Bu haber kez okundu.

Şeker işçileri, 2 saat fazla çalışma eylemi başlattı

            Türkiye genelindeki şeker fabrikalarında görev yapan geçici işçilerin kadroya alınmaları ve şeker sektörünün sorunlarının çözümü amacıyla, Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker-İş) Genel Merkezi tarafından alınan 2 saat fazla çalışma eylemine, Elbistan Şeker Fabrikası’nda çalışan işçiler de katılarak, destek verdi.

            Şeker-İş Sendikası Elbistan Şube Başkanı İsmail Şahin, “Özelleştirme İdaresi’nin katı tutumundan dolayı ihtiyaç olduğu halde fabrikalara yıllarını vermiş, işinin ehli, uzmanlaşmış 15-20 yıllık geçici işçiler sürekli kadro alamazken, buradaki işler hizmet alımı yoluyla deneyimsiz 3-5 yıllık taşeron işçilerle giderilmeye çalışılmıştır” dedi.

            Elbistan Şeker Fabrikası önünde bir araya gelen şeker işçileri, hazırladıkları dev afişin altında toplanarak, 2 saatlik fazla çalışma eylemini ilan ettiler. 1 ay boyunca sürecek olan 2 saatlik fazla çalışma eylemi nedeniyle işçiler fazla ücret talep etmezken, eyleme destek büyük oldu.

            Şeker-İş Şube Başkanı İsmail Şahin, alışılagelmiş iş bırakma eylemlerinin aksine, kendilerinin fazla çalışma eylemi yaptıklarını ifade ederek, “Fabrikasında yeterli teknik bilgi ve tecrübeye sahip işçilerin sürekliliğinin sağlanması ile sektörün devamlılığını sağlamak amacıyla bugünden itibaren karar vericileri, siyasi partilerin temsilcilerini, pancar üreticilerini, besicileri, taşıyıcıları, esnafı ve tüm yöre halkını uyarmak ve bilgilendirmek için hiçbir ücret talep etmeden 1 ay boyunca fabrikanın tüm bölümlerinde 2 saat fazla çalışma eylem kararı alınmıştır” diye konuştu.

            Şahin, açıklamasını şöyle sürdürdü:

            “Şeker-İş Sendikası, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin startının verildiği 2000 yılından bu güne nitelikli iş gücü sıkıntısıyla baş gösteren taşeronlaşmadan teknolojik yatırımlara kadar yaşanan talihsiz yaklaşımlara dur demek adına geçmişten gelen mücadelesiyle gelecekte yaşanması kuvvetle muhtemel olumsuz gelişmeler karşısında ne gibi önlemlerin alınabileceği noktasında objektif değerlendirmeler ışığında hareket etme kararı almıştır.  

Bugün küresel politik oluşumlara yön veren ülkeler, stratejik öneminin dünyaca kabul gördüğü ürünlerin üretimlerini garanti altına almak adına kararlar alırken; ülkemizde şeker sektörü, 16 yıl önce Türkiye Şeker Fabrikalarının özelleştirme kapsamına alınmasıyla beraber başlayan süreçte bıçak sırtında sorunlar silsilesinin içine itilmiştir. Sektörün içinde bulunduğu özelleştirme sürecinde; hem ekonomik hem de nitelikli işgücü kayıplarının önlenmesi, eskiyen teknoloji yerine yeni teknolojilerin kullanılması, teknik eleman eksikliğinin giderilmesi, yarı yarıya düşen kapasite kullanımının arttırılması ve buna bağlı olarak maliyetlerin minimize edilmesi için; pancar üreticisi, şeker işçisi ve devletin bir arada yer alacağı yeniden bir yapılanma ile değerlendirilerek sektörün düzenlenmesinin büyük önem ve gereklilik arz ettiğini hazırladığımız raporlarla başta hükümet yetkilileri olmak üzere kamuoyuyla defalarca paylaşmıştık. Ancak, 10 milyonu aşkın insanla doğrudan ilişkili, milli menfaatlerimizin gereği bugün istihdam sorununa önemli çözüm olabilecek sektörlerin başında gelen şeker sektörünün ne yazık ki birtakım komplolar, acizlikler ve küresel senaryolarla istikametinden çevrilmeye çalışıldığını görmekteyiz.”

