banner136
 Ülkemizin 15 Temmuz hain darbe girişiminin argüman olarak kullanıldığı bir işgal girişimi atlatmasının üzerinden dört yıl geçti ve bu geçen süre içerisinde ülkemiz genel, yerel, referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yaşadı. 15 Temmuz tarihi darbe girişiminin arkasından demokrasi ve milli birlik günü ilan edilerek her yıl programlar icra edilmektedir.

Yakın tarihe bakınca ayağına hançer saplanan ülkemiz ne zaman ayağa kalkmaya, ne zaman gücünü toplayıp harekete geçmeye, ne zaman tüm gücüyle koşmaya çalışsa ayağındaki hançer biraz daha kıvrılarak kan atılıyor ve ülkenin ayağa kalkması, ilerlemesi, konuşması engelleniyordu. Kökleri dışardan uzanan, organizasyonu tamamen dışarda olan ve ülkemizin içerisinde kırk yıldır kümelenmiş şebekeler, ihanet örgütleri ve hainler ülkenin dirilişine, kalkınmasına, harekete geçmesine, küresel ölçekte bir güç konumuna gelmesine engel olmak için içerde her türlü faaliyetleri yürütüyorlardı.

Ülkemiz içerisindeki bu ihanet ve şer örgütlerine karşı temizlik yapıldıkça ülke gelişiyor üretmeye ve çalışmaya yöneliyor, hızlı bir şekilde millileşmeye başlıyordu. Bu millileşme hamlelerinin en başında savunma sanayi geliyor ve savunma sanayiinde atılan millileşme adımları ülkemizi uluslararası arenada hatırı sayılır noktalara taşıyor, özellikle savunma silahlarını üretme konusunda sayılı ülkelerden biri yapıyordu. Savunma sanayi haricinde diğer sektörlerde de millileşme hamleleri, yerli üretim hamleleri üst üste geliyor ve her alanda ülke yerli ve milli üretime geçmeye, çarklar dönmeye başlıyordu.

Ancak siyasi görüşü her ne olursa olsun dış siyaset konusunda hala ülkemizin aleyhine çalışanlar, hala kendi ülkesini uluslararası camiada küçük düşürecek, suçlu gösterecek ve tökezletecek sözler, demeçler, adımlar, hareketler, planlamalarla devam eden odaklanmalar ve oluşumlar içerden görülmektedir. İç siyaset konusunda farklı farklı görüşler ve fikirler her zaman olabilir ve olması da gerekiyor. İç siyaset konusunda çok seslilik ve kaliteli muhalefetin olması daima verim getirmektedir. Bunun yanında dış siyaseti ülkesinin aleyhine olacak şekilde yürütmek ve kendi devletinin aleyhine işletecek şekilde yapmak, çalışan ülkeyi yıkmaya çalışan ihanet örgütlerinin içeriden yaptığından farklı değildir.

Ülkemizde 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşanan seçimler ittifaklar ve gelişmelere baktığımız zaman taşların hala yerine oturmadığını ve bu sürecin devam ettiğini gözlemleyebiliyoruz. Fikri olarak taban tabana zıt olan oluşumların aynı ittifaklar içerisinde yer alması taşların hala yerine oturmadığının bir göstergesidir. Bu durum bu şekilde devam etmeyeceği gibi yakın zamanda, belki bu sonbaharda veya gelecek ilkbaharda gerçekleşebilecek bir seçimle siyaseten taşların yerine oturmasını ve ittifak bloklarının daha net ve gerçekçi bir zeminde dönüşümünü görebiliriz.

