Ramazan ayı yaklaştıkça tuttuğum ilk orucu tebessümle hatırlarım. Akşam kardeşlerimle oyunun en hararetli yerinde annemin su istemesine o kadar sinirlenmiştim ki sen ‘oruç değil misin?’ dedim.  Annem iftardan sonra yemenin içmenin serbest olduğunu anlattı ve ‘kusura bakma seni oyunundan alı koydum’ dedi. Oyuna tekrar döndüm ama anneme öyle davrandığım için çok üzüldüm. Annemin yanına gidip ‘’yarın bende oruç tutmak istiyorum’’ dedim belki böylelikle gönlünü alırım diye düşünmüştüm.

Sahura hiç zorlanmadan kalktım, tıka basa doyurdum karnımı, yatağa yattım ama dolu karınla uyumak ne mümkün dönüp dururken ablam ışığı yakıp yanıma geldi. ‘Şimdi beraber niyet edelim tamam mı?’ dedi. Ablamın söylediklerini tekrar ettim her söylediğim kelime için ablam yanağıma öpücük konduruyordu ben içimden ‘niyet etmemiz bitmez inşallah’ diyordum. 

Sabah uyandığım da annem kardeşlerimin kahvaltısını yaptırmış bulaşıkları yıkıyordu. Banyoya gittim ama yüzümü yıkamaya korktum ağzıma su kaçar diye. Ellerimi yıkayıp çıktım banyodan. Çizgi film açıp kardeşlerimle beraber izlemeye başladık. Reklam aralarında çıkan çikolataları, bisküvileri izledikçe acıkmaya başlamıştım. Sevmediğim yemekleri bile yemeye hazırdım ama kimseye söylemedim. Evde ki herkes dayanamayacağımı ne zaman yemek yiyeceğimi merak edip duruyordu,  annem çok acıktıysam yemek yiyebileceğimi sonra akşama kadar yine oruç tutabileceğimi söyledi ama ben ‘’ dedeme orucumu diktirmesini söyleyip de  iş çıkarmayalım, yormayalım dedemi’’ dedim ama  bir kere daha sorsaydı kesinlikle kabul ederdim. Ama annem sormadı ve oruç tutmaya devam ettim. Saatler hiç bu kadar yavaş geçmemişti, kardeşlerimle oyun oynuyor ama ne zaman saate baksam aynı yerinde duruyordu. Anneme sevdiğim yemekleri tek tek söylüyor hepsinden yapmasını istiyordum.

Babam işten erken gelmişti ve ablamla çarşıya gidiyorlardı, beni de götürmeleri için o kadar ısrar etmiştim ki, kabul ettiler. Toptancı dükkanından epeyce alışveriş yaptık benimde oruç olduğumu öğrenen amca poşete çikolata ve şeker bırakıp verdi. Almak istemesem de babamın ‘olur’ bakışıyla alıp teşekkür ettim. İftar vakti yaklaşmaya başlamıştı dükkandan çıkıp eve gideceğimizi sanıyordum. Ama babam bilmediğim mahallelere girdi ve durdurdu arabayı. Babam ve ablam her zaman geldikleri yerlermiş gibi arabadan inip poşetleri çıkarmaya başladılar. Aldığımız erzakları bizim eve götüreceğimizi sanıyorken ne yaptıklarını izlemeye başladım. Aldıkları poşetleri kapının tokmağına vurup açılmasını beklemeden bırakıp tekrar poşet alıp diğer kapıya gidiyorlardı. Ne yaptıkların ı tam anlamasam da hızla indim arabadan bir poşette ben aldım.  En köşede kalan evi seçtim.  Poşeti bırakıp kapıya vuracakken kapı açıldı, elimde ki şeker poşetim de diğer poşetin yanına düşmüştü almaya ve kaçmaya fırsat bulamamıştım arkamı dönüp babama’’ baba ne yapacağım şimdi’’ diye seslendim, babam geldi yanıma kapıyı açan yaşlı teyzeye ‘hayırlı Ramazanlar’ dedi.  Elimden tuttu arabaya gitmek için arkamızı dönmüştük ki teyze ‘’ buyurun iftarı beraber yapalım’’ dedi, teşekkür edip tekrar yürüyorduk ki teyzenin ‘’Allah’ım biz on bir ay oruç tutuyoruz. Çok şükür ki Ramazan ayını bizlere verdin, bir bayram oluyor bizlere’’ dediğini duydum. Babamın yüzüne baktım gözleri dolmuştu, soramadım teyzenin ne demek istediğini. Eve gelene kadar konuşmadık.

 

Annemin güler yüzü karşıladı bizi, sofra hazırdı ve iftara beş dakika kaldığını söyledi. Benim aklım hâlâ o yaşlı teyzeydi. ‘On bir ay oruç nasıl tutulur ki?’ dedim yüksek sesle, babam yanağımdan öptü ‘ imkânın yoksa tutulur’ dedi. Beş dakika boyunca bir gün aç kalınca annemden bir sürü yemek yapmasını istediğimi, sevmediğim yemeklere burun kıvırarak yemediğimi hatırlayıp utançla geçirirken ezanın ve topun sesini duydu.  İçtiğim bir yudum su ve bir kâse çorba doyurdu beni. Akşama kadar yiyeceğim yemeklerin hesabını yapıp dururken çorbayla doymuştum. O akşam yemek duasını ben yapmak istedim, binlerce kez şükrettim Allah’ıma. Sofradan kalkmadan ramazan ayını beklemeden de bugün ki gibi yardım elimizi uzatmamızı istedim babamdan,  ‘ yapmadığımı nereden biliyorsun’ dedi. Sarıldım boynuna sıkıca, tuttuğum ilk oruç sayesinde şükretmeyi öğrenmiştim.

Büyüdükçe yardıma muhtaç olan insanları senede bir ay hatırladığımızı, biz bir ay aç kalırken onların on bir ay aç kaldıklarını,  orucun aç kalmamak olduğunu, çeşit çeşit yemeklerle değil bir kâse çorbayla bile doyulduğunu ve her lokmanın paylaştıkça çoğaldığını büyüdükçe anladım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hüseyin albayram 2 hafta önce

harika bir yazı. şu mübarek günlere girerken umarım herkes okur ve kendi payına düşen dersi alır. binlerce tşk sevda hnm

Avatar
Mehmet sarı 2 hafta önce

Eski unutulmusluklari günümüzde ve gözümüzde tekrar canlandirdiniz

Avatar
gurbet kuşu 2 hafta önce

yazılarınızı severek ve zevkle okuyoruz sevda hnm. yin çok harika bir yazıtşk ediyorum

Avatar
ela 2 hafta önce

mübarek ramazan ayına girerken günün önemine uygun çok güzel bir yazı. hayırlı ramazanlar

Avatar
kemal 2 hafta önce

yüreginize ve kaleminize saglık ayrıca elbistanın sesi gazetesinede tşk ediyoruz. sizin yazılarınızı okuma imkanı bulduk

Avatar
Sevim Albayram 2 hafta önce

Ramazanın orucun gerçek anlamının aktarıldığı harika bir yazı olmuş. Tebrikler

Avatar
kaan albayram 2 hafta önce

teyzecegim çok güzel bir yazı. senin ile gurur duyuyorum.

Avatar
Serkan 2 hafta önce

Harika olmuş emeğinize sağlık Sevda hanım
Okuyan herkes yardıma muhtaç insanlarımıza el uzatır umarım...

banner110

banner1