banner67
Bisikleti öğrenmek için ilk defa Saltların evinin alt kısmında yani kuyumcuların olduğu çarşının batı tarafındaki Vakıf Bank’a doğru uzanan caddede -inşallah yanılmıyorumdur- Bastıkların Alaaddin ağabey vardı rahmetli, o hem bisiklet kiralardı hem de tamir eder, parçalarını satardı. O zamanlar o caddede yedi sekiz tane dokumacı (çulfa) vardı. Takır tukur dokuma tezgâhları çalışır, şalvardan kilime kadar birçok eşyayı dokurlardı.
Bisikleti, dakikası 5 kuruştan kiralardık. Günümüzden yaklaşık 55 sene önce elimizde 25 kuruş olduğu zaman bayram yaptığımız günlerdi. Çoğu zaman ya 5 kuruşumuz olurdu ya 10. Dakikası 5 kuruş olunca dükkânın olduğu sokağın üst başından Vakıf Bank’ın oraya kadar “depe aşşa” bir kere gitsek zaten en az iki dakika ediyordu.
Parayı bulunca geliyordum boyuma uygun bir bisikleti kiralayıp öğrenmeye çalışıyordum. Acemilik baş belası; pedal ayağının altında bir türlü durmazdı; kayardı. Hızla pedala basarken kayarsa aşığımız oraya buraya sürtünür kanlar içinde kalırdı. Kaymasın diye eğilip pedala bakardım, bu sefer de önüme bakmayı unuttuğumdan ya birine ya da bir culfa dükkânının önündeki bir malzemeye toslamasam da ramak kalırdı. Ayaklarımı yere basarak durmak isterdim, bu sefer de bir taraftan zincir bir taraftan kontrolsüz dönen pedal kanatmadık yerimi bırakmazdı. Aşık kemiklerim, kaval kemiklerim hatta dizlerim yara bere içinde kala kala öğrenmiştim… Üstüm başım toz toprak olur, hatta yırtılırdı. Bir de eve gelince annemden hem kötek hem de azar yerdim…
Neyse birkaç yıl sonra ustası olmuştum.
Belediye ile Ekmek fabrikası arasındaki büyük ve hantal bina yokken, onun yerinde yazlık sinema varken, sinemanın üst (batı) başında, duvarının dibinde Kızılcaobalı Bey bisiklet kiralardı. Epey bisikleti vardı, o da dakikası 5 kuruştan kiraya verirdi. Demek ki o yıllarda enflasyon azmış veya yıllar geçtiği halde zam yapacak kadar değilmiş. Paramız olduğu ve tabii canımız bisiklete binmek istediği zaman Bey’den bisiklet kiralayıp binerdik. Bazen de evden uzak bir yere yumuşa gönderirlerdi;  “Hadi oolum pisiklete bin Depebaşına get; Yeter deyzene şunu şunu de gel. Aha da pisiklet parası…” derlerdi. Keyfimiz gelirdi tabii; parayı da fazlaca verirlerdi, gez babam gez… Hep Tepebaşı’na salacak değiller ya bazen de “Hadi baam, aha pisiklet paran, Gavurköone get Fadime ablangile var, şunu şunu de…” derlerdi. Bizim için hiç fark etmezdi, yeter ki parasını versinler ve yeter ki biz bisiklete binme imkânı bulalım.
 
