Bu haber kez okundu.

Ünal: Ülkeler terörü ortak tehdit olarak görmelidir

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Türkiye’de son günlerde yaşanan terör olaylarından dolayı turizmcilerin gönüllerini rahat tutmalarını, girişimci ruhlarını ve inançlarını asla kaybetmemelerini istedi. Ünal, “Terörizmi bir rekabet aracı olarak görmek ahlaki değildir” dedi.

            Türk turizminin önemli destinasyonlarından Kapadokya ‘Nevşehir-Kapadokya Kültür ve Turizm Çalıytayı’na ev sahipliği yaptı.

            Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay turizmcilerin yanı sıra AK Parti Nevşehir milletvekilleri ile il protokolünü de Nevşehir Lodge Otel’de bir araya getirdi.

Terörizmi ülkelerin bir rekabet aracı olarak görmelerinin ahlaki olmadığına vurgu yapan Bakan Ünal, terörün ve terörizmin tüm dünyanın meselesi olduğunu ve ortak bir tehdit unsuru olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

  Suriye hükümetinin kendi insanına yönelik düzenlediği katliama karşı çıktıkları ve Suriye’de demokratik reformlar yapılması yönünde zamanında Esed’e önerilerde bulunduklarını kaydeden Bakan Ünal, “Biz Suriye’de Kürtlere karşı çıkmıyoruz. Biz Suriye’de bir terör örgütünün Esed ile birlikte hareket ederek oradaki Türkmen ve Araplara etnik temizlik uygulamasına karşı çıkıyoruz.” dedi. 

Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın açıklamalarına da değinen Bakan Ünal, Deniz Baykal’ın tam bir devlet adamı profili ortaya koyduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin bu sorunları aşabilecek güçte olduğunu vurgulayan Bakan Ünal, Türkiye’nin tek vücut olarak bu saldırılara karşı hareket etmesi gerektiğinin önemine işaret etti.

 

Ülkeler terörü ve terörizmi ortak tehdit olarak görmelidir

“Türkiye Körfez Krizini yaşadı, 2000’li yılları yaşadı. Biz sorun çözmede, kriz yönetiminde son derece iyiyiz. Bugüne kadar yaşadığımız bu krizleri her zaman fırsata çevirmeyi ve buradan bir gelişim yeteneği çıkarmayı başardık.

24 Kasım’da Rusya ile yaşadığımız bir uçak sorunu ve onun akabinde maalesef Sultanahmet patlaması ile yaşanan Türkiye’nin yurt dışında güvenlikli ülke algısının zarar görmesi ve en son yaşadığımız Ankara patlaması ile birlikte bir sorun yaşıyoruz ama bu sorunu tüm dünya yaşıyor.

Bugün Utrech veya Madrid turizm fuarlarında turizmcilerle görüştüğümüzde terörün tüm dünyanın sorunu olduğunu görüyoruz. Ülkelerin terörü bir savaş aracı olarak kullandığı bir sürece girmiş durumdayız.

Ülkeler terörü ve terörizmi ortak bir tehdit olarak görmedikleri sürece bütün ülkeler bundan zarar görecek.”           

 

Terörizmi bir rekabet aracı olarak görmek ahlaki değildir

“Kapadokya, İstanbul, Antalya, Paris, Barcelona, Londra, Viyana buralar insanlığın, turizmin ve seyahat etmek, keşfetmek isteyen herkesin ortak mirası ve koruması gereken alanlardır.

Paris’teki patlama ne ise İstanbul’daki de o dur. Madrid, Londra, Newyork’taki bir saldırı insanların nasıl canını yakıyorsa İstanbul ve Ankara’daki patlama da o kadar canını yakmalıdır.

Ama birileri terörü ya da güvenlik sorununu uluslararası alanda, turizm alanında kendi rekabet avantajlarının bir parçası olarak görüyor ve öteki ülkeyi güvenlik açısından riskli ülke olarak göstermeyi bir avantaj haline getiriyorlarsa bu ahlaki açıdan bir sorundur ve dünya turizmine vurulmuş büyük bir darbedir.

Dünya turizm örgütü bu konuda son derece hassastır. Bunun için Genel Sekreter Talep Rifai’ye teşekkür ediyorum. Bu konuda son derece hassas ve ilgili.”

 

Biz Kürtlere değil, etnik temizlik yapan terör örgütlerine karşı çıkıyoruz

“Dünyanın şu anda bir terör sorunu var. Dünyanın Ortadoğu’da, Suriye’de yaşadığı ve çözemediği ve bizim hemen yanı başımızda olan ve bizim de etkilendiğimiz bir terör, mülteci sorunu var. Bütün bunlardan kaynaklanan ve son derece iyi yönettiğimiz bir süreci yaşıyoruz.

