banner136
banner138
           En büyük korkum beni bırakıp gitmesiydi. “İnsanın korktuğu başına gelir” derlerdi de inanmazdım ama öyleymiş. Evde tek başına kalamazsın diye oğlumuz kendi evine getirdi bir iki parça eşyamla. Sudan çıkmış balık gibi çırpınıp duruyorum, sığamadım çocukların yanına hep senden bahsedip ağlayıp morallerini bozuyormuşum, evde ki düzenlerini bozmuşum, kızım dediğim gelinim oğluma söylerken duydum. Senin yokluğuna mı, benim huzursuzluk veren varlığıma mı yanayım derken huzurevinde buldum kendimi.
Ses etmedim buraya gelirken onlar mutlu olacaksa benim nerde nefes almaya çalıştığımın ne önemi vardı ki. Zaten her yerde sen varsın her anımda yanımdasın…
 İlk zamanlar kapattım odaya kendimi ne yemek ne de konuşmak geldi içimden, kızgınlıktan değil kırgınlıktan. Senin acın kabuk bağlamadan benim buralara gelişim. Çalışanlar çok iyi, kibar ama evlat gibi değil ki…
Odada iki yatak var ama tek kalıyorum. İyi ki kimse yok gece ağladığımı bir duvarlar bir de ıslanan yastığımdan başka bilen yok…
Dün gece yan odadan hıçkırık sesleri geldi, bende uyumamıştım zaten. Dayanamadım gittim, ben yaşlarda bir hanım. Elinde telefon sandalyenin üzerinde hıçkırarak ağlıyor. Yanına gittim elimi omzuna bıraktım. Kan çanağı gözleriyle baktı. Oturdum karşısında ki yatağın üzerine, uzun bir süre o ağladı ben ağladım. Çocuklarını aramış “özledim” demek için ama iki çocuğu da yoğun olduklarını söyleyip kapatmışlar telefonu. “Onlar küçükken birbirlerinden beni kıskanıp, o benim annem derlerdi birbirlerine. Ama şimdi ‘o senin annen demeye başladılar’ dedi ve hıçkırıklara boğuldu. Teselli edemedim ben de aynı durumdayım demeye dilim dönmedi, karşılıklı ağladık sadece…
 Bir akşam seninle hasta ziyaretine gitmiştik de oğlumuzu anneme bırakmıştık, biz eve gelene kadar ağlamış geldiğimizde de sarılıp ‘bir daha beni bırakmayın’ demişti, o gün geldi aklıma, ikimizde ne kadar üzülmüştük.
Sessizce gözyaşlarımız konuşmuştu bütün gece. Odadan usulca çıkarken seslendi arkamdan ‘burasının adı huzurevi değil, hüzünevi olmalıymış aslında. Kimse mutlu değil kimse huzurlu değil, tek huzurlu olan bizi buraya bırakıp giden can parçalarımız’…
Sabah kahvaltıda o bayanın yanına oturdum. İsminin Nermin olduğunu çalışan bir kızdan duydum. ‘ Neden buradasın’ sorusunu duymamak için kimse göz göze gelmemeye çabalar gibiydi, birisiyle bakışırsanız hafif bir tebessüm yeterli oluyordu. Dudaklarda küçük bir tebessüm lakin gözlerden hüzün akıyordu.
 Ziyaretçi saati demek ‘kedinin ciğer beklediği gibi beklemek’ dersem çok abartmış olmam galiba. Gelen ziyaretçilerle görüşürken en neşeli halimizi üzerime giyer görüşme bittiğin de asıl kıyafet olan hüzün baştan aşağı yapışır üzerimize…
Oğlumun geldiğini söylediklerinde kalbim yerinden çıkacak sandım. Elim ayağıma dolaşmıştı. 2.katta ki odandan fırlayıp indim aşağı. Tek başına küçük bir masanın yanında bekliyordu beni. Etrafa bakındım gelinim ve torunumu görmek için ama salon boştu. Beni görünce kalktı öptü ellerimden, kokusunu doyasıya çektim içime. Gözlerime yalvardım beni perişan, çaresiz göstermeyin, gözyaşlarımı göstermeyin diye. Torunumun okulu olduğu için gelemediğini duydum ve sonrası yok bende… O konuşuyor ama ben sadece izliyordum onu, oğlumuz ne kadar da sana benzemeye başladı, kaşlarını kaldırışı, gülümserken bir tane gamzesinin çıkması. Hem onu izliyor hem de dua ediyordum ‘ Allah’ım acısını gösterme’ diye…
Gitme vaktinin geldiğini oğlumun ayağa kalkıp elimi öpmesinden anladım. Sıkıca sarıldım. Aynı sen gibi koktu, boğazım düğümlendi ‘Allah’a emanet ol’  diyebildim son gücümle. Bir daha öptüm çektim kokusunu içime, son kez öpüp kokladığımı bilmeden…
Arkasından arabasına binene kadar takip ettim. Binadan çıkmasıyla gözlerimde ki yaşların boşalması bir oldu. Odaya çıkmaya gücü nereden buldum bilmiyorum…
Çekmeceden aile fotoğrafımızı alıp yatağa uzandım. Yanaklarımdan süzülen yaşlar gitmek için benden daha aceleciydiler sanki… Son kez baktım resmimize. Tek başıma veda ediyordum evet, ama sana kavuşmanın verdiği huzurla kapattım gözlerimi…
 
    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serk@N 3 ay önce

Çok güzel bir yazı olmuş Sevda hanım umarım tüm insanlarımız vicdanlı olmayı benimser

Avatar
Sevim 3 ay önce

Hüzünle dopdolu hayatın gerçeklerini yansıtan güzel bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık.Rabbim her daim vicdanlı olmayı nasip etsin.

Avatar
Hüseyin albayram 3 ay önce

Harika bir yaI kalemine sağlık sevda hnm. Her evladın okuması gereken bir yazı

Avatar
Recep 3 ay önce

Değerlerimizi bilmiyoruz
Yazı çok güzel olmuş

Avatar
Mehmet 3 ay önce

Hüznün vefa ile buluştuğu bir yazı. Dünya telaşına kapilip büyüklerimizi unuttugumuzun resmi

Avatar
Mehtap 3 ay önce

“GERÇEK” kalemine sağlık

Avatar
... 3 ay önce

birinci sınıf

banner116