banner136
banner162

YARIM KALAN EĞİTİM HAYALİ
Kahramanmaraş'ta okulun köylerine geç yapılması nedeniyle ilköğretimle 12 yaşında tanışan Binnur Yürek ve Funda Çatallar, üçüncü sınıfa geldiklerinde yaşlarının büyük olduğu gerekçesi ve çevre baskısı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Evlendirilmek için nişanlandırılan iki genç kız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdikleri mektuplarında, "Hiç mi dinmeyecek gözyaşlarımız" diyerek yardım istedi. Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı Höcüklü köyünde okumayı hayal eden ancak köylerinde ilkokul bulunmayan 17 yaşındaki Binnur Yürek ve Funda Çatallar'ın, aradan geçen 5 yılın ardından köylerine ilköğretim okulu açılacağını öğrenince eğitim hayalleri yeniden yeşerdi. Yukarı Höcüklü Elifler İlköğretim Okulu'nun inşaatında çalışıp, su taşıyan Binnur ve Funda, eğitim-öğretimin başlamasıyla yaşlarına aldırmadan kayıt yaptırdılar. İlköğretim üçüncü sınıfa geldiklerinde artık önlük giyemeyerek etekle okula gelmeye başlayan kızlar, çevre baskısından bunalınca müfettişlerden yardım istediler. Ancak kızların durumunu inceleyen görevliler yaşlarının çok ilerlemesi nedeniyle okuldan uzaklaştırılmasını istedi ve 2 genç kız 15 yaşında ilköğretim üçüncü sınıfta iken okulu bıraktı. 17 yaşına gelen Binnur ve Fatma, aileleri tarafından nişanlandırıldılar. Yaşıtları lise son sınıfta üniversite hayali kurarken evlilik hazırlıkları yapan iki genç kız, nişanlılarını sevdiklerini ancak okuma arzusunu içlerinden atamadıklarını belirttiler. Okuyup avukat olmak isteyen Binnur Yürek, "Biz çok okumak istedik fakat hiç kimseden hiçbir yardım gelmedi okumamız için. Biz hep okumak istedik ama ailelerimizden dolayı okuyamadık, çevremiz dolayısıyla okuyamadık. Biz köy tarafından çoğu zaman aşağılandık. 'Koskoca oldunuz' veya 'öğretmeniniz kadar oldunuz' diyerek aşağıladılar. Yani okumamız için hiç kimse bize yardım etmedi. Veya bir kaymakam, vali, hiçbir şekilde yetkililer müdürler gelip bir yardımda bulunmadılar. Ben okuduğumda avukat olmak istiyordum. Ama sizin de bildiğiniz gibi hayallerimiz hep yarım kaldı" dedi. Eğitim gördükleri sırada yardım edeceklerini söyleyen öğretmenlerinin de kendilerini unutup gittiğinden yakınan Binnur, "Bize öğretmenlerimiz yardım edeceğiz dediler, sizin için her şeyi yapacağız dediler ama bir gittiler arkalarına bile bakmadılar. En ufak şekilde yardımcı olmadılar. Şu anda nişanlıyım, arkadaşım da nişanlı. Ama nişanlılarımızı çok seviyoruz. Onlardan bir şikayetimiz yok ama şahsen biz okusaydık daha iyi olurdu, hayallerimiz gerçek olsaydı" diye konuştu. Okul inşaatına su taşıdı: Okuyup ülkesine faydalı bir insan olmak isteyen Funda Çatallar, okulunun inşaatına su taşıyıp bir an önce açılması için gayret gösterdiğini, 3. sınıfa geldiklerinde ise zorla okullarından uzaklaşmak durumunda kaldıklarını söyledi. Funda Çatallar, şöyle konuştu: "Ben bu okulun temellerinin atıldığından beri her karesinde, her taşında emeğim var diye düşünüyorum. Çünkü bu okul köyümüze yapıldığında su yoktu, bu okulun inşaatının sulanması için kollarımızla su çektik. Yani kendi köyümüzle, emeğimizle ayağa kaldırdık. Ama hiç kimseden, devletten bir yardım görmedik. Bir gün arkadaşım o kadar zor durumda kalmış, ailesi o kadar baskı yapmış ki müfettişi aramıştı. Müfettiş kendisi bile gelmemiş, kendi yerine başkasını göndermiş ve onlar bize ellerini uzatıp umut verecek diye beklerken öğretmenlere dönüp şunu dediler, 'Eğer bu iki kızı okuldan atmazsanız ceza gelecek size' dediler. Biz o kadar çok ağladık ki okulda. Her zaman ikinci derse yetişiyorduk zaten. Öyle biz zorluklarla okuduk yani, ailelerimiz falan önlük giyiyorduk sonra etek giymeye başladık. 