Bu haber kez okundu.

Türkiye için endişelendiren ‘kömür’ raporu

İklim ve enerji uzmanı Önder Alagedik’in hazırladığı Kömür ve İklim Değişikliği 2016 Raporu’na göre, Türkiye enerji üretmede her geçen gün kömüre daha çok bağımlı hale geliyor.

 Rapor, yeni kömürlü termik santrallerin de eklenmesiyle, Türkiye'nin ileride ekonomisini karbonsuzlaştırmasının imkansız olacağı görüşünü ortaya koyuyor.

Halen iklim değişikliği, düşük karbon ekonomisi enerji ve enerji verimliliği konusunda çalışmalarını sürdüren 350Ankara.org’un kurucularından olan İklim ve enerji uzmanı Önder Algedik’in Türkiye’deki enerji politikaları, yatırımları ve kömürlü termik santrallerini inceleyerek hazırladığı Kömür ve İklim Değişikliği 2016 Raporu yayınlandı. Türkiye’nin enerji ve iklim politikalarının değerlendirildiği güncel rapora göre, kömür ithalatı, 1990 yılına göre 2014 yılı itibariyle “6 katına” çıktı. Bu artışlara gerekçe gösterilen “enerji ihtiyacının” aslında “fosil yakıtların üretimini ve tüketimine arttırmaya yönelik” olduğu uyarısı yapılan raporda, bu nedenle, 1990’da yüzde 18.6 olan fosil yakıt dışı enerji kaynaklarının payının, 2014’de yüzde 9.9'un altına düştüğü ifade edildi.

Algedik’in hazırladığı rapor, Türkiye’nin “yüksek karbon politikaları sonucunda kendi kömürünü yakmak için 4 GW kurulu güç, dünyanın kömürünü yakmak için 25 GW kurulu güç ekleme” yönündeki hazırlıklarına işaret etti. Rapora göre, EPDK lisanslama süreçlerinin yanında, tekrar başlatılan kömür arama çalışmaları ile yeni 7.2 milyar ton rezerv devlet eliyle geliştirildi.

‘Türkiye bir taraftan iklim anlaşmalarına taraf olurken, diğer taraftan ekonomisini daha fazla fosil yakıt merkezli hale getirdi’ tespitinde bulunan Alagedik, ülke için endişelendiren verilerin yer aldığı raporunda şu ifadeleri kullandı:

“Dünya iklim değişikliğinin sonuçlarını daha fazla yaşamaya başladı. Türkiye ise de sıcaklık rekorlarının kırıldığı, su baskınları gibi aşırı iklim olaylarının yaşandığı bu dönemde ülke ekonomisi daha faza fosil yakıt merkezli bir hale getirdi. Kömürü Finanse Etmek raporu ile ortaya konan aday santraller ve onların yaratacağı sera gazı salımları, Türkiye’nin hem yerli kömürü geliştirmeye, hem de ithal kömürü portföyüne katmaya çalıştığı çok net ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, Rödovans Modeliyle İklim Değişikliği raporu ise yerli kömürü pazara açmada rödovans sözleşmesinin geldiği noktayı ve gelecek yerli kömür santralleri için nasıl bir potansiyel olduğunu ortaya koymaktadır. Bu rapor ise 2016 yılına gelindiğinde resmi güncellemiştir. Türkiye’nin sera gazı salımlarındaki artışın en kritik sorumlusu kömür ve doğalgazdır.”

1990-2014 arası 259,8 milyon ton emisyon artışının 167,2 milyon tonu kömür ve doğalgazın yakılması ile ortaya çıkan karbondioksit kaynaklı olduğunu belirten iklim ve enerji uzmanı Önder Alagedik, bu artışlara gerekçe gösterilen enerji ihtiyacının ise aslında sadece fosil yakıtların üretimini ve tüketimini arttırmaya yönelik olduğunu savundu.

Alagedik, şu tespitlerde bulundu:

“Bu nedenle, 1990’da yüzde18,6 olan fosil yakıt dışı enerji kaynaklarının payı, 2014’de yüzde 9,9’un altına düşmüştür. Kömür tüketimindeki artışın belirleyicisi 1990-2014 yılı arasındaki 42,5 milyon ton artışın 41,5 milyon tonundan sorumlu termik santrallerdir. Termik santraller bir taraftan yerli kömür santralleri, diğer taraftan ithal kömür santralleri ile çift kulvarda büyütülmektedir. Türkiye toplam kömür tüketimini neredeyse ikiye katlama yolunda giderken, kömür ithalatı 2014’de 1990’ın 6 katı mertebesine ulaşmıştır. Bugün EPDK listelerine göre 59 santral çalışmakta olup, 16 GW kurulu güce sahiptir. Kurulu gücün yaklaşık 6 GW’ı ithal kömür santralleri olup, elektrik üretimi ve kömür santralleri kaynaklı emisyonların yarısından sorumludur.

Sadece kömür yakan termik santraller 1990’da atmosfere 22 milyon ton karbondioksit salarken, bu miktar 2014’de 76 milyon tona çıkmıştır. 2014’den sonra eklenen üniteler ile bu miktar daha da artacaktır. Lisans almış ama hiçbir ünitesi çalışmaya başlamayan, ön lisans almış, ya da ön lisans başvurusu değerlendirilen 37 santral EPDK listelerinde aday olarak yer almaktadır. Bu aday santrallerin 14 tanesi linyit ve asfaltit yakacak olup, kalan 23 santral kömürü ithal edecektir. Bu santrallere rödovans sözleşmesi olan 2 proje de dahil edildiğinde 29,4 GW aday santral bulunmaktadır.”

Alagedik, raporunu, “Türkiye’nin yüksek karbon politikaları sonucunda kendi kömürünü yakmak için 4 GW kurulu güç, dünyanın kömürünü yakmak için 25 GW kurulu güç ekleme durumu söz konusudur. Türkiye’nin kömür santralleri geliştirme programı sadece EPDK lisanslama süreçleri ile sınırlı değildir. 2005’de tekrar başladığı kömür arama çalışmaları ile yeni 7,2 milyar ton rezerv eklemiştir. Mevcut ve yeni bulunan rezervler devlet eliyle geliştirilmektedir.

Rödovans modeli ile toplam 3 GW güce sahip 9 santral kazanılmış, bunlardan iki tanesi henüz lisanslama süreçlerine başlamamıştır. Ayrıca 5 saha devlet eliyle geliştirilmektedir. Bütün bu veriler, bugün toplam emisyonların altıda birinden sorumlu kömürlü termik santrallerin 2030’a kadar yapılacak artışın yarısından sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır” cümleleri ile tamamladı.

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DOĞAN DOĞANCAN 6 ay önce

ÇÖZÜM GÜNEŞ VE RÜZGAR ENERJİSİ .

Avatar
YILMAZ 6 ay önce

MİLLİ KÖMÜRÜMÜZÜN BİR AVUÇTA OLSA ENERJİYE DÖNÜŞMESİ İÇİN GEREKEN YAPILMALI BEN BU GÖRÜŞTEYİM.

Avatar
VATANDAŞ 6 ay önce

Yılmaz bey dünya ne hale heldi farkında değilsiniz galiba şurda ne kadar kanser hastası olduğundan haberin yok tabi sera gazı nedir iklimler nasıl olduda düzensizleşti hiç farkında degilsin tek çözüm RES ve güneş enerjisi diyorum...!!!

banner27

banner29

banner25