Açgözlülük sizin için ne anlam ifade ediyor?
Arapça - tamah, Farsça - kâr kelimelerinin birleşiminden oluşan tamahkâr sözcüğü Türkçede açgözlü anlamına karşılık gelir. Açgözlü sözcüğü genel olarak birinin kişiliğini olumsuz yönde tanımlamak için kullanılır. Mala, mülke doymayan maldan, mülkten başka hiçbir şeye önem vermeyen, ihtiyacı kadarından fazlasını isteyen, mal, mülk sahibi olmayı hırs haline getirmiş, mülkiyetin kölesi olmuş gibi anlamlar taşıyan açgözlü kelimesinin zıt anlamlısı tok gözlüdür. İnsanın doğasında doyumsuzluk ve açgözlülük varsa, Karun kadar serveti de olsa, mala ve paraya doymaz.
“Aç insan doyar ama aç gözlü insan asla doymaz.” derler ya gözü doymayanın ne midesi doyar ne yüreği doyar. Açgözlülük sadece para veya bazı şeylere sahip olma arzusu değildir. İnsanın sahip olduğuyla yetinmeyi bilmesidir.
Gönül gözü aç olan insanın dünya gözü asla doymaz.
Amerikalı ekonomist, yazar John Perkins diyor ki:
“Bu kadar açgözlü ve bencil olmayı bırakın! Dünyada sizin kocaman evlerinizden ve gösterişli mağazalarınızdan daha başka şeyler de olduğunun farkına varın. İnsanlar açken, siz arabalarınızın benzini için üzülüyorsunuz. Bebekler susuzluktan ölürken, siz son modeller için moda dergilerini karıştırıyorsunuz. Kulaklarınızı size bunu söylemeye çalışanların seslerine tıkayıp, onları radikal olarak damgalıyorsunuz. Yoksulları ve ezilmişleri daha fazla yoksulluk ve esarete itmek yerine onlara kalbinizi açmalısınız.“
Ama insanoğlu doymak bilmiyor işte kendime ait bir iş olsun başka bir şey istemem diyor. İşi oluyor sonra Allah’ım evim olsun başka bir şey istemem diyor. Evi oluyor arabam olsun başka bir şey istemem diyor. Arabası oluyor geliyor da geliyor arkası artık doymak bilmiyoruz
Yeri gelmişken, açgözlülük üzerine söylenmiş sözlerden birkaç güzel örnek verelim.
“Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.”
Hz. Muhammed (s.a.v)
“Kanaat eden aziz, aç gözlülük yapan zelil olur.”
Hz. Ali (r.a.)
“Açgözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün.”
Şeyh Edebali
“Açgözlülük ve dünya nimetlerini elde etme hırsı, insanı hakkı olmayan şeylere el uzatmaya zorlar.”
Mevlana
Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki,
Açgözlü olan kişiler toplumdan dışlanır ve yalnız kalırlar. Açgözlülükleri yüzünden arkadaş bulamazlar var olan arkadaşlarını da kaybederler. Hepimizin etrafında aç gözlülük yapan her zaman her şeyi kendisi için isteyen bu tipler mutlaka vardır ama hiç kimsenin, aç gözlülükle biriktirdiği servetini, mezarına götürdüğü görülmemiştir. Hepimizin bildiği gibi, o mezara tek başına ve 10 metre bez ile gidiyoruz. Milyarder olanda, acından ölende, hiç fark etmiyor. Tüm insanların gideceği yer orası.
Aç gözlü doymuyor her ne hikmetse!
Konumuzu daha da pekiştirmek için bir hikâye anlatalım.
Vaktiyle, eski kavimlerden birinde iki kişi yolculuk yapıyordu. Yolda konakladılar. Konakladıkları yerde oyalanır, yeri kazar ve toprağı karıştırırken bir küp kulpu çıktı.
Daha fazla kazdıklarında yerden bir küp çıktı. Merak edip açtılar, baktılar ki içi altın dolu. Basbayağı bir hazineydi.
Paylaşmakta anlaşamadılar. Şu kadarı senin, bu kadarı benim derken kavga çıktı ve biri diğerini öldürdü. Öldüren, arkadaşını sürükleyerek uzaklaştırdı ve bir çukura atıp üzerini kapattı. Altınları, kimseye göstermeden nasıl götürmesi gerektiğini düşünürken, üç kişi çıkageldi.
Baktılar ki adamın yanında epey altın var. Onlar da buna sahip olmak istediler. Adam, kendisine bir şey yapmamaları durumunda onlarla paylaşacağını söyledi. Onlar da razı oldular. Eşit olarak paylaşmak üzere anlaştılar. Hepsi de acıkmışlardı. Nasıl olsa zengin olduk. İçimizden birisi gitsin de yiyecek bir şeyler alsın diye, birisini yiyecek bir şeyler almaya gönderdiler. Gönderdikleri adam gittikten sonra aralarında şöyle kararlaştırdılar:
O gelince, hem getirdiği yiyecekleri yiyecekler, hem de adamı öldürüp daha fazla altına sahip olacaklardı. Öbür taraftan, yiyecek almaya giden adam ise, getirdiği yiyeceklerin içine zehir katıp onları zehirledikten sonra altınların hepsine kendisi sahip olmak istiyordu.
Yiyeceklere zehir kattı. Onlara bu zehirli yiyecekleri getirdi. Diğerleri onu hemen oracıkta öldürdüler. Sonra da “Karnımızı doyurup ondan sonra paylaşalım” diye oturup zehirli yiyecekleri yediler. Daha paylaşmaya vakit kalmadan hepsi de oldukları yerde ölüp gittiler. Altınlar da ortada kaldı.
Açgözlülüğün ve hırsın sonu işte böyledir.
Atalarımız boşuna söylememiş “Kanaat en büyük hazinedir” diye.
Açgözlü olmasak. İnsanlara, hayvanlara, doğaya saygı duysak!
    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haci özgen 4 hafta önce

Sevgili hemserim yazilarini zevkle okuyorum,diline ve emegine saglik

Avatar
Mehmet Ali 4 hafta önce

Acgözlülük genelde sizin yaş gurublarında daha çok mesala tekai özelleşti hep sizin tayfa gencler işsiz

Avatar
Hulusi Karci 3 hafta önce

Kalemine sağlık abim her halukularda her halimize sukretmek lazım saygilar.

Avatar
Ahmet Özdemir 3 hafta önce

Cenabı Allah mal ve mülk verir ancak bir şeyi unutuyorsun bu malı yiyecek meydan yada o meydanda KOŞTURACAĞIM atı vermez eğer insanlara her rahatlık verilse bana göre dinden çıkar neden dersen rahatlık cenabı Allahi unutmasına sebeb olur yada dini yaşantılarında eksik bırakır cenabı Allah önce sağlık ardından da iman kuran versin burdan diğer tarafa kim götürdü ey dostum onlar bu dünyada mallarıyla övünsünler bizlerde ahiretimize sahip çıkalım dostum saygılar,

banner129

banner119