 
Bir gün Hacı Mehmet Karaman, yanıma gelip ricada bulundu:
‒ Acele hastahaneye gitmem gerekiyor. Enişteme bir şey diyeceğim. Seninle bisiklete binip gidelim.
Yalçın Bolu ile birlikte ayrılmaz üçlüydük.. Gerçi o gün yanımızda o yoktu. Biz ikimiz tabii H. Mehmet Karaman’ın kiraladığı bisiklet ile çıktık yola. O kullanıyor, ben önde oturuyordum. Şimdiki Diş Hastahanesi olan bine Devlet Hastahanesi idi. Eniştesi aşçıydı. Onların çalıştığı bodrum katının merdivenli giriş kapısı M.H. Lisesi tarafındaydı. Ayrıca bahçesinde de o caddeye açılan bahçe kapısı vardı. Biz kanalın üzerinden gittik, şimdiki Gençlik Merkezine tırmanan yokuşu tırmanmaya başladık; ama yarısına varmadan H. Mehmet’in takati tükendi. Durup indik. İte ite kapıya kadar gittik. Ben bisikleti tuttum, o içeri girip eniştesiyle görüşüp geldi. Gelince bisikleti kullanmak için içim gittiğinden teklif ettim:
‒ Giderken ben kullanayım.
‒ Olur.
O bisikletin önündeki demire oturdu, ben de pedala sol ayakla basıp bir iki adımla hız aldıktan sonra sağ bacağımı aşırıp bindim. O zaman böyle binebilenler iyice ustalaşmış demekti. Rampa aşağı ilerlemeye başladık. Hızımız kısa zamanda artınca fren yapmak istedim; eyvah ki eyvah firen tutmuyordu! Haber verdim:
‒ Valla Hacı (biz sadece Hacı deriz) fren tutmuyor.
Fren tutmadığı zamanlarda ayağımızla ön tekere bastırarak ayak freni yapardık; ama çamurluğu olduğu için onu da yapamadım.  Önümde Hacı oturduğu için tellere sürtmek için bacağımı uzatamadım; kısaca hızımız gittikçe artıyor, caddeye uçma ihtimaliyle ilerliyorduk.
O yıllarda kanal yola göre iki metre kadar yüksekti, ayrıca kanalın cadde tarafında kanal eşilirken atılan topraklar yığın halinde dururdu. Hele indiğimiz caddenin karşısına gelen yerde tümsek oluşturmuştu. Yani ne o yığını sağ salim aşabilirdik, ne aşağı inecek bir yol bulabilirdik; insek bile caddenin öteki tarafındaki arkı boylardık. Kanalın üzerine varınca sola doğru dönmem gerekiyordu. Hızımız son noktasına ererken kanalın üzerine yaklaştım; mümkün olduğu kadar geniş bir kavis çizerek dönmeyi düşündüm. Neredeyse başaracaktım; ama betonun üzerindeki mini çakıllar izin vermedi; teker kaydı ve düştük. Bugün bile nasıl olduğuna aklım ermiyor; Hacı en altta, bisiklet onun üstünde ben de bisikletin üstünde belki on metre betonda kaydık. Durduk. Kalktık. Hacı’nın çakıllara sürtünerek sıyrılan elleri, kolları ve dizleri kanıyordu. Toz toprak içinde kalan pantolonunun bir dizi yırtılmıştı. Bende hiçbir şey yoktu. Biraz da suçuksumuştum. Hacı bana sadece şunları söyledi:
‒ Arif sen bisikleti götürüp ver, dakika geçiyor, ben yürüyerek gelirim.
‒ Ya artık düze indik, rahatça gideriz, gel bin beraber gidelim.
‒ Yok, ben gelirim, sen götür ver.
Ben de götürüp verdim. Kiralama süresini bir dakika falan aşarsak Bey bir şey demezdi; ama iki üç dakika aşanlara ya kızar ya da farkını isterdi. Allah rahmet eylesin…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim İNAL 2 hafta önce

Bisiklet kiralama ile yine bizi çocukluk günlerimize götürdün Abi bahsettiğiniz yer frensiz bisikletle birde iki kişi ile inmek büyük tehlike atlatmışsınız. Rahmetli bisikletçi İbo derlerdi Bizde sabah erken evine gider 10 - 15 bisiklet olurdu belediyenin orası kiralama yeri idi binmek için bisikletleri evden alır belediyeye götürür tekrar koşa koşa gelir tekrar diğer bisikleti alır aynı yere götürürdük bundan büyük haz alırdık... Elinize gönlünüze sağlık...

banner1

banner27

banner57