Millileşme ve küresel güç olma, tam bağımsız bir ülke olma, hiçbir ülkenin veya küresel oluşumların, küresel sermayenin etkisi altında kalmadan dünyada söz sahibi güçlü bir ülke olma yolunda yapılması gereken en önemli konulardan bir tanesi dış siyaset ve dünya siyaseti mecrasında iç siyasi görüşümüz ne olursa olsun tek vatanımız etrafında birleşerek tek söz, tek yumruk olabilmektir. Eğer bu bilinçli olarak yapılmıyor ve bazı oluşumlar ile odaklar bilinçli olarak ülkemizi uluslararası arenada zayıflatmaya, küçük düşürmeye, suçlu göstermeye, zayıflatmaya çalışıyorsa bunların da devlet olarak katı, sert ve tutarlı bir duruş ile bertaraf edilmesi gerekmektedir. Dış siyaset konusunda devletin gücünü zaafa uğratacak söz, hareket ile ülkemizi ve devletimizi suçlamaya ve zayıflatmaya yönelik yollara tevessül edenlerin milli birlik içerisinde dışlanması uyarılması ve iplerinin pazara çıkarılması gerekmektedir.

İkinci olarak içerde sadece terör örgütlerinin, ihanet şebekelerinin ve hainlerin temizlenmesi yetmemektedir. Kendi milli iradesine canı pahasına sahip çıkan ve milli birlik içerisinde her türlü ihanet şebekesine göğüs geren bu milletin verdiği yetkiyi her ne şekilde olursa olsun, hangi yönde olursa olsun başka amaçlar için kullanan, şahsi menfaati, refahı ve çıkarı için kullananların da keskin bir şekilde temizlenmesi gerekmektedir. Milletten alınan yetkiyi nüfuz sahibi olmak için kullanarak kendisine ve çevresine özel bir güç alanı oluşturmaya çalışan, maddi olarak menfaat elde etmek için kullanan tatlı su balıklarının yok edilmesi gerekmektedir. Devletin yetkilerini kullanan, bulunduğu görev veya makamın gücünü kullanarak maddi manevi güç ve nüfuz elde eden herkesin yine milli birlik içerisinde tepki gösterilerek bertaraf edilmesi ve temizlenmesi gerekmektedir. Ülkemiz tam bağımsız güçlü Türkiye yolunda ilerlerken, uluslararası arenada söz sahibi ülke, bölgesinin söz sahibi patronu ve küresel oyunların figüranı değil senaristi olma yolunda stratejik adımlar atarken içerde hala hiçbir şeyi umursamadan ülkesini ve devletini düşünmeden milletini hiç hesaba katmadan şahsi rantını, keyfini, nüfuzunu ve gücünü oluşturmaya, büyütmeye, korunmaya ve kaybetmemeye çalışan parazitler, oluşumlar ve kümelenmeler faaliyetlerine devam etmektedir ki bunlar pirincin içindeki beyaz taşlar olarak tanımlanabilir.

Vatandaşa karşı hadsizliğini ve terbiyesizliğini, devlete karşı yetersizliğini gizleyerek, görevlerini savsaklayarak, halkın sırtına binerek ömrünü tamamlamaya çalışan asalakların da temizlenmesi gerekiyor. Siyaseti millete hizmet için değil kendisine gelir ve geçim amacı olarak yapanların da, yönetim ve yürütme bölümünde güç kullanabilmek için her türlü yolu mubah görerek devletten maaş alıp kendi ait olduğu sosyal topluluklar ve oluşumlar için çalışan içimizdeki çeşitli büyüklük ve çaplardaki beyaz taşların da temizlenmesi ve ayıklanması gerekmektedir.

Bir yönüyle aslında pirincin içerisindeki bu beyaz taşlar açıktan bu ülkeye ihanet içerisine giren birçok kişiden daha tehlikelidir ki, buğdayın içerisine girip özünü kemiren süne gibi içerden bu milleti ve bu devleti kemirmekte, zayıflatmakta ve millete daha acı bir hainlik yapmaktadır.