Terör dünyanın her yerinde terördür. Terörün etnik kimliği ve inancına bakılmaz. Terörün amacı da herhangi bir şekilde hak ve özgürlük olamaz. Hak ve özgürlük adı altında kimsenin silaha sarılma hakkı yoktur. Türkiye gibi demokrasisi son derece güçlü, seçim sistemi son derece güçlü ve sosyal, toplumsal taleplerin siyaset kurumları tarafından çözüme kavuşturulduğu nadir ülkelerden birisidir Türkiye. 

Birilerinin terörü ya da silahı kendileri için bir çözüm aracı olarak görmeleri söz konusu olamaz. İran’da, Suriye’de, Irak’ta, Türkiye’de Kürt vatandaşlar var mı? Var.

Peki bu dört ülke içinde Kürt vatandaşlarının eşit vatandaş olarak toplumsal taleplerinin siyasal çözümlerle TBMM çatısı altında çözüme kavuşturulduğu bir ülke Türkiye.  

Neden silahlı mücadelelerini üstelik Türkiye’de ve yıllarca Suriye’de Kürtlere vatandaşlık hakkı bile vermeyen Esed ile birlikte hareket ederek Türkiye’ye karşı bir savaş yürütüyorlar? Bunun bir açıklaması var mıdır?

Biz Esed ile görüşmelerimizi sürdürürken demokratikleşmesi gerektiğini, toplumsal reform yapması gerektiğini söylüyorduk. Kürtlere neden vatandaşlık vermediğini, haklarını neden korumadığını Esed ile biz konuşuyorduk. Ama ne zaman Esed kendi halkını katletmeye başladı, Suriye’de kaybetmeye başladığını gördüğünde Kuzey Suriye’yi PYD’ye verdi. Sırf Kuzey Suriye üzerinden Türkiye’ye yönelik bir hamle yapmak ve Türkiye’nin ‘İçeride katliam yapma, seninle 910 km sınırımız var. Biz bunu kabul edemeyiz’ dediğimiz için.

O dönemde bugün PYD’nin başında olan kişiye Esed ile birlikte hareket etme dedik. Kürtlerin haklarını her yerde koruyan savunan ve Kürtlerin bir devleti olacaksa o devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir diyen bir ülkeyiz. O yüzden bu katille birlikte hareket etme dedik. Ama o Esed ile birlikte hareket etmeyi tercih etti.

Biz Suriye’de Kürtlere karşı çıkmıyoruz. Biz Suriye’de bir terör örgütünün Esed ile birlikte hareket ederek oradaki Türkmen ve Araplara etnik temizlik uygulamasına karşı çıkıyoruz.

Bizim eğer Kürtlerle sorunumuz olsaydı Irak’ta Barzani ile sorunumuz olurdu. Bizim silahı ele alıp tüm insanlığa, insanlığın temel değerlerine savaş açanlarla sorunumuz var.

İŞİD Kobani’ye saldırdığında biz Kürtlerin yanında yer aldık. Çünkü biz etnik kimlik veya inanç ayrımı yapmaksızın mağdur ve mazlumların yanında olmayı tercih ettik.

Bugün erdemin, insanlığın ve onurun ayaklar aldığı bir dönemde biz bunları korumayı kendimiz için sorumluluk olarak görüyoruz.”

 

Gönlünüzü rahat tutun, girişimci ruhunuzu ve inancınızı asla kaybetmeyin

“Geldiğimiz noktada terör örgütü İŞİD Palmera Antik Kentini yok etti. El Kaide Afganistan’da aynısını yaptı. Bunların tarihe, insana, kültüre tahammülleri yoktur.

Bütün bu sorunlar varken biz burada turizm konuşuyoruz. İşte bu enerjidir Türkiye’yi ayağa kaldıran. Biz biliyoruz ki, Türkiye bu sorunları aşacak güçtedir. Türkiye pozitif gündemiyle yoluna devam edecektir.

Biz gerektiği gibi bölgede insanımızın güvenliğini sağlarız ve sağlıyoruz. Gerektiği gibi terörle mücadele ediyoruz. Avrupa’da 3 bin yoksa 5 bin mülteci mi alsak diye tartışılırken ya da daha kötüsü mülteci kabul ederiz ama bin 220 euro üzerinde parası ve ziynet eşyası olanların paralarına ve malına el koyarız denilirken biz o kadar büyük bir ülkeyiz ki bunlara sahip çıkıyoruz.

Aynı zamanda da bunları yaparken kültür ve turizm alanında da diğer alanlarda olduğu gibi gelişim planlarımızı yapıyoruz.

Gönlünüzü ferah tutun. Bir şehrin, ülkenin kalkınması o şehir ve ülkenin insan kaynağına ve o insan kaynağının kendi ülkesine duyduğu inanca ve girişimci gücüne bağlıdır. Moral ve motivasyonunuzu asla kaybetmeyin. Girişimci ruhunuzu, inancınızı asla kaybetmeyin.”

