmeye, iltifat edilmeye ve itibar gösterilmeye devam ettiği sürece sanal kişilikler, zayıf karakterler, şarlatanlar ve dalkavuklar itibar görmeye devam edeceğinden dolayı, insanları erdemlilikleriyle, değerleriyle, işiyle, toplumdaki muamelesiyle, nezaketiyle, saygısıyla, sevgisiyle, başka insanlara ve topluma faydalı olup olmamasıyla değerlendirip sevdiğimiz ve itibar ettiğimiz zaman doğru insanlar değer görmeye başlayacak, yanlış insanlar toplum tarafından doğru istikamete yönlendirilmiş ve zorlanmış olacaktır.
Basit bir örnek verecek olursak geçmişte toplum içerisinde yüksek sesle küfürlü bir şekilde konuşan bir genç tanısın veya tanımasın bütün yetişkinlerden sokakta tepki görürken bugün herkes yanından sessizce geçip gitmektedir. Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz ancak bütün bu örneklerin temelinde yatan sebep yanlışa, kötü davranışa, yanlış davranışa, toplumu bozulmaya götürecek olan davranışlara karşı tepkisiz kalmamızdır. Bizden sonra gelecek olan nesilleri düzgün yetiştirmenin en temelinde eğitim vardır. Bugün belki de çoğumuzun şikayet ettiği gençlerimiz, bizden sonra bu toplumu oluşturacak olan gençlerimiz bir gün evlerimize ya gelin ya da damat olarak geleceklerdir. Onun içindir ki bizden sonraki toplumu düzeltmenin tek ve en önemli yolu doğru düzgün ve geçerli bir eğitim sistemi ile insanların sırtını rahatlıkla, güvenle yaslayabilecekleri ve emin olacakları güçlü kanunlardır. İnsanı özüne döndürecek olan şey insanın kendisine tapınacak sahte bir sürü tanrılar yaratmasını engellemektir ve bunun yolu da insanların hiçbir zaman güç veya başka bir etki noktasına tapmasının yolunu kapatacak olan güçlü kanunlar yapmaktan geçer. Güçlü kanunlarla sonraki nesillerin geleceklerini emin kıldığımız zaman devamında iyi bir eğitimle bizden sonraki nesillerin erdemli bireyler olarak yetişmesini, sağlam karakterli, liyakatli ve erdemli bir insan olarak topluma katılmalarını sağlayabiliriz. Mevcut toplumumuzu değiştirerek geliştirmemizi ve şu anki bozulmuşluğumuzu önlemenin, iyileştirmenin ilk adımı ise yanlışlara, hatalara ve kusurlara prim vermemek, tepkisiz kalmamaktır.
Her şart ve koşulda, şahsi çıkarlarımıza ters olsa dahi doğruya doğru diyebilmeli, yanlışa yanlış deyip tepki gösterebilmeliyiz. İyilikleri desteklemeli ve teşvik etmeli iyi insanları doğru insanları her zaman toplumda rol model olarak göstermeli ve itibar kazandırmalıyız. İyiler ve iyilik sessiz kaldığı sürece kötüler ve kötülük toplumda her zaman cesaret bulacak ve üstün olarak ön plana çıkmaya çalışacaktır. İnsanı insanlıktan çıkaran her türlü olguya, insanlardan nemalanan ve beslenenlere, karakterini nefis, şeytan ve insanların yarattığı tanrılara esir edenlere karşı mücadele edecek olan iyiler ve iyiliktir. İyilik konuşunca, iyilik harekete geçince, iyilik itibar görünce kötülük kaybetmeye başlayacaktır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmet 6 gün önce

maalesef haklısınız sorumsuz bir yeni nesil yetişiyor hocam

Avatar
Mikail 5 gün önce

Kalemine sağlık aynen sana katılıyorum Mikail

banner111

banner124

banner116

banner115