banner136
Günlük hayatımızda üzerinde durmamız ve düşünmemiz gereken konulardan biri, insanların birbirlerinin kalplerini kırmaları, gönüllerini incitmeleridir. Bu tür olaylarla hepimiz her gün karşılaşmaktayız. Bazen hislerimize yenik düşüp, evde çocuklarımızın kalbini kırarız, eşimizin kalbini kırarız, yakınlarımızın kalplerini kırarız, iş yerinde çalıştığımız arkadaşlarımızın kalplerini kırarız. Kalp kıra kıra yolumuza devam ederiz.
Sonra pişman olsak da iş işten geçer, kırılan kalpler düzelmez asla. 
İnsan sormadan edemiyor, acaba bizim görevimiz kalp kırmak mı?
İnsanların gönüllerini hoş tutmayı bilmiyorsak, söz ve davranışlarımızla onları incitiyorsak dünyalar bizim olsa neye yarar.
Neden insanları incitiriz kalbini kırarız?
Bir kalbi kırmak kadar kötü bir şey olabilir mi?
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta onun emrini yapmak olur.
Kalp kırma üzerine, söylenen en güzel sözlerden biride Yunus Emre’ye aittir
“Şu çeşmenin haline bak, su içecek tası yok,
Kırma kimsenin kalbini yapacak ustası yok... “
Kalp kırmadan önce çok iyi düşünmek gerek.
“Unutmayın ki, incittiğiniz yerden incinirsiniz.”
Eşraf-ı mahlûkat olan insanı kırarak, inciterek bir yere varamayız.
”Kalp kırmaya tek bir söz yeter ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter.”
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ise bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “İncittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun.”
İşte aşağıdaki hikâyede incitilen insanı, kırılan gönlü ve kabul olan bedduayı anlatıyor. Çünkü mazlumun sahibi Allah'tır. Okuyalım hikâyeden ders çıkaralım.
Horasan’ın meşhur valisi Abdullah bin Tahir, muhterem ve mübarek bir idarecidir. Ancak yönetime geçince ister istemez hatalar da yapar, zulüm de işler. Nitekim bir gece mahallede rahatsızlık verip şikâyetlere sebep olan bazı başıboş kimseleri toparlayıp valinin huzuruna çıkarmak üzere önlerine katarak götüren bekçiler, bir ara bir suçlunun sokaklardan birine dalarak kaçtığını görürler. Peşine düşen bekçiler sokakta önlerinde yürüyen Heratlı masum bir demirciyi, kaçan sendin, diyerek yakalayıp suçlular arasında valinin huzuruna çıkarırlar. Geceleri halkı rahatsız eden bu suçlulara olan kızgınlığı sebebiyle ayırım yapmadan, soruşturma gereği duymadan emir veren Abdullah bin Tahir:
- Bunların hepsini de atın zindana. Akılları başlarına gelinceye kadar kalsınlar orada! Geceleri halkı rahatsız edip de şikâyetlere sebep olmak neymiş anlasınlar, der.
Böylece akşam geç vakte kadar çoluk çocuk rızkı için çalışmaktan yorularak evine dönmekte olan Heratlı demirci de suçlular arasında zindanı boylamaktan kurtulamaz. Üzerine kapatılan zindan kapısının arkasından kırık gönülle yaptığı bedduası ise şundan ibaret olur:
- Rabbim, der. Beni evimde uyutmayanları sen de evlerinde uyutma. Sabahlara kadar onlar da uyuyamasınlar yataklarında!
O sıralarda evinde yatağına uzanan vali ise, daha gözlerine uyku girer girmez müthiş bir sarsıntı ile uyanır. Hemen fırlar yatağından, bakar ki deprem filan yok. Şükürler olsun rüyaymış, diyerek tekrar uzanır yatağına. Ne var ki yine gözünü kapar kapamaz aynı sarsıntı başlar. Yine fırlayıp sağa sola bakar. Derken sabahlara kadar mazlum demirci zindanda nasıl uyumazsa zalim vali de evindeki yumuşak yatağında öyle uyuyamaz...
İnsaflı vali, sabah olunca, “Bunda bir hikmet olabilir, birine bir zulüm mü yaptım acaba?” diyerek hapishane müdürünü çağırtıp sorar.
- Bu gece sabaha kadar uyuyamadım. Bir mazlumun bedduasını mı aldım acaba, der. Müdür Bey kendisinin de işittiği bir mahpusun duasını anlatır.
- Rabbim beni evimde uyutmayanları sen de evlerinde yumuşak yataklarında uyutma, diye dua eden bir demirci vardı hapishanede.
- Hemen o demirciyi getirin buraya, der. Vali, huzuruna getirttiği demircinin suçsuzluğunu öğrenince özür dileyerek serbest bırakırken tembihini de şöyle yapar:
- Başına böyle bir iş gelirse hemen beni ara!
Demirci cevabını beklemeden verir:
- Seni neden arayayım? Bana zulmeden sen değil misin? Ben seni değil, beni senin zulmünden kurtaranı arar, müracaatımı yine O’na yaparım. Zira O (cc), senin evini sabahlara kadar başına yıkacak halde sallamasaydı sen yine beni aramayacak, zulmünü sürdürmekten geri kalmayacaktın.
Mazlum demirci çıkıp giderken, insaflı valinin gözyaşlarını tutamadığı görülür…
Çevremize baktığımızda bu kıssalardan hisse alması gereken birçok insan görürüz.
Bu insanlar bu yazılanları okurlar mı? Okurlarsa ders alırlar mı?
Okurlarsa ders, alırlarsa İnşallah yararlı olur. Bizden hatırlatması
Rabbim bizleri gönül kıran ve beddua alan kullarından eylemesin.
    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
garib 3 ay önce

yaz usta haksızlıga ugramış incinenleri yaz torpili olmayınca işşizlikten incinenleri yaz ömerin adaletini yaz.ömersiz incinenleri yaz

Avatar
Hulusi Karci 3 ay önce

Abi Kalemine sağlık umarım herkes payına düşeni alır ben dahil saygılar.

Avatar
Ali ceylan 3 ay önce

Sen yazmaya devam et bekir bey belki birgün istediğin hayal ettiğin gerçekleşir

Avatar
mevlüt yaman 3 ay önce

ALLAHIM BİZİ KORUSUN MAZLUMUN AHIN ALMAKTAN... DİLİNE SAĞLIK BEKİR BEY KARDEŞİM...

Avatar
Nuri kılınç 3 ay önce

Çok güzel yerinde güncelde sık yaşanan bir yaraya yumuşak uslubunla dokunmuşun Bekir abi .

banner129

banner119