 

Deniz Baykal tam bir devlet adamı profili ortaya koydu

“İspanya’da ETA terör örgütü plajlarda bir eylem yaptığında üniversitelerinden, sivil toplum kuruluşlarına, medya organlarından kamu kurumlarına kadar hepimiz ortak tepki koyduk.

Fransa’da terör eylemi olduğunda bu ülkede gazeteler ‘Fransa Çocuklarına Ağlıyor’ diye manşet atıyor ama İstanbul’da patlama olduğunda kendi ülkesi için ‘Katliam Ülkesi’ diye manşet atıyorsa burada bir iyi niyet yoktur.  

Paris’te patlama olduğunda ya da 129 kişinin katledildiği bir silahlı saldırı olduğunda Paris’te olağanüstü hal ilan edilmesine, facebook ve twiter’ın kapatılmasına, güvenlik güçlerinin doldurulmasına ne kadar doğru denilirken, Türkiye’de olduğunda sansür, yasak ülkesi deniliyorsa bu iyi niyet arayamayız.

Hangi siyasi görüşten, düşünceden olursak olalım. Bizim bir tek ülkemiz var. Ülkemizin mi yoksa ülkemizin karşısında olanların mı yanındayız?

Deniz Baykal tam bir devlet adamı profili ortaya koydu. ‘AK Parti’ye karşı çıkmakla ülkeye sahip çıkmak arasındaki fark devlet adamlığıdır.’ dedi. Muhalefet yapar, eleştirirsiniz ama Türkiye söz konusu olduğunda bu başka bir şeydir.

Ailenize birisi saldırı düzenlese siz, ‘Sen ne yaptın da Allah bilir sana bu saldırıyı yaptılar’ mı dersiniz yoksa onu kucaklar ona sarılır sonra kucağınıza alır ‘Ne oldu? mu dersiniz?

Türkiye’de bir şey olduğunda hemen hükümete ve devletin kurumlarına saldırıyorlar. Burada iyi niyet arayamayız.

Hangi görüşten olursak olalım kültür ve turizm olduğunda kenetlenelim. Burası bizim apolikit, siyaset dışı alanımızdır. Çünkü turizm kültürler ve ülkeler arasında bir iyileştirici ve onarıcı alandır. Bu alana sahip gözümüz gibi sahip çıkmamız gerekiyor.”

 

İnsanların seyahat etme duygularına yönelik lojistik ve konforu oluşturmalısınız

“Bu alanda hemen 24 Kasım’dan sonra bir kriz masası oluşturduk, sektör ile bir araya geldik ve onların önerileriyle hemen önleyici ve telafi edici tedbirlere başvurduk.

Başbakanımız yarın turizm destek paketini açıklayacak. Biz orta alt gelir grubundan değil artık orta üst gelir grubundan turist almak istiyoruz.

Türkiye bütün olarak tanıtmak yerine bölge bölge tanıtmak istiyoruz. Bütün bunların planlamalarını yapıyoruz. Bunları yaparken doğrudan sahadan veri alarak, doğrudan sektör temsilcilerini yerinde dinleyerek hareket ediyoruz.

Kütür ve Turizm Bakanlığı yatırımcı bir bakanlık değildir. Biz kültür merkezi yaparız bunu belediye, valilik ya da ilgili birime aktarırız. Kültürel mirası korumak ve turizm alanında ön açmak, yol açmak, ufuk ve vizyon belirlemektir bizim yapmamız gereken. Sektörlerden aldığınız geri bildirimle değil bütün dünyayı tarayarak bir turizm AR-GE’si ve inavasyonu oluşturarak bu işi yapmaktır bakanlığın işi. 

Dünya Turizm Örgütü ile bir çalışma başlattık. Önümüzdeki 10-15 yıl dünya turizmi nereye gidecek? Biz önümüzdeki 10-15 yıl bu konudaki gelişim stratejilerimizi, vizyonumuzu nedere kurgulamamız gerekiyor?

Tüm dünyada geceleme oranları düşüyor, seyahat oranları yükseliyor. İnsanlar ulaşım olanaklarının gelişmesiyle birlikte bir yere giderek 15 gün kalmıyorlar. Üç ayrı yerde 15 gün kalmayı tercih ediyorlar. Daha çok seyahat edip, daha az geceliyorlar. Sizin de buna uygun olarak stratejilerinizi değiştirmeniz gerekiyor.

İnsanlar artık yüzde 71 oranında internet üzerinden rezervasyon yaptırıyorlar. Bu Google araştırmasıdır. Dolayısıyla hem sahadan sürekli bilgi ve veri almanız hem de dünyada trendlerin nereye gittiğini doğru bir şekilde incelemeniz gerekiyor.  

İnsanların seyahat etmelerindeki temel neden içlerindeki bir duyguya ulaşma arzusudur. Bunu bilirseniz onu karşılamaya yönelik bir lojistik ve konfor oluşturursanız bu sizin turizmde sizin ne kadar çok mesafe kat ettiğiniz anlamına gelir.”

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner29

banner25