'Eşek kadar kız oldunuz' diyorlardı bize. Yani her gün bir şeyle geçiyordu. Dersimizi gece yapardık, kimse görmeden yapar gelirdik. Biz zaten 3 sene okuduk, yardım bekledik ama hiç kimse bize yardım elini uzatmadı. Eğer bu günde hocamız destek olmasa yine boynumuzu eğip, kaderimize razı olacaktık." En azından kendisinden sonraki küçük kızların okuyabilmesini istediğini belirten Funda, "Ben istiyorum ki, gelsinler bizden daha küçük 12-13 yaşında çocuklar ilkokulu bitirip sonra iş yapmaya, çapaya, bahçeler var orada çalıştırıyorlar. Yani biz olmasak bile onların gelsinler ellerinden tutsunlar. Sadece tek isteğimiz bu. Kızları aşağılamasınlar. Evet Başbakanımız gelsin yollarımızı görsün. Bir beyaz kum döküp gidiyorlar. Hocalarımız bazen en ufak yağmurda gelemiyorlar, çocuklar eğitim göremiyorlar. Gelsinler görsünler buna bir çare bulsunlar. Sadece tek isteğim bu. En büyük hayalim de okumak. Bunun dışında beklentim yok, sadece insanlara yararlı bir insan olmak. Yani benim gibi kimsenin olmamasını istiyorum" şeklinde konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan yardım isteyen Binnur ve Funda, "Sayın Başbakanımıza sesleniyorum. Sayın Başbakanım lütfen gelin köyümüzün ne zor durumda olduğunu görün. Yollarımızı görün. Çocuklarımızın, kardeşlerimizin ne zor durumda olduğunu görün. Bizim halimizi görün. Lütfen hiç kimse artık bizim gibi olmasın. Okumayan hiçbir kız kalmasın. Sayın Başbakanım, eşiniz Türkiye'nin dört bir tarafına gidip okumayan kızlara destek veriyor. Neden buraya gelmiyor Neden bu köye kimse el uzatmıyor, neden okumayan kızları görmüyor. Ne olur sayın Başbakanım gelin görün. Sizden tek ricamız bu" dediler. Başbakana duygu yüklü mektup: Binnur ve Fatma, yaşadıkları sıkıntıları dile getiren mektupları Başbakan Erdoğan'a gönderdi. İki genç kız "Hiç mi dinmeyecek gözyaşlarımız" başlıklı duygu yüklü mektuplarında şu ifadelere yer verdi: "Biz şu anda 17 yaşında iki genç kızız. Artık birilerine sesimizi duyurmak istiyoruz. Lütfen sesimize kulak verin. Bizler 12 yaşında birinci sınıfa başladık. Neden diyeceksiniz Çünkü köyümüzde okul yoktu. Biz 12 yaşına gelince okul yapıldı ancak okulda denirse. 3 yıl okuyabildik. Çünkü yaşımız büyümüştü. Eğer bir gün köye bir kaymakam, bir vali gelmiş olsaydı biz böyle olmayacaktık. Çok bekledik birileri gelsin, bize yardım elini uzatsın diye. Bir gün olmadı beklediğimiz. Bir gün Milli Eğitim Bakanlığı'ndan müdürler geldiler. Biz onlar bize bir imkan tanıyacaklar diye geldiklerini düşünmüştük. Ama niçin gelmişler dersiniz Bizleri okuldan atmak için. Evet biliyorduk yaşımız büyümüştü ama bizim mi suçumuz yaşımızın büyümesi. Değil tabii ki. Onların suçu, yani kaymakamlarımızın, valilerimizin, bütün yetkililerin ve anne babalarımızın. Bizim hayallerimiz vardı, hepsini elimizden aldılar. Vicdanınız rahat mı sayın valim, kaymakamım Gözlerimizin yaşı kurumadığı için mutlu musunuz Burası bir dağın başı diye buradaki yaşayanlar insan değil mi Artık lütfen sesimizi duyun. Biz mahvolduk bari diğer kızların hayatları kurtulsun. Ve artık hiçbir kız cahil kalmasın, başkalarına muhtaç olmasın, kendi ayakları üzerinde durabilsin. Bu yazımızı öncelikle sayın Başbakanımıza bildirmek için yazıyoruz. Ne olur Başbakanım sesimizi duyun. Köyün ne zor durumda olduğunu görün. Artık bu saçmalıklar bir son bulsun. Yani kız çocukları okumaz diye bir söz olmasın. Lütfen artık kızlar hiç kimseye muhtaç olmadan yaşasın artık. Bu gelenek değişsin, bu gidişe bir dur diyen olsun. Hiçbir kızın hayalleri elinden alınmasın. Yerine bütün hayalleri gerçek olsun. Sayın Başbakanım saygılarımızla."

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.