Bu haber kez okundu.

Ünal: “Türkiye, sonsuza kadar darbe kültüründen kurtulmuştur”
 Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal, 15 Temmuz’un kazananın millet olduğunu belirterek, “Millet, 15 Temmuz günü bu hesabı kapatmıştır. Türkiye, sonsuza kadar artık darbe kültüründen kurtulmuştur” diye konuştu.

Emir komuta zincirinin dışında gerçekleştirilmek istenen askeri darbe girişimiyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal, Türkiye’nin bir çılgınlık ve terör örgütü ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

15 Temmuz askeri kalkışmasının tanımını yaparak konuşmasına başlayan Mahir Ünal, “Bu girişimi geçmiştekilerden farklı olarak devleti ortadan kırmak ve bir kaos oluşturmak ve halkın üzerine uçaklarla bombalar, helikopterlerle kurşun yağdırmak hiçbir dönemde yaşanmadı. Bu darbe girişimi aslında askerlerimizle bunu ilişkilendirmek yerine devletin içerisine sızmış bir örgütün devletin teçhizatını, mühimmatını kullanarak bizzat devlete ve millete karşı giriştikleri ve bunun sonucunda Türkiye’ye yönetilemez hale getirmeye çalıştıkları bir girişim olarak görmek gerekiyor.

Bizzat siyasete, hukuka, devlete ve millete dönük ve devletin kurumlarını ele geçirip adeta bir katliam planlayan infaz listelerini de görüyoruz, silahsız sivil insanların üzerine ateş eden bir çılgınlıkla, terör hareketiyle Türkiye karşı karşıya kaldı. Hamdolsun Cumhurbaşkanımızın insanları sokağa çağırmasıyla birlikte ve darbecilerin de deşifre olduklarını fark etmeleri ile girişimi daha erkene almalarıyla birlikte savuşturulan ve sonuçları açısından eğer başarılı olsalardı ağır demiyorum faciaya yol açacak sonuçlar doğuracak bir badireyi atlattık. Milletimize geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.

Türkiye’ye karşı ilk hamlenin 7 2012’de yapıldığını belirten Mahir Ünal, şöyle devam etti:

“Biz, 2002’den bu yana AK Parti olarak bir şey yaptık. Türkiye’yi idare etmeye değil Türkiye’yi yönetmeye talip olduk. Buna talip olduğumuz anda Süleyman Demirel’in söylediği ‘Türkiye yönetilemez, idare edilir’ sözü devletin içerisinde yapılanmış, içeriden dışarıdan Türkiye’yi adeta prangalarıyla tutan birçok dinamik de harekete geçti. Sivil toplum örgütü görünümündeki bu yapının o günlerdeki görünümü de bu şekildeydi. Sivil toplum örgütü görünümünden ne zaman devleti ele geçirme girişiminde bulunan bir görünümüne ise 7 Şubat 2012’de ilk hamlesini yaparak dönüştü. Milli İstihbarat Teşkilatı’na dönük ilk hareketlerini yaptılar. Daha sonra 17/25 Aralık ve son olarak da 15 Temmuz.

Maalesef, 1930’ların 40’ların dünyasının şartlarına göre dizayn edilmiş bir devlet yapısının bugünün modern dünyasının ve gelişen-değişen dünyanın şartlarına göre yapısal yeniden dönüştürülmemesinin de sonuçlarını yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız ısrarla anayasa değişikliğinden bahsediyor. 1980’lerin darbeci paradigması ve o günün soğuk savaş yıllarının şartlarına göre düzenlenmiş bir devlet yapısı ile 2016 yılında Türkiye yoluna devam etmeye çalıştığında bunun ortaya çıkardığı semptomları da aslında yaşıyoruz. Biz, 2002’den bugüne kadar bir taraftan Türkiye’yi büyütürken bir taraftan da Türkiye’yi yapısal olarak bugünün şartlarına uygun hale getirmeye çalışıyoruz. En son 2010 yılında 26 maddelik anayasa paketi ile bir ön açma çalışması yaptık.”

Milletin 15 Temmuz’da sergilediği davranışın sosyolojik açıdan dünyada örneği olmadığını vurgulayan Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal, sokağa çıkan ve tanklara karşı duran insanların, kendi devletini, bayrağını korumak için gerekirse al bayrakta kendi kanından da bir damla olur şuuruyla hareket ettiğinin altını çizdi.