Şahin, şeker fabrikalarındaki iş gücünün her geçen yıl biraz daha gerilediğini anlatarak, “Şeker fabrikalarının özelleştirme kapsamına alındığı 2000 yılından bu yana Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.  bünyesinde 25 bin 922 işçi çalışmakta iken, bu sayı 2015 yılı sonu itibarıyla 9 bin 541’e gerilemiştir. Her yıl binin üzerinde gerçekleşen emeklilik ile şeker fabrikalarında yönetici ve personel eksikliği had safhaya ulaşmış, üretimde kan kaybı iyiden iyiye kendisini hissettirmiştir. Buna paralel taşeron işçi sayısındaki artış ise endişe verici boyutlara ulaşmıştır. 2000 yılında taşeron işçi sayısı 836 kişiden 2016 yılında yüzde 1200’lük bir artışla 11 binin üzerine çıkmıştır. Yani bugün özelleştirme kapsamındaki şeker fabrikalarında toplam işçi sayısına denk bir taşeron işçi tablosuyla karşı karşıya bulunmaktayız. Sayıştay raporlarında dahi, ‘şeker fabrikalarında kalifiye personel ihtiyacı günden güne artmaktadır’ vurgusu yapılmakta iken, 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu hükümleri çerçevesinde Türkşeker’in işçi alımı dahil tüm stratejik kararlarını almakla yükümlü olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, maalesef bu talepleri göz ardı etmiştir. Söz konusu sıkıntı şeker sanayinin asıl faaliyetlerinin yürütüldüğü bölümlerde üretimin sürekliliğini tehdit eder hale gelmiştir. Özelleştirme İdaresi’nin katı tutumundan dolayı ihtiyaç olduğu halde fabrikalara yıllarını vermiş, işinin ehli, uzmanlaşmış 15-20 yıllık geçici işçiler sürekli kadro alamazken, buradaki işler hizmet alımı yoluyla deneyimsiz 3-5 yıllık taşeron işçilerle giderilmeye çalışılmıştır.

Kalifiye işçinin yetersizliği, üretimin kısıtlı sayıdaki işçiler eliyle üstelik hafta tatili yaptırılmadan sürdürülmesi iş kanununa aykırılık teşkil ederken, her şeyden önemlisi fabrikalarda iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır. Hal böyle olunca, şeker fabrikalarındaki deneyim gerektiren önemli işlerin temizlik elemanı olarak işe alınan deneyimsiz taşeron işçilere gördürülmesi, açıkça üretimle ölüm arasında tercih yapmak anlamına gelmektedir. Bundan sonraki süreçte artık yeni bir personel rejimine ihtiyaç bulunduğu kaçınılmazdır. Bu yönde gerekli tedbirler alınmadığı taktirde önümüzdeki 2016-2017 kampanya döneminin kaybedilmesi söz konusudur” şeklinde konuştu.

 

Ülkeye 3 milyar dolarlık katma değer sağlıyor

Şahin, açıklamasını şu cümlelerle sürdürdü:

“Şeker-İş Sendikası’nın, 16 yıldır şeker fabrikalarının özelleştirme girişimlerine karşı sürdürdüğü mücadele asla ve asla işçilerin işini kaybetmeme mücadelesi değildir. Bu mücadele, ülkemize karşı sorumluluğun, 3 milyar dolara yakın katma değer yaratan bir tarımsal endüstrinin dimdik ayakta tutulmasının, şeker üretiminde Türkiye’yi şeker ithal eden bir ülke haline dönüştürerek şeker sektörünün sırtına ihanet hançerini saplamak isteyenlere karşı verilen mücadelenin adıdır. Şeker sanayinin geleceğine sahip çıkmak, Türkiye’nin varlığına ve geleceğine sahip çıkmak anlamı taşımaktadır.

Bugüne kadar ülkesinin milli menfaatleri gereği devletine küsmeden, gecesini gündüzüne katarak büyük bir fedakârlık örneği sergileyen şeker işçisi, tüm teknolojik yeterlilik ve kalifiye işgücünden yoksun olduğu halde fabrikalarının bacasının tütmesi adına bir kez daha fedakârlık yapmaya hazırlanmaktadır.”

Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serkan 8 ay önce

Bu mevsimde şeker pancarı yok, mesai saati içerisinde yapılan zaten bişey yok iki saatin muhasebesini neye yapıyorsun. bence termik santraller ve şeker fabrikası özelleşsin aynı maaşla 24 saat 48 saatlik görev yapan askeri polisi var bu milletin canı pahasına

Avatar
Hüseyni fidan 8 ay önce

Elbistan şeker fabrikası ndan geçici olarak çalışıyoruz ve bizde Taşören işçileri deyilim kamu işçisiyiz hükümetten kadro sözlerini tutmalarını bekliyoruz ve madur uz

Avatar
a.rezak corcu 8 ay önce

çok geç kalmış bir eylem ama iyi ses getirir

Avatar
Ziya kılıç 8 ay önce

Yıllardır hakkı yenilen bu işcilerin bir kezde en büyük şekilde hakları yenilerek taşron işcilerin kadro almaları söz konusuyken bu işcilerin kadro almaları gündeme bile gelmemiştir
Bu eylem devlet büyüklerinin kulağına gidene kadar devam etmelidir.

banner27

banner29

banner25