Bizler her ne kadar 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümünde canı pahasına sokaklara koşarak ihanetlere, hainlere göğüs geren kahraman şehitlerimiz ve gazilerimiz için anma günleri düzenleyip programlar icra edersek edelim hiçbir zaman onların manevi dünyalarındaki ülke devlet ve vatan sevdasını yansıtamayacağız. Vatan için, ülkesi ve devleti için canını veren tüm şehitlerin ruhları şad mekânları cennet olsun. Yine ülkesi, vatanı ve devleti için bedenini harcayan bütün gazilerimize tüm toplum ve millet olarak minnet borcumuz vardır.

Allah bereketini, iyiliğini ülkesi, vatanı ve devleti için canla başla çalışan, emek harcayan, mesai harcayan, şahsi rahatını bir kenara bırakarak ülkesinin kalkınması, gelişmesi, ilerlemesi ve yükselmesi için, ülkesinin küresel ölçekte söz sahibi güçlü bir ülke olması için emeğini esirgemeyen tüm devlet çalışanları ve fedakâr milletimizden, cefakâr halkımızdan eksik etmesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kadir Binbaşı 3 hafta önce

Sizden en kısa zamanda bir de " Şanlı Kıbrıs Barış Harekatı'mız " hakkında bir makale beklemekteyiz...Nedense; ne gazeteniz ne de bu gazetenin hiç bir köşe yazarı, yakın tarihimizin bu çok önemli harekatını ( Cumhuriyet tarihimizde toplam üç buçuk günde adanın % 40 ını kahramanca alarak, bayrağımızı Kıbrıs semalarında dalgalandıran, soydaşlarımızın canını kurtaran ve dünyanın sayılı amfibi harekatlarından birisidir) birkaç satır yazı, fotoğrafla dile getir(e)memiştir ! Kıbrıs Harekatı şehitlerimizi ve hayatta olmayan gazilerimizi minnetle, rahmetle, sonsuz saygıyla anıyorum. Hayatta olanlara sonsuz saygılarımla sağlıklar diliyor, minnet duygularımı sunuyorum...

Avatar
Mevlüt ÇANAK 3 hafta önce

Amin!

Avatar
Ahmet Kaya 3 hafta önce

İçimizdeki ajanların, avrupa uşaklarının, amerikancıların, rus casuslarının, irancıların, arap düşkünlerinin, din tüccarlarının vs vs vs say sayabildiğin kadar hepsinin keskin bıçak gibi kesilip kazınıp atılması lazım. kaleminize sağlık

Avatar
SEBAHATTİN 3 hafta önce

"Allah bereketini, iyiliğini ülkesi, vatanı ve devleti için canla başla çalışan, emek harcayan, mesai harcayan, şahsi rahatını bir kenara bırakarak ülkesinin kalkınması, gelişmesi, ilerlemesi ve yükselmesi için, ülkesinin küresel ölçekte söz sahibi güçlü bir ülke olması için emeğini esirgemeyen tüm devlet çalışanları ve fedakâr milletimizden, cefakâr halkımızdan eksik etmesin."
AMİN AMİN AMİN AMİN

Avatar
Bekir D. 3 hafta önce

15 temmuzda canı pahasına ülkeyi uçurumdan döndüren Kahramanların ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun.
Allah bir daha göstermesin

Avatar
Güler Polat 3 hafta önce

Yine her bir kelimesi vatan ve millet sevgisi içeren, kan ve gözyaşıyla yoğrulmuş topraklarımızın kıymetini bir kez daha altını çizerek belirten güzel bir yazı olmuş. Elinize emeginize sağlık .

Avatar
Hakkı Demir 3 hafta önce

Hocam çok önemli konulara değinmişsin. Pirinçin içindeki beyaz taşlar en az Fetö kadar tehlikeli bunların acilen temizlenmesi gerekir. Halk bunlardan öyle bir illet etmişki artık dur diyor. Ama gücü yetmiyor. İnşAllah yetkililer buna bir çözüm bulur. Sanada böyle önemli bir konuyu kaleme aldığın için teşekkür ederim.

Avatar
Nizamettin çifçi 3 hafta önce

Amin hocam yüreği saglık.