Mahir Ünal, bu konuda da, “Bugün şuna bakmak gerekiyor. Biz, ne oldu çok doğru tespit etmemiz gerekiyor. Bunda da AK Parti’nin aklı son derece makul ve rasyonel çalışıyor. Bütün bu süreçte bizim asla makuliyetimizi kaybetmememiz gerekiyor. Meydanların soğukkanlılığını ve makuliyetini kaybetmemesi gerekiyor. Bugün milletin ortaya koyduğu bu tepki sosyolojik anlamda kavramsallaştırılabilecek ve dünya tarihinde örneği olan bir model değil. Bunun örneği yok. Sosyoloji bunu yeniden kavramlaştıracaktır. Bugün eğer bu millet bu kadar bir ve beraber yani kendi bayrağı, kendi devleti, vatanı, toprağı, ideali, istikbali ve istiklali etrafında bu kadar konsolide olduysa burada en büyük pay bir lider etrafında toplanmış olmasıdır. O yüzden burada Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu liderlik ve milletiyle kurduğu gönül bağı belirleyici olmuştur. Geçmişteki darbelerde insanlar niye sokağa çıkmadılar da bugün insanlar kendisine kurşun sıkan helikoptere, ‘gel aşağı in’ diyerek, tanklardan yapılan ateşlere ceketini siper ederek bir millet ortaya çıktı. Bunun örneği yok. Kendi devletini, bayrağını korumak için gerekirse o al bayrakta benim de kanımdan bir damla olur şuuruyla sokağa çıkan başka bir örnek model yok” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz’dan sonra her siyasi görüşten insanın tek bir amaç uğruna farklılıkları geride bırakarak bir araya gelmesinin önemine işaret eden Mahir Ünal, “Hem cumhurbaşkanımızın hem de başbakanımızın son derece soğukkanlı bir şekilde bu krizi ve süreci yönettiğini görüyoruz. Aynı zamanda devlet-millet bütünleşmesiyle birlikte sokakta, meydanlarda kendi kararına, iradesine, kendi demokrasisine, milli iradeye sahip çıkan ve bunu yaparken adeta demokrasi nöbeti tutan, şiddete asla fırsat vermeyen her türlü siyasi görüşten insanların meydanlarda olması büyük avantajdır. Bu çok önemlidir. Burada herhangi bir siyasi görüş ayrımı hiç kimsenin gütmemesi gerekiyor. Çünkü hepimiz demokrasiye sahip çıkıyoruz. Bu, hepimizi yaşatan ve hepimizin güvencesi olan en temel şeye sahip çıkıyoruz. Bu terörist darbe girişimi başarıya ulaşsaydı bunun toplumsal sonuçlarını lütfen düşünelim” dedi.  

‘Bu girişim bertaraf edilmiştir ve Türkiye’nin güvenliği sağlanmıştır’ ifadesini kullanan Mahir Ünal, “Şuanda seçilmiş meşru hükümet diğer siyasi partilerle de görüşerek bir istişare zemini oluşturarak yoluna devam ediyor. Meydanlarda herhangi bir siyasi görüş değil Türk bayrağı ile hangi siyasi görüşte olursa olsun insanlar kendi iradelerine ve kararlarına sahip çıkıyorlar. ‘Bundan sonra Türkiye’de sen-ben yok Türkiye var diyerek’ 1930’ların, 1940’ların paradigması ile neden birileri devleti ele geçirme çabası içine girmeye çalışıyor? 1930’ların devlet anlayışı, birileri devleti ele geçirir anlayışı ile dizayn edilmişti. Artık bugün devlet-millet kucaklaşmıştır. Devleti ele geçirir zihniyeti ile değil. Devletin son derece açık, şeffaf ve sistemin herhangi bir şekilde bugün konuştuğumuz bu çılgın yan etkileri doğurmayacak şekilde bizim yeni anayasamızda düğümleniyor” görüşlerini paylaştı.

Artık Türkiye’de hiç kimsenin darbeye kalkışamayacağını belirten Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal, sözlerini, “Türkiye, sonsuza kadar artık darbe kültüründen kurtulmuştur. Millet, 15 Temmuz günü bu hesabı kapatmıştır. Bundan sonra her ne olursa olsun artık millet kazanmıştır. Millet, birlik, beraberlik ve üst değerler noktasındaki kenetlenmesini 15 Temmuz gecesi ibra etmiştir. Artık bu ülkede hiç kimse ne darbe, ne sokak kalkışması, ne başka provokasyonlara kalkışmayacaktır. Çünkü 15 Temmuz’da biz hem demokrasimizi, hem milli birliğimizi ve beraberliğimizi, her zaman yaptığımız ‘Allah devletimize milletimize zeval vermesin, dirliğimize düzenimize zeval getirmesin’ şeklindeki duamızla o gece hem kul indinde hem de Allah indinde bu ibra edilmiştir. O gece şehitlerimiz ve kendi canından vazgeçenlerimiz oldu. Hepsi de canımız ciğerimizdi. Sıcak evlerinde oturabilirlerdi ama en önde gittiler. Onların her biri çok şey hak ediyor” cümleleri ile tamamladı. 

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner29

banner25